<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[FizyoPlatforum - Kardiyo-Pulmoner Rehabilitasyon]]></title>
		<link>https://www.fizyoplatforum.com/</link>
		<description><![CDATA[FizyoPlatforum - https://www.fizyoplatforum.com]]></description>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 07:23:23 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Amfizem ve Rehabilitasyonu]]></title>
			<link>https://www.fizyoplatforum.com/konu-amfizem-ve-rehabilitasyonu.html</link>
			<pubDate>Wed, 12 Jul 2023 17:43:27 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fizyoplatforum.com/member.php?action=profile&uid=4918">nursılakarataş</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fizyoplatforum.com/konu-amfizem-ve-rehabilitasyonu.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size">AMFİZEM VE REHABİLİTASYONU</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Patojenik hava toplanması olarak da bilinen amfizem, terminal bronşiollerin distalinin (asinüs) genişlemesi ve alveol duvarlarının harabiyeti ile karakterize bir hastalıktır. Bu hastalarda diyafragma genelde düzleşmiş ya da ters dönmüştür. Diafragmadaki bu anormallik, respiratuar bronşiollerdeki genişleme ve progresif hiperinflasyon nedeniyle akciğerlerdeki hava değişimi sekteye uğrar. </span><br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Amfizem genellikle sekonderdir ve kronik bronşitle birlikte görülür.<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/mylku4o.jpg" loading="lazy"  width="600" height="400" alt="[Resim: mylku4o.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
</div>
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Etyoloji:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Amfizem birçok nedene bağlı oluşabilmektedir. Ancak en sık sigara, enfeksiyon, çevre koşulları, alfa 1 antitripsin eksikliği kaynaklı meydana gelir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sigara:</span> Sigara içen kişilerde amfizem gelişme olasılığı içmeyenlere oranla 6 kat daha fazladır. Aynı zamanda yapılan çalışmalar pasif içiciliğin de amfizem gelişme riskini arttırdığı gözlemlenmiştir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alfa-1 Antitripsin Eksikliği:</span> Kanda bulunan bu proteinin temel görevi beyaz kan hücrelerinin vücut dokularına zarar vermesini önlemektir. Bazı kişilerde genetik faktörlerin de etkisiyle bu protein olması gerekenden daha az bulunur. Dolayısıyla bu hücrelerin akciğer dokularına zarar vermesi de amfizem oluşma riskini önemli ölçüde arttırır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hava Kirliliği:</span> Solunan irritan maddeler amfizem oluşumunu tetikleyen faktörler arasında yer almaktadır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: black;" class="mycode_color">İşyeri Koşulları:</span></span><span style="color: black;" class="mycode_color"> Bazı işyerlerinde, çalışanların maruz kaldığı toz, gaz ve diğer kirleticiler solunum yolu duvarını zarar verir ve amfizem oluşumuna neden olabilir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Patoloji:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Patogenezde iki önemli etken bulunmaktadır;</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">1)<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">    </span>Solunum yolları obstrüksiyonu</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2)<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">    </span>Yapısal defekt</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Solunum Yolları Obstrüksiyonu: </span>Sekresyon ve infeksiyon gibi nedenlerle bronşiollerin daralması, tıkanması, hava toplanması ve alveollerin harabiyeti</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yapısal Defekt:</span> Kollajen ve elastik doku değişiklikleri </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Solunum yollarındaki obstrüksiyon ve yapısal defekt, bronşlarda hipoplazi, atrofi, hiperinflasyon ve harabiyete sebep olarak amfizeme zemin hazırlamaktadır.<br />
</span><img src="https://i.hizliresim.com/3gf7ifm.jpg" loading="lazy"  width="500" height="400" alt="[Resim: 3gf7ifm.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Sınıflandırma:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: black;" class="mycode_color">Amfizemin türü, hastalığın ilerlemesi ve ciddiyetine göre değişebilir. Bu nedenle, akciğer amfizemi tanısı konulan kişilerin periyodik olarak takip edilmesi ve gerekli tedavi yöntemlerinin uygulanması önemlidir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: black;" class="mycode_color">Amfizem sentrilobüler, paraseptal, panlobüler olarak karakterize edilebilir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: black;" class="mycode_color">Sentrilobüler Amfizem:</span></span><span style="color: black;" class="mycode_color"> Sentrilobüler amfizem, merkezi solunum bronşiyolleri çevresindeki lobülleri etkiler ve sigara ile ilişkili amfizemin en yaygın türüdür. Tipik olarak üst akciğer bölgesinde bulunur. BT görüntülemesinde, normal akciğer dokusuyla çevrilmiş düşük dansite bölgeleri olarak görülmektedir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: black;" class="mycode_color">Paraseptal Amfizem:</span></span><span style="color: black;" class="mycode_color"> Distal kesimdeki alveolleri tutar ve subplevral alanda veya interlobüler septaya komşu kesimelerinde izlenir. Sıklıkla her iki akciğerde üst zonda dorsal yüzde yerleşimlidirler. Büyük boyutlara ulaştığında SFT’de bozulmaya neden olabilir. Spontan pnömotoraksa yol açabilir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: black;" class="mycode_color">Panlobüler Amfizem:</span></span><span style="color: black;" class="mycode_color"> Tipik olarak alfa 1 antitripsin eksikliği ile ilişkili olan bu amfizem respiratuar bronşiol ve alveollerde meydana gelir. BT’de ağırlıklı olarak alt lobda genel bir dansite azlığı olarak görülür. Akciğerin etkilenen bölgelerindeki damarların sayısı ve kalibrasyonu azalır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: black;" class="mycode_color">Ayrıca;</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: black;" class="mycode_color">İrregüler Amfizem:</span></span><span style="color: black;" class="mycode_color"> Akciğer fibrozisi durumunda gözlemlenir. Hava yolları düzensiz bir şekilde tutulur ve genellikle klinik belirti vermez.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: black;" class="mycode_color">Cilt altı Amfizem:</span></span><span style="color: black;" class="mycode_color"> Dış etken ve travmalara bağlı (trafik kazası, boyun cerrahisi) gelişen bu tür genellikle KOAH hastalarında görülür. Akciğerlerdeki havalanma cilt altına kadar inmiştir. </span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Klinik Belirtiler:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Amfizemde semptomlar hastalığın lokalizasyonu ve yaygınlığına bağlı olarak farklılık gösterebilmektedir. Genellikle kronik bronşit ve astımla birlikte görülen amfizem sinsi başlayıp yıllarca belirti vermeyebilir. Hastalığın erken dönemdeki en büyük belirtisi <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">dispne’</span>dir. İlerledikçe kronik öksürük, hırıltılı solunum ve göğüs ağrısı görülmeye başlar. Dominant semptomlar arasında;</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dispne (Sağ amfizemde başlıca sorun)</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Öksürük</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sekresyon</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Wheezing </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Siyanoz (PaO2 düşmesinden kaynaklı)</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Enfeksiyon durumunda PaCO2 yükselmesi (normalde sabit)</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Pursed Lib solunumu</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Azalmış solunum sesleri</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Taşipne</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kilo kaybı</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hastalar genellikle <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kaşektiktir</span> ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">pink puffer </span>görünümü mevcuttur.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/8cu0chu.png" loading="lazy"  width="500" height="480" alt="[Resim: 8cu0chu.png]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Tanı Yöntemleri:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Amfizem tanısında sıklıkla solunum sistemi muayenesi, solunum fonksiyon testleri, kontrastlı toraks tomografisi, postero-anterior akciğer grafisi kullanılmaktadır. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Amfizemdeki, bronşiyal duvar kalınlaşması, akciğerin hiperinflasyonu, ekspiratuar kapasitesi gibi morfolojik değişiklikler bilgisayarlı tomografide (BT) görülebilir ve karakterize edilebilir.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/c63jta8.png" loading="lazy"  width="400" height="380" alt="[Resim: c63jta8.png]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Değerlendirilmesi:</span></span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Komorbiditelerin değerlendirmesi, alevlenme riskinin değerlendirilmesi, fonksiyonel kapasite ve fiziksel aktivite değerlendirmesi, periferik kas kuvveti değerlendirmesi, solunum kas kuvveti değerlendirilmesi, postür değerlendirilmesi ve solunum fonksiyon testi yapılması gerekmektedir. Ayrıca gerekli görülürse günlük yaşam aktiviteleri sırasında görülen dispne de Modifiye Medical Research Council (mMRC) Dispne Skalası gibi anketler yardımıyla değerlendirilebilir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><br />
<span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tedavi:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tedavide, sigara içiminin bırakılması gibi koruyucu önlemler ve farmakolojik yaklaşımlar dışında; hastalığın ilerleyici ve irreversible özelliği nedeniyle çeşitli rehabilitasyon programları uygulanmaktadır. İnspirasyon için gereken gücün büyük kısmını üretebilmesinden dolayı en önemli inspiratuar kas olan diyafragma, hastalığın gelişimi boyunca önemli değişikliklere uğrar. Bu nedenle rehabilitasyonda kullanılan inspiratuar egzersizlerin çoğu diyafragma kasını hedef alarak geliştirilmiştir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hasta Eğitimi:</span> Hastalık hakkında gerekli bilgi ve beceri düzeyini artırmak kişinin tedavide aktif rol almasını sağlar. Motive edici tutumlar ile hastaya sağlığını geliştirmesi için sorumluluk yüklenir. Hastalar sigara bırakmak, düzenli egzersiz yapmak, soğuk havadan korunmak, enfeksiyonlardan korunmak konularında uyarılmalıdır. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hasta eğitimi; hastalık hakkında temel patolojik bilgileri açıklama, alevlenme yönetimini anlatma, ilaç eğitimi verme, dispne algısını azaltma konularını içerir.  Eğitim basit, anlaşılması kolay ve bilimsel bilgiye uygun olmalıdır. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Medikal Tedavi:</span> Özellikle semptom kontrolü ve alevlenmelerin önlenmesinde öncelikle medikal tedaviye başvurulmaktadır. Kullanılan yaygın ilaçlar; bronkodilatatörler, kortikosterodiler ve diğer ilaç (antibiyotik, AAT yerine koyma tedavileri, vazodilatatör) gruplarıdır. Ayrıca influenza aşıları da önerilmektedir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oksijen Tedavisi:</span> Hastalığın ileri seviye evrelerinde kan oksijen seviyesindeki aşırı düşüklük nedeniyle oksijen desteği sağlanabilir. Dinlenme sırasında şiddetli hipoksemisi olan hastalarda, parsiyel arteriyel oksijen basıncı (PaO2) ve oksijen satürasyonun değerlendirilmesi ile uzun süreli oksijen tedavisi (USOT) kullanımı önerilmektedir (günde &gt;15 saat).</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beslenme Terapisi:</span> İleri evre amfizemde ciddi kilo kaybı görüldüğü için beslenme terapisi ile bu hastalarda kilo kontrolü sağlanmaya çalışılabilir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cerrahi:</span> Bazı hastalarda akciğerdeki hasarlı dokunun çıkarılmasıyla kalan akciğer dokusunun daha efektif bir şekilde solunuma katılması sağlanır. Akciğerdeki hasarın çok ciddi boyutlarda olduğu ve diğer tedavi seçeneklerinin başarılı olmadığı durumlarda akciğer nakli de bir seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Fizyoterapi ve Rehabilitasyon:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Alveollerdeki hasar geri döndürülemez ancak ilerlemesi durdurulup semptomlar kontrol altına alınabilir. Bu nedenle fizyoterapistler belirli amaçlar doğrultusunda tedavi programı oluştururlar. Bu amaçlar;</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Sekresyonların atılımını sağlamak</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Solunum kontrolü kazandırmak</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Gevşemeye yardımcı olmak</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Toraksı mobilize etmek ve solunum koordinasyonu sağlamak</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Egzersiz toleransını arttırmak şeklinde sıralanabilir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sekresyonların atılımı: </span>Primer amfizemde genellikle sekresyon yoktur. Ancak herhangi bir enfeksiyon durumunda balgam oluşabilir. Bu tür durumlarda postüral drenaj endikedir. Dispne hastalığın dominant semptomlarından biri olduğu için <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">modifiye postüral drenaj tercih edilmelidir.</span> Obstrüksiyonu gidermek için bronkodilatör verilmelidir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ayrıca hava yolu obstrüksiyonunu azaltmak ve sekresyonların atılımını kolaylaştırmak için nemlendirme, mobilizasyon, solunum egzersizleri (özellikle pursed lib), öksürme eğitimi, huffing, aspirasyon uygulanabilir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Postüral Drenaj:</span></span> Hastanın tıkanmış olan havayollarını, hastayı çeşitli pozisyonlara yerleştirerek birikmiş olan sekresyonlardan temizleme işlemidir. Sekresyon etkilenmiş bronşiollerden daha geniş bronşlara ve tracheaya doğru hareket eder. Buradan öksürük ile dışarıya atılır. Postüral drenaj sırasında derin solunum, derin öksürme, perküsyon, vibrasyon ve shaking teknikleri kullanılır.  Genellikle yemeklerden 2 saat sonra, ince bir giysi giydirilmiş şekilde yaptırılmalıdır. Hastaya göre değişmekle beraber 1,5/2 dakika perküsyon 15 saniye vibrasyon şeklinde uygulanır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Wingdings;" class="mycode_font">ü<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> </span></span>Hasta kortikosteroid kullanıyorsa, osteoporoza eğilimi olacağından fraktür riski bulunur. Bu nedenle perküsyon ve shaking çok sert olmamalıdır. Ayrıca kemik çıkıntıları üzerinden, tümöral alandan, hemoptizi varlığında, pulmoner emboli durumunda ve kadınlarda göğüs dokusu üzerinden yapılmamalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Modifiye Postüral Drenaj:</span></span> <span style="color: black;" class="mycode_color">Postüral drenajla benzerlik gösterip postüral drenajın baş aşağı pozisyonlarının kullanılmadığı tekniktir. Amfizem hastalarında dispne atakları nedeniyle modifiye postüral drenaj tercih edilmektedir.</span></span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: black;" class="mycode_color"><img src="https://i.hizliresim.com/a47s2fm.png" loading="lazy"  width="500" height="600" alt="[Resim: a47s2fm.png]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></div>
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color">Öksürme Eğitimi: </span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">İrritasyon, inspirasyon, kompresyon ve hava çıkarma fazlarından oluşan öksürme refleksinin (İstemli öksürükte ilk faz yoktur.) hastaya öğretilmesi için öncelikle hastanın pozisyonlanması gerekir. Kalça ve dizler hafif fleksiyonda, kollar önde, dirsekler fleksiyonda, eller karın üzerinde ve ayağın plantar yüzeyi yerde olmalıdır.</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Hastadan diyafragmasını kullanarak burnundan nefes alması, nefesini bir an tutması, gövdesini hafif öne eğerek ve karın kaslarını kasarak öksürmesi istenir. Bir inspirasyon fazı iki ekspirasyon fazı ile tekrarlanır. Öksürmeyi stimüle etmek için huffing tekniği kullanılabilir.</span></span></span></span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><img src="https://i.hizliresim.com/5l9359v.jpg" loading="lazy"  width="500" height="250" alt="[Resim: 5l9359v.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pursed Lib Solunum Egzersizi: </span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Dispneyi rahatlatmak için kullanılan bir tekniktir. Fizyoterapist kontrol amacıyla ekspirasyon boyunca elini rectus abdominus kasında tutar. Hastadan yavaşça inspirasyon yapması istenir. Ekspirasyondan önce dudaklar büzüştürülür. Abdominalleri kasarak büzülmüş dudakların arasından hava çıkarılır.</span></span></span></span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/79ejc8z.png" loading="lazy"  width="500" height="250" alt="[Resim: 79ejc8z.png]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diafragmatik Solunum Egzersizi: </span></span>Sekresyon atılımını kolaylaştırmak ve dispneyi rahatlatmak için uygulanan bir egzersizdir. Hastanın baş ve boynu tam destekli, dizleri hafif fleksiyonda ve abdominalleri gevşek pozisyonda olmalıdır. Fizyoterapist ellerini kostaların ön yüzüne yerleştirir. Hasta yavaşça nefes verir. Daha sonra hastadan karnına gelen havayı hissederek yavaşça nefes alması istenir. İlerledikçe hasta kendisi yapmaya başlar. Havayı dominant elinin altına almaya çalışır.</span></span></span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/ogrulr8.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: ogrulr8.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Torakal Ekspansiyon: </span></span><span style="color: black;" class="mycode_color">Havanın direkt olarak daha önceden planlanan bölgeye alınıp bu bölgenin genişletilmesini ve göğüs mobilitesini arttırmak amacıyla uygulanmaktadır.</span><span style="color: black;" class="mycode_color"> Egzersiz öncesi etkilenmiş akciğer bölgesi belirlenir ve fizyoterapist ellerini göğüs duvarına yerleştirir. Hastaya gevşemesi ve nefes vermesi söylenir. Ekspirasyonun sonunda proprioseptif uyarıdan yararlanmak için fizyoterapist elini koyduğu alana basınç uygular. Daha sonra hastadan elinin altına nefes alması istenir. Tam inspirasyonda basınç kaldırılır.</span> <span style="color: black;" class="mycode_color">İlerleyen seviyelerde </span><span style="color: black;" class="mycode_color">hasta kendi eliyle ya da kemer/kuşak yardımıyla egzersizi yapabilir.</span></span><br />
</span></span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/a2613jx.png" loading="lazy"  width="500" height="400" alt="[Resim: a2613jx.png]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Unilateral Basal Ekspansiyon: 7.8.9. kostalara rastlayan mid aksiller çizgiden</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Bilateral Basal Ekspansiyon: Göğüsün her iki tarafında mid aksiller bölgeden</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span><span style="color: black;" class="mycode_color">Apikal Ekspansiyon: Klaviculanın hemen altından parmak ucu ile</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span><span style="color: black;" class="mycode_color">Posterior Basal Ekspansiyon: Alt kostaların posterior kısmından</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span><span style="color: black;" class="mycode_color">Lateral Basal Ekspansiyon: Alt kostaların lateral kısmından</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kemer Egzersizleri: </span></span>Bu egzersizler hastaların kendi dirençlerini kemer kullanarak uygulamalarına yardımcı olur. Uygulama 5-7 cm genişliğinde 2 metre uzunluğunda kemerle yapılır. Ayna karşısında uygulamak egzersizin öğrenilmesini kolaylaştırır. Unilateral bazal ekspansiyonda sol taraf için;  kemer xyphoid çıkıntı seviyesinden alt göğüs çevresine yerleştirilir. Kemerin sol taraftan dolanan ucu, önden sağ elle tutulur. Sağ önkol pronasyonda ve bilek orta hatta olmalıdır. Kemerin diğer ucu ise uyluk üzerinden dolanıp sol uyluğun altında sabitlenir. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ekspansiyon sırasında kemer bir miktar çekilerek, ekspirasyona yardım edilir. Derin inspirasyondan hemen önce kemer bir miktar çekilir ve serbest bırakılır. Hasta basıncın arkasından uygulama yapılacak bölgeyi kullanarak derin bir inspirasyon yapar. İnspirasyon sonunda hasta kısa bir süre nefesini tutar ve ekspansiyonunu devam ettirir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Wingdings;" class="mycode_font">ü<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> </span></span>İnspirasyon sırasında direnç verilmez.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Wingdings;" class="mycode_font">ü<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> </span></span>Unilateral, bilateral, posterior, üst lateral bazal ekspansiyon egzersizleri kemer ile uygulanabilir. Yalnız apikal ekspansiyon için kemer egzersizi yoktur.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gevşeme ve Solunum Kontrolü: </span>Dispne ataklarında hasta göğsünü inspirasyonda tutmaya eğilimlidir. Yardımcı solunum kasları çok fazla çalışır ve diyafragmatik hareket inhibe olur. Kısa kontrolsüz inspirasyon sonrası zorlu ekspirasyon şeklinde solunum paterni geliştirmiştir. Bu solunum şekli intratorakal basıncı arttırarak harabiyete uğramış solunum yollarının kapanmasına neden olur. Bu nedenle hastaya solunum kontrolü öğretilmelidir.</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Solunum kontrolü; </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Üst göğüs kontrollü alt abdominal bölge serbest olmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Hastaya ekspirasyonu uzatmadan alt göğse yavaşça nefes alması söylenir. Koordineli bir şekilde yapana kadar bu şekilde devam edilir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Koordine sağlandıktan sonra solunum hızını azaltmak ve derinliğini arttırmak için çaba harcanır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Gevşeme Pozisyonları;</span><br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yüksek yan yatış:</span></span> Hasta hafifçe öne yan yatırılır ve omuzları kaldırmak için altına 3- 4 tane yastık koyulur. Yastıklardan biri hastanın kaymaması ve torakal ver<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">tebraları düz tutmak için axilla ve bel altına koyulur. Dizler hafif fleksiyona alınır. Üstteki bacak alttakinin önündedir. Dispne ve ortopne problemi olan hastalarda tercih edilmektedir.</span></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/ojzuem5.jpg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: ojzuem5.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öne dayanarak oturma: </span></span>Masanın üzerine 2- 3 tane yastık yerleştirilir. Hasta üst göğüs ve başını yastığa yerleştirir. Torakal ve lumbal bölgenin dik olmasına d<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">ikkat edilmelidir. Aksi takdirde diyafragmatik hareket inhibe olur.</span></span></span></span></span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/1wbey5y.jpg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: 1wbey5y.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gevşek oturma:</span></span> Hastalar dispne atağına girdikleri zaman dizleri büküp omuzları kaldırmaya eğilimli olurlar. Bu pozisyonda hasta öne eğilerek ön kollarını uyluk üzerine koyar. Aynı zamanda el bilekleri de gevşek pozisyondadır. Abdominal duvarın serbest öne gelişinin engellenmemesi için de lumbal bölgenin duruşuna ayrıca dikkat edilmelidir.</span></span></span></span></span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/qhoaudm.jpg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: qhoaudm.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öne dayanarak ayakta durma: </span></span>Oturmakta zorluk çeken hastalar atak sırasında en yakınındaki objeyi kullanarak gevşemeye çalışırlar. Örneğin merdiven çıkarken tırabzana tutunabilirler.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/2cmnqj6.jpg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: 2cmnqj6.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gevşek ayakta durma:</span></span> Hastalar ayakları duvardan 30 cm uzakta, omuzlar gevşek, kollar gevşek yanda olacak şekilde duvara dayanarak ya da destekli dik ayakta durarak gevşeyebilirler.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/hi9ueiv.jpg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: hi9ueiv.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Toraksı mobilize etmek ve solunum koordinasyonu sağlamak:</span> Amfizem hastalarında diyafragma ters dönmüş ya da düzleşmiştir. Bu anormal pozisyon inspirasyonda interkostal retraksiyona sebep olabilir. Buna engel olmak için hasta solunum kontrolünü sağladıktan sonra Lokal Bazal Ekspansiyon yaptırılır. Tek taraflı uygulamadan sonra kemer egzersizlerine kadar ilerlenir.<br />
<br />
<span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnsentif Spirometre (triflo) Egzersizi: </span></span>İnsentif spirometre görsel geribildirim etkisinden yararlanılarak hastanın derin nefes alıp maksimum inspirasyonu sürdürebilmesini sağlar. Derin inspirasyon ile akciğerlerin iyi ekspanse olmasını, sekresyonların mobilize edilmesini, öksürük refleksinin uyarılmasını sağlamak için kullanılabilir.</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/n3onffo.jpg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: n3onffo.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Egzersiz Toleransını Arttırmak:</span></span> Tüm solunum hasta grubunda olduğu gibi amfizem fenotipli olgularda da egzersiz limitasyonu en önemli problemlerden biridir. Hastaların günlük yaşam aktivitelerine sorunsuz devam edebilmesi için mümkün olduğu kadar mobil olmalıdır. Egzersiz toleransını arttırmak için düz yolda yürümeden başlayarak hem mesafeyi arttırırken aynı zamanda solunum kontrolü çalışmalıdır. İlerleyen dönemlerde aynı uygulamayı merdiven ya da yokuş çıkarken tekrarlanmalıdır.</span></span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/d81e5xa.png" loading="lazy"  width="300" height="450" alt="[Resim: d81e5xa.png]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
Belirli egzersiz yükünde O2 alımının </span></span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">azalması egzersiz toleransının geliştiğini göstermektedir. Bu düzeye ulaşan hastalarda bisiklet, yürüyüş, koşu bandı ve merdiven inip çıkma gibi <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">aerobik </span>egzersizlere teşvik edilebilir.</span></span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Pulmoner Rehabilitasyonun Faydaları:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Egzersiz kapasitesini artırır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Dispneyi azaltır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Yaşam kalitesini geliştirir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Hastanede kalış ve hastanede geçirilen gün sayısını azaltır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Depresyon ve anksiyete hissini azaltır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Alevlenme sonrası toparlanma süresini kısaltır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Günlük yaşam aktivitelerindeki bağımsızlığı artırır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Medikal tedavinin etkinliğini artırır.</span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">KAYNAKÇA</span><br />
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Pehlivan E., 2020, Factors Affecting Exercise Capacity of Emphysema Phenotype of Chronic Obstructive Pulmonary Disease,Journal of Health Professionals Research<span style="color: black;" class="mycode_color">, Cilt 2,Sayfa 60-66.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: black;" class="mycode_color">Çeliksoy M., Söğüt A., Sancak R., Köken Ö., 2014, Konjenital Lober Amfizem, Abant Tıp Dergisi, Sayfa 289-292.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Şahin E, Ergün P, Aydın G, Erdoğan Y, Çağlar A., <span style="color: black;" class="mycode_color">2003, </span>Amfizemde EMG ile Değerlendirilen Diyafragma Kontraktilitesinin Solunum Fonksiyonları ve Dispne Algılama Derecesi ile Korelasyonu, Solunum Hastalıkları, Sayfa 88-94.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Aslan E., 2020, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığında Bilgisayarlı Tomografide Amfizem Miktarı ve Dağılımının Kantitatif Yöntemlerle Değerlendirilmesi ve Klinik Bulguları ile Korelasyonu, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıpta Uzmanlık Tezi.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Özyılmaz S, Gürses N., Fizyoterapi Rehabilitasyon Yaklaşımları, KOAH’ta Göğüs Fizyoterapisi, Bölüm 14, Sayfa 166-178.</span></div>
</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size">AMFİZEM VE REHABİLİTASYONU</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Patojenik hava toplanması olarak da bilinen amfizem, terminal bronşiollerin distalinin (asinüs) genişlemesi ve alveol duvarlarının harabiyeti ile karakterize bir hastalıktır. Bu hastalarda diyafragma genelde düzleşmiş ya da ters dönmüştür. Diafragmadaki bu anormallik, respiratuar bronşiollerdeki genişleme ve progresif hiperinflasyon nedeniyle akciğerlerdeki hava değişimi sekteye uğrar. </span><br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Amfizem genellikle sekonderdir ve kronik bronşitle birlikte görülür.<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/mylku4o.jpg" loading="lazy"  width="600" height="400" alt="[Resim: mylku4o.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
</div>
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Etyoloji:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Amfizem birçok nedene bağlı oluşabilmektedir. Ancak en sık sigara, enfeksiyon, çevre koşulları, alfa 1 antitripsin eksikliği kaynaklı meydana gelir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sigara:</span> Sigara içen kişilerde amfizem gelişme olasılığı içmeyenlere oranla 6 kat daha fazladır. Aynı zamanda yapılan çalışmalar pasif içiciliğin de amfizem gelişme riskini arttırdığı gözlemlenmiştir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alfa-1 Antitripsin Eksikliği:</span> Kanda bulunan bu proteinin temel görevi beyaz kan hücrelerinin vücut dokularına zarar vermesini önlemektir. Bazı kişilerde genetik faktörlerin de etkisiyle bu protein olması gerekenden daha az bulunur. Dolayısıyla bu hücrelerin akciğer dokularına zarar vermesi de amfizem oluşma riskini önemli ölçüde arttırır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hava Kirliliği:</span> Solunan irritan maddeler amfizem oluşumunu tetikleyen faktörler arasında yer almaktadır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: black;" class="mycode_color">İşyeri Koşulları:</span></span><span style="color: black;" class="mycode_color"> Bazı işyerlerinde, çalışanların maruz kaldığı toz, gaz ve diğer kirleticiler solunum yolu duvarını zarar verir ve amfizem oluşumuna neden olabilir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Patoloji:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Patogenezde iki önemli etken bulunmaktadır;</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">1)<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">    </span>Solunum yolları obstrüksiyonu</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2)<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">    </span>Yapısal defekt</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Solunum Yolları Obstrüksiyonu: </span>Sekresyon ve infeksiyon gibi nedenlerle bronşiollerin daralması, tıkanması, hava toplanması ve alveollerin harabiyeti</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yapısal Defekt:</span> Kollajen ve elastik doku değişiklikleri </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Solunum yollarındaki obstrüksiyon ve yapısal defekt, bronşlarda hipoplazi, atrofi, hiperinflasyon ve harabiyete sebep olarak amfizeme zemin hazırlamaktadır.<br />
