Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

OSTEOPOROZ
#1

OSTEOPOROZ (KEMİK ERİMESİ) NEDİR? 
Sağlıklı ve genç kemiklerde güçlü kollajen liflerine bağlı mineraller ve çoğunlukla da kalsiyum tuzlarından oluşan bir yapılanma söz konusudur. Yaşlanmayla birlikte bu yapının gücünü kaybederek zayıflaması ve dayanıksızlaşması normaldir. Fakat osteoporoz kemik yoğunluğundaki aşırı düşüş nedeniyle kemiklerin çok daha kırılgan bir yapıya dönüşmesi anlamına gelir. Kemiklerin içlerinde boşluklar oluşarak yoğunlukları azalır. Bu da kırılmaya ve çatlamaya yatkın hale gelmelerine neden olur. Çoğunlukla bir kırık veya çatlak geliştikten sonra kemiklerin görüntülenmesi sonucunda tespit edilir.
Osteoporoza bağlı kırık oluşumunun en yaygın görüldüğü kemikler ise el bilekleri, omurga ve kalçada bulunan kemiklerdir. Kemik erimesinin görülme sıklığı yaşla birlikte artar, aynı zamanda kadınlarda görülme olasılığı erkeklere oranla daha yüksektir. 50 yaşın  üzerinde her üç kadından birinde (meme kanserinden fazla) ve 50 yaş üzerinde 5 erkekten birinde (prostat kanserinden fazla) görülmektedir.


KEMİK ERİMESİ BELİRTİLERİ 
~Sırt ağrısı (Omurga kemiklerinde gelişir.)
~Bel ve boyun ağrısı
~Boy kısalması
~Öne eğik ve kambur vücut şekli
~El bileği, kalça ve omurga gibi kemiklerde kırıklar
~Basit kazalar bile kırıklara neden olabilir
~Yaygın kemik ağrıları ve kemiklerde hassasiyet
~Kemiklerdeki erime nedeniyle vücutta şekil bozuklukları
~Ağrı ve kırıklardan dolayı hasta giderek hareketsizleşir


OSTEOPOROZ RİSK FAKTÖRLERİ 
İleri yaşla birlikte herkeste osteoporoz gelişebilir. Bazı ek riskler osteoporozun daha ciddi hale gelmesine neden olabilir. Bunlardan bazıları yaş, ırk ve genetik gibi faktörlerdir. Bir kısmı ise değiştirilebilir beslenme tarzı, hareketsiz yaşam ve sigara gibi faktörlerdir. Çocukluk döneminde yeterli kalsiyum alımı büyüme ve gelişme döneminde sağlıklı kemik gelişimi açısından önemlidir. Ayrıca bunlar ileri yaşlarda da kemik kitlesinin korunması için önemlidir. Yetersiz miktarda alınan çeşitli vitamin ve mineraller (kalsiyum, magnezyum, çinko, bakır, florid, vitamin C-K-A) veya aşırı miktarda tüketilen protein, sodyum, kafein, alkol, sigara gibi maddeler osteoporozun gelişimini hızlandırmaktadırlar. Kadınlarda düşük östrojen, erkeklerde düşük testosteron düzeyleri, birinci derece yakında osteoporoz tanısı ve kortizonlu ilaç kullanan kişiler riskli gruplar arasına girebilir.
Cinsiyet hormonlarındaki düşüklükler
Tiroid hormonlarına ilişkin bozukluklar
Menopoz öncesi dönemde yumurtalıkların alınması
Adrenal bez hastalıkları
Steroid içerikli ilaç kullanımı
Sigara ve alkol kullanımı
Hareketsiz yaşam tarzı da risk faktörleri arasına girmektedir.



OSTEOPOROZUN TANI SÜRECİ 
Osteoporoz tanısı Dual Enerji X Ray Absorbsiyometri (DEXA) adı verilen yöntem sayesinde elde edilen verilere ve kırıklara göre konulmaktadır. DEXA ile yapılan kemik mineral yoğunluğu ölçümüyle; tanıya yardımcı olma, oluşabilecek kırıklar hakkında bilgi edinme, hastalığın doğal seyrini izleme konularında bilgi edinilebilmektedir.



OSTEOPOROZ TEDAVİSİ 
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon (FTR) hekiminin günlük çalışmaları içerisinde osteoporozla, gerek kas iskelet sisteminin yaygın bir hastalığı olması, gerekse kırık, ağrı ve rehabilitasyon ihtiyacı oluşturması nedeniyle sıklıkla karşılaşılmaktadır. Multidisipliner yaklaşımda, doğal olarak kadın-doğum, geriyatri, romatoloji, ortopedi ve sekonder OP nedeniyle endokrinolojinin ilgi alanında olmasına karşın, korunma, postür, kırık sonrası rehabilitasyon, ağrı ve düşmelerin önlenmesi gibi konular ile ağırlıklı olarak FTR hekimi karşı karşıya kalmaktadır.
Hastaya yaklaşımda öykü, fizik muayene, Kemik Mineral Yoğunluğu (KMY) değerlendirilmesi (DXA), vertebral görüntüleme (sırt-bel bölgesinin spinal radyografileri) ve 10-yıllık kırık olasılığının hesaplanması (kırık riski değerlendirme ölçeği: FRAX) geçerlidir.

Güncel Tedavi Yaklaşımı: Güncel kılavuzlarda medikal tedavi ve non-farmakolojik tedaviler (ilaç dışı tedaviler) birlikte kullanılmalıdır. Non-farmakolojik tedaviler FTR hekimi tarafından düzenlenen ve yönetilen, en az medikal tedavi kadar önem taşıyan yöntemlerdir. Eğitim çok önemlidir.