</span><img src="https://i.hizliresim.com/3gf7ifm.jpg" loading="lazy"  width="500" height="400" alt="[Resim: 3gf7ifm.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Sınıflandırma:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: black;" class="mycode_color">Amfizemin türü, hastalığın ilerlemesi ve ciddiyetine göre değişebilir. Bu nedenle, akciğer amfizemi tanısı konulan kişilerin periyodik olarak takip edilmesi ve gerekli tedavi yöntemlerinin uygulanması önemlidir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: black;" class="mycode_color">Amfizem sentrilobüler, paraseptal, panlobüler olarak karakterize edilebilir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: black;" class="mycode_color">Sentrilobüler Amfizem:</span></span><span style="color: black;" class="mycode_color"> Sentrilobüler amfizem, merkezi solunum bronşiyolleri çevresindeki lobülleri etkiler ve sigara ile ilişkili amfizemin en yaygın türüdür. Tipik olarak üst akciğer bölgesinde bulunur. BT görüntülemesinde, normal akciğer dokusuyla çevrilmiş düşük dansite bölgeleri olarak görülmektedir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: black;" class="mycode_color">Paraseptal Amfizem:</span></span><span style="color: black;" class="mycode_color"> Distal kesimdeki alveolleri tutar ve subplevral alanda veya interlobüler septaya komşu kesimelerinde izlenir. Sıklıkla her iki akciğerde üst zonda dorsal yüzde yerleşimlidirler. Büyük boyutlara ulaştığında SFT’de bozulmaya neden olabilir. Spontan pnömotoraksa yol açabilir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: black;" class="mycode_color">Panlobüler Amfizem:</span></span><span style="color: black;" class="mycode_color"> Tipik olarak alfa 1 antitripsin eksikliği ile ilişkili olan bu amfizem respiratuar bronşiol ve alveollerde meydana gelir. BT’de ağırlıklı olarak alt lobda genel bir dansite azlığı olarak görülür. Akciğerin etkilenen bölgelerindeki damarların sayısı ve kalibrasyonu azalır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: black;" class="mycode_color">Ayrıca;</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: black;" class="mycode_color">İrregüler Amfizem:</span></span><span style="color: black;" class="mycode_color"> Akciğer fibrozisi durumunda gözlemlenir. Hava yolları düzensiz bir şekilde tutulur ve genellikle klinik belirti vermez.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: black;" class="mycode_color">Cilt altı Amfizem:</span></span><span style="color: black;" class="mycode_color"> Dış etken ve travmalara bağlı (trafik kazası, boyun cerrahisi) gelişen bu tür genellikle KOAH hastalarında görülür. Akciğerlerdeki havalanma cilt altına kadar inmiştir. </span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Klinik Belirtiler:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Amfizemde semptomlar hastalığın lokalizasyonu ve yaygınlığına bağlı olarak farklılık gösterebilmektedir. Genellikle kronik bronşit ve astımla birlikte görülen amfizem sinsi başlayıp yıllarca belirti vermeyebilir. Hastalığın erken dönemdeki en büyük belirtisi <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">dispne’</span>dir. İlerledikçe kronik öksürük, hırıltılı solunum ve göğüs ağrısı görülmeye başlar. Dominant semptomlar arasında;</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dispne (Sağ amfizemde başlıca sorun)</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Öksürük</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sekresyon</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Wheezing </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Siyanoz (PaO2 düşmesinden kaynaklı)</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Enfeksiyon durumunda PaCO2 yükselmesi (normalde sabit)</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Pursed Lib solunumu</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Azalmış solunum sesleri</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Taşipne</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kilo kaybı</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hastalar genellikle <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kaşektiktir</span> ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">pink puffer </span>görünümü mevcuttur.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/8cu0chu.png" loading="lazy"  width="500" height="480" alt="[Resim: 8cu0chu.png]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Tanı Yöntemleri:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Amfizem tanısında sıklıkla solunum sistemi muayenesi, solunum fonksiyon testleri, kontrastlı toraks tomografisi, postero-anterior akciğer grafisi kullanılmaktadır. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Amfizemdeki, bronşiyal duvar kalınlaşması, akciğerin hiperinflasyonu, ekspiratuar kapasitesi gibi morfolojik değişiklikler bilgisayarlı tomografide (BT) görülebilir ve karakterize edilebilir.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/c63jta8.png" loading="lazy"  width="400" height="380" alt="[Resim: c63jta8.png]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Değerlendirilmesi:</span></span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Komorbiditelerin değerlendirmesi, alevlenme riskinin değerlendirilmesi, fonksiyonel kapasite ve fiziksel aktivite değerlendirmesi, periferik kas kuvveti değerlendirmesi, solunum kas kuvveti değerlendirilmesi, postür değerlendirilmesi ve solunum fonksiyon testi yapılması gerekmektedir. Ayrıca gerekli görülürse günlük yaşam aktiviteleri sırasında görülen dispne de Modifiye Medical Research Council (mMRC) Dispne Skalası gibi anketler yardımıyla değerlendirilebilir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><br />
<span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tedavi:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tedavide, sigara içiminin bırakılması gibi koruyucu önlemler ve farmakolojik yaklaşımlar dışında; hastalığın ilerleyici ve irreversible özelliği nedeniyle çeşitli rehabilitasyon programları uygulanmaktadır. İnspirasyon için gereken gücün büyük kısmını üretebilmesinden dolayı en önemli inspiratuar kas olan diyafragma, hastalığın gelişimi boyunca önemli değişikliklere uğrar. Bu nedenle rehabilitasyonda kullanılan inspiratuar egzersizlerin çoğu diyafragma kasını hedef alarak geliştirilmiştir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hasta Eğitimi:</span> Hastalık hakkında gerekli bilgi ve beceri düzeyini artırmak kişinin tedavide aktif rol almasını sağlar. Motive edici tutumlar ile hastaya sağlığını geliştirmesi için sorumluluk yüklenir. Hastalar sigara bırakmak, düzenli egzersiz yapmak, soğuk havadan korunmak, enfeksiyonlardan korunmak konularında uyarılmalıdır. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hasta eğitimi; hastalık hakkında temel patolojik bilgileri açıklama, alevlenme yönetimini anlatma, ilaç eğitimi verme, dispne algısını azaltma konularını içerir.  Eğitim basit, anlaşılması kolay ve bilimsel bilgiye uygun olmalıdır. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Medikal Tedavi:</span> Özellikle semptom kontrolü ve alevlenmelerin önlenmesinde öncelikle medikal tedaviye başvurulmaktadır. Kullanılan yaygın ilaçlar; bronkodilatatörler, kortikosterodiler ve diğer ilaç (antibiyotik, AAT yerine koyma tedavileri, vazodilatatör) gruplarıdır. Ayrıca influenza aşıları da önerilmektedir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oksijen Tedavisi:</span> Hastalığın ileri seviye evrelerinde kan oksijen seviyesindeki aşırı düşüklük nedeniyle oksijen desteği sağlanabilir. Dinlenme sırasında şiddetli hipoksemisi olan hastalarda, parsiyel arteriyel oksijen basıncı (PaO2) ve oksijen satürasyonun değerlendirilmesi ile uzun süreli oksijen tedavisi (USOT) kullanımı önerilmektedir (günde &gt;15 saat).</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beslenme Terapisi:</span> İleri evre amfizemde ciddi kilo kaybı görüldüğü için beslenme terapisi ile bu hastalarda kilo kontrolü sağlanmaya çalışılabilir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cerrahi:</span> Bazı hastalarda akciğerdeki hasarlı dokunun çıkarılmasıyla kalan akciğer dokusunun daha efektif bir şekilde solunuma katılması sağlanır. Akciğerdeki hasarın çok ciddi boyutlarda olduğu ve diğer tedavi seçeneklerinin başarılı olmadığı durumlarda akciğer nakli de bir seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Fizyoterapi ve Rehabilitasyon:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Alveollerdeki hasar geri döndürülemez ancak ilerlemesi durdurulup semptomlar kontrol altına alınabilir. Bu nedenle fizyoterapistler belirli amaçlar doğrultusunda tedavi programı oluştururlar. Bu amaçlar;</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Sekresyonların atılımını sağlamak</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Solunum kontrolü kazandırmak</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Gevşemeye yardımcı olmak</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Toraksı mobilize etmek ve solunum koordinasyonu sağlamak</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Egzersiz toleransını arttırmak şeklinde sıralanabilir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sekresyonların atılımı: </span>Primer amfizemde genellikle sekresyon yoktur. Ancak herhangi bir enfeksiyon durumunda balgam oluşabilir. Bu tür durumlarda postüral drenaj endikedir. Dispne hastalığın dominant semptomlarından biri olduğu için <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">modifiye postüral drenaj tercih edilmelidir.</span> Obstrüksiyonu gidermek için bronkodilatör verilmelidir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ayrıca hava yolu obstrüksiyonunu azaltmak ve sekresyonların atılımını kolaylaştırmak için nemlendirme, mobilizasyon, solunum egzersizleri (özellikle pursed lib), öksürme eğitimi, huffing, aspirasyon uygulanabilir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Postüral Drenaj:</span></span> Hastanın tıkanmış olan havayollarını, hastayı çeşitli pozisyonlara yerleştirerek birikmiş olan sekresyonlardan temizleme işlemidir. Sekresyon etkilenmiş bronşiollerden daha geniş bronşlara ve tracheaya doğru hareket eder. Buradan öksürük ile dışarıya atılır. Postüral drenaj sırasında derin solunum, derin öksürme, perküsyon, vibrasyon ve shaking teknikleri kullanılır.  Genellikle yemeklerden 2 saat sonra, ince bir giysi giydirilmiş şekilde yaptırılmalıdır. Hastaya göre değişmekle beraber 1,5/2 dakika perküsyon 15 saniye vibrasyon şeklinde uygulanır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Wingdings;" class="mycode_font">ü<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> </span></span>Hasta kortikosteroid kullanıyorsa, osteoporoza eğilimi olacağından fraktür riski bulunur. Bu nedenle perküsyon ve shaking çok sert olmamalıdır. Ayrıca kemik çıkıntıları üzerinden, tümöral alandan, hemoptizi varlığında, pulmoner emboli durumunda ve kadınlarda göğüs dokusu üzerinden yapılmamalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Modifiye Postüral Drenaj:</span></span> <span style="color: black;" class="mycode_color">Postüral drenajla benzerlik gösterip postüral drenajın baş aşağı pozisyonlarının kullanılmadığı tekniktir. Amfizem hastalarında dispne atakları nedeniyle modifiye postüral drenaj tercih edilmektedir.</span></span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: black;" class="mycode_color"><img src="https://i.hizliresim.com/a47s2fm.png" loading="lazy"  width="500" height="600" alt="[Resim: a47s2fm.png]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></div>
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color">Öksürme Eğitimi: </span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">İrritasyon, inspirasyon, kompresyon ve hava çıkarma fazlarından oluşan öksürme refleksinin (İstemli öksürükte ilk faz yoktur.) hastaya öğretilmesi için öncelikle hastanın pozisyonlanması gerekir. Kalça ve dizler hafif fleksiyonda, kollar önde, dirsekler fleksiyonda, eller karın üzerinde ve ayağın plantar yüzeyi yerde olmalıdır.</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Hastadan diyafragmasını kullanarak burnundan nefes alması, nefesini bir an tutması, gövdesini hafif öne eğerek ve karın kaslarını kasarak öksürmesi istenir. Bir inspirasyon fazı iki ekspirasyon fazı ile tekrarlanır. Öksürmeyi stimüle etmek için huffing tekniği kullanılabilir.</span></span></span></span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><img src="https://i.hizliresim.com/5l9359v.jpg" loading="lazy"  width="500" height="250" alt="[Resim: 5l9359v.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pursed Lib Solunum Egzersizi: </span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Dispneyi rahatlatmak için kullanılan bir tekniktir. Fizyoterapist kontrol amacıyla ekspirasyon boyunca elini rectus abdominus kasında tutar. Hastadan yavaşça inspirasyon yapması istenir. Ekspirasyondan önce dudaklar büzüştürülür. Abdominalleri kasarak büzülmüş dudakların arasından hava çıkarılır.</span></span></span></span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/79ejc8z.png" loading="lazy"  width="500" height="250" alt="[Resim: 79ejc8z.png]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diafragmatik Solunum Egzersizi: </span></span>Sekresyon atılımını kolaylaştırmak ve dispneyi rahatlatmak için uygulanan bir egzersizdir. Hastanın baş ve boynu tam destekli, dizleri hafif fleksiyonda ve abdominalleri gevşek pozisyonda olmalıdır. Fizyoterapist ellerini kostaların ön yüzüne yerleştirir. Hasta yavaşça nefes verir. Daha sonra hastadan karnına gelen havayı hissederek yavaşça nefes alması istenir. İlerledikçe hasta kendisi yapmaya başlar. Havayı dominant elinin altına almaya çalışır.</span></span></span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/ogrulr8.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: ogrulr8.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Torakal Ekspansiyon: </span></span><span style="color: black;" class="mycode_color">Havanın direkt olarak daha önceden planlanan bölgeye alınıp bu bölgenin genişletilmesini ve göğüs mobilitesini arttırmak amacıyla uygulanmaktadır.</span><span style="color: black;" class="mycode_color"> Egzersiz öncesi etkilenmiş akciğer bölgesi belirlenir ve fizyoterapist ellerini göğüs duvarına yerleştirir. Hastaya gevşemesi ve nefes vermesi söylenir. Ekspirasyonun sonunda proprioseptif uyarıdan yararlanmak için fizyoterapist elini koyduğu alana basınç uygular. Daha sonra hastadan elinin altına nefes alması istenir. Tam inspirasyonda basınç kaldırılır.</span> <span style="color: black;" class="mycode_color">İlerleyen seviyelerde </span><span style="color: black;" class="mycode_color">hasta kendi eliyle ya da kemer/kuşak yardımıyla egzersizi yapabilir.</span></span><br />
</span></span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/a2613jx.png" loading="lazy"  width="500" height="400" alt="[Resim: a2613jx.png]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Unilateral Basal Ekspansiyon: 7.8.9. kostalara rastlayan mid aksiller çizgiden</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Bilateral Basal Ekspansiyon: Göğüsün her iki tarafında mid aksiller bölgeden</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span><span style="color: black;" class="mycode_color">Apikal Ekspansiyon: Klaviculanın hemen altından parmak ucu ile</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span><span style="color: black;" class="mycode_color">Posterior Basal Ekspansiyon: Alt kostaların posterior kısmından</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span><span style="color: black;" class="mycode_color">Lateral Basal Ekspansiyon: Alt kostaların lateral kısmından</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kemer Egzersizleri: </span></span>Bu egzersizler hastaların kendi dirençlerini kemer kullanarak uygulamalarına yardımcı olur. Uygulama 5-7 cm genişliğinde 2 metre uzunluğunda kemerle yapılır. Ayna karşısında uygulamak egzersizin öğrenilmesini kolaylaştırır. Unilateral bazal ekspansiyonda sol taraf için;  kemer xyphoid çıkıntı seviyesinden alt göğüs çevresine yerleştirilir. Kemerin sol taraftan dolanan ucu, önden sağ elle tutulur. Sağ önkol pronasyonda ve bilek orta hatta olmalıdır. Kemerin diğer ucu ise uyluk üzerinden dolanıp sol uyluğun altında sabitlenir. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ekspansiyon sırasında kemer bir miktar çekilerek, ekspirasyona yardım edilir. Derin inspirasyondan hemen önce kemer bir miktar çekilir ve serbest bırakılır. Hasta basıncın arkasından uygulama yapılacak bölgeyi kullanarak derin bir inspirasyon yapar. İnspirasyon sonunda hasta kısa bir süre nefesini tutar ve ekspansiyonunu devam ettirir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Wingdings;" class="mycode_font">ü<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> </span></span>İnspirasyon sırasında direnç verilmez.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Wingdings;" class="mycode_font">ü<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> </span></span>Unilateral, bilateral, posterior, üst lateral bazal ekspansiyon egzersizleri kemer ile uygulanabilir. Yalnız apikal ekspansiyon için kemer egzersizi yoktur.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gevşeme ve Solunum Kontrolü: </span>Dispne ataklarında hasta göğsünü inspirasyonda tutmaya eğilimlidir. Yardımcı solunum kasları çok fazla çalışır ve diyafragmatik hareket inhibe olur. Kısa kontrolsüz inspirasyon sonrası zorlu ekspirasyon şeklinde solunum paterni geliştirmiştir. Bu solunum şekli intratorakal basıncı arttırarak harabiyete uğramış solunum yollarının kapanmasına neden olur. Bu nedenle hastaya solunum kontrolü öğretilmelidir.</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Solunum kontrolü; </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Üst göğüs kontrollü alt abdominal bölge serbest olmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Hastaya ekspirasyonu uzatmadan alt göğse yavaşça nefes alması söylenir. Koordineli bir şekilde yapana kadar bu şekilde devam edilir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Koordine sağlandıktan sonra solunum hızını azaltmak ve derinliğini arttırmak için çaba harcanır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Gevşeme Pozisyonları;</span><br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yüksek yan yatış:</span></span> Hasta hafifçe öne yan yatırılır ve omuzları kaldırmak için altına 3- 4 tane yastık koyulur. Yastıklardan biri hastanın kaymaması ve torakal ver<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">tebraları düz tutmak için axilla ve bel altına koyulur. Dizler hafif fleksiyona alınır. Üstteki bacak alttakinin önündedir. Dispne ve ortopne problemi olan hastalarda tercih edilmektedir.</span></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/ojzuem5.jpg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: ojzuem5.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öne dayanarak oturma: </span></span>Masanın üzerine 2- 3 tane yastık yerleştirilir. Hasta üst göğüs ve başını yastığa yerleştirir. Torakal ve lumbal bölgenin dik olmasına d<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">ikkat edilmelidir. Aksi takdirde diyafragmatik hareket inhibe olur.</span></span></span></span></span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/1wbey5y.jpg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: 1wbey5y.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gevşek oturma:</span></span> Hastalar dispne atağına girdikleri zaman dizleri büküp omuzları kaldırmaya eğilimli olurlar. Bu pozisyonda hasta öne eğilerek ön kollarını uyluk üzerine koyar. Aynı zamanda el bilekleri de gevşek pozisyondadır. Abdominal duvarın serbest öne gelişinin engellenmemesi için de lumbal bölgenin duruşuna ayrıca dikkat edilmelidir.</span></span></span></span></span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/qhoaudm.jpg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: qhoaudm.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öne dayanarak ayakta durma: </span></span>Oturmakta zorluk çeken hastalar atak sırasında en yakınındaki objeyi kullanarak gevşemeye çalışırlar. Örneğin merdiven çıkarken tırabzana tutunabilirler.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/2cmnqj6.jpg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: 2cmnqj6.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gevşek ayakta durma:</span></span> Hastalar ayakları duvardan 30 cm uzakta, omuzlar gevşek, kollar gevşek yanda olacak şekilde duvara dayanarak ya da destekli dik ayakta durarak gevşeyebilirler.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/hi9ueiv.jpg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: hi9ueiv.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Toraksı mobilize etmek ve solunum koordinasyonu sağlamak:</span> Amfizem hastalarında diyafragma ters dönmüş ya da düzleşmiştir. Bu anormal pozisyon inspirasyonda interkostal retraksiyona sebep olabilir. Buna engel olmak için hasta solunum kontrolünü sağladıktan sonra Lokal Bazal Ekspansiyon yaptırılır. Tek taraflı uygulamadan sonra kemer egzersizlerine kadar ilerlenir.<br />
<br />
<span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnsentif Spirometre (triflo) Egzersizi: </span></span>İnsentif spirometre görsel geribildirim etkisinden yararlanılarak hastanın derin nefes alıp maksimum inspirasyonu sürdürebilmesini sağlar. Derin inspirasyon ile akciğerlerin iyi ekspanse olmasını, sekresyonların mobilize edilmesini, öksürük refleksinin uyarılmasını sağlamak için kullanılabilir.</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/n3onffo.jpg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: n3onffo.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Egzersiz Toleransını Arttırmak:</span></span> Tüm solunum hasta grubunda olduğu gibi amfizem fenotipli olgularda da egzersiz limitasyonu en önemli problemlerden biridir. Hastaların günlük yaşam aktivitelerine sorunsuz devam edebilmesi için mümkün olduğu kadar mobil olmalıdır. Egzersiz toleransını arttırmak için düz yolda yürümeden başlayarak hem mesafeyi arttırırken aynı zamanda solunum kontrolü çalışmalıdır. İlerleyen dönemlerde aynı uygulamayı merdiven ya da yokuş çıkarken tekrarlanmalıdır.</span></span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/d81e5xa.png" loading="lazy"  width="300" height="450" alt="[Resim: d81e5xa.png]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
Belirli egzersiz yükünde O2 alımının </span></span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">azalması egzersiz toleransının geliştiğini göstermektedir. Bu düzeye ulaşan hastalarda bisiklet, yürüyüş, koşu bandı ve merdiven inip çıkma gibi <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">aerobik </span>egzersizlere teşvik edilebilir.</span></span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Pulmoner Rehabilitasyonun Faydaları:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Egzersiz kapasitesini artırır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Dispneyi azaltır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Yaşam kalitesini geliştirir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Hastanede kalış ve hastanede geçirilen gün sayısını azaltır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Depresyon ve anksiyete hissini azaltır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Alevlenme sonrası toparlanma süresini kısaltır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span>Günlük yaşam aktivitelerindeki bağımsızlığı artırır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">       </span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Medikal tedavinin etkinliğini artırır.</span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">KAYNAKÇA</span><br />
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Pehlivan E., 2020, Factors Affecting Exercise Capacity of Emphysema Phenotype of Chronic Obstructive Pulmonary Disease,Journal of Health Professionals Research<span style="color: black;" class="mycode_color">, Cilt 2,Sayfa 60-66.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: black;" class="mycode_color">Çeliksoy M., Söğüt A., Sancak R., Köken Ö., 2014, Konjenital Lober Amfizem, Abant Tıp Dergisi, Sayfa 289-292.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Şahin E, Ergün P, Aydın G, Erdoğan Y, Çağlar A., <span style="color: black;" class="mycode_color">2003, </span>Amfizemde EMG ile Değerlendirilen Diyafragma Kontraktilitesinin Solunum Fonksiyonları ve Dispne Algılama Derecesi ile Korelasyonu, Solunum Hastalıkları, Sayfa 88-94.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Aslan E., 2020, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığında Bilgisayarlı Tomografide Amfizem Miktarı ve Dağılımının Kantitatif Yöntemlerle Değerlendirilmesi ve Klinik Bulguları ile Korelasyonu, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıpta Uzmanlık Tezi.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Özyılmaz S, Gürses N., Fizyoterapi Rehabilitasyon Yaklaşımları, KOAH’ta Göğüs Fizyoterapisi, Bölüm 14, Sayfa 166-178.</span></div>
</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[VENÖZ YETMEZLİKTE FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON]]></title>
			<link>https://www.fizyoplatforum.com/konu-venoz-yetmezlikte-fizyoterapi-ve-rehabilitasyon.html</link>
			<pubDate>Wed, 01 Mar 2023 11:38:02 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fizyoplatforum.com/member.php?action=profile&uid=4918">nursılakarataş</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fizyoplatforum.com/konu-venoz-yetmezlikte-fizyoterapi-ve-rehabilitasyon.html</guid>
			<description><![CDATA[<hr class="mycode_hr" />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size">VENÖZ YETMEZLİK</span></span></span></div>
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">TANIMI VE PREVELANSI:</span><br />
</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Venöz yetmezlik toplumda oldukça yaygın görülen, ciddi bulguları olan, progresif, kronik kardiyovasküler bir hastalıktır. Kapak yetersizliği, obstrüksiyon, genişlemiş venler, derin ven trombozu gibi birçok sebepten kaynaklanan venöz yetmezlik alt ekstremitede ağrı, ödem, kaşıntı, deri değişiklikleri, kramp gibi semptomlarla kendini gösteren yaygın bir durumdur. Kadınlarda %25-40 erkeklerde ise %10-20 oranında görülmektedir. Kronik venöz yetmezliğin en ciddi sonucu olan venöz ülserlerin ise toplumda görülme sıklığı %0,3’tür.<span style="color: black;" class="mycode_color">Hastalığın tanısı fizik muayene, anamnez ve noninvaziv testlerle koyulabilmektedir. Noninvaziv test olarak en sık venöz doppler ultrasonografi (USG) görüntüleme tekniği kullanılmaktadır. Ayrıca dupleks ultrason, venogram ve atardamarların kan basıncının koldaki kan basıncıyla karşılaştırıldığı ayak bileği-kol indeksi (ABI) de tanıda kullanılan yöntemler arasındadır.</span></span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/p68crml.jfif" loading="lazy"  width="300" height="250" alt="[Resim: p68crml.jfif]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Venöz yetmezlik günlük yaşam aktivitelerini olumsuz yönde etkilediği için sosyoekonomik ve psikososyal yönden de birçok negatif yönü bulunmaktadır. Hastalığa sahip kişilerin yaşam kaliteleri hızla kötüleşmektedir. Bu nedenle fizyoterapistler erken dönemden itibaren durumun ciddiyetini anlatıp dikkat etmesi gereken konuları öğreterek hastayı bilinçlendirmelidir.<br />
</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">VENÖZ SİSTEM ANATOMİSİ:</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hastalığın patofizyolojisini tam olarak anlayabilmek ve tedavisi hakkında doğru bir yöntem uygulayabilmek için venöz sistemin anatomisinin ve fonksiyonlarının iyi bilinmesi gerekmektedir. Alt ekstremitelerde venöz dolaşım derin, yüzeyel ve perforan venler olmak üzere birbiriyle bağlantılı üç ayrı sistemden oluşur. Sistemdeki en önemli unsurlardan biri ise venlerin içerdiği biküspid kapakçıklardır. En önemli görevleri kanın geri dönüşünü önlemektir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Normal venöz dönüş, venlerdeki kapaklara ve venöz kas pompalarına bağlıdır. Tek yönlü akıma izin veren kapakçıklar ve kas pompasıyla kan akımı distalden kraniale, yerçekimine karşı ve yüzeyelden derine seyreder.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Venöz sistem kalbe kanı geri götürmek için adeta bir kanal görevi görür. Perforan venler derin ve yüzeyel venleri birbirine bağlamakla görevlidir. Yüzeyel venlerden köken alırlar. Perforan venler kendi içinde direkt ve indirekt olarak ikiye ayrılırlar. Direkt olanlar düzenli anatomik dağılım gösterirken indirektler düzensizlerdir. Derin venler, kasın fasya tabakasının altına yerleşmiş, arterlere eşlik eden toplayıcı venlerdir. Toplam hacmin yaklaşık %85’ini taşımaktadırlar. Ekstremiteden çıkışta görev alırlar. Yüzeyel venler ise kas fasyası ve dermis arasına yerleşmiştir. Ana yüzeyel venler vena saphana parva ve vena saphana manga’dır. Venöz yetmezlik genellikle yüzeyel venöz sistemi belirtmektedir. </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tüm bunların dışında derin ve yüzeyel venler boyunca tek yönlü biküspit kapakçıklar bulunmaktadır. Kapakçıkların sıklığı distalden proksimale doğru azalırken kalbe akış sağlanması için açılıp kanın geri dönüşünü önlemek için kapanırlar. Perforan venlerde de kanın yüzeyel venden derin vene geçişine izin veren kapakçıklar bulunur. Özellikle de kalf kas pompasının kasılmasıyla birlikte kan venöz pleksustan derin venlere çıkar. Bu kas pompasının relaksasyonu kanın derin venöz sisteme dolmasını sağlamaktadır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
Kronik venöz yetmezliğe sebep olan temel patoloji venöz hipertansiyondur. Venöz basınçta meydana gelen bu artışa venlerdeki kapakların yetmezliği ya da bu venlerdeki tıkanıklıklar neden olmaktadır. Ayakta uzun süre durmak gibi birçok şey de bu hipertansiyonun artmasında büyük ölçüde rol oynamaktadır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">PATOFİZYOLOJİSİ:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Venöz obstrüksiyon, kapak yetersizliği, venöz basıncın artması gibi nedenlerden kaynaklanan venöz yetmezlik venöz hipertansiyon ile sonuçlanmaktadır. Kronik venöz yetmezlik başta kalf kası olmak üzere kas pompası disfonksiyonuyla alevlenmektedir. Ambulasyon sonrası alt ekstremitelerdeki basınç düşüktür. Ambulasyonda ya da ayaktayken global ve lokal venöz hipertansiyon oluşmasına neden olur. Venöz hipertansiyonun önlenmemesi ise hiperpigmentasyon ile lipodermatoskleroz’ a son aşamada ise ülserasyona sebep olur Venöz dolaşım tetiklendiğinden yaralanan bölgelere gerekli biyokimyasalların taşınımı bozulmaktadır. Bu nedenle bir yaralanma durumu ortaya çıktığında hücresel ölümler meydana gelir ve en son venöz ülser oluşur. Bu yaralanmalar selülit, ödem, ısırık, cilt kuruluğu, dermatit gibi olaylar olabilmektedir.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/bt4fvp7.jfif" loading="lazy"  width="500" height="400" alt="[Resim: bt4fvp7.jfif]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">RİSK FAKTÖRLERİ:</span></span></span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Aile öyküsü</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sedanter yaşam</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yaş</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Meslek</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Obezite</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hamilelik (hamileliğe bağlı varikoz ven görülme sıklığı artar)</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hormonal değişiklikler</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hipertansiyon</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ayakta uzun süre kalma</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dar kıyafetler </span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Beslenme</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Coğrafi farklılıklar (Afrika, Asya ve Avusturya’da görülme sıklığı daha azdır.)</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Cinsiyet (Kadınlarda erkeklere göre daha sıktır.)</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sıcaklık</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bacak bacak üzerine atma</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">SEMPTOMLAR:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Venöz yetmezliğin birçok klinik belirtisi vardır. Başvuru nedenlerinin arasında en belirginleri arasında ise alt ekstremitede ağrı, ödem, yanma hissi, kaşıntı, ülserasyon, renk değişiklikleri, kramplar, dermatit, huzursuzluk (ayakta uzun süre kalmanın ardından ağırlık hissi ve ağrı olması), karıncalanma ve batma hissi yer almaktadır. Hastalar genellikle akşam artan ödemden şikâyet ederler. Tüm bunlara ek olarak variköz venlerde hassasiyet meydana gelir. Venöz bozuklukların daha ileri formlarında ise venöz klodikasyo ve kutanöz değişiklikler (deri hiperpigmentasyonu) görülür.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kronik venöz yetmezliğin kliniği altta yatan birçok faktöre bağlıdır. Basit telenjiektazik veya retiküler venlerden venöz ülserasyonlara kadar çeşitli evrelerde hastalar kliniğe başvurabilmektedirler. Klinik tablosu geniş bir çeşitliliğe sahiptir. Bu nedenle doğru bir tanımlama yapabilmek için CEAP sınıflandırılması geliştirilmiştir.  Bu sınıflandırmayla klinik belirtiler &copy;, etiyolojik (E), anatomik özellikler (A) ve altta yatan patofiziyolojik olay (P) tanımlanmaktadır.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/lrx9s9u.jfif" loading="lazy"  width="500" height="400" alt="[Resim: lrx9s9u.jfif]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">EVRELERİ:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kronik venöz yetmezlik başlangıç evrelerinde semptom göstermez. İlk belirtiler arasında ayak bileklerindeki telenjiektazik yapılar (örümcek venler) ve retiküler venler vardır. Bu venler uyarı venleri olarak da tanımlanabilmektedir. Çapları 1mm den daha küçük olanlar telanjiektazik venler olarak adlandırılırken 1-3 mm arası çapa sahip olanlar ise retiküler ven olarak isimlendirilir. Varisli damarların gelişmesi venöz yetmezliğin ikinci evresidir. Çapı 3mm den daha fazla olan bu damarlar yetersiz subkutanöz venlerdir. Bu venlerin çapları tedavi alınmadığı taktirde gözle görülür şekilde artar. Varisli bacaklarla birlikte, başlarda gece ortaya çıkan eski haline dönen ancak tedavi edilmediğinde geçmeyen ödem görülür.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Evre 0’da semptom ve ödem yoktur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Evre 1’de protein yönünden fakir ve geri döndürülebilir ödem vardır. Semptomlar dinlenmeyle birlikte azalır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Evre 2’de yara bulunmaz ancak kronik ödem mevcuttur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Evre 3’de kronik ödemle birlikte venöz ülser, parmaklar arasında renk değişiklikleri ve yaralar bulunur.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/zdf1u8v.png" loading="lazy"  width="400" height="150" alt="[Resim: zdf1u8v.png]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Komple bir tanımlama yapılabilmesi için 1994 de Amerikan venöz formunda CEAP ( Klinik- Etyoloji- Anatomi- Patofizyoloji) sınıflaması geliştirilip venöz yetmezlik alanında ortak bir dil oluşturmayı amaçlamışlardır.2020 yılında ise yeniden ele alınıp son hali oluşturulmuştur. Bu sınıflandırma aşağıdaki gibidir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">C0  <img src="https://www.fizyoplatforum.com/images/smilies/arrow.png" alt="Arrow" title="Arrow" class="smilie smilie_23" /> <span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Görünür venöz hastalık belirtisi yok.</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">C1  <img src="https://www.fizyoplatforum.com/images/smilies/arrow.png" alt="Arrow" title="Arrow" class="smilie smilie_23" /> Telanjiektazik veya retiküler venler</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">C2  <img src="https://www.fizyoplatforum.com/images/smilies/arrow.png" alt="Arrow" title="Arrow" class="smilie smilie_23" /> Variköz ven</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">C3 (KVY)  <img src="https://www.fizyoplatforum.com/images/smilies/arrow.png" alt="Arrow" title="Arrow" class="smilie smilie_23" /> Ödem</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">C4  <img src="https://www.fizyoplatforum.com/images/smilies/arrow.png" alt="Arrow" title="Arrow" class="smilie smilie_23" /> <span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Venöz hastalığa bağlı cilt değişiklikleri</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">C4a  <img src="https://www.fizyoplatforum.com/images/smilies/arrow.png" alt="Arrow" title="Arrow" class="smilie smilie_23" /> Pigmentasyon, egzama</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">C4b  <img src="https://www.fizyoplatforum.com/images/smilies/arrow.png" alt="Arrow" title="Arrow" class="smilie smilie_23" /> <span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Lipodermatoskleroz, beyaz atrofi</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">C5  <img src="https://www.fizyoplatforum.com/images/smilies/arrow.png" alt="Arrow" title="Arrow" class="smilie smilie_23" /> İyileşmiş venöz ülser</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">C6  <img src="https://www.fizyoplatforum.com/images/smilies/arrow.png" alt="Arrow" title="Arrow" class="smilie smilie_23" /> Aktif venöz ülser </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2000 yılında venöz hastalık şiddet değişiklikleri için CEAP yetersiz görülmüş ve venöz sistem problemleriyle ilgili bir diğer ölçek olan VCSS (Venöz Klinik Ciddiyet Skoru) kullanılmaya başlanmıştır. Hastaların belirtilerini puanlamaya dayanan ölçekte hastalığın şiddeti arttıkça yüksek puanlamalar ortaya çıkmaktadır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">    </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">VENÖZ YETMEZLİKTE TEDAVİ:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Medikal tedavi, girişimsel tedavi, cerrahi tedavi ve fizyoterapi uygulamaları gibi birçok yaklaşım bulunmaktadır. Başlangıçta amaç semptomları azaltmak ve sekonder problemleri önlemektir. Başlık altında toplamamız gerekirse konservatif, girişimsel ve cerrahi tedavi olarak üçe ayırmamız mümkündür. Konservatif tedaviler içinde cilt ve yara bakımı, farmakolojik tedavi, egzersiz ve kompresyon tedavisi bulunurken girişimsel tedavilerde ise skleroterapi, endovenöz laser tedavisi ve radyofrekans ablasyon tedavisi bulunmaktadır. Cerrahi yöntemler arasındaysa safen ve stripping, yüksek ligasyon, flebektomi, perforatör ligasyon cerrahisi, venöz bypass prosedürleri ve venöz kapakçık rekostrüksiyonu bulunmaktadır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">VENÖZ YETMEZLİKTE FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Fizyoterapi uygulamaları için hasta eğitimi başta olmak üzere kompresyon çorapları, intermittent pnömatik kompresyon, kompleks boşaltıcı terapi (KBT), egzersiz programları, PNF, kinezyolojik bantlama, hidroterapi yöntemleri, biyomekanik stimülasyon terapi kullanılmaktadır.</span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">    </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hasta Eğitimi:</span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> </span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hastaların eğitimi tüm hastalıklarda olduğu gibi venöz yetmezlikte de oldukça büyük bir önem taşımaktadır. Ödemin nasıl kontrol altına alınacağı, cildin nasıl korunacağı, selülit ve travmanın nasıl önlenebileceği yönünden hastanın eğitilmesi çok önemlidir. Bunlar dışında hastalara aşağıdaki değişiklikler önerilmelidir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Sigara bırakılması konusunda uyarılmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Yüksek topuklu ayakkabı giymekten kaçınılmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Bacak elevasyonu uygulanmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Uzun süre ayakta durmaktan kaçınılmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Sıcak banyodan kaçınılmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Kilo verme konusunda teşvik edilmelidir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Proksimalde basınç yapacak kıyafet giyilmemelidir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Düzenli egzersiz yapılmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Oturarak çalışıyorsanız ayak altına yükseklik koyulmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Uzun süreli yolculuklarda ayaklara pompalama egzersizi yapılmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Kabızlık problemi varsa lifli gıdalar tüketilip sağlık kurumuna başvurulmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Bacak bacak üzerine atmaktan kaçınılmalıdır.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/2l5s2ct.png" loading="lazy"  width="500" height="450" alt="[Resim: 2l5s2ct.png]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">   </span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"> </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Egzersiz:</span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> </span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kalf kası pompası mekanizması venöz geri dönüşü sağlamada en önemli yöntemlerden biridir. Kas pompa disfonksiyonlarını düzenlemek amacıyla kullanılan en etkili yöntemlerden biri ise egzersizdir. Ayak bileği dorsi ve plantar fleksiyonu bu kas pompasının temelidir. Yapılan çalışmalarda kas pompası fonksiyonunu rehabilite etme egzersizlerinin yararlı olabileceği görülmüştür. Bu nedenle kronik venöz yetmezlik görülen hastalarda fiziksel aktivite düzeyinin arttırılması büyük önem taşır. Bireye özgü ve aşamalı şekilde düzenlenmiş egzersiz programlarıyla kas pompası ve semptomların iyileşmesi sağlanabilmektedir.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/jwosk1g.jpg" loading="lazy"  width="600" height="400" alt="[Resim: jwosk1g.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">    </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yara Bakımı:</span></span></span></span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Meydana gelen yaralanmalar (özellikle iç malleol bölgesi), cilt bütünlüğüne zarar vererek deride çatlamalara ve sonuçta enfeksiyona eğilimi arttırmaktadır. Bu nedenle cildi sürekli nemli tutmak gerekmektedir. Doğal içerikli ürünler kullanmak cildi kaygan ve esnek tutmak açısında önemlidir.</span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">   </span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kompleks Boşaltıcı Terapi:</span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> </span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Venöz yetmezliğin ilerleyen evreleri lenfödemin formlarıyla bir arada olduğu için kompleks boşaltıcı terapi tercih edilir. İki aşamadan oluşan kompleks boşaltıcı terapinin birinci aşaması ödemi azaltma aşamasıdır ve dört hafta ya da daha uzun sürebilmektedir. Bu aşamada manuel lenf drenajı, kompresyon bandajı, terapötik egzersiz, cilt bakımı vardır. İkinci aşama ise koruma fazı olarak adlandırılıp self drenaj, cilt bakımı, kompresyon çorabı ve egzersizleri içermektedir. Kompresyon tedavisi iki faz için de büyük önem taşır. Bandaj ya da çorap yardımıyla gerçekleştirilen kompresyon distalden proksimale doğru azaltılarak ödem tedavisi amaçlanır.</span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">    </span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Manuel Lenf Drenajı: </span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yüzeyel lenfatik damarları uyararak lenf salınımını arttırmayı ve hücrelerarasındaki fazla sıvıyı uzaklaştırmayı amaçlar. Venöz yetmezliğe sahip olanların %20’si lenf sisteminde de yetersizliğe sahiptir. Bu nedenle manuel lenf drenajı kronik venöz yetmezliğin tedavisinde büyük bir önem taşır. Bilinen dört manuel lenf drenajı tekniği bulunmaktadır.  Bunlar Foldi, Casley- Smith, Leduc, Vodder teknikleridir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/r7av5zj.jfif" loading="lazy"  width="300" height="250" alt="[Resim: r7av5zj.jfif]" class="mycode_img img-responsive" /></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: small;" class="mycode_size">    </span><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kompresyon Tedavisi:</span></span></span></span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">En yaygın tedavi yöntemi olarak bilinen kompresyon tedavisi CEAP farkına bakılmaksızın önemli bir ön tedavi yaklaşımıdır. Cerrahi risk olan hastalarda ya da şikayetleri az olanlarda kompresyon çorapları önerilmektedir. Venöz pompalamayı arttırır, terapötik sonuçları destekler, venöz dönüşü ve lenf drenajını hızlandırır, lökosit tutulumunu azaltır. Hastanın durumuna göre basınç belirlenir. CEAP 2-3 olan hastalarda 20-30mmHg, CEAP4-6 olan hastalarda 30-40mmHg ve rekürren ülserli hastalarda ise 40-50mmHg basınçlı kompresyon çorapları önerilir.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">  <img src="https://i.hizliresim.com/nodx3yk.jfif" loading="lazy"  width="400" height="250" alt="[Resim: nodx3yk.jfif]" class="mycode_img img-responsive" />   </span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu çoraplar distalden proksimale azalan bir basınçla venöz bozuklukları tedavi etmeyi amaçlar. Genellikle 30-40 mmHg basınçlı olan bu çoraplar ödem ve ağrı gibi problemlerde %80 e kadar başarı göstermektedirler. Farklı seviyelerde ve basınçlarda kompresyon giysileri de bulunmaktadır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">   Sınıf A  -&gt; 10-14mmHg  -&gt;  Çok az basınçlı</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">   Sınıf I   -&gt;  15-21mmHg  -&gt;  Hafif basınçlı</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">   Sınıf II  -&gt;  25-32mmHg  -&gt;  Orta basınçlı</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">   Sınıf III  -&gt;  34-46mmHg  -&gt;  Güçlü basınçlı</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">   Sınıf IV  -&gt;  49mmHg'den büyük -&gt;  Çok güçlü basınç</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hasta uyumunun ve semptomatik rahatlamanın en fazla olması nedeniyle en sık diz altı kompresyon çorapları kullanılır. Çorap uygunluğu için çap ölçümleri yapılıp 6-9 ayda bir değiştirilmelidir. Venlerin en boş olduğu anda giydirilmelidir. Etkisinin en çok olduğu dönem sabah kalkınca ayaklar 45 derece açıyla elevasyondayken giyildiği andır. Hasta uzanıp bacağını 5-10 dakika yukarıda tutmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">İntermitent Pnömatik Kompresyon: </span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İleri düzeyde gelişmiş pnömatik kompresyon cihazlarının eksternal hava basıncıyla çalışması tekniğine dayanır. Dijital programlamayla manuel lenf drenajı tekniklerini kullanarak lenf sıvısının akışını destekler. Venöz dönüşü arttırır. Kişiye göre farklı basınçlarla uygulanan tedavi genellikle 30-60mmHg arasındadır. Yine tedavi süresi de hastaya bağlı olarak 30 dakika ya da 6-8 saat arasında değişmektedir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/dldft5v.jfif" loading="lazy"  width="350" height="200" alt="[Resim: dldft5v.jfif]" class="mycode_img img-responsive" /></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">    </span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"> </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kinezyo Bantlama:</span></span></span></span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color">Kompresyon çoraplarının veya sert bandajların cilt irritasyonu, ağrı, anestezik etki gibi konforsuzluklar oluşturması nedeniyle alternatif bir yöntem olarak kullanılan kinezyolojik bantlama</span> 1937 yılında Dr. Kenzo Kase tarafından geliştirilmiş bir yöntemdir. Ayrıca diğer tedavilere kıyasla maliyeti daha uygundur. Hastanın yaz aylarında kompresyon tedavisine toleransı azaldığı için de sık sık tercih edilmektedir.  Ciltte devam eden germe ya da basınç etkisiyle kutanöz mekano-reseptörleri aktive ederek kas fonksiyonunu geri kazandırmak, vasküler dolaşımı arttırmak, lenfatik drenajı sağlamak, eklem dizilimi düzeltmek ve ağrıyı azaltmak amacıyla uygulanmaktadır<span style="color: #333333;" class="mycode_color">. Ayrıca, uygulandığı bölgede doku aralıklarını genişleterek kasların kasılabilirliğini arttırdığına, kan akımının artışı ile kas performansının iyileştirdiğine, sonuç olarak eklem hareket açıklığını genişletip daha kaliteli kas aktivitesi sağladığına yönelik kanıtlar bulunmaktadır.</span><br />
<br />
Ciltte 3-5 gün kalabilen bantlar kalın, elastik yapıda, yapışkan, su geçirmeyen bir yapıdadır. %30-40 oranına kadar boyuna esneyebilmektedir. Venöz yetmezlik tedavisi dışında bölgedeki dolaşımı arttırır. Hematom, ödem ve yara iyileşmesinde oldukça sık kullanılmaktadır.</span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">      </span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Manyetik Alan Tedavisi:</span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> </span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kesikli manyetik alan tedavisi parkinson, ağrı, kırık gibi hastalıklarda oldukça sık kullanılmaktadır. Yapılan klinik çalışmalar sonucunda ödemde azalmalara ve dokudaki oksijen basıncında yükselmeye neden olduğu gösterilmiş ve venöz yetmezlikte de kullanılmaya başlanmıştır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">VENÖZ YETMEZLİK İÇİN EGZERSİZLER</span></span></span></span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">     <span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bisiklet<br />
</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Squat</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Yürüyüş </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Yüzme</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Sırtüstü uzanın. Dizin altına yastık koyarak topuğun yatakla temasını kesin. Ayak bileği dorsi ve plantar fleksiyon hareketini yapın (pompalama).  </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Sırtüstü uzanın. Dizin altına yastık koyarak topuğun yatakla temasını kesin. Ayak bileği rotasyon hareketini yapın.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Sırtüstü uzanın. Kalça fleksiyon, diz ekstansiyonda iken ayak dorsi ve plantarfleksiyon hareketini yapın.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/7gimkm2.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: 7gimkm2.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Sandalyede oturun. Parmak ucunda yükselme hareketi yapın.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Kalça ve diz fleksiyonda sandalyede oturun. Yavaşça dizi ekstansiyona, ayak bileğini ise plantar fleksiyona getirin.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Ayakta sandalyeden destek alarak durun. Topuk üzerinde yükselin.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/ikxme3b.jpg" loading="lazy"  width="500" height="300" alt="[Resim: ikxme3b.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Sırtüstü uzanın. Kalça ve diz fleksiyonu yapın. Ardından ekstansiyona alın.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/q39htb9.jpg" loading="lazy"  width="300" height="150" alt="[Resim: q39htb9.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/icl2ono.png" loading="lazy"  width="450" height="500" alt="[Resim: icl2ono.png]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">      </span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">KAYNAKÇA</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Netter Interactive Atlas of Clinical Anatomy Illustrations by Frank H. Netter.<br />
</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dr. Cengiz Köksal, Dr. Saleh Alsalehi, Dr. Özgür Kocamaz, Dr. Hasan Sunar, Kronik Venöz Yetmezlik Tedavisi, Koşuyolu Kalp Dergisi,Şubat 2010, Sayfa 28-33.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Özlem Çınar Özdemir, Yeşim Bakar, Mahmut Sürmeli, Kronik Venöz Yetmezlikte Ağrı, Yaşam Kalitesi ve Depresyon Arasındaki İlişkinin İncelenmesi, Konuralp Tıp Dergisi, 2017, Sayfa 52-58.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sabriye Ercan, Cem Çetin, <span style="color: #333333;" class="mycode_color">Kronik Venöz Yetmezliğin Konservatif Tedavisinin Etkinliğine “Calf” Egzersizine Kombine Kinezyoteyp Uygulamasının Katkısı, Spor Hekimliği Dergisi, 2017, Sayfa 41-50.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Rumeysa Reis, Kronik Venöz Yetmezlik Hastası Bireylerin Egzersiz İnançları, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Haziran 2022.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<hr class="mycode_hr" />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size">VENÖZ YETMEZLİK</span></span></span></div>
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">TANIMI VE PREVELANSI:</span><br />
</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Venöz yetmezlik toplumda oldukça yaygın görülen, ciddi bulguları olan, progresif, kronik kardiyovasküler bir hastalıktır. Kapak yetersizliği, obstrüksiyon, genişlemiş venler, derin ven trombozu gibi birçok sebepten kaynaklanan venöz yetmezlik alt ekstremitede ağrı, ödem, kaşıntı, deri değişiklikleri, kramp gibi semptomlarla kendini gösteren yaygın bir durumdur. Kadınlarda %25-40 erkeklerde ise %10-20 oranında görülmektedir. Kronik venöz yetmezliğin en ciddi sonucu olan venöz ülserlerin ise toplumda görülme sıklığı %0,3’tür.<span style="color: black;" class="mycode_color">Hastalığın tanısı fizik muayene, anamnez ve noninvaziv testlerle koyulabilmektedir. Noninvaziv test olarak en sık venöz doppler ultrasonografi (USG) görüntüleme tekniği kullanılmaktadır. Ayrıca dupleks ultrason, venogram ve atardamarların kan basıncının koldaki kan basıncıyla karşılaştırıldığı ayak bileği-kol indeksi (ABI) de tanıda kullanılan yöntemler arasındadır.</span></span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/p68crml.jfif" loading="lazy"  width="300" height="250" alt="[Resim: p68crml.jfif]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Venöz yetmezlik günlük yaşam aktivitelerini olumsuz yönde etkilediği için sosyoekonomik ve psikososyal yönden de birçok negatif yönü bulunmaktadır. Hastalığa sahip kişilerin yaşam kaliteleri hızla kötüleşmektedir. Bu nedenle fizyoterapistler erken dönemden itibaren durumun ciddiyetini anlatıp dikkat etmesi gereken konuları öğreterek hastayı bilinçlendirmelidir.<br />
</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">VENÖZ SİSTEM ANATOMİSİ:</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hastalığın patofizyolojisini tam olarak anlayabilmek ve tedavisi hakkında doğru bir yöntem uygulayabilmek için venöz sistemin anatomisinin ve fonksiyonlarının iyi bilinmesi gerekmektedir. Alt ekstremitelerde venöz dolaşım derin, yüzeyel ve perforan venler olmak üzere birbiriyle bağlantılı üç ayrı sistemden oluşur. Sistemdeki en önemli unsurlardan biri ise venlerin içerdiği biküspid kapakçıklardır. En önemli görevleri kanın geri dönüşünü önlemektir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Normal venöz dönüş, venlerdeki kapaklara ve venöz kas pompalarına bağlıdır. Tek yönlü akıma izin veren kapakçıklar ve kas pompasıyla kan akımı distalden kraniale, yerçekimine karşı ve yüzeyelden derine seyreder.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Venöz sistem kalbe kanı geri götürmek için adeta bir kanal görevi görür. Perforan venler derin ve yüzeyel venleri birbirine bağlamakla görevlidir. Yüzeyel venlerden köken alırlar. Perforan venler kendi içinde direkt ve indirekt olarak ikiye ayrılırlar. Direkt olanlar düzenli anatomik dağılım gösterirken indirektler düzensizlerdir. Derin venler, kasın fasya tabakasının altına yerleşmiş, arterlere eşlik eden toplayıcı venlerdir. Toplam hacmin yaklaşık %85’ini taşımaktadırlar. Ekstremiteden çıkışta görev alırlar. Yüzeyel venler ise kas fasyası ve dermis arasına yerleşmiştir. Ana yüzeyel venler vena saphana parva ve vena saphana manga’dır. Venöz yetmezlik genellikle yüzeyel venöz sistemi belirtmektedir. </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tüm bunların dışında derin ve yüzeyel venler boyunca tek yönlü biküspit kapakçıklar bulunmaktadır. Kapakçıkların sıklığı distalden proksimale doğru azalırken kalbe akış sağlanması için açılıp kanın geri dönüşünü önlemek için kapanırlar. Perforan venlerde de kanın yüzeyel venden derin vene geçişine izin veren kapakçıklar bulunur. Özellikle de kalf kas pompasının kasılmasıyla birlikte kan venöz pleksustan derin venlere çıkar. Bu kas pompasının relaksasyonu kanın derin venöz sisteme dolmasını sağlamaktadır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
Kronik venöz yetmezliğe sebep olan temel patoloji venöz hipertansiyondur. Venöz basınçta meydana gelen bu artışa venlerdeki kapakların yetmezliği ya da bu venlerdeki tıkanıklıklar neden olmaktadır. Ayakta uzun süre durmak gibi birçok şey de bu hipertansiyonun artmasında büyük ölçüde rol oynamaktadır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">PATOFİZYOLOJİSİ:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Venöz obstrüksiyon, kapak yetersizliği, venöz basıncın artması gibi nedenlerden kaynaklanan venöz yetmezlik venöz hipertansiyon ile sonuçlanmaktadır. Kronik venöz yetmezlik başta kalf kası olmak üzere kas pompası disfonksiyonuyla alevlenmektedir. Ambulasyon sonrası alt ekstremitelerdeki basınç düşüktür. Ambulasyonda ya da ayaktayken global ve lokal venöz hipertansiyon oluşmasına neden olur. Venöz hipertansiyonun önlenmemesi ise hiperpigmentasyon ile lipodermatoskleroz’ a son aşamada ise ülserasyona sebep olur Venöz dolaşım tetiklendiğinden yaralanan bölgelere gerekli biyokimyasalların taşınımı bozulmaktadır. Bu nedenle bir yaralanma durumu ortaya çıktığında hücresel ölümler meydana gelir ve en son venöz ülser oluşur. Bu yaralanmalar selülit, ödem, ısırık, cilt kuruluğu, dermatit gibi olaylar olabilmektedir.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/bt4fvp7.jfif" loading="lazy"  width="500" height="400" alt="[Resim: bt4fvp7.jfif]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">RİSK FAKTÖRLERİ:</span></span></span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Aile öyküsü</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sedanter yaşam</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yaş</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Meslek</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Obezite</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hamilelik (hamileliğe bağlı varikoz ven görülme sıklığı artar)</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hormonal değişiklikler</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hipertansiyon</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ayakta uzun süre kalma</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dar kıyafetler </span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Beslenme</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Coğrafi farklılıklar (Afrika, Asya ve Avusturya’da görülme sıklığı daha azdır.)</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Cinsiyet (Kadınlarda erkeklere göre daha sıktır.)</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sıcaklık</span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-size: xx-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bacak bacak üzerine atma</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">SEMPTOMLAR:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Venöz yetmezliğin birçok klinik belirtisi vardır. Başvuru nedenlerinin arasında en belirginleri arasında ise alt ekstremitede ağrı, ödem, yanma hissi, kaşıntı, ülserasyon, renk değişiklikleri, kramplar, dermatit, huzursuzluk (ayakta uzun süre kalmanın ardından ağırlık hissi ve ağrı olması), karıncalanma ve batma hissi yer almaktadır. Hastalar genellikle akşam artan ödemden şikâyet ederler. Tüm bunlara ek olarak variköz venlerde hassasiyet meydana gelir. Venöz bozuklukların daha ileri formlarında ise venöz klodikasyo ve kutanöz değişiklikler (deri hiperpigmentasyonu) görülür.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kronik venöz yetmezliğin kliniği altta yatan birçok faktöre bağlıdır. Basit telenjiektazik veya retiküler venlerden venöz ülserasyonlara kadar çeşitli evrelerde hastalar kliniğe başvurabilmektedirler. Klinik tablosu geniş bir çeşitliliğe sahiptir. Bu nedenle doğru bir tanımlama yapabilmek için CEAP sınıflandırılması geliştirilmiştir.  Bu sınıflandırmayla klinik belirtiler &copy;, etiyolojik (E), anatomik özellikler (A) ve altta yatan patofiziyolojik olay (P) tanımlanmaktadır.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/lrx9s9u.jfif" loading="lazy"  width="500" height="400" alt="[Resim: lrx9s9u.jfif]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">EVRELERİ:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kronik venöz yetmezlik başlangıç evrelerinde semptom göstermez. İlk belirtiler arasında ayak bileklerindeki telenjiektazik yapılar (örümcek venler) ve retiküler venler vardır. Bu venler uyarı venleri olarak da tanımlanabilmektedir. Çapları 1mm den daha küçük olanlar telanjiektazik venler olarak adlandırılırken 1-3 mm arası çapa sahip olanlar ise retiküler ven olarak isimlendirilir. Varisli damarların gelişmesi venöz yetmezliğin ikinci evresidir. Çapı 3mm den daha fazla olan bu damarlar yetersiz subkutanöz venlerdir. Bu venlerin çapları tedavi alınmadığı taktirde gözle görülür şekilde artar. Varisli bacaklarla birlikte, başlarda gece ortaya çıkan eski haline dönen ancak tedavi edilmediğinde geçmeyen ödem görülür.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Evre 0’da semptom ve ödem yoktur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Evre 1’de protein yönünden fakir ve geri döndürülebilir ödem vardır. Semptomlar dinlenmeyle birlikte azalır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Evre 2’de yara bulunmaz ancak kronik ödem mevcuttur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Evre 3’de kronik ödemle birlikte venöz ülser, parmaklar arasında renk değişiklikleri ve yaralar bulunur.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/zdf1u8v.png" loading="lazy"  width="400" height="150" alt="[Resim: zdf1u8v.png]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Komple bir tanımlama yapılabilmesi için 1994 de Amerikan venöz formunda CEAP ( Klinik- Etyoloji- Anatomi- Patofizyoloji) sınıflaması geliştirilip venöz yetmezlik alanında ortak bir dil oluşturmayı amaçlamışlardır.2020 yılında ise yeniden ele alınıp son hali oluşturulmuştur. Bu sınıflandırma aşağıdaki gibidir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">C0  <img src="https://www.fizyoplatforum.com/images/smilies/arrow.png" alt="Arrow" title="Arrow" class="smilie smilie_23" /> <span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Görünür venöz hastalık belirtisi yok.</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">C1  <img src="https://www.fizyoplatforum.com/images/smilies/arrow.png" alt="Arrow" title="Arrow" class="smilie smilie_23" /> Telanjiektazik veya retiküler venler</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">C2  <img src="https://www.fizyoplatforum.com/images/smilies/arrow.png" alt="Arrow" title="Arrow" class="smilie smilie_23" /> Variköz ven</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">C3 (KVY)  <img src="https://www.fizyoplatforum.com/images/smilies/arrow.png" alt="Arrow" title="Arrow" class="smilie smilie_23" /> Ödem</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">C4  <img src="https://www.fizyoplatforum.com/images/smilies/arrow.png" alt="Arrow" title="Arrow" class="smilie smilie_23" /> <span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Venöz hastalığa bağlı cilt değişiklikleri</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">C4a  <img src="https://www.fizyoplatforum.com/images/smilies/arrow.png" alt="Arrow" title="Arrow" class="smilie smilie_23" /> Pigmentasyon, egzama</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">C4b  <img src="https://www.fizyoplatforum.com/images/smilies/arrow.png" alt="Arrow" title="Arrow" class="smilie smilie_23" /> <span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Lipodermatoskleroz, beyaz atrofi</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">C5  <img src="https://www.fizyoplatforum.com/images/smilies/arrow.png" alt="Arrow" title="Arrow" class="smilie smilie_23" /> İyileşmiş venöz ülser</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">C6  <img src="https://www.fizyoplatforum.com/images/smilies/arrow.png" alt="Arrow" title="Arrow" class="smilie smilie_23" /> Aktif venöz ülser </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2000 yılında venöz hastalık şiddet değişiklikleri için CEAP yetersiz görülmüş ve venöz sistem problemleriyle ilgili bir diğer ölçek olan VCSS (Venöz Klinik Ciddiyet Skoru) kullanılmaya başlanmıştır. Hastaların belirtilerini puanlamaya dayanan ölçekte hastalığın şiddeti arttıkça yüksek puanlamalar ortaya çıkmaktadır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">    </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">VENÖZ YETMEZLİKTE TEDAVİ:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Medikal tedavi, girişimsel tedavi, cerrahi tedavi ve fizyoterapi uygulamaları gibi birçok yaklaşım bulunmaktadır. Başlangıçta amaç semptomları azaltmak ve sekonder problemleri önlemektir. Başlık altında toplamamız gerekirse konservatif, girişimsel ve cerrahi tedavi olarak üçe ayırmamız mümkündür. Konservatif tedaviler içinde cilt ve yara bakımı, farmakolojik tedavi, egzersiz ve kompresyon tedavisi bulunurken girişimsel tedavilerde ise skleroterapi, endovenöz laser tedavisi ve radyofrekans ablasyon tedavisi bulunmaktadır. Cerrahi yöntemler arasındaysa safen ve stripping, yüksek ligasyon, flebektomi, perforatör ligasyon cerrahisi, venöz bypass prosedürleri ve venöz kapakçık rekostrüksiyonu bulunmaktadır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">VENÖZ YETMEZLİKTE FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Fizyoterapi uygulamaları için hasta eğitimi başta olmak üzere kompresyon çorapları, intermittent pnömatik kompresyon, kompleks boşaltıcı terapi (KBT), egzersiz programları, PNF, kinezyolojik bantlama, hidroterapi yöntemleri, biyomekanik stimülasyon terapi kullanılmaktadır.</span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">    </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hasta Eğitimi:</span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> </span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hastaların eğitimi tüm hastalıklarda olduğu gibi venöz yetmezlikte de oldukça büyük bir önem taşımaktadır. Ödemin nasıl kontrol altına alınacağı, cildin nasıl korunacağı, selülit ve travmanın nasıl önlenebileceği yönünden hastanın eğitilmesi çok önemlidir. Bunlar dışında hastalara aşağıdaki değişiklikler önerilmelidir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Sigara bırakılması konusunda uyarılmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Yüksek topuklu ayakkabı giymekten kaçınılmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Bacak elevasyonu uygulanmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Uzun süre ayakta durmaktan kaçınılmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Sıcak banyodan kaçınılmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Kilo verme konusunda teşvik edilmelidir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Proksimalde basınç yapacak kıyafet giyilmemelidir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Düzenli egzersiz yapılmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Oturarak çalışıyorsanız ayak altına yükseklik koyulmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Uzun süreli yolculuklarda ayaklara pompalama egzersizi yapılmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Kabızlık problemi varsa lifli gıdalar tüketilip sağlık kurumuna başvurulmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Bacak bacak üzerine atmaktan kaçınılmalıdır.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/2l5s2ct.png" loading="lazy"  width="500" height="450" alt="[Resim: 2l5s2ct.png]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">   </span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"> </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Egzersiz:</span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> </span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kalf kası pompası mekanizması venöz geri dönüşü sağlamada en önemli yöntemlerden biridir. Kas pompa disfonksiyonlarını düzenlemek amacıyla kullanılan en etkili yöntemlerden biri ise egzersizdir. Ayak bileği dorsi ve plantar fleksiyonu bu kas pompasının temelidir. Yapılan çalışmalarda kas pompası fonksiyonunu rehabilite etme egzersizlerinin yararlı olabileceği görülmüştür. Bu nedenle kronik venöz yetmezlik görülen hastalarda fiziksel aktivite düzeyinin arttırılması büyük önem taşır. Bireye özgü ve aşamalı şekilde düzenlenmiş egzersiz programlarıyla kas pompası ve semptomların iyileşmesi sağlanabilmektedir.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/jwosk1g.jpg" loading="lazy"  width="600" height="400" alt="[Resim: jwosk1g.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">    </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yara Bakımı:</span></span></span></span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Meydana gelen yaralanmalar (özellikle iç malleol bölgesi), cilt bütünlüğüne zarar vererek deride çatlamalara ve sonuçta enfeksiyona eğilimi arttırmaktadır. Bu nedenle cildi sürekli nemli tutmak gerekmektedir. Doğal içerikli ürünler kullanmak cildi kaygan ve esnek tutmak açısında önemlidir.</span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">   </span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kompleks Boşaltıcı Terapi:</span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> </span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Venöz yetmezliğin ilerleyen evreleri lenfödemin formlarıyla bir arada olduğu için kompleks boşaltıcı terapi tercih edilir. İki aşamadan oluşan kompleks boşaltıcı terapinin birinci aşaması ödemi azaltma aşamasıdır ve dört hafta ya da daha uzun sürebilmektedir. Bu aşamada manuel lenf drenajı, kompresyon bandajı, terapötik egzersiz, cilt bakımı vardır. İkinci aşama ise koruma fazı olarak adlandırılıp self drenaj, cilt bakımı, kompresyon çorabı ve egzersizleri içermektedir. Kompresyon tedavisi iki faz için de büyük önem taşır. Bandaj ya da çorap yardımıyla gerçekleştirilen kompresyon distalden proksimale doğru azaltılarak ödem tedavisi amaçlanır.</span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">    </span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Manuel Lenf Drenajı: </span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yüzeyel lenfatik damarları uyararak lenf salınımını arttırmayı ve hücrelerarasındaki fazla sıvıyı uzaklaştırmayı amaçlar. Venöz yetmezliğe sahip olanların %20’si lenf sisteminde de yetersizliğe sahiptir. Bu nedenle manuel lenf drenajı kronik venöz yetmezliğin tedavisinde büyük bir önem taşır. Bilinen dört manuel lenf drenajı tekniği bulunmaktadır.  Bunlar Foldi, Casley- Smith, Leduc, Vodder teknikleridir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/r7av5zj.jfif" loading="lazy"  width="300" height="250" alt="[Resim: r7av5zj.jfif]" class="mycode_img img-responsive" /></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: small;" class="mycode_size">    </span><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kompresyon Tedavisi:</span></span></span></span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">En yaygın tedavi yöntemi olarak bilinen kompresyon tedavisi CEAP farkına bakılmaksızın önemli bir ön tedavi yaklaşımıdır. Cerrahi risk olan hastalarda ya da şikayetleri az olanlarda kompresyon çorapları önerilmektedir. Venöz pompalamayı arttırır, terapötik sonuçları destekler, venöz dönüşü ve lenf drenajını hızlandırır, lökosit tutulumunu azaltır. Hastanın durumuna göre basınç belirlenir. CEAP 2-3 olan hastalarda 20-30mmHg, CEAP4-6 olan hastalarda 30-40mmHg ve rekürren ülserli hastalarda ise 40-50mmHg basınçlı kompresyon çorapları önerilir.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">  <img src="https://i.hizliresim.com/nodx3yk.jfif" loading="lazy"  width="400" height="250" alt="[Resim: nodx3yk.jfif]" class="mycode_img img-responsive" />   </span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu çoraplar distalden proksimale azalan bir basınçla venöz bozuklukları tedavi etmeyi amaçlar. Genellikle 30-40 mmHg basınçlı olan bu çoraplar ödem ve ağrı gibi problemlerde %80 e kadar başarı göstermektedirler. Farklı seviyelerde ve basınçlarda kompresyon giysileri de bulunmaktadır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">   Sınıf A  -&gt; 10-14mmHg  -&gt;  Çok az basınçlı</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">   Sınıf I   -&gt;  15-21mmHg  -&gt;  Hafif basınçlı</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">   Sınıf II  -&gt;  25-32mmHg  -&gt;  Orta basınçlı</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">   Sınıf III  -&gt;  34-46mmHg  -&gt;  Güçlü basınçlı</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">   Sınıf IV  -&gt;  49mmHg'den büyük -&gt;  Çok güçlü basınç</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hasta uyumunun ve semptomatik rahatlamanın en fazla olması nedeniyle en sık diz altı kompresyon çorapları kullanılır. Çorap uygunluğu için çap ölçümleri yapılıp 6-9 ayda bir değiştirilmelidir. Venlerin en boş olduğu anda giydirilmelidir. Etkisinin en çok olduğu dönem sabah kalkınca ayaklar 45 derece açıyla elevasyondayken giyildiği andır. Hasta uzanıp bacağını 5-10 dakika yukarıda tutmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">İntermitent Pnömatik Kompresyon: </span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İleri düzeyde gelişmiş pnömatik kompresyon cihazlarının eksternal hava basıncıyla çalışması tekniğine dayanır. Dijital programlamayla manuel lenf drenajı tekniklerini kullanarak lenf sıvısının akışını destekler. Venöz dönüşü arttırır. Kişiye göre farklı basınçlarla uygulanan tedavi genellikle 30-60mmHg arasındadır. Yine tedavi süresi de hastaya bağlı olarak 30 dakika ya da 6-8 saat arasında değişmektedir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/dldft5v.jfif" loading="lazy"  width="350" height="200" alt="[Resim: dldft5v.jfif]" class="mycode_img img-responsive" /></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">    </span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"> </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kinezyo Bantlama:</span></span></span></span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color">Kompresyon çoraplarının veya sert bandajların cilt irritasyonu, ağrı, anestezik etki gibi konforsuzluklar oluşturması nedeniyle alternatif bir yöntem olarak kullanılan kinezyolojik bantlama</span> 1937 yılında Dr. Kenzo Kase tarafından geliştirilmiş bir yöntemdir. Ayrıca diğer tedavilere kıyasla maliyeti daha uygundur. Hastanın yaz aylarında kompresyon tedavisine toleransı azaldığı için de sık sık tercih edilmektedir.  Ciltte devam eden germe ya da basınç etkisiyle kutanöz mekano-reseptörleri aktive ederek kas fonksiyonunu geri kazandırmak, vasküler dolaşımı arttırmak, lenfatik drenajı sağlamak, eklem dizilimi düzeltmek ve ağrıyı azaltmak amacıyla uygulanmaktadır<span style="color: #333333;" class="mycode_color">. Ayrıca, uygulandığı bölgede doku aralıklarını genişleterek kasların kasılabilirliğini arttırdığına, kan akımının artışı ile kas performansının iyileştirdiğine, sonuç olarak eklem hareket açıklığını genişletip daha kaliteli kas aktivitesi sağladığına yönelik kanıtlar bulunmaktadır.</span><br />
<br />
Ciltte 3-5 gün kalabilen bantlar kalın, elastik yapıda, yapışkan, su geçirmeyen bir yapıdadır. %30-40 oranına kadar boyuna esneyebilmektedir. Venöz yetmezlik tedavisi dışında bölgedeki dolaşımı arttırır. Hematom, ödem ve yara iyileşmesinde oldukça sık kullanılmaktadır.</span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">      </span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Manyetik Alan Tedavisi:</span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> </span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kesikli manyetik alan tedavisi parkinson, ağrı, kırık gibi hastalıklarda oldukça sık kullanılmaktadır. Yapılan klinik çalışmalar sonucunda ödemde azalmalara ve dokudaki oksijen basıncında yükselmeye neden olduğu gösterilmiş ve venöz yetmezlikte de kullanılmaya başlanmıştır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">VENÖZ YETMEZLİK İÇİN EGZERSİZLER</span></span></span></span><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">     <span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span></span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bisiklet<br />
</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Squat</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Yürüyüş </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Yüzme</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Sırtüstü uzanın. Dizin altına yastık koyarak topuğun yatakla temasını kesin. Ayak bileği dorsi ve plantar fleksiyon hareketini yapın (pompalama).  </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Sırtüstü uzanın. Dizin altına yastık koyarak topuğun yatakla temasını kesin. Ayak bileği rotasyon hareketini yapın.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Sırtüstü uzanın. Kalça fleksiyon, diz ekstansiyonda iken ayak dorsi ve plantarfleksiyon hareketini yapın.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/7gimkm2.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: 7gimkm2.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Sandalyede oturun. Parmak ucunda yükselme hareketi yapın.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Kalça ve diz fleksiyonda sandalyede oturun. Yavaşça dizi ekstansiyona, ayak bileğini ise plantar fleksiyona getirin.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Ayakta sandalyeden destek alarak durun. Topuk üzerinde yükselin.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/ikxme3b.jpg" loading="lazy"  width="500" height="300" alt="[Resim: ikxme3b.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-family: Symbol;" class="mycode_font">·<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">      </span></span></span>Sırtüstü uzanın. Kalça ve diz fleksiyonu yapın. Ardından ekstansiyona alın.</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/q39htb9.jpg" loading="lazy"  width="300" height="150" alt="[Resim: q39htb9.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/icl2ono.png" loading="lazy"  width="450" height="500" alt="[Resim: icl2ono.png]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">      </span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">KAYNAKÇA</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Netter Interactive Atlas of Clinical Anatomy Illustrations by Frank H. Netter.<br />
</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dr. Cengiz Köksal, Dr. Saleh Alsalehi, Dr. Özgür Kocamaz, Dr. Hasan Sunar, Kronik Venöz Yetmezlik Tedavisi, Koşuyolu Kalp Dergisi,Şubat 2010, Sayfa 28-33.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Özlem Çınar Özdemir, Yeşim Bakar, Mahmut Sürmeli, Kronik Venöz Yetmezlikte Ağrı, Yaşam Kalitesi ve Depresyon Arasındaki İlişkinin İncelenmesi, Konuralp Tıp Dergisi, 2017, Sayfa 52-58.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sabriye Ercan, Cem Çetin, <span style="color: #333333;" class="mycode_color">Kronik Venöz Yetmezliğin Konservatif Tedavisinin Etkinliğine “Calf” Egzersizine Kombine Kinezyoteyp Uygulamasının Katkısı, Spor Hekimliği Dergisi, 2017, Sayfa 41-50.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Rumeysa Reis, Kronik Venöz Yetmezlik Hastası Bireylerin Egzersiz İnançları, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Haziran 2022.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[OBEZİTEDE FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON]]></title>
			<link>https://www.fizyoplatforum.com/konu-obezitede-fizyoterapi-ve-rehabilitasyon.html</link>
			<pubDate>Mon, 30 Jan 2023 11:21:15 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fizyoplatforum.com/member.php?action=profile&uid=238">Fzt.Özgür</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fizyoplatforum.com/konu-obezitede-fizyoterapi-ve-rehabilitasyon.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">OBEZİTE</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Obezite, diyabet, kardiyovasküler hastalık, hipertansiyon ve hiperlipidemi gelişme riski ile ilişkisi yoluyla sağlığı bozan vücutta aşırı veya anormal yağ veya yağ dokusu birikimidir. Son 50 yılda giderek kötüleşen önemli bir halk sağlığı salgınıdır. Obezite karmaşık bir hastalıktır ve multifaktöriyel etiyolojiye sahiptir. Önlenebilir ölümlerin sigaradan sonra en sık ikinci nedenidir. Obezite çok uçlu tedavi stratejileri gerektirir ve ömür boyu tedavi gerektirebilir. %5 ila %10 kilo kaybı, bir bireyin ve bir bütün olarak ülkenin sağlığını, yaşam kalitesini ve ekonomik yükünü önemli ölçüde iyileştirebilir. <br />
<br />
Obezite, her yıl 700 milyar doları aşan muazzam sağlık maliyetlerine neden olmaktadır. Ekonomik yükün yalnızca Amerika Birleşik Devletleri'nde yılda yaklaşık 100 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Kilo (kg)/boy(m) olarak hesaplanan obeziteyi tanımlamak için vücut kitle indeksi (VKİ) kullanılır. VKİ, vücut yağıyla eğrisel bir şekilde ilişkili olsa da, normal bir VKI'nin altta yatan fazla yağı gizleyebileceği Asyalılar ve yaşlı insanlarda doğru olmayabilir. Obezite aynı zamanda triceps, biceps subscapular ve suprailiac bölgelerdeki deri kalınlığı değerlendirilerek de tahmin edilebilir. Dural enerji radyografik absorpsiyometri (DEXA) taraması da yağ kütlesini değerlendirmek için kullanılabilir.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Etiology</span></span></span></div>
<br />
Obezite, günlük enerji alımı ile enerji harcaması arasındaki dengesizlik sonucu aşırı kilo alımına neden olur. Obezite, sayısız genetik, kültürel ve toplumsal faktörün neden olduğu çok faktörlü bir hastalıktır. Çeşitli genetik çalışmalar, obezitenin aşırı derecede kalıtsal olduğunu, adipozite ve kilo alımı ile tanımlanan çok sayıda gen olduğunu göstermiştir. Obezitenin diğer nedenleri arasında azalmış fiziksel aktivite, uykusuzluk(insomnia), endokrin bozukluklar, ilaçlar, fazla karbonhidrat ve yüksek şekerli yiyeceklerin tüketimi ve azalmış enerji metabolizması sayılabilir. <br />
Obezite ile ilişkili en yaygın sendromlar arasında Prader Willi sendromu ve MC4R  sendromları, daha az sıklıkla frajil X, Bardet-Beidl sendromu, Wilson Turner konjenital leptin eksikliği ve Alstrom sendromu yer alır.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #b20080;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Epidemiology</span></span></span></div>
<br />
DSÖ Avrupa Bölgesinde:<br />
<br />
• Aşırı kilo ve obezite yetişkinlerin yaklaşık %60'ını etkiler.<br />
<br />
• Fazla kilo (obezite dahil), 5 yaşın altındaki 4,4 milyon çocuğu etkileyen yaygın bir sorundur ve bu yaş grubundaki tüm çocukların %7,9'unu temsil etmektedir.<br />
<br />
• DSÖ Avrupa Çocukluk Çağı Obezite İzleme Girişimi, okul çağındaki yaklaşık üç çocuktan birinin fazla kilolu veya obezite ile yaşadığını göstermektedir. Dörtte biri fazla kilolu (obezite dahil) yaşayan ergenlerde prevalans geçici olarak azalır.<br />
<br />
• Endişe verici bir şekilde, aşırı kilo ve obezite prevalansında tutarlı artışlar olmuştur ve Bölgedeki tek bir Üye Devlet bile 2025 yılına kadar obezite artışını durdurma hedefine ulaşma yolunda değildir.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/6k100xm.PNG" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: 6k100xm.PNG]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
</div>
<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Patofizyoloji</span></span></span></div>
<br />
Obezite, kardiyovasküler hastalık, dislipidemi ve insülin direnci ile ilişkilidir ve sırasıyla diyabet, inme, safra taşları, yağlı karaciğer, obezite hipoventilasyon sendromu, uyku apnesi ve kanserlere neden olur.<br />
<br />
Genetik ve obezitenin ilişkisi, çok sayıda çalışma ile iyi bir şekilde gösterilmiştir. FTO geni adipozit ile ilişkilidir. Bu gen, obezite riskini artıran birden fazla varyantı barındırabilir.<br />
<br />
Leptin, gıda alımını ve vücut ağırlığını azaltan bir adiposit hormonudur. Hücresel leptin direnci obezite ile ilişkilidir. Adipoz doku adipokinleri ve serbest yağ asitlerini salgılayarak sistemik enflamasyona neden olur, bu da insülin direncine ve artan trigliserit seviyelerine neden olur ve bu da daha sonra obeziteye katkıda bulunur.<br />
<br />
Obezite, miyokardda artmış yağ asidi birikimine neden olarak sol ventrikül fonksiyon bozukluğuna neden olabilir. Ayrıca renin-anjiyotensin sistemini değiştirdiği ve artan tuz tutulmasına ve yüksek kan basıncına neden olduğu gösterilmiştir.<br />
<br />
Toplam vücut yağının yanı sıra, aşağıdakiler de obezite morbiditesini artırır:<br />
<br />
• Bel çevresi (karın yağı kötü prognoz taşır)<br />
<br />
• Yağ dağılımı (Vücut Yağ Heterojenliği)<br />
<br />
• Karın içi basınç<br />
<br />
• Obezite başlangıç yaşı<br />
<br />
Vücut yağ dağılımı, kardiyometabolik sağlık riskini değerlendirmede önemlidir. Aşırı visseral yağın dağılımının kardiyovasküler hastalık riskini artırması muhtemeldir. Ruderman ve ark. normal VKİ' e sahip metabolic obese normal weight (MONW) kavramını ortaya attılar.<br />
<br />
Metabolik olarak sağlıklı obez (MHO) bireyler VKİ'si 30 kg/m2'nin üzerinde olan ancak insülin direnci veya dislipidemi özelliklerine sahip olmayan bireylerdir. <br />
<br />
Adipositlerin inme riskini artırabilecek bir enflamatuar ve protrombotik aktiviteye sahip olduğu gösterilmiştir. Adipokinler, esas olarak adipositler ve preadipositler tarafından üretilen, dokuyu istila eden obezite makrofajlarında da adipokinler üreten sitokinlerdir. <br />
<br />
Değişen adipokin sekresyonu, değişen glikoz ve lipid metabolizmasına neden olabilen ve visseral obezitede kardiyometabolik riske katkıda bulunabilen kronik düşük dereceli inflamasyona neden olur. <br />
<br />
Adiponektin insülin duyarlılaştırıcı ve antiinflamatuar özelliklere sahiptir, dolaşımdaki seviyeleri visseral obezite ile ters orantılıdır.<br />
<br />
<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Tarihsel ve Fiziksel</span></span></span></div>
<br />
Altı yaş ve üzerindeki tüm çocuklar, ergenler ve tüm yetişkinler, Amerika Birleşik Devletleri Önleyici Hizmetler Görev Gücü (USPSTF) tavsiyelerine göre obezite açısından taranmalıdır.<br />
<br />
Doktorlar, obeziteye katkıda bulunan altta yatan nedenler için dikkatli bir şekilde tarama yapmalıdır. Tam bir geçmiş şunları içermelidir:<br />
<br />
• Çocukluk kilo geçmişi<br />
<br />
• Önceki kilo verme çabaları ve sonuçları<br />
<br />
• Beslenme hikayesi<br />
<br />
• Uyku düzeni<br />
<br />
• Fiziksel aktivite<br />
<br />
• Kardiyovasküler, diyabet, tiroid ve depresyon ile ilişkili tıbbi özgeçmiş<br />
<br />
• Cerrahi hikayesi<br />
<br />
• Kilo alımını artırabilen ilaçlar<br />
<br />
• Tütün ve alkol kullanım hikayesi<br />
<br />
• Aile öyküsü<br />
<br />
Tam fizik muayene yapılmalı ve bu muayene vücut kitle indeksi (VKİ) ölçümü, çevre ölçümleri, vücut yapısı, hayati organları içermelidir.<br />
<br />
Akne, hirsutizm, cilt benleri, akantozis nigrikans, stria, Mallampati skorlaması, buffalo hörgücü, yağ yastığı dağılımı, düzensiz ritimler, jinekomasti, abdominal pannus, hepatosplenomegali, hernians, hipoventilasyon, pedal epedema, varikoseller, stasis dermatiti ve yürüyüş gibi obezite odak bulguları anormallikler olabilir.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Değerlendirme</span></span></span></div>
<br />
Obezite için standart tarama aracı, vücut kitle indeksinin (VKİ) ölçümüdür. BMI, kilogram cinsinden ağırlığın metre cinsinden boyun karesine bölünmesiyle hesaplanır. Obezite VKİ 'ye göre sınıflandırılabilir:<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/klvn9hl.PNG" loading="lazy"  width="600" height="300" alt="[Resim: klvn9hl.PNG]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align">Bel kalça oranı ölçülmeli, erkeklerde 1:1'den fazla, kadınlarda 0:8'den fazla anlamlı kabul edilir.<br />
<br />
Deri kıvrım kalınlığı, biyoelektrik empedans analizi, CT, MRI, DEXA, su deplasmanı ve hava dansitometrisi çalışmaları gibi ileri değerlendirme çalışmaları yapılabilir.<br />
<br />
Laboratuvar çalışmaları arasında tam kan testi, temel metabolik panel, böbrek fonksiyonu, karaciğer fonksiyon çalışması, lipid profili, HbA1C, TSH, D vitamini seviyeleri, idrar tahlili, CRP, EKG gibi diğer çalışmalar ve ilişkili tıbbi durumları değerlendirmek için uyku çalışmaları yapılabilir. <br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Ayırıcı Tanı</span></span></span></div>
<br />
• Akromegali<br />
• Adipoz Dolorosa <br />
• Ascites<br />
• Cushing sendromu<br />
• Hipotiroidizm<br />
• İyatrojenik Cushing sendromu<br />
• İnsülinoma<br />
• Kallman sendromu ve idiyopatik hipogonadotropik hipogonadizm <br />
• Generalize lipodistrofi <br />
• Polikistik over sendromu<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Prognoz</span></span></span></div>
<br />
Obezite çok büyük morbidite ve mortalite oranlarına sahiptir. Obez hastalarda advers kardiyak olay ve inme riski yüksektir. Ayrıca yaşam kaliteleri düşüktür. Morbiditeyi kötüleştiren faktörler şunları içerir:<br />
<br />
• Obezite başlangıç yaşı<br />
<br />
• Merkezi adipozite miktarı<br />
<br />
• Obezitenin şiddeti<br />
<br />
• Cinsiyet<br />
<br />
• İlişkili komorbidite<br />
<br />
• Irk<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kilo Verme ve Kilo Korumada Egzersizin Rolü</span></span></span></div>
<br />
Fiziksel aktivite kılavuzları, kronik hastalık risk faktörlerinin önlenmesinde ve sağlık promosyonunda zaten kurulmuş kronik durumların geri dönüşünden daha etkilidir. Fiziksel aktivite arttırılması ve oturma süresi azaltılması, kronik hastalıklı veya engelli kişiler arasında bile sağlık ve fonksiyonun iyileştirilmesine yol açsa da, haftada 150 dakika orta şiddette fiziksel aktivite önerisi kronik durumların geri dönüşü için yeterli olamayabileceğini unutmamak önemlidir. Özellikle obezite ve ağırlık kaybının korunması için gerekli olan düzey yaklaşık 45-60 dakika orta şiddette aktivite olabilir ve obeziteden normal kiloya geçiş için ≥60 dakika gerekli olabilir. Ayrıca, kişilerin ağırlık kaybına yanıt verme düzeyleri değişebilir ve bu yanıt yaş, cinsiyet, obezite düzeyi, yağ dokusu dağılımı ve hatta yağ hücresi boyutu gibi faktörlere göre değişebilir. Bu nedenle, fiziksel aktivitenin kardiyovasküler ve metabolik sağlık üzerindeki yararlarına rağmen, ağırlık kaybı ve obezitenin geri dönüşü için etkili olabileceği sorgulanabilir.<br />
<br />
Haftada 1-2 pound (0,5-1 kg) kilo kaybı genellikle güvenli ve etkili olarak kabul edilir. Bununla birlikte, önerilen bu orandaki kilo kaybı, uzun bir süre boyunca ~ 500–1000 kcal/gün negatif enerji dengesi gerektirecektir. Böyle bir enerji açığını, yalnızca enerji alımını azaltarak (diyet yaparak) elde etmek zordur. Daha da önemlisi, kalori alımındaki bu tür ciddi düşüşler, beslenme yetersizliklerine ve yağsız kütle kaybına neden olarak metabolik hızı düşürebilir. Ayrıca, böyle bir kalori kısıtlamasına bağlı kalmanın uzun süreler boyunca sürdürülmesi zordur ve bu nedenle, nüksetme ve telafi edici kilo alımı olasılığını artırır.<br />
<br />
Öte yandan, tek başına egzersizin obezitesi olan kişilerde vücut ağırlığını önemli ölçüde değiştirip değiştirmediği tartışmalıdır. Obez kişilerde anlamlı kilo kaybı için günde 60 dakika orta yoğunlukta aktivitenin gerekli olduğunu varsayarsak, bir erkeğin günde 68-136 dakika orta yoğunlukta yürüyüş (7,9 kcal/dk) yapması gerekir ve bir kadın 500-1000 kcal/gün açığı elde etmek için günde 72–145 dakika aynı aktiviteyi (6,4 kcal/dk) gerçekleştirmek zorunda olması, haftada 0,5–1 kg (1–2 pound) kilo kaybı için gereklidir. Ayrıca, bu yürüme hızı (3,5 mil veya 3,8 MET) çoğu insan için rahat olsa da, bunu haftada 7 gün 60 dakikadan fazla sürdürmek obezitesi olan kişiler için uygun olmayabilir. Aslında, obezitesi olan kişilerin kalori kısıtlaması olmadan anlamlı kilo kaybı için gerekli olan egzersiz hacmini (yoğunluğu, sıklığı ve süresi) gerçekleştirmesi oldukça zor olabilir. Bu nedenle, şu anda çoğu kanıt hem egzersizin hem de kalori kısıtlamasının başarılı bir kilo verme programının gerekli bileşenleri olduğunu göstermektedir.<br />
<br />
Yalnızca diyet yoluyla önemli miktarda vücut ağırlığı kaybetmeyi başaran kişiler, genellikle hızla geri kazanırlar. Egzersiz, ilaç tedavisi ve hatta ameliyatla indüklenen kilo kaybının ardından sıklıkla kilo alımı görülür, bu da negatif bir enerji dengesine adaptasyonun obezite salgınına katkıda bulunduğunu gösterir. Laboratuvar bulguları, obezite sonrası vücut ağırlığının yeniden kazanılmasını önlemek için gerekli olan günlük enerji harcama seviyesinin de günümüz yaşam tarzına göre oldukça yüksek olduğunu bildirmiştir. <br />
<br />
Son olarak, dinamik kilo kaybı döneminde olduğu gibi, kalori kısıtlamasını egzersizle birleştirenler, bu kilo kaybını tek başına diyete veya yalnızca egzersize güvenenlere kıyasla zaman içinde korumada daha başarılıdır.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/br9sbf0.jpg" loading="lazy"  width="350" height="300" alt="[Resim: br9sbf0.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">DİRENÇ EĞİTİMİNİN KİLO VERMEK VE SÜRDÜRMEDEKİ ROLÜ</span></span></span></div>
<br />
Direnç eğitimi, dinamik kilo kaybı sırasında yağsız vücut kütlesini korumada özellikle etkilidir, ancak diyetteki protein miktarı bu etkinliği etkileyebilir. Kalori kısıtlamasını hem aerobik hem de direnç antrenmanıyla birleştiren bir program, kalori kısıtlamasını yalnızca aerobik egzersizle birleştiren bir programa kıyasla genellikle daha fazla kilo kaybına ve genel sağlığın iyileştirilmesine yol açar. Unutulmaması gereken nokta, kuvvet antrenmanının sağlık ve fonksiyon üzerindeki faydalarının kilo kaybından bağımsız olabilmesidir. Örneğin, obez yaşlı erkek ve kadınlarda hem kalori kısıtlaması hem de direnç eğitimi kullanan 5 aylık bir çalışma, vücut ağırlığında herhangi bir değişiklik olmaksızın abdominal obezitenin azalmasına, hipertansiyonun azalmasına ve metabolik sendromun iyileşmesine yol açtı. Bu muhtemelen direnç eğitimi ile yağsız kütledeki artışın yanı sıra vasküler ve kas fonksiyonunda ortaya çıkan niceliksel ve niteliksel gelişmelerden kaynaklanmaktadır. Obez yaşlı yetişkinler üzerinde yapılan başka bir çalışma, kalori kısıtlamasını diğer üç egzersiz müdahalesinden biriyle birleştirdi: 1) tek başına aerobik egzersiz; 2) tek başına direnç eğitimi ve 3) aerobik egzersiz ve direnç eğitimi. Toplam vücut ağırlığı kaybı, üç farklı egzersiz grubunda benzerdi. Bununla birlikte, fiziksel fonksiyon ölçümlerinde en büyük gelişmeler, direnç eğitimi grubuyla birlikte aerobik egzersizde gözlemlendi. Bu nedenle, direnç eğitiminin faydaları, yağ kaybının ötesine geçerek gelişmiş metabolik ve fiziksel işlevi içerir.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">AĞIRLIK KORUMADA TOPLAM GÜNLÜK AKTİVİTENİN ROLÜ</span></span></span></div>
<br />
Kanıtlar, toplam günlük birikmiş enerji harcamasının , obezitesi olan kişilerde kilo kaybının en güçlü göstergesi olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, büyük sürekli egzersiz nöbetleri şeklindeki tipik tavsiyeye bir alternatif, benzer bir kilo kaybıyla sonuçlanabilecek, ancak uzun vadede daha iyi bağlılıkla sonuçlanabilecek aralıklı egzersiz olabilir. Ayrıca, genel bir yaşam tarzı değişikliğinin bir parçası olarak artan fiziksel aktivitenin entegrasyonu (örneğin, günlük rutinin bir parçası olarak daha fazla yürüme ve merdiven çıkma), yapılandırılmış bir egzersiz programı kadar kilo kaybını teşvik etmede başarılı olabilir. <br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">GİYİLEBİLİR CİHAZLARIN ETKİSİ</span></span></span></div>
<br />
2014'te, 18 yaşın üzerindeki yetişkin Amerikalıların %10'u bir aktivite izleme cihazına sahip olduğunu bildirdi ve 2016'da Dünya Çapında Fitness Trendleri Araştırması, giyilebilir teknolojiyi en popüler büyüyen fitness trendi olarak tanımladı ve pazarın yaklaşık 6 milyar dolar olduğunu tahmin etti. Bu anket kısa süre önce güncellendi ve giyilebilir teknolojinin 2020 için bir numaralı trend olmaya devam ettiğini ve pazarın tahmini 95 milyar dolara ulaştığını bildirdi . Büyük teknoloji şirketlerinin çoğu, etkinlik izleme teknolojisini cep telefonlarına dahil ederken, Apple ve Google dahil daha büyük şirketler, etkinlik izleme özelliklerine sahip yeni saat, bileklik ve diğer giyim cihazları modellerini öne çıkarmak için ürün hatlarını genişletmeye devam ettiler. En popüler ve uygun fiyatlı cihazlar, adım sayısını ve kat edilen mesafeyi ölçmekle sınırlı kalıyor.<br />
<br />
Teknolojik gelişmelerin bu cihazları iyileştirdiği bildirilse de, ürün mühendisleri, araştırma bilim adamları ve bu sektörde yer alan diğer kişiler arasında doğrulukları konusunda tartışmalar devam etmektedir. Veriler, bu cihazların genel aktivite süresi, enerji harcaması ve uyku kalitesi ölçümü ile daha az tutarlı olduğunu gösteriyor, bu nedenle araştırmalarda kullanılmadan önce daha fazla test ve daha gelişmiş algoritmalar gerektirebilirler. Metabolik parametrelere (örn. glikoz ve laktik asit) ve fiziksel aktivitenin izlenmesine ek olarak stres, zorlanma, darbe kuvvetleri gibi biyometrik işaretleri ölçebilen gelişmiş cihazlar geliştirilmektedir.<br />
<br />
Bazı sınırlamalara rağmen, bu tür cihazlar, insanların kendi günlük kalori alımlarını, enerji harcamalarını, uyku düzenlerini ve genel sağlık profillerini izlemelerine yardımcı olmakta oldukça faydalıdır. Bu cihazlar aynı zamanda bir egzersiz programına başlayanlar arasında motivasyonu artırmaya da hizmet edebilir çünkü hedefler belirlemeye ve anında geri bildirim sağlamaya yardımcı olabilirler, ancak bunun uzun vadeli kilo verme programları için böyle olup olmadığı sorgulanabilir. İdeal olarak, bu tür cihazlar elektronik sağlık kaydı (EHR) ile senkronize olabilir, böylece sağlık hizmeti sağlayıcılarına hastanın yaşam tarzı davranışlarını objektif olarak izleme şansı verir.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">KİŞİSEL VE ONLINE EĞİTİM</span></span></span></div>
<br />
Kişisel eğitim, 2006'dan beri bildirilen ilk 10 fitness trendi arasında yer aldı ve özellikle 2020'deki COVID-19 salgını sırasında uygulanan katı karantina politikaları sırasında çevrimiçi eğitim daha erişilebilir hale geldikçe popülerlik arttı. 2023 ve sonrasında çevrimiçi eğitim programlarının kullanılmaya devam edileceği. Ne yazık ki, giyilebilir cihazlar gibi, eğitim ücretleri ve internet erişimi, düşük gelirli haneler için mevcut olmayan lüksler olabilir ve bazı topluluklar, halka ücretsiz web erişimi sağlayan tesislere sahip olsa da (örneğin, halk kütüphaneleri), sanal egzersiz eğitimi için uygun yerler olmayabilir. Bu nedenle, mevcut fitness trendlerinin mali sınırlamalarını dikkate alan sanal egzersiz çözümlerine ihtiyaç vardır.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">ÖZETLE</span></span></span></div>
<br />
Bugüne kadar yapılan araştırmaların çoğu, egzersizin aşırı kilo ve obeziteyi önlemede, tersine çevirmekten daha etkili olduğunu göstermektedir. Egzersizi kalori kısıtlamasıyla birleştiren kilo verme programları, yağsız kütle kaybını azaltırken net kalori açığını en üst düzeye çıkarabilir. Aerobik egzersize direnç eğitimi eklemek, kas miktarını ve kalitesini artıracak ve böylece kilo kaybından bağımsız olarak sağlık yararları sağlayacaktır. Gerekli egzersizi ve yaşam tarzı fiziksel aktivitesini tek bir uzun sürekli nöbet yerine aralıklı nöbetler halinde biriktirmek, kilo verme ve koruma rejimlerinin bağlılığını ve başarısını artırabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color">KAYNAKÇA:<br />
</span></span><br />
<br />
• Saalbach A, Anderegg U. Thy-1: more than a marker for mesenchymal stromal cells. FASEB J. 2019 Jun;33(6):6689-6696. [PubMed] [Reference list],<br />
• Kozlov AI. [Carbohydrate-related nutritional and genetic risks of obesity for indigenous northerners]. Vopr Pitan. 2019;88(1):5-16. [PubMed] [Reference list]<br />
• Gowd V, Xie L, Zheng X, Chen W. Dietary fibers as emerging nutritional factors against diabetes: focus on the involvement of gut microbiota. Crit Rev Biotechnol. 2019 Jun;39(4):524-540. [PubMed] [Reference list]<br />
• Holly JMP, Biernacka K, Perks CM. Systemic Metabolism, Its Regulators, and Cancer: Past Mistakes and Future Potential. Front Endocrinol (Lausanne). 2019;10:65. [PMC free article] [PubMed] [Reference list]<br />
• Akinkuotu AC, Hamilton JK, Birken C, Toulany A, Strom M, Noseworthy R, Hagen J, Dettmer E, Langer JC. Evolution and Outcomes of a Canadian Pediatric Bariatric Surgery Program. J Pediatr Surg. 2019 May;54(5):1049-1053. [PubMed] [Reference list]<br />
• Kluge H.H.P. 2022. Weltgesundheitsorganisation Regionalbüro für Europa. WHO European regional obesity report. n.d. [Google Scholar] [Ref list]<br />
• Després JP, Nadeau A, Tremblay A, Ferland M, Moorjani S, Lupien PJ, Thériault G, Pinault S, Bouchard C. Role of deep abdominal fat in the association between regional adipose tissue distribution and glucose tolerance in obese women. Diabetes. 1989 Mar;38(3):304-9. [PubMed] [Reference list]<br />
• Fujioka S, Matsuzawa Y, Tokunaga K, Tarui S. Contribution of intra-abdominal fat accumulation to the impairment of glucose and lipid metabolism in human obesity. Metabolism. 1987 Jan;36(1):54-9. [PubMed] [Reference list]<br />
• Sparrow D, Borkan GA, Gerzof SG, Wisniewski C, Silbert CK. Relationship of fat distribution to glucose tolerance. Results of computed tomography in male participants of the Normative Aging Study. Diabetes. 1986 Apr;35(4):411-5. [PubMed] [Reference list]<br />
• Ruderman NB, Berchtold P, Schneider S. Obesity-associated disorders in normal-weight individuals: some speculations. Int J Obes. 1982;6 Suppl 1:151-7. [PubMed] [Reference list]<br />
• Bonora E, Kiechl S, Willeit J, Oberhollenzer F, Egger G, Meigs JB, Bonadonna RC, Muggeo M. Insulin resistance as estimated by homeostasis model assessment predicts incident symptomatic cardiovascular disease in caucasian subjects from the general population: the Bruneck study. Diabetes Care. 2007 Feb;30(2):318-24. [PubMed] [Reference list]<br />
• Karelis AD, St-Pierre DH, Conus F, Rabasa-Lhoret R, Poehlman ET. Metabolic and body composition factors in subgroups of obesity: what do we know? J Clin Endocrinol Metab. 2004 Jun;89(6):2569-75. [PubMed] [Reference list]<br />
• Ferrante AW. Obesity-induced inflammation: a metabolic dialogue in the language of inflammation. J Intern Med. 2007 Oct;262(4):408-14. [PubMed] [Reference list]<br />
• Neels JG, Olefsky JM. Inflamed fat: what starts the fire? J Clin Invest. 2006 Jan;116(1):33-5. [PMC free article] [PubMed] [Reference list]<br />
• Mercado-Gonzales SI, Carpio-Rodríguez AN, Carrillo-Larco RM, Bernabé-Ortiz A. Sleep Duration and Risk of Obesity by Sex: Nine-Year Follow-Up of the Young Lives Study in Peru. Child Obes. 2019 May/Jun;15(4):237-243. [PMC free article] [PubMed] [Reference list]<br />
• Shiozawa B, Madsen C, Banaag A, Patel A, Koehlmoos T. Body Mass Index Effect on Health Service Utilization Among Active Duty Male United States Army Soldiers. Mil Med. 2019 Oct 01;184(9-10):447-453. [PubMed] [Reference list]<br />
• Al-Nimr RI. Optimal Protein Intake during Weight Loss Interventions in Older Adults with Obesity. J Nutr Gerontol Geriatr. 2019 Jan-Mar;38(1):50-68. [PubMed] [Reference list]<br />
• Pasarica M, Topping D. An Evidence-Based Approach to Teaching Obesity Management to Medical Students. MedEdPORTAL. 2017 Dec 20;13:10662. [PMC free article] [PubMed] [Reference list]<br />
• Walsh K, Grech C, Hill K. Health advice and education given to overweight patients by primary care doctors and nurses: A scoping literature review. Prev Med Rep. 2019 Jun;14:100812. [PMC free article] [PubMed] [Reference list]<br />
• Thompson WR 2020 İçin Dünya Çapında Fitness Trendleri Araştırması. ACSM'nin Sağlık ve Fitness Dergisi. 2019; 23 :10–8. <br />
• Thompson W. R. Worldwide Survey Of Fitness Trends For 2016: 10th Anniversary Edition. ACSM's Health &amp; Fitness Journal. 2015;19:9–18. <br />
• Wen D., Zhang X., Liu X., Lei J. Evaluating the Consistency of Current Mainstream Wearable Devices in Health Monitoring: A Comparison Under Free-Living Conditions. J Med Internet Res. 2017;19:e68. <br />
• Seshadri D. R., Drummond C., Craker J., Rowbottom J. R., Voos J. E. Wearable Devices for Sports: New Integrated Technologies Allow Coaches, Physicians, and Trainers to Better Understand the Physical Demands of Athletes in Real time. IEEE Pulse. 2017;8:38–43.<br />
• Westerterp K. R. Pattern and intensity of physical activity. Nature. 2001;410:539.<br />
• Stonehouse W., Wycherley T. P., Luscombe-Marsh N., Taylor P., Brinkworth G., Riley M. Dairy Intake Enhances Body Weight and Composition Changes during Energy Restriction in 18-50-Year-Old Adults-A Meta-Analysis of Randomized Controlled Trials. Nutrients. 2016;8:394.<br />
• Normandin E., Chmelo E., Lyles M. F., Marsh A. P., Nicklas B. J. Effect of Resistance Training and Caloric Restriction on the Metabolic Syndrome. Med Sci Sports Exerc. 2017;49:413–9. <br />
• Hill J. O., Wyatt H. R. Role of physical activity in preventing and treating obesity. J Appl Physiol. 1985;2005(99):765–70. <br />
<br />
</div>
</div>
</div>
</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">OBEZİTE</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Obezite, diyabet, kardiyovasküler hastalık, hipertansiyon ve hiperlipidemi gelişme riski ile ilişkisi yoluyla sağlığı bozan vücutta aşırı veya anormal yağ veya yağ dokusu birikimidir. Son 50 yılda giderek kötüleşen önemli bir halk sağlığı salgınıdır. Obezite karmaşık bir hastalıktır ve multifaktöriyel etiyolojiye sahiptir. Önlenebilir ölümlerin sigaradan sonra en sık ikinci nedenidir. Obezite çok uçlu tedavi stratejileri gerektirir ve ömür boyu tedavi gerektirebilir. %5 ila %10 kilo kaybı, bir bireyin ve bir bütün olarak ülkenin sağlığını, yaşam kalitesini ve ekonomik yükünü önemli ölçüde iyileştirebilir. <br />
<br />
Obezite, her yıl 700 milyar doları aşan muazzam sağlık maliyetlerine neden olmaktadır. Ekonomik yükün yalnızca Amerika Birleşik Devletleri'nde yılda yaklaşık 100 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Kilo (kg)/boy(m) olarak hesaplanan obeziteyi tanımlamak için vücut kitle indeksi (VKİ) kullanılır. VKİ, vücut yağıyla eğrisel bir şekilde ilişkili olsa da, normal bir VKI'nin altta yatan fazla yağı gizleyebileceği Asyalılar ve yaşlı insanlarda doğru olmayabilir. Obezite aynı zamanda triceps, biceps subscapular ve suprailiac bölgelerdeki deri kalınlığı değerlendirilerek de tahmin edilebilir. Dural enerji radyografik absorpsiyometri (DEXA) taraması da yağ kütlesini değerlendirmek için kullanılabilir.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Etiology</span></span></span></div>
<br />
Obezite, günlük enerji alımı ile enerji harcaması arasındaki dengesizlik sonucu aşırı kilo alımına neden olur. Obezite, sayısız genetik, kültürel ve toplumsal faktörün neden olduğu çok faktörlü bir hastalıktır. Çeşitli genetik çalışmalar, obezitenin aşırı derecede kalıtsal olduğunu, adipozite ve kilo alımı ile tanımlanan çok sayıda gen olduğunu göstermiştir. Obezitenin diğer nedenleri arasında azalmış fiziksel aktivite, uykusuzluk(insomnia), endokrin bozukluklar, ilaçlar, fazla karbonhidrat ve yüksek şekerli yiyeceklerin tüketimi ve azalmış enerji metabolizması sayılabilir. <br />
Obezite ile ilişkili en yaygın sendromlar arasında Prader Willi sendromu ve MC4R  sendromları, daha az sıklıkla frajil X, Bardet-Beidl sendromu, Wilson Turner konjenital leptin eksikliği ve Alstrom sendromu yer alır.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #b20080;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Epidemiology</span></span></span></div>
<br />
DSÖ Avrupa Bölgesinde:<br />
<br />
• Aşırı kilo ve obezite yetişkinlerin yaklaşık %60'ını etkiler.<br />
<br />
• Fazla kilo (obezite dahil), 5 yaşın altındaki 4,4 milyon çocuğu etkileyen yaygın bir sorundur ve bu yaş grubundaki tüm çocukların %7,9'unu temsil etmektedir.<br />
<br />
• DSÖ Avrupa Çocukluk Çağı Obezite İzleme Girişimi, okul çağındaki yaklaşık üç çocuktan birinin fazla kilolu veya obezite ile yaşadığını göstermektedir. Dörtte biri fazla kilolu (obezite dahil) yaşayan ergenlerde prevalans geçici olarak azalır.<br />
<br />
• Endişe verici bir şekilde, aşırı kilo ve obezite prevalansında tutarlı artışlar olmuştur ve Bölgedeki tek bir Üye Devlet bile 2025 yılına kadar obezite artışını durdurma hedefine ulaşma yolunda değildir.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/6k100xm.PNG" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: 6k100xm.PNG]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
</div>
<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Patofizyoloji</span></span></span></div>
<br />
Obezite, kardiyovasküler hastalık, dislipidemi ve insülin direnci ile ilişkilidir ve sırasıyla diyabet, inme, safra taşları, yağlı karaciğer, obezite hipoventilasyon sendromu, uyku apnesi ve kanserlere neden olur.<br />
<br />
Genetik ve obezitenin ilişkisi, çok sayıda çalışma ile iyi bir şekilde gösterilmiştir. FTO geni adipozit ile ilişkilidir. Bu gen, obezite riskini artıran birden fazla varyantı barındırabilir.<br />
<br />
Leptin, gıda alımını ve vücut ağırlığını azaltan bir adiposit hormonudur. Hücresel leptin direnci obezite ile ilişkilidir. Adipoz doku adipokinleri ve serbest yağ asitlerini salgılayarak sistemik enflamasyona neden olur, bu da insülin direncine ve artan trigliserit seviyelerine neden olur ve bu da daha sonra obeziteye katkıda bulunur.<br />
<br />
Obezite, miyokardda artmış yağ asidi birikimine neden olarak sol ventrikül fonksiyon bozukluğuna neden olabilir. Ayrıca renin-anjiyotensin sistemini değiştirdiği ve artan tuz tutulmasına ve yüksek kan basıncına neden olduğu gösterilmiştir.<br />
<br />
Toplam vücut yağının yanı sıra, aşağıdakiler de obezite morbiditesini artırır:<br />
<br />
• Bel çevresi (karın yağı kötü prognoz taşır)<br />
<br />
• Yağ dağılımı (Vücut Yağ Heterojenliği)<br />
<br />
• Karın içi basınç<br />
<br />
• Obezite başlangıç yaşı<br />
<br />
Vücut yağ dağılımı, kardiyometabolik sağlık riskini değerlendirmede önemlidir. Aşırı visseral yağın dağılımının kardiyovasküler hastalık riskini artırması muhtemeldir. Ruderman ve ark. normal VKİ' e sahip metabolic obese normal weight (MONW) kavramını ortaya attılar.<br />
<br />
Metabolik olarak sağlıklı obez (MHO) bireyler VKİ'si 30 kg/m2'nin üzerinde olan ancak insülin direnci veya dislipidemi özelliklerine sahip olmayan bireylerdir. <br />
<br />
Adipositlerin inme riskini artırabilecek bir enflamatuar ve protrombotik aktiviteye sahip olduğu gösterilmiştir. Adipokinler, esas olarak adipositler ve preadipositler tarafından üretilen, dokuyu istila eden obezite makrofajlarında da adipokinler üreten sitokinlerdir. <br />
<br />
Değişen adipokin sekresyonu, değişen glikoz ve lipid metabolizmasına neden olabilen ve visseral obezitede kardiyometabolik riske katkıda bulunabilen kronik düşük dereceli inflamasyona neden olur. <br />
<br />
Adiponektin insülin duyarlılaştırıcı ve antiinflamatuar özelliklere sahiptir, dolaşımdaki seviyeleri visseral obezite ile ters orantılıdır.<br />
<br />
<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Tarihsel ve Fiziksel</span></span></span></div>
<br />
Altı yaş ve üzerindeki tüm çocuklar, ergenler ve tüm yetişkinler, Amerika Birleşik Devletleri Önleyici Hizmetler Görev Gücü (USPSTF) tavsiyelerine göre obezite açısından taranmalıdır.<br />
<br />
Doktorlar, obeziteye katkıda bulunan altta yatan nedenler için dikkatli bir şekilde tarama yapmalıdır. Tam bir geçmiş şunları içermelidir:<br />
<br />
• Çocukluk kilo geçmişi<br />
<br />
• Önceki kilo verme çabaları ve sonuçları<br />
<br />
• Beslenme hikayesi<br />
<br />
• Uyku düzeni<br />
<br />
• Fiziksel aktivite<br />
<br />
• Kardiyovasküler, diyabet, tiroid ve depresyon ile ilişkili tıbbi özgeçmiş<br />
<br />
• Cerrahi hikayesi<br />
<br />
• Kilo alımını artırabilen ilaçlar<br />
<br />
• Tütün ve alkol kullanım hikayesi<br />
<br />
• Aile öyküsü<br />
<br />
Tam fizik muayene yapılmalı ve bu muayene vücut kitle indeksi (VKİ) ölçümü, çevre ölçümleri, vücut yapısı, hayati organları içermelidir.<br />
<br />
Akne, hirsutizm, cilt benleri, akantozis nigrikans, stria, Mallampati skorlaması, buffalo hörgücü, yağ yastığı dağılımı, düzensiz ritimler, jinekomasti, abdominal pannus, hepatosplenomegali, hernians, hipoventilasyon, pedal epedema, varikoseller, stasis dermatiti ve yürüyüş gibi obezite odak bulguları anormallikler olabilir.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Değerlendirme</span></span></span></div>
<br />
Obezite için standart tarama aracı, vücut kitle indeksinin (VKİ) ölçümüdür. BMI, kilogram cinsinden ağırlığın metre cinsinden boyun karesine bölünmesiyle hesaplanır. Obezite VKİ 'ye göre sınıflandırılabilir:<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/klvn9hl.PNG" loading="lazy"  width="600" height="300" alt="[Resim: klvn9hl.PNG]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align">Bel kalça oranı ölçülmeli, erkeklerde 1:1'den fazla, kadınlarda 0:8'den fazla anlamlı kabul edilir.<br />
<br />
Deri kıvrım kalınlığı, biyoelektrik empedans analizi, CT, MRI, DEXA, su deplasmanı ve hava dansitometrisi çalışmaları gibi ileri değerlendirme çalışmaları yapılabilir.<br />
<br />
Laboratuvar çalışmaları arasında tam kan testi, temel metabolik panel, böbrek fonksiyonu, karaciğer fonksiyon çalışması, lipid profili, HbA1C, TSH, D vitamini seviyeleri, idrar tahlili, CRP, EKG gibi diğer çalışmalar ve ilişkili tıbbi durumları değerlendirmek için uyku çalışmaları yapılabilir. <br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Ayırıcı Tanı</span></span></span></div>
<br />
• Akromegali<br />
• Adipoz Dolorosa <br />
• Ascites<br />
• Cushing sendromu<br />
• Hipotiroidizm<br />
• İyatrojenik Cushing sendromu<br />
• İnsülinoma<br />
• Kallman sendromu ve idiyopatik hipogonadotropik hipogonadizm <br />
• Generalize lipodistrofi <br />
• Polikistik over sendromu<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Prognoz</span></span></span></div>
<br />
Obezite çok büyük morbidite ve mortalite oranlarına sahiptir. Obez hastalarda advers kardiyak olay ve inme riski yüksektir. Ayrıca yaşam kaliteleri düşüktür. Morbiditeyi kötüleştiren faktörler şunları içerir:<br />
<br />
• Obezite başlangıç yaşı<br />
<br />
• Merkezi adipozite miktarı<br />
<br />
• Obezitenin şiddeti<br />
<br />
• Cinsiyet<br />
<br />
• İlişkili komorbidite<br />
<br />
• Irk<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kilo Verme ve Kilo Korumada Egzersizin Rolü</span></span></span></div>
<br />
Fiziksel aktivite kılavuzları, kronik hastalık risk faktörlerinin önlenmesinde ve sağlık promosyonunda zaten kurulmuş kronik durumların geri dönüşünden daha etkilidir. Fiziksel aktivite arttırılması ve oturma süresi azaltılması, kronik hastalıklı veya engelli kişiler arasında bile sağlık ve fonksiyonun iyileştirilmesine yol açsa da, haftada 150 dakika orta şiddette fiziksel aktivite önerisi kronik durumların geri dönüşü için yeterli olamayabileceğini unutmamak önemlidir. Özellikle obezite ve ağırlık kaybının korunması için gerekli olan düzey yaklaşık 45-60 dakika orta şiddette aktivite olabilir ve obeziteden normal kiloya geçiş için ≥60 dakika gerekli olabilir. Ayrıca, kişilerin ağırlık kaybına yanıt verme düzeyleri değişebilir ve bu yanıt yaş, cinsiyet, obezite düzeyi, yağ dokusu dağılımı ve hatta yağ hücresi boyutu gibi faktörlere göre değişebilir. Bu nedenle, fiziksel aktivitenin kardiyovasküler ve metabolik sağlık üzerindeki yararlarına rağmen, ağırlık kaybı ve obezitenin geri dönüşü için etkili olabileceği sorgulanabilir.<br />
<br />
Haftada 1-2 pound (0,5-1 kg) kilo kaybı genellikle güvenli ve etkili olarak kabul edilir. Bununla birlikte, önerilen bu orandaki kilo kaybı, uzun bir süre boyunca ~ 500–1000 kcal/gün negatif enerji dengesi gerektirecektir. Böyle bir enerji açığını, yalnızca enerji alımını azaltarak (diyet yaparak) elde etmek zordur. Daha da önemlisi, kalori alımındaki bu tür ciddi düşüşler, beslenme yetersizliklerine ve yağsız kütle kaybına neden olarak metabolik hızı düşürebilir. Ayrıca, böyle bir kalori kısıtlamasına bağlı kalmanın uzun süreler boyunca sürdürülmesi zordur ve bu nedenle, nüksetme ve telafi edici kilo alımı olasılığını artırır.<br />
<br />
Öte yandan, tek başına egzersizin obezitesi olan kişilerde vücut ağırlığını önemli ölçüde değiştirip değiştirmediği tartışmalıdır. Obez kişilerde anlamlı kilo kaybı için günde 60 dakika orta yoğunlukta aktivitenin gerekli olduğunu varsayarsak, bir erkeğin günde 68-136 dakika orta yoğunlukta yürüyüş (7,9 kcal/dk) yapması gerekir ve bir kadın 500-1000 kcal/gün açığı elde etmek için günde 72–145 dakika aynı aktiviteyi (6,4 kcal/dk) gerçekleştirmek zorunda olması, haftada 0,5–1 kg (1–2 pound) kilo kaybı için gereklidir. Ayrıca, bu yürüme hızı (3,5 mil veya 3,8 MET) çoğu insan için rahat olsa da, bunu haftada 7 gün 60 dakikadan fazla sürdürmek obezitesi olan kişiler için uygun olmayabilir. Aslında, obezitesi olan kişilerin kalori kısıtlaması olmadan anlamlı kilo kaybı için gerekli olan egzersiz hacmini (yoğunluğu, sıklığı ve süresi) gerçekleştirmesi oldukça zor olabilir. Bu nedenle, şu anda çoğu kanıt hem egzersizin hem de kalori kısıtlamasının başarılı bir kilo verme programının gerekli bileşenleri olduğunu göstermektedir.<br />
<br />
Yalnızca diyet yoluyla önemli miktarda vücut ağırlığı kaybetmeyi başaran kişiler, genellikle hızla geri kazanırlar. Egzersiz, ilaç tedavisi ve hatta ameliyatla indüklenen kilo kaybının ardından sıklıkla kilo alımı görülür, bu da negatif bir enerji dengesine adaptasyonun obezite salgınına katkıda bulunduğunu gösterir. Laboratuvar bulguları, obezite sonrası vücut ağırlığının yeniden kazanılmasını önlemek için gerekli olan günlük enerji harcama seviyesinin de günümüz yaşam tarzına göre oldukça yüksek olduğunu bildirmiştir. <br />
<br />
Son olarak, dinamik kilo kaybı döneminde olduğu gibi, kalori kısıtlamasını egzersizle birleştirenler, bu kilo kaybını tek başına diyete veya yalnızca egzersize güvenenlere kıyasla zaman içinde korumada daha başarılıdır.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/br9sbf0.jpg" loading="lazy"  width="350" height="300" alt="[Resim: br9sbf0.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">DİRENÇ EĞİTİMİNİN KİLO VERMEK VE SÜRDÜRMEDEKİ ROLÜ</span></span></span></div>
<br />
Direnç eğitimi, dinamik kilo kaybı sırasında yağsız vücut kütlesini korumada özellikle etkilidir, ancak diyetteki protein miktarı bu etkinliği etkileyebilir. Kalori kısıtlamasını hem aerobik hem de direnç antrenmanıyla birleştiren bir program, kalori kısıtlamasını yalnızca aerobik egzersizle birleştiren bir programa kıyasla genellikle daha fazla kilo kaybına ve genel sağlığın iyileştirilmesine yol açar. Unutulmaması gereken nokta, kuvvet antrenmanının sağlık ve fonksiyon üzerindeki faydalarının kilo kaybından bağımsız olabilmesidir. Örneğin, obez yaşlı erkek ve kadınlarda hem kalori kısıtlaması hem de direnç eğitimi kullanan 5 aylık bir çalışma, vücut ağırlığında herhangi bir değişiklik olmaksızın abdominal obezitenin azalmasına, hipertansiyonun azalmasına ve metabolik sendromun iyileşmesine yol açtı. Bu muhtemelen direnç eğitimi ile yağsız kütledeki artışın yanı sıra vasküler ve kas fonksiyonunda ortaya çıkan niceliksel ve niteliksel gelişmelerden kaynaklanmaktadır. Obez yaşlı yetişkinler üzerinde yapılan başka bir çalışma, kalori kısıtlamasını diğer üç egzersiz müdahalesinden biriyle birleştirdi: 1) tek başına aerobik egzersiz; 2) tek başına direnç eğitimi ve 3) aerobik egzersiz ve direnç eğitimi. Toplam vücut ağırlığı kaybı, üç farklı egzersiz grubunda benzerdi. Bununla birlikte, fiziksel fonksiyon ölçümlerinde en büyük gelişmeler, direnç eğitimi grubuyla birlikte aerobik egzersizde gözlemlendi. Bu nedenle, direnç eğitiminin faydaları, yağ kaybının ötesine geçerek gelişmiş metabolik ve fiziksel işlevi içerir.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">AĞIRLIK KORUMADA TOPLAM GÜNLÜK AKTİVİTENİN ROLÜ</span></span></span></div>
<br />
Kanıtlar, toplam günlük birikmiş enerji harcamasının , obezitesi olan kişilerde kilo kaybının en güçlü göstergesi olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, büyük sürekli egzersiz nöbetleri şeklindeki tipik tavsiyeye bir alternatif, benzer bir kilo kaybıyla sonuçlanabilecek, ancak uzun vadede daha iyi bağlılıkla sonuçlanabilecek aralıklı egzersiz olabilir. Ayrıca, genel bir yaşam tarzı değişikliğinin bir parçası olarak artan fiziksel aktivitenin entegrasyonu (örneğin, günlük rutinin bir parçası olarak daha fazla yürüme ve merdiven çıkma), yapılandırılmış bir egzersiz programı kadar kilo kaybını teşvik etmede başarılı olabilir. <br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">GİYİLEBİLİR CİHAZLARIN ETKİSİ</span></span></span></div>
<br />
2014'te, 18 yaşın üzerindeki yetişkin Amerikalıların %10'u bir aktivite izleme cihazına sahip olduğunu bildirdi ve 2016'da Dünya Çapında Fitness Trendleri Araştırması, giyilebilir teknolojiyi en popüler büyüyen fitness trendi olarak tanımladı ve pazarın yaklaşık 6 milyar dolar olduğunu tahmin etti. Bu anket kısa süre önce güncellendi ve giyilebilir teknolojinin 2020 için bir numaralı trend olmaya devam ettiğini ve pazarın tahmini 95 milyar dolara ulaştığını bildirdi . Büyük teknoloji şirketlerinin çoğu, etkinlik izleme teknolojisini cep telefonlarına dahil ederken, Apple ve Google dahil daha büyük şirketler, etkinlik izleme özelliklerine sahip yeni saat, bileklik ve diğer giyim cihazları modellerini öne çıkarmak için ürün hatlarını genişletmeye devam ettiler. En popüler ve uygun fiyatlı cihazlar, adım sayısını ve kat edilen mesafeyi ölçmekle sınırlı kalıyor.<br />
<br />
Teknolojik gelişmelerin bu cihazları iyileştirdiği bildirilse de, ürün mühendisleri, araştırma bilim adamları ve bu sektörde yer alan diğer kişiler arasında doğrulukları konusunda tartışmalar devam etmektedir. Veriler, bu cihazların genel aktivite süresi, enerji harcaması ve uyku kalitesi ölçümü ile daha az tutarlı olduğunu gösteriyor, bu nedenle araştırmalarda kullanılmadan önce daha fazla test ve daha gelişmiş algoritmalar gerektirebilirler. Metabolik parametrelere (örn. glikoz ve laktik asit) ve fiziksel aktivitenin izlenmesine ek olarak stres, zorlanma, darbe kuvvetleri gibi biyometrik işaretleri ölçebilen gelişmiş cihazlar geliştirilmektedir.<br />
<br />
Bazı sınırlamalara rağmen, bu tür cihazlar, insanların kendi günlük kalori alımlarını, enerji harcamalarını, uyku düzenlerini ve genel sağlık profillerini izlemelerine yardımcı olmakta oldukça faydalıdır. Bu cihazlar aynı zamanda bir egzersiz programına başlayanlar arasında motivasyonu artırmaya da hizmet edebilir çünkü hedefler belirlemeye ve anında geri bildirim sağlamaya yardımcı olabilirler, ancak bunun uzun vadeli kilo verme programları için böyle olup olmadığı sorgulanabilir. İdeal olarak, bu tür cihazlar elektronik sağlık kaydı (EHR) ile senkronize olabilir, böylece sağlık hizmeti sağlayıcılarına hastanın yaşam tarzı davranışlarını objektif olarak izleme şansı verir.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">KİŞİSEL VE ONLINE EĞİTİM</span></span></span></div>
<br />
Kişisel eğitim, 2006'dan beri bildirilen ilk 10 fitness trendi arasında yer aldı ve özellikle 2020'deki COVID-19 salgını sırasında uygulanan katı karantina politikaları sırasında çevrimiçi eğitim daha erişilebilir hale geldikçe popülerlik arttı. 2023 ve sonrasında çevrimiçi eğitim programlarının kullanılmaya devam edileceği. Ne yazık ki, giyilebilir cihazlar gibi, eğitim ücretleri ve internet erişimi, düşük gelirli haneler için mevcut olmayan lüksler olabilir ve bazı topluluklar, halka ücretsiz web erişimi sağlayan tesislere sahip olsa da (örneğin, halk kütüphaneleri), sanal egzersiz eğitimi için uygun yerler olmayabilir. Bu nedenle, mevcut fitness trendlerinin mali sınırlamalarını dikkate alan sanal egzersiz çözümlerine ihtiyaç vardır.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">ÖZETLE</span></span></span></div>
<br />
Bugüne kadar yapılan araştırmaların çoğu, egzersizin aşırı kilo ve obeziteyi önlemede, tersine çevirmekten daha etkili olduğunu göstermektedir. Egzersizi kalori kısıtlamasıyla birleştiren kilo verme programları, yağsız kütle kaybını azaltırken net kalori açığını en üst düzeye çıkarabilir. Aerobik egzersize direnç eğitimi eklemek, kas miktarını ve kalitesini artıracak ve böylece kilo kaybından bağımsız olarak sağlık yararları sağlayacaktır. Gerekli egzersizi ve yaşam tarzı fiziksel aktivitesini tek bir uzun sürekli nöbet yerine aralıklı nöbetler halinde biriktirmek, kilo verme ve koruma rejimlerinin bağlılığını ve başarısını artırabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color">KAYNAKÇA:<br />
</span></span><br />
<br />
• Saalbach A, Anderegg U. Thy-1: more than a marker for mesenchymal stromal cells. FASEB J. 2019 Jun;33(6):6689-6696. [PubMed] [Reference list],<br />
• Kozlov AI. [Carbohydrate-related nutritional and genetic risks of obesity for indigenous northerners]. Vopr Pitan. 2019;88(1):5-16. [PubMed] [Reference list]<br />
• Gowd V, Xie L, Zheng X, Chen W. Dietary fibers as emerging nutritional factors against diabetes: focus on the involvement of gut microbiota. Crit Rev Biotechnol. 2019 Jun;39(4):524-540. [PubMed] [Reference list]<br />
• Holly JMP, Biernacka K, Perks CM. Systemic Metabolism, Its Regulators, and Cancer: Past Mistakes and Future Potential. Front Endocrinol (Lausanne). 2019;10:65. [PMC free article] [PubMed] [Reference list]<br />
• Akinkuotu AC, Hamilton JK, Birken C, Toulany A, Strom M, Noseworthy R, Hagen J, Dettmer E, Langer JC. Evolution and Outcomes of a Canadian Pediatric Bariatric Surgery Program. J Pediatr Surg. 2019 May;54(5):1049-1053. [PubMed] [Reference list]<br />
• Kluge H.H.P. 2022. Weltgesundheitsorganisation Regionalbüro für Europa. WHO European regional obesity report. n.d. [Google Scholar] [Ref list]<br />
• Després JP, Nadeau A, Tremblay A, Ferland M, Moorjani S, Lupien PJ, Thériault G, Pinault S, Bouchard C. Role of deep abdominal fat in the association between regional adipose tissue distribution and glucose tolerance in obese women. Diabetes. 1989 Mar;38(3):304-9. [PubMed] [Reference list]<br />
• Fujioka S, Matsuzawa Y, Tokunaga K, Tarui S. Contribution of intra-abdominal fat accumulation to the impairment of glucose and lipid metabolism in human obesity. Metabolism. 1987 Jan;36(1):54-9. [PubMed] [Reference list]<br />
• Sparrow D, Borkan GA, Gerzof SG, Wisniewski C, Silbert CK. Relationship of fat distribution to glucose tolerance. Results of computed tomography in male participants of the Normative Aging Study. Diabetes. 1986 Apr;35(4):411-5. [PubMed] [Reference list]<br />
• Ruderman NB, Berchtold P, Schneider S. Obesity-associated disorders in normal-weight individuals: some speculations. Int J Obes. 1982;6 Suppl 1:151-7. [PubMed] [Reference list]<br />
• Bonora E, Kiechl S, Willeit J, Oberhollenzer F, Egger G, Meigs JB, Bonadonna RC, Muggeo M. Insulin resistance as estimated by homeostasis model assessment predicts incident symptomatic cardiovascular disease in caucasian subjects from the general population: the Bruneck study. Diabetes Care. 2007 Feb;30(2):318-24. [PubMed] [Reference list]<br />
• Karelis AD, St-Pierre DH, Conus F, Rabasa-Lhoret R, Poehlman ET. Metabolic and body composition factors in subgroups of obesity: what do we know? J Clin Endocrinol Metab. 2004 Jun;89(6):2569-75. [PubMed] [Reference list]<br />
• Ferrante AW. Obesity-induced inflammation: a metabolic dialogue in the language of inflammation. J Intern Med. 2007 Oct;262(4):408-14. [PubMed] [Reference list]<br />
• Neels JG, Olefsky JM. Inflamed fat: what starts the fire? J Clin Invest. 2006 Jan;116(1):33-5. [PMC free article] [PubMed] [Reference list]<br />
• Mercado-Gonzales SI, Carpio-Rodríguez AN, Carrillo-Larco RM, Bernabé-Ortiz A. Sleep Duration and Risk of Obesity by Sex: Nine-Year Follow-Up of the Young Lives Study in Peru. Child Obes. 2019 May/Jun;15(4):237-243. [PMC free article] [PubMed] [Reference list]<br />
• Shiozawa B, Madsen C, Banaag A, Patel A, Koehlmoos T. Body Mass Index Effect on Health Service Utilization Among Active Duty Male United States Army Soldiers. Mil Med. 2019 Oct 01;184(9-10):447-453. [PubMed] [Reference list]<br />
• Al-Nimr RI. Optimal Protein Intake during Weight Loss Interventions in Older Adults with Obesity. J Nutr Gerontol Geriatr. 2019 Jan-Mar;38(1):50-68. [PubMed] [Reference list]<br />
• Pasarica M, Topping D. An Evidence-Based Approach to Teaching Obesity Management to Medical Students. MedEdPORTAL. 2017 Dec 20;13:10662. [PMC free article] [PubMed] [Reference list]<br />
• Walsh K, Grech C, Hill K. Health advice and education given to overweight patients by primary care doctors and nurses: A scoping literature review. Prev Med Rep. 2019 Jun;14:100812. [PMC free article] [PubMed] [Reference list]<br />
• Thompson WR 2020 İçin Dünya Çapında Fitness Trendleri Araştırması. ACSM'nin Sağlık ve Fitness Dergisi. 2019; 23 :10–8. <br />
• Thompson W. R. Worldwide Survey Of Fitness Trends For 2016: 10th Anniversary Edition. ACSM's Health &amp; Fitness Journal. 2015;19:9–18. <br />
• Wen D., Zhang X., Liu X., Lei J. Evaluating the Consistency of Current Mainstream Wearable Devices in Health Monitoring: A Comparison Under Free-Living Conditions. J Med Internet Res. 2017;19:e68. <br />
• Seshadri D. R., Drummond C., Craker J., Rowbottom J. R., Voos J. E. Wearable Devices for Sports: New Integrated Technologies Allow Coaches, Physicians, and Trainers to Better Understand the Physical Demands of Athletes in Real time. IEEE Pulse. 2017;8:38–43.<br />
• Westerterp K. R. Pattern and intensity of physical activity. Nature. 2001;410:539.<br />
• Stonehouse W., Wycherley T. P., Luscombe-Marsh N., Taylor P., Brinkworth G., Riley M. Dairy Intake Enhances Body Weight and Composition Changes during Energy Restriction in 18-50-Year-Old Adults-A Meta-Analysis of Randomized Controlled Trials. Nutrients. 2016;8:394.<br />
• Normandin E., Chmelo E., Lyles M. F., Marsh A. P., Nicklas B. J. Effect of Resistance Training and Caloric Restriction on the Metabolic Syndrome. Med Sci Sports Exerc. 2017;49:413–9. <br />
• Hill J. O., Wyatt H. R. Role of physical activity in preventing and treating obesity. J Appl Physiol. 1985;2005(99):765–70. <br />
<br />
</div>
</div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[KİSTİK FİBROZİS]]></title>
			<link>https://www.fizyoplatforum.com/konu-kistik-fibrozis.html</link>
			<pubDate>Sun, 08 Jan 2023 10:59:22 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fizyoplatforum.com/member.php?action=profile&uid=241">Melis Usul</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fizyoplatforum.com/konu-kistik-fibrozis.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> <span style="font-size: large;" class="mycode_size">KİSTİK FİBROZİS VE PULMONER REHABİLİTASYON</span></span><br />
<br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kistik fibrozis, tüm sistemlerdeki egzokrin glandları etkileyen, beyaz ırktaki en yaygın ölümcül kalıtsal hastalıktır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Otozomal resesif olarak kalıtılır. Temel bozukluk, ter ve tükürük bezleri, trakeobronşiyal ağaç, kalın barsak ve pankreasa ait egzokrin glandlardan anormal sekresyonların oluşumudur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hastalık bulaşıcı değildir, solunum sistemi ve sindirim sistemi olmak üzere birçok sistemi birden etkileyebilir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">KF’e neden olan genetik değişiklik nedeni ile KF’li hastalarda vücuttaki bütün salgılar susuz, koyulaşmış ve yoğun kıvamda olup akışkan özelliği kaybolmuştur. Bu nedenle; akciğer, karaciğer, pankreas, barsaklar gibi organların kanallarında salgılar birikerek tıkanmaya, enfeksiyonlara ve hasara neden olmaktadır.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">                                                                                 <img src="https://i.hizliresim.com/4dejuwt.jpg" loading="lazy"  width="300" height="300" alt="[Resim: 4dejuwt.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Patofizyolojisi</span><br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kistik fibrozis geni (cystic fibrosis transmembrane conductance regulator -CFTR- gene) lokusunun 7 numaralı kromozom üzerinde bulunduğu bilinmektedir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu gende hastalığa yol açan en sık gen değişikliği (mutasyon) Delta F508’dir. Bu mutasyona batı ülkelerinde %70-80 sıklıkla rastlanılırken ülkemizde %20-30 oranında rastlanmaktadır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Çocukta hastalık olması için anne ve babanın her ikisinin de hastalık açısından taşıyıcı olması gerekir. Anne veya babadan sadece birinde mutasyon varsa çocuk hasta olmaz.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
                                                             <img src="https://i.hizliresim.com/g47tpof.jpg" loading="lazy"  width="200" height="200" alt="[Resim: g47tpof.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnsidans</span><br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yaklaşık 1/25 taşıyıcı sıklığı ve 1/2000-3500 canlı doğum insidansına sahiptir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Cinsiyet baskınlığı yoktur.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Amerika Birleşik Devletleri'nde Kistik Fibrozis Vakfı Hasta Kayıt Defterine göre:</span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Dünya çapında 70.000’den fazla hasta var.</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Her yıl yaklaşık 1000 yeni KF vakası teşhis edilmektedir.</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">KF'li kişilerin yüzde 75'inden fazlası 2 yaşında teşhis edilir.</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">KF popülasyonunun yarısından fazlası 18 yaş ve üzerindedir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Klinik Bulgular</span><br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Önde gelen klinik belirtiler kronik obstrüktif akciğer hastalığına ait bulgular (hemen bütün vakalarda değişik derecelerde bulunur) ve pankreatik yetersizliktir (hastaların %80- 90’ında mevcuttur) .</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Ölümün en yayın sebebi, tekrarlayan pulmoner infeksiyonlardır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kistik fibrozis hastaları arasında atopi ve astım sıklığı genel nüfusa göre daha yüksektir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kistik fibrozisli kişilerin %85’inde, pankreatik fonksiyon yetersizliği sonucu steatoreye sebep olan yağ ve protein malabsorpsiyonu oluşur.  Bu durum yağda çözünen vitamin yetersizlikleri, kalori açığı, büyüme ve gelişme geriliği ve rektal prolapsus gibi belirtilere yol açar.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kistik fibrozisli hastaların %10’unda siroza yol açabilen karaciğer hasarı gelişir. Mekonyum ileusu, volvulus, perforasyon ve mekonyum peritonitine yol açabilir. “Clubbing” hemen tüm hastalarda görülür.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">KF’de sayılan bu bulgular  yaş dönemlerine göre farklılık gösterebilmektedir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Doğum öncesi dönem</span><br />
Barsak perfarasyonu<br />
Ultrosonografide hiperekojenik barsak                                                            <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yenidoğan dönemi</span><br />
Mekonyum ileus <br />
İntestinal atrezi<br />
Uzamış, direkt hiperbiluribinemi ile giden sarılık <br />
Abdominal ve skrotal kalsifikasyon <br />
Yenidoğanın hemorajik hastalığı<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bebek ve çocukluk dönemi</span><br />
Kronik öksürük <br />
Kronik-tekrarlayan hışıltı atakları <br />
Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları <br />
Bronşektazi <br />
Hemoptizi <br />
Tekrarlayan nazal polip<br />
Pansinüzit <br />
Parmaklarda çomaklaşma <br />
Kronik yağlı ishal ve kilo alamama <br />
Rektal prolapsus<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Adölesan ve erişkinlik dönemi</span><br />
Bronşektazi <br />
Atelektazi <br />
Kronik pansinüzit ve tekrarlayan nazal polipler <br />
Hemoptizi <br />
İdiyopatik tekrarlayan pankreatit <br />
Gecikmiş puberte <br />
Parmaklarda çomaklaşma<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Hastalığın Prognozu:</span></span> Kistik fibrozis hastalar için ortalama yaşam süresi 30-33 yıldır. Ancak az sayıda veya hafif hastalıklı bazı hastalar 50 yaşından fazla yaşayabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TANI</span><br />
KF tanısı, KF düşündüren klinik bulguları olan bir çocukta, ya da KF tanısı almış kardeşi olan bir çocukta veya yeni doğan tarama testinde yüksek İmmün reaktif tripsinojen değerleri olan bir bebekte,<br />
</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Ter testi ile terde yüksek klor değerleri saptanması,</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Her iki allelinde KF ile ilgili mutasyonun gösterilmesi,</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">ile tanıya gidilir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yenidoğan Tarama Testi: </span>Yenidoğan tarama programlarının amacı, ciddi sağlık problemi olacak bebeklerin daha belirti ve bulguları çıkmadan, hiçbir şikayeti yokken tanısının konulması ve tedavisinin başlanmasıdır. Ülkemizde, 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren KF hastalığı da tarama programına alınmıştır.KF yenidoğan taramaları, topuk kanında IRT(immün reaktif  tripsonejen)düzey analizi ile yapılmaktadır.<br />
<br />
<br />
                                                          <img src="https://i.hizliresim.com/abu7m6p.png" loading="lazy"  width="200" height="200" alt="[Resim: abu7m6p.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
                                                             <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yenidoğan Tarama Testi</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ter Testi:</span> Genel olarak ter testi 2 haftadan büyük ve 3 kg’dan ağır bebeklerde yapılabilir. Daha küçük bebeklerde yeterli miktarda ter toplanamayabilir, ancak yapılma endikasyonu varsa yani KF düşündüren klinik bulgular ya da yenidoğan tarama testi pozitifliği varsa denenmelidir. Terde klor değeri ≥60 mEq/L ise KF tanısı konulur. Bu testin en az iki kez yüksek olduğu gösterilmelidir.<br />
<br />
                                                        <img src="https://i.hizliresim.com/h5lpngk.6934" loading="lazy"  width="200" height="200" alt="[Resim: h5lpngk.6934]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">                                                                       Ter Testi</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nazal Potansiyel Fark Ölçümü: </span>Nazal potansiyel farkı (NPF), burun mukozasından transepitelyal potansiyel farkının ölçüldüğü elektrofizyolojik bir testtir. Özellikle, KF’e özgü gastrointestinal veya pulmoner semptomların daha az olduğu ve ter testi sonuçlarının normal veya sınırda olduğu atipik KF vakalarında kullanılmaktadır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> KF’DE TEDAVİ</span><br />
1-İLAÇ TEDAVİSİ<br />
2- CERRAHİ TEDAVİ<br />
3- DİYET DÜZENLEMESİ<br />
4- FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON<br />
5- GEN TEDAVİSİ<br />
                                                                     <br />
                                                 <img src="https://i.hizliresim.com/8fo4fba.jpeg" loading="lazy"  width="200" height="200" alt="[Resim: 8fo4fba.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İLAÇ TEDAVİSİ</span><br />
<br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Mukolitik Ajanlar       </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"> Bronkodilatörler         </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Antienflamatuar İlaçlar</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CERRAHİ TEDAVİ</span><br />
<br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Akciğer Transplantasyonu</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON FAYDALARI</span><br />
• Solunum yollarının temizlenmesine yardımcı olan rehabilitasyon teknikleri, enfekte bronş sekresyonlarının atılımını kolaylaştırarak KF’nin ilerleyen dönemlerde oluşacak komplikasyonlarını azaltır.<br />
• Fizyoterapi, KF’li hastaların tedavisinin önemli bir parçasıdır.<br />
• Fizyoterapi, aşırı bronşiyal sekresyon, dispne,göğüs duvarı gerginliği ve azalan egzersiz toleransının tedavisinde yardımcı olur. <br />
• Uzun dönemde ise, solunum probleminin ilerlemesinin geciktirilmesi ve optimal solunum fonksiyonlarının korunması amaçlanır.<br />
• KF hastalarında kullanılan birçok pulmoner rehabilitasyon teknikleri bulunmaktadır.Uygun tekniği fizyoterapist hastaya göre karar vermelidir.<br />
• KF’li bir bireyin pulmoner rehabilitasyon programı planlanmadan önce ICF kuralları çerçevesinde ayrıntılı bir değerlendirme yapmak fizik tedavinin ilk aşamasıdır. Bu değerlendirmede  çocuğun yaşı, halihazırdaki solunum fonksiyonları ve eşlik eden patolojileri göz önünde bulundurulmalıdır.<br />
<br />
                                                      <br />
                                                          <img src="https://i.hizliresim.com/e8tbrh5.jpg" loading="lazy"  width="200" height="200" alt="[Resim: e8tbrh5.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DEĞERLENDİRME</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bu değerlendirme kapsamında sırasıyla belli basamakları izlemeliyiz:</span><br />
</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Anamnez alma</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">İnspeksiyon,palpasyon,perküsyon,oskültasyon</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Vital bulgular</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Subjektif değerlendirmeler(dispne,öksürük,balgam)</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Postür Analizi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Solunum Fonksiyon Testi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Göğüs Çevre Ölçümü</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Solunum Kas Gücü Değerlendirilmesi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yorgunluk ve ağrı değerlendirilmesi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Fonksiyonel Kapasite Değerlendirilmesi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yaşam Kalitesi Değerlendirilmesi</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
Pulmoner Rehabilitasyon Kapsamında<br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hava tolu temizleme teknikleri</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Solunum işini azaltmaya yönelik yaklaşımlar</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Egzersiz eğitimi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kas-iskelet sistemine yönelik yaklaşımlar</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">İnhalasyon tedavisi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Aile eğitimi</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Kistik fibrozis hastalarının pulmoner rehabilitasyon programını oluşturan komponentler hava yollarını temizleme tekniği başlığı altında:</span><br />
</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Postüral drenaj, perküsyon-vibrasyon,</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Aktif solunum teknikleri döngüsü ve otojenik drenaj,</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Flutter,Acepella, Pozitif ekspiratuar basınç (PEP),</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yüksek frekanslı göğüs duvarı osilasyon (The Vest sistem)yöntemlerini içerir.</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Bu teknikler için en uygun saatler kahvaltı öncesi ve yatmadan önce;uygulama süresi günlük seans sayısı en az 2 olmalıdır.30-40 dk arasında değişen sürelerde yapılır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Postural Drenaj:</span> Postüral drenaj 12 farklı pozisyonda uygulanabilir. Genellikle olumlu gelişme elde edebilmek için, her bir postüral drenaj pozisyonunda en az 3-5 dakika uygulanmalıdır.<br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Pediatrik hastalarda baş aşağı pozisyon, gastroözafageal reflüyü arttıracağından, bronkospazm ve kalp ritminde değişikliklere neden olabildiğinden tercih edilmemelidir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yan yatış pozisyonu ventilasyonu ve perfüzyonu arttırmak için kullanılmaktadır.Tek taraflı akciğer hastalığı olan infantlarda, iyi olan akciğer üstte kaldığı zaman oksijenasyonun arttırdığı gösterilmiştir.<br />
                                                            </span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aktif Solunum Teknikleri Döngüsü:</span> Bronşiyal sekresyonların mobilizasyonunu ve atılımını sağlar. <br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Solunum kontrolü, torakal ekspansiyon egzersizleri ve zorlu ekspirasyon tekniklerinden  oluşur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Solunum kontrolü, solunum yolu obstrüksiyonu ve yorgunluğun gelişmesini önler. Torakal ekspansiyon egzersizleri, maksimal inspirasyonu vurgulayan 3-4 derin nefestir. Akciğer hacmini arttırarak distal havayolları ve kollateral kanallarda hava akımına direnci azaltır. Zorlu ekspirasyon tekniği açık bir glottise karşı yapılan bir veya iki zorlu ekspirasyondur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">4 yaşından sonra bir yardımcıyla birlikte, 8 yaşından sonra da çocuk tarafından bağımsız bir şekilde uygulanabilir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">10-30 dk arasında uygulanır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Çocuklarda ASTD oyunlar halinde yaptırabiliriz.Örneğin kağıttan yapılmış rüzgar gülleri üfleme ya da baloncuk üfleme vb.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
                                           <img src="https://i.hizliresim.com/a1od1bz.jpg" loading="lazy"  width="200" height="200" alt="[Resim: a1od1bz.jpg]" class="mycode_img img-responsive" />                             <img src="https://i.hizliresim.com/hfsmajc.jpg" loading="lazy"  width="200" height="200" alt="[Resim: hfsmajc.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PEP Tedavisi: </span>Pozitif ekspiratuar basınç (PEP); PEP terapisi solunum yollarındaki kollapsı önlemeyi ve kollateral ventilasyonu artırmayı amaçlar. <br />
<br />
<br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu yöntem ile mukus atılımı artar, atelektazi gelişimi azalır. PEP aleti ile yapılır, ekspirasyon ortasında 10- 20 cm-H2O’luk basınca karşı çalışılır.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[b]Havayolunda ossilasyon yaratan aletler (Flutter,Acapella):</span>[/b] Ekspirasyon sırasında ossilasyon oluşturarak sekresyon atılımını sağlarlar.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Çocuğun anlayabilirlik düzeyine, yaşına göre uygun alet belirlenir.Sekresyon miktarına göre günde 2-4 kez 10-15 dk uygulanır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Küçük çocuklar (6-10 yaş arası) flutterı kullanabilirler fakat en iyi ossilasyonu sağlamak için gerekli flutterın pozisyonunu ayarlamakta zorluk yaşayabilirler.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yüksek Frekanslı Göğüs Duvarı Ossilasyonu:</span> YFGDO uygulamasında yüksek hava akış hızı koparma kuvveti yaratarak, sekresyonların atılımı sağlanır. <br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sekresyon viskositesini azaltır; ancak antibiyotik kullanma gereksinimini artırabilir. Oldukça pahalı bir sistemdir. </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Osilasyon frekansı 13-15 Hz, basınç 2-5 cmH2O dur. </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Dik oturma pozisyonunda, 20-30dk, günde 2 defa uygulanır.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
                                                                       <img src="https://i.hizliresim.com/9g86hq5.jpg" loading="lazy"  width="200" height="200" alt="[Resim: 9g86hq5.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Yaşlara Göre  Önerilen Pulmoner Rehabilitasyon Teknikleri</span></span></span><br />
Yenidoğan                   Postüral drenaj<br />
2 yaşına kadar             Nefes egzersizi oyunları-postüral drenaj<br />
2-4 yaş                       Postüral drenaj-nefes egzersizi oyunları diyafragmatik solunum-huffing<br />
4-8 yaş                       Postüral drenaj-aktif solunum teknikleri döngüsü<br />
&gt;8 yaş                       Postüral drenaj-aktif solunum teknikleri döngüsü-otojenik drenaj<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Non-invazif mekanik ventilasyon (NIMV):</span> NIMV, alveoler ventilasyonun endotrakeal tüp ya da trakeostomi gibi invaziv yöntemler kullanılmadan gerçekleştirilmesidir.<br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">NIMV uygulanması sırasında pozitif basınç, çeşitli maskeler aracılığı ile ve genellikle nazal yol kullanılarak verilir. Günümüzde BIPAP (Bilevel positive airway pressure) en yaygın olarak kullanılan yöntemdir.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">NIMV KANITLANMIŞ FAYDALAR</span><br />
• Alveolar ventilasyonu arttırır.<br />
• Uyanıklıkta, uykuda, akut pulmoner alevlenmeler sırasında gaz değişiminii iyileştirir.<br />
• Solunum kas performansını arttırır.<br />
• Egzersiz toleransını arttırır.<br />
<br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">MUHTEMEL FAYDALAR</span><br />
• Akciğer fonksiyon testlerindeki azalmayı yavaşlatır.<br />
• Yaşam kalitesini iyileştirir.<br />
  </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">                                                               <img src="https://i.hizliresim.com/8xjgvzl." loading="lazy"  width="200" height="200" alt="[Resim: 8xjgvzl.]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PULMONER REHABİLİTASYONDA DİĞER TEDAVİLER</span><br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Solunum Egzersizleri</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Diyafragmatik solunum egzersizi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Segmental solunum egzersizi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Gevşeme Egzersizleri</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kuvvetlendirme egzersizleri</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Solunum Kas Eğitimi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Aerobik egzersizler</span><br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">1- Torakal ve Spinal Deformiteler</span></span><br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Torakal ve spinal deformiteler akciğer hastalığı ilerledikçe, solunum işinin artması hiperinflasyon ve öksürük, anormal postür, kas dengesizliği, ağrı ve yumuşak doku kontraktürlerine katkıda bulunur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">KF’li hastalarda sekonder problem olarak torakal kifoz, kas iskelet sistemi ağrıları ve artritler gelişebilir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Torakal kifozun KF’li kızlarda%77 ve erkeklerde %36 olduğu  rapor edilmiştir.</span><br />
</li>
</ul>
</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2- Periferal Kas Kuvveti</span><br />
  Sistemik inflamasyon, oksidatif stres, beslenme bozukluğu ve elektrolit dengesizliği, kas zayıflığına katkıda bulunabilir. Aktivite yetersizliği  periferal kas zayıflığına neden olan diğer bir faktördür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3- Kemik Mineral Dantisitesi</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Osteoporoz KF’li hastalarda %50-70 arasında görülür ve akciğer transplantasyonu listesinden çıkarılma kriteridir. Ağırlık taşıma egzersizlerinin yapılması kemik gelişimi için en etkili yöntemlerden biridir.</span><br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">                                                                 <img src="https://i.hizliresim.com/h384xoc.jpg" loading="lazy"  width="200" height="200" alt="[Resim: h384xoc.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
4- Üriner İnkontinans</span><br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Stres üriner inkontinans yetişkin KF’li kadınlarda görülen yaygın bir semptomdur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kadınlara takipleri sırasında inkontinansın varlığı mutlaka sorulmalıdır. Tedavisinde, pelvik taban kas egzersizleri yararlıdır.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<br />
<br />
Kistik Fibrozis ve Moleküler-Genetik Yaklaşımlar -Toraks Dergisi, 2003;4(2):198-204 </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Turk J Phys Med Rehab 2017;63(1):96-103- Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kistik Fibrozis Derneği-Hekimler için Tanı ve Tedavi Rehberi (son baskı)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TÜRK TORAKS DERNEĞİ KİSTİK  FİBROZİS TANI VE TEDAVİ REHBERİ .cilt 12  12 Temmuz 2011</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><a href="https://www.cff.org" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.cff.org</a> cystic fibrosus foundation(ksitik fibrozis vakfı)</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> <span style="font-size: large;" class="mycode_size">KİSTİK FİBROZİS VE PULMONER REHABİLİTASYON</span></span><br />
<br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kistik fibrozis, tüm sistemlerdeki egzokrin glandları etkileyen, beyaz ırktaki en yaygın ölümcül kalıtsal hastalıktır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Otozomal resesif olarak kalıtılır. Temel bozukluk, ter ve tükürük bezleri, trakeobronşiyal ağaç, kalın barsak ve pankreasa ait egzokrin glandlardan anormal sekresyonların oluşumudur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hastalık bulaşıcı değildir, solunum sistemi ve sindirim sistemi olmak üzere birçok sistemi birden etkileyebilir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">KF’e neden olan genetik değişiklik nedeni ile KF’li hastalarda vücuttaki bütün salgılar susuz, koyulaşmış ve yoğun kıvamda olup akışkan özelliği kaybolmuştur. Bu nedenle; akciğer, karaciğer, pankreas, barsaklar gibi organların kanallarında salgılar birikerek tıkanmaya, enfeksiyonlara ve hasara neden olmaktadır.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">                                                                                 <img src="https://i.hizliresim.com/4dejuwt.jpg" loading="lazy"  width="300" height="300" alt="[Resim: 4dejuwt.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Patofizyolojisi</span><br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kistik fibrozis geni (cystic fibrosis transmembrane conductance regulator -CFTR- gene) lokusunun 7 numaralı kromozom üzerinde bulunduğu bilinmektedir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu gende hastalığa yol açan en sık gen değişikliği (mutasyon) Delta F508’dir. Bu mutasyona batı ülkelerinde %70-80 sıklıkla rastlanılırken ülkemizde %20-30 oranında rastlanmaktadır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Çocukta hastalık olması için anne ve babanın her ikisinin de hastalık açısından taşıyıcı olması gerekir. Anne veya babadan sadece birinde mutasyon varsa çocuk hasta olmaz.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
                                                             <img src="https://i.hizliresim.com/g47tpof.jpg" loading="lazy"  width="200" height="200" alt="[Resim: g47tpof.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnsidans</span><br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yaklaşık 1/25 taşıyıcı sıklığı ve 1/2000-3500 canlı doğum insidansına sahiptir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Cinsiyet baskınlığı yoktur.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Amerika Birleşik Devletleri'nde Kistik Fibrozis Vakfı Hasta Kayıt Defterine göre:</span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Dünya çapında 70.000’den fazla hasta var.</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Her yıl yaklaşık 1000 yeni KF vakası teşhis edilmektedir.</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">KF'li kişilerin yüzde 75'inden fazlası 2 yaşında teşhis edilir.</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">KF popülasyonunun yarısından fazlası 18 yaş ve üzerindedir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Klinik Bulgular</span><br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Önde gelen klinik belirtiler kronik obstrüktif akciğer hastalığına ait bulgular (hemen bütün vakalarda değişik derecelerde bulunur) ve pankreatik yetersizliktir (hastaların %80- 90’ında mevcuttur) .</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Ölümün en yayın sebebi, tekrarlayan pulmoner infeksiyonlardır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kistik fibrozis hastaları arasında atopi ve astım sıklığı genel nüfusa göre daha yüksektir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kistik fibrozisli kişilerin %85’inde, pankreatik fonksiyon yetersizliği sonucu steatoreye sebep olan yağ ve protein malabsorpsiyonu oluşur.  Bu durum yağda çözünen vitamin yetersizlikleri, kalori açığı, büyüme ve gelişme geriliği ve rektal prolapsus gibi belirtilere yol açar.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kistik fibrozisli hastaların %10’unda siroza yol açabilen karaciğer hasarı gelişir. Mekonyum ileusu, volvulus, perforasyon ve mekonyum peritonitine yol açabilir. “Clubbing” hemen tüm hastalarda görülür.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">KF’de sayılan bu bulgular  yaş dönemlerine göre farklılık gösterebilmektedir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Doğum öncesi dönem</span><br />
Barsak perfarasyonu<br />
Ultrosonografide hiperekojenik barsak                                                            <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yenidoğan dönemi</span><br />
Mekonyum ileus <br />
İntestinal atrezi<br />
Uzamış, direkt hiperbiluribinemi ile giden sarılık <br />
Abdominal ve skrotal kalsifikasyon <br />
Yenidoğanın hemorajik hastalığı<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bebek ve çocukluk dönemi</span><br />
Kronik öksürük <br />
Kronik-tekrarlayan hışıltı atakları <br />
Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları <br />
Bronşektazi <br />
Hemoptizi <br />
Tekrarlayan nazal polip<br />
Pansinüzit <br />
Parmaklarda çomaklaşma <br />
Kronik yağlı ishal ve kilo alamama <br />
Rektal prolapsus<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Adölesan ve erişkinlik dönemi</span><br />
Bronşektazi <br />
Atelektazi <br />
Kronik pansinüzit ve tekrarlayan nazal polipler <br />
Hemoptizi <br />
İdiyopatik tekrarlayan pankreatit <br />
Gecikmiş puberte <br />
Parmaklarda çomaklaşma<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Hastalığın Prognozu:</span></span> Kistik fibrozis hastalar için ortalama yaşam süresi 30-33 yıldır. Ancak az sayıda veya hafif hastalıklı bazı hastalar 50 yaşından fazla yaşayabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TANI</span><br />
KF tanısı, KF düşündüren klinik bulguları olan bir çocukta, ya da KF tanısı almış kardeşi olan bir çocukta veya yeni doğan tarama testinde yüksek İmmün reaktif tripsinojen değerleri olan bir bebekte,<br />
</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Ter testi ile terde yüksek klor değerleri saptanması,</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Her iki allelinde KF ile ilgili mutasyonun gösterilmesi,</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">ile tanıya gidilir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yenidoğan Tarama Testi: </span>Yenidoğan tarama programlarının amacı, ciddi sağlık problemi olacak bebeklerin daha belirti ve bulguları çıkmadan, hiçbir şikayeti yokken tanısının konulması ve tedavisinin başlanmasıdır. Ülkemizde, 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren KF hastalığı da tarama programına alınmıştır.KF yenidoğan taramaları, topuk kanında IRT(immün reaktif  tripsonejen)düzey analizi ile yapılmaktadır.<br />
<br />
<br />
                                                          <img src="https://i.hizliresim.com/abu7m6p.png" loading="lazy"  width="200" height="200" alt="[Resim: abu7m6p.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
                                                             <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yenidoğan Tarama Testi</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ter Testi:</span> Genel olarak ter testi 2 haftadan büyük ve 3 kg’dan ağır bebeklerde yapılabilir. Daha küçük bebeklerde yeterli miktarda ter toplanamayabilir, ancak yapılma endikasyonu varsa yani KF düşündüren klinik bulgular ya da yenidoğan tarama testi pozitifliği varsa denenmelidir. Terde klor değeri ≥60 mEq/L ise KF tanısı konulur. Bu testin en az iki kez yüksek olduğu gösterilmelidir.<br />
<br />
                                                        <img src="https://i.hizliresim.com/h5lpngk.6934" loading="lazy"  width="200" height="200" alt="[Resim: h5lpngk.6934]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">                                                                       Ter Testi</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nazal Potansiyel Fark Ölçümü: </span>Nazal potansiyel farkı (NPF), burun mukozasından transepitelyal potansiyel farkının ölçüldüğü elektrofizyolojik bir testtir. Özellikle, KF’e özgü gastrointestinal veya pulmoner semptomların daha az olduğu ve ter testi sonuçlarının normal veya sınırda olduğu atipik KF vakalarında kullanılmaktadır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> KF’DE TEDAVİ</span><br />
1-İLAÇ TEDAVİSİ<br />
2- CERRAHİ TEDAVİ<br />
3- DİYET DÜZENLEMESİ<br />
4- FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON<br />
5- GEN TEDAVİSİ<br />
                                                                     <br />
                                                 <img src="https://i.hizliresim.com/8fo4fba.jpeg" loading="lazy"  width="200" height="200" alt="[Resim: 8fo4fba.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İLAÇ TEDAVİSİ</span><br />
<br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Mukolitik Ajanlar       </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"> Bronkodilatörler         </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Antienflamatuar İlaçlar</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CERRAHİ TEDAVİ</span><br />
<br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Akciğer Transplantasyonu</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON FAYDALARI</span><br />
• Solunum yollarının temizlenmesine yardımcı olan rehabilitasyon teknikleri, enfekte bronş sekresyonlarının atılımını kolaylaştırarak KF’nin ilerleyen dönemlerde oluşacak komplikasyonlarını azaltır.<br />
• Fizyoterapi, KF’li hastaların tedavisinin önemli bir parçasıdır.<br />
• Fizyoterapi, aşırı bronşiyal sekresyon, dispne,göğüs duvarı gerginliği ve azalan egzersiz toleransının tedavisinde yardımcı olur. <br />
• Uzun dönemde ise, solunum probleminin ilerlemesinin geciktirilmesi ve optimal solunum fonksiyonlarının korunması amaçlanır.<br />
• KF hastalarında kullanılan birçok pulmoner rehabilitasyon teknikleri bulunmaktadır.Uygun tekniği fizyoterapist hastaya göre karar vermelidir.<br />
• KF’li bir bireyin pulmoner rehabilitasyon programı planlanmadan önce ICF kuralları çerçevesinde ayrıntılı bir değerlendirme yapmak fizik tedavinin ilk aşamasıdır. Bu değerlendirmede  çocuğun yaşı, halihazırdaki solunum fonksiyonları ve eşlik eden patolojileri göz önünde bulundurulmalıdır.<br />
<br />
                                                      <br />
                                                          <img src="https://i.hizliresim.com/e8tbrh5.jpg" loading="lazy"  width="200" height="200" alt="[Resim: e8tbrh5.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DEĞERLENDİRME</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bu değerlendirme kapsamında sırasıyla belli basamakları izlemeliyiz:</span><br />
</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Anamnez alma</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">İnspeksiyon,palpasyon,perküsyon,oskültasyon</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Vital bulgular</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Subjektif değerlendirmeler(dispne,öksürük,balgam)</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Postür Analizi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Solunum Fonksiyon Testi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Göğüs Çevre Ölçümü</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Solunum Kas Gücü Değerlendirilmesi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yorgunluk ve ağrı değerlendirilmesi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Fonksiyonel Kapasite Değerlendirilmesi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yaşam Kalitesi Değerlendirilmesi</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
Pulmoner Rehabilitasyon Kapsamında<br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hava tolu temizleme teknikleri</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Solunum işini azaltmaya yönelik yaklaşımlar</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Egzersiz eğitimi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kas-iskelet sistemine yönelik yaklaşımlar</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">İnhalasyon tedavisi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Aile eğitimi</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Kistik fibrozis hastalarının pulmoner rehabilitasyon programını oluşturan komponentler hava yollarını temizleme tekniği başlığı altında:</span><br />
</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Postüral drenaj, perküsyon-vibrasyon,</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Aktif solunum teknikleri döngüsü ve otojenik drenaj,</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Flutter,Acepella, Pozitif ekspiratuar basınç (PEP),</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yüksek frekanslı göğüs duvarı osilasyon (The Vest sistem)yöntemlerini içerir.</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Bu teknikler için en uygun saatler kahvaltı öncesi ve yatmadan önce;uygulama süresi günlük seans sayısı en az 2 olmalıdır.30-40 dk arasında değişen sürelerde yapılır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Postural Drenaj:</span> Postüral drenaj 12 farklı pozisyonda uygulanabilir. Genellikle olumlu gelişme elde edebilmek için, her bir postüral drenaj pozisyonunda en az 3-5 dakika uygulanmalıdır.<br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Pediatrik hastalarda baş aşağı pozisyon, gastroözafageal reflüyü arttıracağından, bronkospazm ve kalp ritminde değişikliklere neden olabildiğinden tercih edilmemelidir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yan yatış pozisyonu ventilasyonu ve perfüzyonu arttırmak için kullanılmaktadır.Tek taraflı akciğer hastalığı olan infantlarda, iyi olan akciğer üstte kaldığı zaman oksijenasyonun arttırdığı gösterilmiştir.<br />
                                                            </span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aktif Solunum Teknikleri Döngüsü:</span> Bronşiyal sekresyonların mobilizasyonunu ve atılımını sağlar. <br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Solunum kontrolü, torakal ekspansiyon egzersizleri ve zorlu ekspirasyon tekniklerinden  oluşur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Solunum kontrolü, solunum yolu obstrüksiyonu ve yorgunluğun gelişmesini önler. Torakal ekspansiyon egzersizleri, maksimal inspirasyonu vurgulayan 3-4 derin nefestir. Akciğer hacmini arttırarak distal havayolları ve kollateral kanallarda hava akımına direnci azaltır. Zorlu ekspirasyon tekniği açık bir glottise karşı yapılan bir veya iki zorlu ekspirasyondur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">4 yaşından sonra bir yardımcıyla birlikte, 8 yaşından sonra da çocuk tarafından bağımsız bir şekilde uygulanabilir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">10-30 dk arasında uygulanır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Çocuklarda ASTD oyunlar halinde yaptırabiliriz.Örneğin kağıttan yapılmış rüzgar gülleri üfleme ya da baloncuk üfleme vb.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
                                           <img src="https://i.hizliresim.com/a1od1bz.jpg" loading="lazy"  width="200" height="200" alt="[Resim: a1od1bz.jpg]" class="mycode_img img-responsive" />                             <img src="https://i.hizliresim.com/hfsmajc.jpg" loading="lazy"  width="200" height="200" alt="[Resim: hfsmajc.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PEP Tedavisi: </span>Pozitif ekspiratuar basınç (PEP); PEP terapisi solunum yollarındaki kollapsı önlemeyi ve kollateral ventilasyonu artırmayı amaçlar. <br />
<br />
<br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu yöntem ile mukus atılımı artar, atelektazi gelişimi azalır. PEP aleti ile yapılır, ekspirasyon ortasında 10- 20 cm-H2O’luk basınca karşı çalışılır.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[b]Havayolunda ossilasyon yaratan aletler (Flutter,Acapella):</span>[/b] Ekspirasyon sırasında ossilasyon oluşturarak sekresyon atılımını sağlarlar.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Çocuğun anlayabilirlik düzeyine, yaşına göre uygun alet belirlenir.Sekresyon miktarına göre günde 2-4 kez 10-15 dk uygulanır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Küçük çocuklar (6-10 yaş arası) flutterı kullanabilirler fakat en iyi ossilasyonu sağlamak için gerekli flutterın pozisyonunu ayarlamakta zorluk yaşayabilirler.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yüksek Frekanslı Göğüs Duvarı Ossilasyonu:</span> YFGDO uygulamasında yüksek hava akış hızı koparma kuvveti yaratarak, sekresyonların atılımı sağlanır. <br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sekresyon viskositesini azaltır; ancak antibiyotik kullanma gereksinimini artırabilir. Oldukça pahalı bir sistemdir. </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Osilasyon frekansı 13-15 Hz, basınç 2-5 cmH2O dur. </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Dik oturma pozisyonunda, 20-30dk, günde 2 defa uygulanır.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
                                                                       <img src="https://i.hizliresim.com/9g86hq5.jpg" loading="lazy"  width="200" height="200" alt="[Resim: 9g86hq5.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Yaşlara Göre  Önerilen Pulmoner Rehabilitasyon Teknikleri</span></span></span><br />
Yenidoğan                   Postüral drenaj<br />
2 yaşına kadar             Nefes egzersizi oyunları-postüral drenaj<br />
2-4 yaş                       Postüral drenaj-nefes egzersizi oyunları diyafragmatik solunum-huffing<br />
4-8 yaş                       Postüral drenaj-aktif solunum teknikleri döngüsü<br />
&gt;8 yaş                       Postüral drenaj-aktif solunum teknikleri döngüsü-otojenik drenaj<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Non-invazif mekanik ventilasyon (NIMV):</span> NIMV, alveoler ventilasyonun endotrakeal tüp ya da trakeostomi gibi invaziv yöntemler kullanılmadan gerçekleştirilmesidir.<br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">NIMV uygulanması sırasında pozitif basınç, çeşitli maskeler aracılığı ile ve genellikle nazal yol kullanılarak verilir. Günümüzde BIPAP (Bilevel positive airway pressure) en yaygın olarak kullanılan yöntemdir.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">NIMV KANITLANMIŞ FAYDALAR</span><br />
• Alveolar ventilasyonu arttırır.<br />
• Uyanıklıkta, uykuda, akut pulmoner alevlenmeler sırasında gaz değişiminii iyileştirir.<br />
• Solunum kas performansını arttırır.<br />
• Egzersiz toleransını arttırır.<br />
<br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">MUHTEMEL FAYDALAR</span><br />
• Akciğer fonksiyon testlerindeki azalmayı yavaşlatır.<br />
• Yaşam kalitesini iyileştirir.<br />
  </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">                                                               <img src="https://i.hizliresim.com/8xjgvzl." loading="lazy"  width="200" height="200" alt="[Resim: 8xjgvzl.]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PULMONER REHABİLİTASYONDA DİĞER TEDAVİLER</span><br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Solunum Egzersizleri</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Diyafragmatik solunum egzersizi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Segmental solunum egzersizi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Gevşeme Egzersizleri</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kuvvetlendirme egzersizleri</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Solunum Kas Eğitimi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Aerobik egzersizler</span><br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">1- Torakal ve Spinal Deformiteler</span></span><br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Torakal ve spinal deformiteler akciğer hastalığı ilerledikçe, solunum işinin artması hiperinflasyon ve öksürük, anormal postür, kas dengesizliği, ağrı ve yumuşak doku kontraktürlerine katkıda bulunur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">KF’li hastalarda sekonder problem olarak torakal kifoz, kas iskelet sistemi ağrıları ve artritler gelişebilir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Torakal kifozun KF’li kızlarda%77 ve erkeklerde %36 olduğu  rapor edilmiştir.</span><br />
</li>
</ul>
</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2- Periferal Kas Kuvveti</span><br />
  Sistemik inflamasyon, oksidatif stres, beslenme bozukluğu ve elektrolit dengesizliği, kas zayıflığına katkıda bulunabilir. Aktivite yetersizliği  periferal kas zayıflığına neden olan diğer bir faktördür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3- Kemik Mineral Dantisitesi</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Osteoporoz KF’li hastalarda %50-70 arasında görülür ve akciğer transplantasyonu listesinden çıkarılma kriteridir. Ağırlık taşıma egzersizlerinin yapılması kemik gelişimi için en etkili yöntemlerden biridir.</span><br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">                                                                 <img src="https://i.hizliresim.com/h384xoc.jpg" loading="lazy"  width="200" height="200" alt="[Resim: h384xoc.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
4- Üriner İnkontinans</span><br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Stres üriner inkontinans yetişkin KF’li kadınlarda görülen yaygın bir semptomdur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kadınlara takipleri sırasında inkontinansın varlığı mutlaka sorulmalıdır. Tedavisinde, pelvik taban kas egzersizleri yararlıdır.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<br />
<br />
Kistik Fibrozis ve Moleküler-Genetik Yaklaşımlar -Toraks Dergisi, 2003;4(2):198-204 </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Turk J Phys Med Rehab 2017;63(1):96-103- Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kistik Fibrozis Derneği-Hekimler için Tanı ve Tedavi Rehberi (son baskı)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TÜRK TORAKS DERNEĞİ KİSTİK  FİBROZİS TANI VE TEDAVİ REHBERİ .cilt 12  12 Temmuz 2011</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><a href="https://www.cff.org" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.cff.org</a> cystic fibrosus foundation(ksitik fibrozis vakfı)</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[GÖĞÜSÜN DEĞERLENDİRİLMESİ]]></title>
			<link>https://www.fizyoplatforum.com/konu-gogusun-degerlendirilmesi.html</link>
			<pubDate>Tue, 22 Nov 2022 17:12:32 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fizyoplatforum.com/member.php?action=profile&uid=5290">dilandemir.pt</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fizyoplatforum.com/konu-gogusun-degerlendirilmesi.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GÖĞÜSÜN DEĞERLENDİRİLMESİ</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Göğüsün değerlendirilmesinin dört komponenti vardır. Bunlar; </span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnspeksiyon</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Palpasyon</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Perküsyon</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Oskültasyon</span><br />
</li>
</ul>
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/fhrtheh.jpeg" loading="lazy"  width="500" height="400" alt="[Resim: fhrtheh.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">İnspeksiyon</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dikkatli şekilde yapılan inspeksiyon altta yatan kardiyovasküler hastalığın etyolojisi hakkında ipuçları sağlar. İnspeksiyon muayenesi yapılırken alttaki hususlar gözden geçirilir.</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hastanın genel durumu değerlendirilir.</span><br />
</li>
</ul>
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yaş, postür, hareket tavır, genel sağlık durumu, mental durumu gözden geçirilir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Cilt rengi; solukluk, siyanoz (mukoza, ekstremiteler dahil), bronz cilt</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Solunum; dispne, ortopne, taşipne</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Obezite, malnütrisyon, kaşeksi, asit ve periferik ödem</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Boy, kas, iskelet sistemi, alt ve üst ekstremiteler (Marfan sendromu, nörolojik hastalık, distrofi)       <img src="https://i.hizliresim.com/3tjkt9u.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: 3tjkt9u.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sendromlar (Down sendromu, Turner sendromu)</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Boyun venöz dolgunluk</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Başın sallanma hareketi (Aort yetmezliği)</span><br />
</li>
</ul>
<img src="https://i.hizliresim.com/a654wwn.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: a654wwn.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnce vücut yapısı, uzun boylu, örümcek parmaklara sahip bireylerde aort koarktasyonu ve aort anevrizmasının eşlik ettiği Marfan sendromu akla gelir. Dev cüsseye sahip akromegalisi olan bireylerde hipertansif kalp hastalığı; canlı bakışlı, yumuşak ve nemli cilde sahip, zayıf görünümlü bireylerde tirotoksikoz; şiş ve donuk yüzlü, kuru ve kaba cilde sahip, yavaş konuşan bireylerde hipertansiyon, mitral darlık, atrial fibrilasyon, geçirilmiş miyokard enfarktüsü gibi olayların öncülük ettiği tromboembolik serebrovasküler olaylar akla gelmelidir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1- Cilt İnspeksiyonu: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Morarma, tıptaki ismi ile siyanoz; kandaki oksijen eksikliğinden kaynaklanan deri ve muköz zarların mavimsi renk değişikliğidir. Bu durumda özellikle dudak çevresi ya da parmak uçları mor bir renk alır. Kalpten vücuda pompalanan kan normalde oksijenden zengindir ve açık kırmızı renkli olur. Ancak siyanoz ile karakterize olan kalp hastalıklarında, vücuda pompalanan kan, normalin tersine oksijenden fakir, koyu renkli bir kan halini alır. Siyanozun derecesi hastanın patolojisine, yaşına ve aktivitesine göre değişebilir. Siyanoz santral ve periferik tip olmak üzere iki grupta ele alınmaktadır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">A. Santral siyanoz;</span> azalmış kan oksijenizasyonuna bağlı olup solunum ve dolaşım sistemi hastalıklarında görülür. KOAH, kronik bronşit, astım, bronşektazi gibi kronik akciğer hastalıklarının ağır formlarında görülen siyanoz, bazen de akciğer embolisinde olduğu gibi önceden hiçbir solunumsal yakınması ya da hastalığı olmayan bireylerde de aniden ortaya çıkabilir. Hastalarda genellikle siyanoz ile birlikte, altta yatan akciğer ya da kalp hastalığına ait klinik bulgu ve semptomlar vardır.</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/sfgj0ne.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: sfgj0ne.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">B. Periferik siyanoz</span>; ise dolaşımın yetersizliğine bağlı olarak özellikle parmak uçları gibi vücudun uç noktalarında ortaya çıkan siyanoz tipidir. Soğuk havalarda parmak uçlarında, damarlarda meydana gelen daralma ve buna bağlı dolaşımın azalması periferik siyanoz için en tipik örneklerden birisidir. Tedavi için öncelikle altta yatan akciğer ya da kalp hastalığının tanısının konulması gerekir ve bu amaçla hastanın ayrıntılı bir öyküsü alınarak akciğer grafisi, EKG, solunum fonksiyon testleri, arter kan gazları tetkikleri yapılır. Akciğer ödeminin eşlik ettiği konjestif kalp yetmezliğinde ve kor pulmonale de santral siyanoza neden olabilir. Santral siyanoz ve periferik siyanoz birliktelik gösterirse klinik sonlanmalar kötüdür.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">2- Baş ve Boyun İnspeksiyonu:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Konjenital kalp hastalığı bazı sendromik hastalıklarla ile birliktelik gösterebilir. Down sendromu, Turner sendromunda hipertelovizim, yele boyun, düşük kulak gibi görünümler değerlendirilir.</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Facies mitralis; yüzdeki elmacık kemikleri üzerindeki kızarıklıktır. Kardiyak debinin düştüğü, sistemik vazokonstriksiyon ve pulmoner hipertansiyonun eşlik ettiği mitral kapak darlığında terminal dönem bulgusudur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ksantom; deri üstünde düzensiz kenarlı, sarımsı renkteki, kolesterol birikintileridir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ksantelezma; 1-2 mm boyutlarında, sarı renkte olan, göz kapaklarındaki kolesterol birikintileridir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Mavi sklera; osteogenezis imperfekta, aort yetersiliği ve mitral yetersizliği sık görülür. </span><br />
</li>
</ul>
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/et7y44s.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: et7y44s.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">3- Ekstremitelerin İnspeksiyonu: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Çomak parmak, distal falanksların yumuşak dokusunun şişmesi sonucu aşırı bir tırnak eğriliğinin olmasıdır. Tırnak üst düzeyi ile yumuşak doku arasındaki açı (Lovebold açısı) 180 dereceden fazladır. Çomak parmak (çomak tırnak) veya clubbing olarak bilinen durum aslında bir hastalık değil, bir semptomdur. Akciğerden karaciğere kadar pek çok organla ilgili rahatsızlıkların göstergesidir. Çomak parmağın tespitinde Schamroth işaretine bakılır. Bunun için hastanın her iki elinin aynı parmakları karşı karşıya getirilir. Normalde karşı karşıya getirilen tırnaklar arasında eşkenar dörtgen şeklinde bir aralık meydana gelir. Bu aralık görülemiyorsa Schamroth işaretidir ve çomak parmağın bulgusudur. Nedenleri;</span><br />
<br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kalp; doğumsal kalp hastalıkları, atrial miksoma, infektif endokardit</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sindirim sistemi; polip, kanser, inflamatuar bağırsak  hastalıkları</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Karaciğer; Siroz, biliyer atrezi, primer biliyer siroz, Wilson hastalığı, kanser </span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Endokrin; hipertiroidi (graves)</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akciğer; akciğer kanseri, metastazlar, mezotelyoma, kistik fibroz, tüberküloz, sarkoidoz, kronik enfeksiyon, pulmoner arteriovenöz malformasyon</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Diğer; timoma, POEMS sendromu, myelofibrozis, hematolojik maligniteler</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">4- Pretibial Ödem Derecelendirmesi: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Pretibial ödem muayenesinde ödemin tek veya çift taraflı olup olmadığı, gode bırakıp bırakmadığı değerlendirilmelidir. Tibia kemiğinin ön yüzüne parmak uçları ile yaklaşık 10 saniye kadar bastırılır. Oluşan derinliğin yüksekliği belirlenip ödemin derecelenmesi yapılır. Pretibial ödem derecelenmesinde; </span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">1. derecede derinlik 2 mm altındadır ve düzelme hızlı olur.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2. derece ödemde derinlik 2-4 mm arasında, düzelme ise 10-25 saniye arasında olur.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">3. derece ödemde 4-6 mm arasında derinlik olur, düzelmesi bir dakikayı bulabilir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">4. derece ödemde ise 6 mm’den daha fazla derinlik oluşur, düzelmesi iki dakikayı geçer.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/kv1fi1a.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: kv1fi1a.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">5- Göğüs Duvarının İnspeksiyonu:</span></span> <span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Operasyon skarı varlığı, göğüs deformitesi, kifoz, skolyoz ilk olarak göze çarpar. Bu sayede önceden geçirilmiş kardiyak operasyon, konjenital hastalıklar ve bunların eşlik ettiği kalp hastalıkları ile ilgili ipucu sağlanır. Kalp tepe atımının nerede olduğu aranır. Ayrıca hastanın solunum durumu hakkında ortopne, taşipne, karın kaslarının solunuma iştirak edip etmediği değerlendirilir. Palpasyonun amacı kalp ve büyük damarların hareketlerinin değerlendirilmesidir. Küçük alanda lokalize hareketlerin palpasyonu için parmak uçları, daha geniş alanda oluşan hareketlerin değerlendirilmesinde el ayası kullanılır. Palpasyon sırasında kardiyak oskültasyon veya karotis arter palpasyonu ile palpe edilen hareketin hangi siklusta olduğunun belirlenmesi gereklidir. Her bir elin altındaki hareketin miktarı ve zamanlaması karşılaştırılır. Her bir el aynı zamanda aynı miktarda hareket ederse lobar hareket normal olarak düşünülür.</span><br />
<br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Üst lob hareketi; parmaklar üst trapezden asılır.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sağ orta lob ve sol lingula hareketi; parmaklar arka aksillar kıvrımdan asılır.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Alt lob hareketi; parmaklar ön aksillar kıvrımdan asılır.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/72jvqht.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: 72jvqht.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span><br />
<br />
<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Palpasyon</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Palpasyonun amacı kalp ve büyük damarların hareketlerinin değerlendirilmesidir. Küçük alanda lokalize hareketlerin palpasyonu için parmak uçları, daha geniş alanda oluşan hareketlerin değerlendirilmesinde el ayası kullanılır. Palpasyon sırasında kardiyak oskültasyon veya karotis arter palpasyonu ile palpe edilen hareketin hangi siklusta olduğunun belirlenmesi gereklidir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Her bir elin altındaki hareketin miktarı ve zamanlaması karşılaştırılır. Her bir el aynı zamanda aynı miktarda hareket ederse lobar hareket normal olarak düşünülür.</span><ul class="mycode_list"><li></li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Üst lob hareketi; parmaklar üst trapezden asılır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sağ orta lob ve sol lingula hareketi; parmaklar arka aksillar kıvrımdan asılır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Alt lob hareketi; parmaklar ön aksillar kıvrımdan asılır.</span><br />
</li>
</ul>
[*]<img src="https://i.hizliresim.com/fzzfblf.jpeg" loading="lazy"  width="500" height="500" alt="[Resim: fzzfblf.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fremitusun değerlendirilmesi;</span></span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Konuşma seslerinin ve sekresyonların göğüs duvarı üzerinde oluşturduğu titreşimlerin elle hissedilmesidir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Oluşan titreşimler göğüs duvarı üzerinde simetrik kısımlara ellerin yerleştirilmesiyle hissedilir ve değerlendirilir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sakin solunum ve konuşma sırasında her bir elle belirlenen vibrasyonun şiddeti karşılaştırılır.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Normal bir değerlendirmede konuşma sırasında eşit ve orta şiddette vibrasyonlar hissedilir.<br />
Sakin solunum sırasında fremitusun artmış, azalmış olması veya hissedilmesi anormaldir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Artmış fremitus; ventilasyonda azalmayı (atelektazi, pnömoniye bağlı konsolidasyon pulmoner ödem, akciğer tümörü düşündürür.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Azalmış fremitus; göğüste hava miktarında artışı (pnömotoraks, plevral efüzyon, plevral kalınlaşma, bronşiyal obstrüksiyon) düşündürür.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/pg54589.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: pg54589.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" />               <img src="https://i.hizliresim.com/3i24cmg.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: 3i24cmg.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mediastinumun değerlendirilmesi;</span></span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Mediastinumun pozisyonu, trakeanın pozisyonunun palpasyonu ile belirlenir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Trakea normalde orta hattadır.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Trakeada yana kayma, mediastinumdaki yana kaymanın göstergesidir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İntratorasik basınç veya akciğer volümü hemitorakslar arasında orantısız olduğu zaman mediastinumda kayma görülür.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hasta oturur, boyun hafif fleksiyonda, çene orta hatta, işaret parmağı supraternal çentikte sternoklavikular eklemin medialine yerleştirilir ve içe, servikal omurlara doğru bastırılır.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akciğer volümü unilateral olarak azaldığı zaman mediastinum etkilenen tarafa doğru kayar.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Basınç veya volüm unilateral olarak arttığı zaman mediastinum etkilenmemiş tarafa veya kontralaterale doğru kayar.<br />
Kaymanın yönü;</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İpsilateral: Atelektazi, lobektomi, pnömonektomi  </span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kontralateral: Plevral efüzyon, pnömotoraks</span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/dlnhawt.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: dlnhawt.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Skalen kasların değerlendirilmesi;</span></span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Baş parmaklar spinöz çıkıntılara yerleştirilir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Skalenlerin aktivitesini belirlemek için alan en az iki istirahat solunum siklusu sırasında değerlendirilir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Normalde sakin solunum sırasında skalen kaslar inaktiftir.</span><br />
<br />
<br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Skalen kas aktivitesinin palpasyonu, solunum işinin arttığını gösterir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/4oy4zsa.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: 4oy4zsa.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Perküsyon</span></span></span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Göğüs yüzeyine kısa, ani darbeler vurularak oluşturulan sesler aracılığı ile toraks içindeki dokuların yoğunluğu hakkında fikir edinmek veya yoğunluğu değişmeyen bir organın sınırlarını saptamak için kullanılan bir muayene metodudur. Perküsyonda göğüs duvarına ufak bir darbe vurulduğu zaman, göğüs kafesinin çeperi titreşime geçer; titreşim dalgaları göğüs duvarından göğüs içine doğru yayılırlar. Titreşim dalgaları göğüs kafesi içinde havalı ve katı yapıları titreşime geçirerek ‘’perküsyon sesi’’ dediğimiz sesleri meydana getirir. Bu durumda göğüs kafesi bir rezonans kutusu görevi yapar.Akciğer dokusunun normal yoğunluğu değişirse perküsyon sırasında elde edilen seslerin kaliteleri de değişir. Alveolleri hava ile dolu bir akciğer dokusu üzerinde göğüs duvarını perküsyonuyla elde edilen ses kalitesi, alveolleri eksüda ile dolu bir akciğer dokusundakinden farklıdır. Bu ses değişmelerinden tanıda yararlanılır. Göğüs kafesi içindeki bir organın yoğunluğu çevresindeki dokunun yoğunluğundan farklı ise (ses kalitesinin değiştiği noktaları belirleyerek) organın sınırını saptamak mümkün olabilir.Teknik; dominant olmayan elin orta parmağının son falanksı incelenecek kosta arasına konur, diğer el ise bilekten hareket ettirilerek orta parmak üzerine vurulup kaldırılır. Perküsyon tekniği her iki tarafa simetrik ve kıyaslanarak yapılır.</span><br />
<br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hipersonarite: Akciğerlerde fazla hava bulunduğunda perküsyonla alınan sestir. (Astım ve amfizem)</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hiposonarite (Submatite): Akciğerlerde hava azaldığında perküsyonla alınan sestir. (Akciğer parankimin konsalidasyonu)</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Matite: Perküte edilen yerde hiç hava yoksa alınan sestir. (Plevral efüzyon, atelektazi, plevral kalınlaşma, büyük hacimli tümör)</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Timpanizm: Pnömotoraks, göğüs duvarına yakın hava kistleri ve büller.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/3dvgq94.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: 3dvgq94.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" />          <img src="https://i.hizliresim.com/1vglqa9.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: 1vglqa9.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"> Oskültasyon</span></span></span><br />
<br />
<br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Solunum ve konuşma esnasında, göğüs duvarına iletilen seslerin steteskopla dinlenmesi tekniğidir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akciğer oskültasyonu yapılırken solunum sesleri, ek sesler ve konuşma sesleri dinlenmelidir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sessiz bir ortamda, hasta oturur vaziyette yapılmalıdır.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hastadan açık ağızla yavaş ve derin bir nefes alması istenmelidir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akciğer alanlarının oskültasyonu ön, yan ve arka göğüsteki tüm lobları içerecek şekilde sistematik yapılmalıdır.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Oskültasona üst loblardan başlanmalıdır. Sağ ve sol taraf karşılaştırılarak yukarıdan aşağıya ilerlenmelidir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bir dinleme alanında en az bir solunum siklusu (inpirasyon ve ekspirasyon) tamamlanmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Normal solunum sesleri;</span></span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Primer olarak inspirasyon sırasında işitilen veziküler ve yumuşak, düşük şiddette seslerdir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ekspirasyon sırasında veziküler sesler sadece ekshalasyonun başlangıçlık ⅓’lük kısmında işitilir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Her iki akciğer alanında duyulur.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnspirasyon, ekspirasyondan daha uzundur.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Trakeabronşial ağacın farklı kısımları üzerinde işitilen farklı solunum sesleri de (bronşiyal ve bronkoveziküler) normaldir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Veziküler seslerin duyulması gereken yerden bronşiyal veya bronkoveziküler seslerin duyulması ise patolojiktir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşiyal solunum sesleri; gürültülü, yüksek şiddette, yaklaşık olarak inspirasyon ve ekspirasyon boyunca eşit olarak duyulan tübüler sesler olarak tanımlanmaktadır. Manibrium üzerinde duyulur.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronkoveziküler solunum sesi; bronşiyal solunum seslerinden daha yumuşaktır. 1. ve 2. interkostal aralıklarda, arkada skapulalar arasında duyulur.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/rgamclx.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: rgamclx.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">        Ek sesler; </span></span><br />
<br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Wheeze (Ronküs); ıslık tarzında, yüksek frekanslı tiz seslerdir. Kesintisizdir. En sık ekspirasyon sırasında işitilirler. Havayolu obstrüksiyonuyla birliktedirler. İnspirasyonda çok yaygın görülmez ve havayolu obstrüksiyonunun çok daha şiddetli olduğunu gösterir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Krakıl (Ral); yaygın olarak inspirasyon sırasında işitilirler. İnce, karda yürüme/çıtırtı sesi andıran seslerdir. Restriktif veya obstrüktif akciğer hastalıkları ile birliktedirler. Kapalı olan hava yolunun aniden açılmasıyla veya inspirasyon ve ekspirasyon sırasında sekresyonların hareketiyle duyulurlar. İnspirasyonun ilk yarısında duyulan raller daha çok hava yollarının açılmasından kaynaklanır. Proksimal hava yollarını kapanması KOAH’ın geç dönemlerinde görülebilir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnspirasyonun sonraki yarısında duyulan raller periferal hava yollarının kollapsı (atelektazi, pulmoner ödem, fibrozis veya plevral efüzyon) ile duyulabilir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sıvı veya sekresyonların hareketiyle işitilen raller düşük perdeli olarak tanımlanır. İnspirasyon, ekspirasyon veya her ikisi sırasında işitilebilirler.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Plevral rub; bir diğer anormal solunum sesi alt lateral göğüs alanlarında (sağ ve sol) işitilen ve plevra yapraklarının birbirine sürtünmesinden kaynaklanan sestir. Plevral inflamasyonu gösterebilir. İnspirasyon sonunda ekspirasyon başında işitilebilir. Öksürükle kaybolmaz.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/1c5g74a.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: 1c5g74a.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Konuşma sesleri (Vokal rezonans);</span></span><br />
<br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Solunum sesleri artmış ya da azalmışsa ek bir değerlendirme yapılmalıdır.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Egofoni, bronkofoni ve pektorilogi seslerin anormal iletimini ek olarak değerlendirmenin üç tekniğidir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Egofoni: Hasta yüksek sesle ‘’e’’ dediği zaman göğüs üzerinde ‘’a’’ sesi duyulduğu zaman görülür.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronkofoni; hasta ‘’99’’ dediğinde kelimeler tüm göğüs üzerinde açık biçimde duyulduğu zaman görülür.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Pektorilogi; hastaya fısıldaması söylendiğinde fısıldanan kelimeler açık ve net bir şekilde steteskopla işitildiğinde barizdir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynakça</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Göğüs Hastalıkları Klinik Muayene ve Tanı, Seyhan Çelikoğlu / Kardiyak Anamnez ve Fizik Muayene, Editör: Hüsnü Değirmenci / Pulmoner Fizyoterapi Ders Notları, Prof. Dr. Rengin Demir</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GÖĞÜSÜN DEĞERLENDİRİLMESİ</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Göğüsün değerlendirilmesinin dört komponenti vardır. Bunlar; </span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnspeksiyon</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Palpasyon</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Perküsyon</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Oskültasyon</span><br />
</li>
</ul>
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/fhrtheh.jpeg" loading="lazy"  width="500" height="400" alt="[Resim: fhrtheh.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">İnspeksiyon</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dikkatli şekilde yapılan inspeksiyon altta yatan kardiyovasküler hastalığın etyolojisi hakkında ipuçları sağlar. İnspeksiyon muayenesi yapılırken alttaki hususlar gözden geçirilir.</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hastanın genel durumu değerlendirilir.</span><br />
</li>
</ul>
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yaş, postür, hareket tavır, genel sağlık durumu, mental durumu gözden geçirilir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Cilt rengi; solukluk, siyanoz (mukoza, ekstremiteler dahil), bronz cilt</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Solunum; dispne, ortopne, taşipne</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Obezite, malnütrisyon, kaşeksi, asit ve periferik ödem</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Boy, kas, iskelet sistemi, alt ve üst ekstremiteler (Marfan sendromu, nörolojik hastalık, distrofi)       <img src="https://i.hizliresim.com/3tjkt9u.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: 3tjkt9u.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sendromlar (Down sendromu, Turner sendromu)</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Boyun venöz dolgunluk</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Başın sallanma hareketi (Aort yetmezliği)</span><br />
</li>
</ul>
<img src="https://i.hizliresim.com/a654wwn.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: a654wwn.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnce vücut yapısı, uzun boylu, örümcek parmaklara sahip bireylerde aort koarktasyonu ve aort anevrizmasının eşlik ettiği Marfan sendromu akla gelir. Dev cüsseye sahip akromegalisi olan bireylerde hipertansif kalp hastalığı; canlı bakışlı, yumuşak ve nemli cilde sahip, zayıf görünümlü bireylerde tirotoksikoz; şiş ve donuk yüzlü, kuru ve kaba cilde sahip, yavaş konuşan bireylerde hipertansiyon, mitral darlık, atrial fibrilasyon, geçirilmiş miyokard enfarktüsü gibi olayların öncülük ettiği tromboembolik serebrovasküler olaylar akla gelmelidir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1- Cilt İnspeksiyonu: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Morarma, tıptaki ismi ile siyanoz; kandaki oksijen eksikliğinden kaynaklanan deri ve muköz zarların mavimsi renk değişikliğidir. Bu durumda özellikle dudak çevresi ya da parmak uçları mor bir renk alır. Kalpten vücuda pompalanan kan normalde oksijenden zengindir ve açık kırmızı renkli olur. Ancak siyanoz ile karakterize olan kalp hastalıklarında, vücuda pompalanan kan, normalin tersine oksijenden fakir, koyu renkli bir kan halini alır. Siyanozun derecesi hastanın patolojisine, yaşına ve aktivitesine göre değişebilir. Siyanoz santral ve periferik tip olmak üzere iki grupta ele alınmaktadır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">A. Santral siyanoz;</span> azalmış kan oksijenizasyonuna bağlı olup solunum ve dolaşım sistemi hastalıklarında görülür. KOAH, kronik bronşit, astım, bronşektazi gibi kronik akciğer hastalıklarının ağır formlarında görülen siyanoz, bazen de akciğer embolisinde olduğu gibi önceden hiçbir solunumsal yakınması ya da hastalığı olmayan bireylerde de aniden ortaya çıkabilir. Hastalarda genellikle siyanoz ile birlikte, altta yatan akciğer ya da kalp hastalığına ait klinik bulgu ve semptomlar vardır.</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/sfgj0ne.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: sfgj0ne.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">B. Periferik siyanoz</span>; ise dolaşımın yetersizliğine bağlı olarak özellikle parmak uçları gibi vücudun uç noktalarında ortaya çıkan siyanoz tipidir. Soğuk havalarda parmak uçlarında, damarlarda meydana gelen daralma ve buna bağlı dolaşımın azalması periferik siyanoz için en tipik örneklerden birisidir. Tedavi için öncelikle altta yatan akciğer ya da kalp hastalığının tanısının konulması gerekir ve bu amaçla hastanın ayrıntılı bir öyküsü alınarak akciğer grafisi, EKG, solunum fonksiyon testleri, arter kan gazları tetkikleri yapılır. Akciğer ödeminin eşlik ettiği konjestif kalp yetmezliğinde ve kor pulmonale de santral siyanoza neden olabilir. Santral siyanoz ve periferik siyanoz birliktelik gösterirse klinik sonlanmalar kötüdür.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">2- Baş ve Boyun İnspeksiyonu:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Konjenital kalp hastalığı bazı sendromik hastalıklarla ile birliktelik gösterebilir. Down sendromu, Turner sendromunda hipertelovizim, yele boyun, düşük kulak gibi görünümler değerlendirilir.</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Facies mitralis; yüzdeki elmacık kemikleri üzerindeki kızarıklıktır. Kardiyak debinin düştüğü, sistemik vazokonstriksiyon ve pulmoner hipertansiyonun eşlik ettiği mitral kapak darlığında terminal dönem bulgusudur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ksantom; deri üstünde düzensiz kenarlı, sarımsı renkteki, kolesterol birikintileridir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ksantelezma; 1-2 mm boyutlarında, sarı renkte olan, göz kapaklarındaki kolesterol birikintileridir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Mavi sklera; osteogenezis imperfekta, aort yetersiliği ve mitral yetersizliği sık görülür. </span><br />
</li>
</ul>
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/et7y44s.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: et7y44s.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">3- Ekstremitelerin İnspeksiyonu: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Çomak parmak, distal falanksların yumuşak dokusunun şişmesi sonucu aşırı bir tırnak eğriliğinin olmasıdır. Tırnak üst düzeyi ile yumuşak doku arasındaki açı (Lovebold açısı) 180 dereceden fazladır. Çomak parmak (çomak tırnak) veya clubbing olarak bilinen durum aslında bir hastalık değil, bir semptomdur. Akciğerden karaciğere kadar pek çok organla ilgili rahatsızlıkların göstergesidir. Çomak parmağın tespitinde Schamroth işaretine bakılır. Bunun için hastanın her iki elinin aynı parmakları karşı karşıya getirilir. Normalde karşı karşıya getirilen tırnaklar arasında eşkenar dörtgen şeklinde bir aralık meydana gelir. Bu aralık görülemiyorsa Schamroth işaretidir ve çomak parmağın bulgusudur. Nedenleri;</span><br />
<br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kalp; doğumsal kalp hastalıkları, atrial miksoma, infektif endokardit</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sindirim sistemi; polip, kanser, inflamatuar bağırsak  hastalıkları</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Karaciğer; Siroz, biliyer atrezi, primer biliyer siroz, Wilson hastalığı, kanser </span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Endokrin; hipertiroidi (graves)</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akciğer; akciğer kanseri, metastazlar, mezotelyoma, kistik fibroz, tüberküloz, sarkoidoz, kronik enfeksiyon, pulmoner arteriovenöz malformasyon</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Diğer; timoma, POEMS sendromu, myelofibrozis, hematolojik maligniteler</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">4- Pretibial Ödem Derecelendirmesi: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Pretibial ödem muayenesinde ödemin tek veya çift taraflı olup olmadığı, gode bırakıp bırakmadığı değerlendirilmelidir. Tibia kemiğinin ön yüzüne parmak uçları ile yaklaşık 10 saniye kadar bastırılır. Oluşan derinliğin yüksekliği belirlenip ödemin derecelenmesi yapılır. Pretibial ödem derecelenmesinde; </span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">1. derecede derinlik 2 mm altındadır ve düzelme hızlı olur.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2. derece ödemde derinlik 2-4 mm arasında, düzelme ise 10-25 saniye arasında olur.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">3. derece ödemde 4-6 mm arasında derinlik olur, düzelmesi bir dakikayı bulabilir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">4. derece ödemde ise 6 mm’den daha fazla derinlik oluşur, düzelmesi iki dakikayı geçer.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/kv1fi1a.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: kv1fi1a.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">5- Göğüs Duvarının İnspeksiyonu:</span></span> <span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Operasyon skarı varlığı, göğüs deformitesi, kifoz, skolyoz ilk olarak göze çarpar. Bu sayede önceden geçirilmiş kardiyak operasyon, konjenital hastalıklar ve bunların eşlik ettiği kalp hastalıkları ile ilgili ipucu sağlanır. Kalp tepe atımının nerede olduğu aranır. Ayrıca hastanın solunum durumu hakkında ortopne, taşipne, karın kaslarının solunuma iştirak edip etmediği değerlendirilir. Palpasyonun amacı kalp ve büyük damarların hareketlerinin değerlendirilmesidir. Küçük alanda lokalize hareketlerin palpasyonu için parmak uçları, daha geniş alanda oluşan hareketlerin değerlendirilmesinde el ayası kullanılır. Palpasyon sırasında kardiyak oskültasyon veya karotis arter palpasyonu ile palpe edilen hareketin hangi siklusta olduğunun belirlenmesi gereklidir. Her bir elin altındaki hareketin miktarı ve zamanlaması karşılaştırılır. Her bir el aynı zamanda aynı miktarda hareket ederse lobar hareket normal olarak düşünülür.</span><br />
<br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Üst lob hareketi; parmaklar üst trapezden asılır.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sağ orta lob ve sol lingula hareketi; parmaklar arka aksillar kıvrımdan asılır.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Alt lob hareketi; parmaklar ön aksillar kıvrımdan asılır.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/72jvqht.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: 72jvqht.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span><br />
<br />
<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Palpasyon</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Palpasyonun amacı kalp ve büyük damarların hareketlerinin değerlendirilmesidir. Küçük alanda lokalize hareketlerin palpasyonu için parmak uçları, daha geniş alanda oluşan hareketlerin değerlendirilmesinde el ayası kullanılır. Palpasyon sırasında kardiyak oskültasyon veya karotis arter palpasyonu ile palpe edilen hareketin hangi siklusta olduğunun belirlenmesi gereklidir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Her bir elin altındaki hareketin miktarı ve zamanlaması karşılaştırılır. Her bir el aynı zamanda aynı miktarda hareket ederse lobar hareket normal olarak düşünülür.</span><ul class="mycode_list"><li></li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Üst lob hareketi; parmaklar üst trapezden asılır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sağ orta lob ve sol lingula hareketi; parmaklar arka aksillar kıvrımdan asılır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Alt lob hareketi; parmaklar ön aksillar kıvrımdan asılır.</span><br />
</li>
</ul>
[*]<img src="https://i.hizliresim.com/fzzfblf.jpeg" loading="lazy"  width="500" height="500" alt="[Resim: fzzfblf.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fremitusun değerlendirilmesi;</span></span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Konuşma seslerinin ve sekresyonların göğüs duvarı üzerinde oluşturduğu titreşimlerin elle hissedilmesidir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Oluşan titreşimler göğüs duvarı üzerinde simetrik kısımlara ellerin yerleştirilmesiyle hissedilir ve değerlendirilir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sakin solunum ve konuşma sırasında her bir elle belirlenen vibrasyonun şiddeti karşılaştırılır.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Normal bir değerlendirmede konuşma sırasında eşit ve orta şiddette vibrasyonlar hissedilir.<br />
Sakin solunum sırasında fremitusun artmış, azalmış olması veya hissedilmesi anormaldir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Artmış fremitus; ventilasyonda azalmayı (atelektazi, pnömoniye bağlı konsolidasyon pulmoner ödem, akciğer tümörü düşündürür.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Azalmış fremitus; göğüste hava miktarında artışı (pnömotoraks, plevral efüzyon, plevral kalınlaşma, bronşiyal obstrüksiyon) düşündürür.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/pg54589.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: pg54589.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" />               <img src="https://i.hizliresim.com/3i24cmg.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: 3i24cmg.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mediastinumun değerlendirilmesi;</span></span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Mediastinumun pozisyonu, trakeanın pozisyonunun palpasyonu ile belirlenir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Trakea normalde orta hattadır.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Trakeada yana kayma, mediastinumdaki yana kaymanın göstergesidir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İntratorasik basınç veya akciğer volümü hemitorakslar arasında orantısız olduğu zaman mediastinumda kayma görülür.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hasta oturur, boyun hafif fleksiyonda, çene orta hatta, işaret parmağı supraternal çentikte sternoklavikular eklemin medialine yerleştirilir ve içe, servikal omurlara doğru bastırılır.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akciğer volümü unilateral olarak azaldığı zaman mediastinum etkilenen tarafa doğru kayar.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Basınç veya volüm unilateral olarak arttığı zaman mediastinum etkilenmemiş tarafa veya kontralaterale doğru kayar.<br />
Kaymanın yönü;</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İpsilateral: Atelektazi, lobektomi, pnömonektomi  </span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kontralateral: Plevral efüzyon, pnömotoraks</span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/dlnhawt.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: dlnhawt.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Skalen kasların değerlendirilmesi;</span></span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Baş parmaklar spinöz çıkıntılara yerleştirilir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Skalenlerin aktivitesini belirlemek için alan en az iki istirahat solunum siklusu sırasında değerlendirilir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Normalde sakin solunum sırasında skalen kaslar inaktiftir.</span><br />
<br />
<br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Skalen kas aktivitesinin palpasyonu, solunum işinin arttığını gösterir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/4oy4zsa.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: 4oy4zsa.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Perküsyon</span></span></span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Göğüs yüzeyine kısa, ani darbeler vurularak oluşturulan sesler aracılığı ile toraks içindeki dokuların yoğunluğu hakkında fikir edinmek veya yoğunluğu değişmeyen bir organın sınırlarını saptamak için kullanılan bir muayene metodudur. Perküsyonda göğüs duvarına ufak bir darbe vurulduğu zaman, göğüs kafesinin çeperi titreşime geçer; titreşim dalgaları göğüs duvarından göğüs içine doğru yayılırlar. Titreşim dalgaları göğüs kafesi içinde havalı ve katı yapıları titreşime geçirerek ‘’perküsyon sesi’’ dediğimiz sesleri meydana getirir. Bu durumda göğüs kafesi bir rezonans kutusu görevi yapar.Akciğer dokusunun normal yoğunluğu değişirse perküsyon sırasında elde edilen seslerin kaliteleri de değişir. Alveolleri hava ile dolu bir akciğer dokusu üzerinde göğüs duvarını perküsyonuyla elde edilen ses kalitesi, alveolleri eksüda ile dolu bir akciğer dokusundakinden farklıdır. Bu ses değişmelerinden tanıda yararlanılır. Göğüs kafesi içindeki bir organın yoğunluğu çevresindeki dokunun yoğunluğundan farklı ise (ses kalitesinin değiştiği noktaları belirleyerek) organın sınırını saptamak mümkün olabilir.Teknik; dominant olmayan elin orta parmağının son falanksı incelenecek kosta arasına konur, diğer el ise bilekten hareket ettirilerek orta parmak üzerine vurulup kaldırılır. Perküsyon tekniği her iki tarafa simetrik ve kıyaslanarak yapılır.</span><br />
<br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hipersonarite: Akciğerlerde fazla hava bulunduğunda perküsyonla alınan sestir. (Astım ve amfizem)</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hiposonarite (Submatite): Akciğerlerde hava azaldığında perküsyonla alınan sestir. (Akciğer parankimin konsalidasyonu)</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Matite: Perküte edilen yerde hiç hava yoksa alınan sestir. (Plevral efüzyon, atelektazi, plevral kalınlaşma, büyük hacimli tümör)</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Timpanizm: Pnömotoraks, göğüs duvarına yakın hava kistleri ve büller.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/3dvgq94.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: 3dvgq94.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" />          <img src="https://i.hizliresim.com/1vglqa9.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: 1vglqa9.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"> Oskültasyon</span></span></span><br />
<br />
<br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Solunum ve konuşma esnasında, göğüs duvarına iletilen seslerin steteskopla dinlenmesi tekniğidir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akciğer oskültasyonu yapılırken solunum sesleri, ek sesler ve konuşma sesleri dinlenmelidir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sessiz bir ortamda, hasta oturur vaziyette yapılmalıdır.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hastadan açık ağızla yavaş ve derin bir nefes alması istenmelidir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akciğer alanlarının oskültasyonu ön, yan ve arka göğüsteki tüm lobları içerecek şekilde sistematik yapılmalıdır.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Oskültasona üst loblardan başlanmalıdır. Sağ ve sol taraf karşılaştırılarak yukarıdan aşağıya ilerlenmelidir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bir dinleme alanında en az bir solunum siklusu (inpirasyon ve ekspirasyon) tamamlanmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Normal solunum sesleri;</span></span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Primer olarak inspirasyon sırasında işitilen veziküler ve yumuşak, düşük şiddette seslerdir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ekspirasyon sırasında veziküler sesler sadece ekshalasyonun başlangıçlık ⅓’lük kısmında işitilir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Her iki akciğer alanında duyulur.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnspirasyon, ekspirasyondan daha uzundur.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Trakeabronşial ağacın farklı kısımları üzerinde işitilen farklı solunum sesleri de (bronşiyal ve bronkoveziküler) normaldir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Veziküler seslerin duyulması gereken yerden bronşiyal veya bronkoveziküler seslerin duyulması ise patolojiktir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşiyal solunum sesleri; gürültülü, yüksek şiddette, yaklaşık olarak inspirasyon ve ekspirasyon boyunca eşit olarak duyulan tübüler sesler olarak tanımlanmaktadır. Manibrium üzerinde duyulur.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronkoveziküler solunum sesi; bronşiyal solunum seslerinden daha yumuşaktır. 1. ve 2. interkostal aralıklarda, arkada skapulalar arasında duyulur.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/rgamclx.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: rgamclx.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">        Ek sesler; </span></span><br />
<br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Wheeze (Ronküs); ıslık tarzında, yüksek frekanslı tiz seslerdir. Kesintisizdir. En sık ekspirasyon sırasında işitilirler. Havayolu obstrüksiyonuyla birliktedirler. İnspirasyonda çok yaygın görülmez ve havayolu obstrüksiyonunun çok daha şiddetli olduğunu gösterir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Krakıl (Ral); yaygın olarak inspirasyon sırasında işitilirler. İnce, karda yürüme/çıtırtı sesi andıran seslerdir. Restriktif veya obstrüktif akciğer hastalıkları ile birliktedirler. Kapalı olan hava yolunun aniden açılmasıyla veya inspirasyon ve ekspirasyon sırasında sekresyonların hareketiyle duyulurlar. İnspirasyonun ilk yarısında duyulan raller daha çok hava yollarının açılmasından kaynaklanır. Proksimal hava yollarını kapanması KOAH’ın geç dönemlerinde görülebilir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnspirasyonun sonraki yarısında duyulan raller periferal hava yollarının kollapsı (atelektazi, pulmoner ödem, fibrozis veya plevral efüzyon) ile duyulabilir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sıvı veya sekresyonların hareketiyle işitilen raller düşük perdeli olarak tanımlanır. İnspirasyon, ekspirasyon veya her ikisi sırasında işitilebilirler.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Plevral rub; bir diğer anormal solunum sesi alt lateral göğüs alanlarında (sağ ve sol) işitilen ve plevra yapraklarının birbirine sürtünmesinden kaynaklanan sestir. Plevral inflamasyonu gösterebilir. İnspirasyon sonunda ekspirasyon başında işitilebilir. Öksürükle kaybolmaz.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/1c5g74a.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: 1c5g74a.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Konuşma sesleri (Vokal rezonans);</span></span><br />
<br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Solunum sesleri artmış ya da azalmışsa ek bir değerlendirme yapılmalıdır.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Egofoni, bronkofoni ve pektorilogi seslerin anormal iletimini ek olarak değerlendirmenin üç tekniğidir.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Egofoni: Hasta yüksek sesle ‘’e’’ dediği zaman göğüs üzerinde ‘’a’’ sesi duyulduğu zaman görülür.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronkofoni; hasta ‘’99’’ dediğinde kelimeler tüm göğüs üzerinde açık biçimde duyulduğu zaman görülür.</span><br />
[*]<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Pektorilogi; hastaya fısıldaması söylendiğinde fısıldanan kelimeler açık ve net bir şekilde steteskopla işitildiğinde barizdir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynakça</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Göğüs Hastalıkları Klinik Muayene ve Tanı, Seyhan Çelikoğlu / Kardiyak Anamnez ve Fizik Muayene, Editör: Hüsnü Değirmenci / Pulmoner Fizyoterapi Ders Notları, Prof. Dr. Rengin Demir</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[LENFÖDEM VE REHABİLİTASYONU]]></title>
			<link>https://www.fizyoplatforum.com/konu-lenfodem-ve-rehabilitasyonu.html</link>
			<pubDate>Tue, 26 Apr 2022 21:50:01 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fizyoplatforum.com/member.php?action=profile&uid=2167">Büşra Akbulut</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fizyoplatforum.com/konu-lenfodem-ve-rehabilitasyonu.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LENF SİSTEMİ ANATOMİSİ</span></span><br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik sistem 5.gestasyonel haftanın sonunda gelişmeye başlar. Kapalı bir dolaşıma sahip olmayıp, kardiyovasküler sistemde olduğu gibi merkezi bir pompası yoktur. Lenfatik damarlar ve lenfatik dokulardan oluşur. Vücudumuzda merkezi sinir sistem, beyin zarı, orbita, kornea, iç kulak, epidermis, kıl, tırnak, kıkırdak, kemik iliği ve kemik dışındaki tüm organlarda lenfatik damarlar bulunur. Lenfatik dokuları ise; timus, dalak, lenf nodları, lenf nodülleri gibi organ ve yapılar oluşturur. Lenfatik dokularda üretilen lenfositler sayesinde immünolojik fonksiyon da mevcuttur. Bu durum lenfatik sistemin vücuda giren yabancı hücrelere, kanser hücrelerine ve antijenik maddelere karşı da filtrasyon görevi görmesine sebep olur . Lenfatik sistemin esas işlevi lenf sıvısını interstisyel alandan alıp kan dolaşımına transportunu sağlamak ve özellikle proteinler ve büyük moleküller gibi kan dolaşımına absorbsiyonu doğrudan mümkün olamayan maddeleri interstisyel boşluklardan uzaklaştırmaktır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LENF SİSTEMİNİN YAPISAL ELEMENTLERİ</span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik sistem lenf sıvısını absorbe eden ve lenf sıvısının transportunu sağlayan lenfatik damarlardan ve lenfatik organlardan oluşmaktadır.(Şekil 4.1)</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/b3aynxb.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: b3aynxb.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LENFATİK VASKÜLER SİSTEM</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Lenfatik sistem venöz sisteme paralel pozisyonlanmış bir drenaj sistemini oluşturur. Bu drenaj sistemi sayesinde interstisyel alandaki sıvıdan, kan kapillerine geçemeyen plazma proteinleri ve büyük moleküllü maddeler venöz sisteme aktarılır . Lenf damar sistemi periferde başlar ve başlangıç lenf damarları olarak adlandırılır. Üzerlerinde lenf nodlarının pozisyonlandığı kollektörlerle devam eder ve gövde kollektörlerinin venöz sistem içine (sağ ve sol venöz açı ) akması şeklinde devam ederler  (Şekil 4.2). Lenf vasküler sistemi topografik olarak yüzeyel