Non-farmakolojik Tedaviler: Yaşam tarzı düzenlemeleri, sigara-alkol tüketimi konusundaki uyarılar, uygun-dengeli beslenme, günlük yeterli kalsiyum-Vitamin D alınması, yaşam boyunca fiziksel aktivitenin sürdürülmesi ve egzersiz (düzenli ve devamlı olarak, yük taşıyıcı ve kas kuvvetlendirici egzersizler ile denge egzersizleri) ile düşmenin önlenmesi en önemli yöntemlerdir. Özellikle denge ve koordinasyon egzersizlerinin, düşme ve kırıktan korumada etkinlikleri bildirilmektedir.

Koruma: Osteoporozdan korunmak mümkündür. Koruma açısından en önemli 3 faktör; 1-Beslenme, 2-Fiziksel aktivite ve 3-Güneşlenmedir.

Osteoporoz teşhisi konan hastalarda farklı bir durum olmadığı sürece, yani kırık oluşmamışsa koruyucu tedaviye başlanmaktadır. Koruyucu tedavide ana çıkış noktası hastayı aktif hale getirmek, egzersiz yapmasını sağlamaktır. Tempolu yürüyüşler kemiğin mevcut kuvvetini korumasını sağlar. Aktivite ve hareket sayesinde kişinin kasları geliştikçe, kemiklere gelen zorlayıcı kuvvetler de azaltılmış olur ve dolayısıyla  kırık riski de düşer.
Koruyucu ilaçlar ise osteoporoz döneminde görülen yıkımı azaltabilir ve dengeleyebilir. Bu tür ilaçlar hastanın yaş grubuna uygun olarak tedavide kullanılmaktadır. Ancak tek başına ilaç tedavisi yeterli değildir, tedavi programına düzenli egzersizler de eklenmelidir.

1. Kemik sağlığı için kalsiyum alımını önemseyin ve yeteri kadar süt ile süt ürünü tüketin.
 
2. Sigara ve alkolden uzak durun.
 
3. Günlük yaşamda fiziksel aktivitenizi artırın. Asansör yerine merdiven, sık sık araba gezisi yerine yürüyüş tercih edin.

4. Spora başlamadan önce mutlaka uzman yardımı alın.

5. Sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen gösterin. Yeteri kadar kalsiyum ve protein alımına özen gösterin.

6.  Merdivenler, halılar, kablolar hepsi birer düşme nedeni olabilir. Yaşadığınız ortamda gerekli düzenlemeleri yaparak düşme riskinizi en aza indirin.

7. Düzenli sağlık kontrollerinizi ihmal etmeyin ve doktorunuza danışarak kemik yoğunluğu ölçümünüzü zamanında yaptırın.



OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ 

Eklem hareket açıklığını arttırıcı egzersizler, postür egzersizleri, pektoral germe egzersizleri, denge ve koordinasyon egzersizleri, omurga ekstansörlerini güçlendirici ağırlıklı egzersizler, karın kaslarına izometrik egzersizler, derin solunum ve gevşeme egzersizleri ve kardiyovaskuler fitnes egzersizleri şeklindedir. Egzersizlere 5 dakikalık ısınma ve germe ile başlanır, 5 dakikalık soğuma egzersizleri ile bitirilir. OP’da hergün ya da haftada 3 gün yapılan bu egzersizler yeterlidir. İzometrik kontraksiyonlar kalp hızını ve kan basıncını izotonik egzersizlere göre daha fazla arttırdıklarından kalp hastaları için risk oluştururlar.
 
Bu nedenlerle egzersizler kişiye özel düzenlenmelidir. İyi planlanmalı, dinamik ve tekrarlı olmalı ve düzenli uygulanmalıdırlar. Kemik kütlesini arttırmak için mutlaka ağırlık taşıyıcı olmalıdırlar. Daha önce egzersiz yapmamış olanlarda programa hafif egzersizlerle başlanmalı ve yoğunluğu giderek arttırılmalıdır. Yaş ilerledikçe fiziksel kapasitenin azalması tüm hastalar için standart bir rehabilitasyon programı uygulama olanağını ortadan kaldırır. 

[Resim: 7IrENR.png]
Şekil 1. Sırt ekstansiyon egzersizleri 



[Resim: SbAkk7.png]
Şekil 2. Derin solunum ve göğüs kaslarını germe egzersizi
 


[Resim: M8KquA.png]
Şekil 3. Bel ve kalça ekstansörlerini güçlendirme ve germe egzersizleri 


[Resim: jOVOhL.png]
Şekil 4. Ağırlıklı egzersizler
A-B: Kifotik postürü azaltan omuz ekstansörlerini güçlendirici egzersizler C-D-E: Omurga ve kalçaya ağırlıklı egzersizler F: Omuz abduksiyonu kısıtlı ise omuz seviyesinde ağırlıklı egzersiz


[Resim: x6Tuve.png]
G-H-I: Denge bozukluğu ve alt ekstremite artritinde oturur pozisyonda ağırlıklı egzersizler J: Latissimus dorsi ve omuz adduktorlarına, K: Omuz abduktorları ve ekstansörlerine, L: Sırt ekstansörlerine izodinamik güçlendirme için elastik bandla direnç verme Kolay kırılabilir iskelete sahip olan kişilerde başlangıç devrelerinde egzersiz programı gözlem altında ve giderek artan miktarlarda yapılmalıdır. Özellikle vertebraları frajil olanlarda manipulatif uygulamalardan ve öne eğilerek gövdeyi fleksiyona getiren hareketlerden kaçınılması gerekir. OP’lu hastalarda omurganın fleksiyon egzersizleri kontrendikedir. 
Bul
Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi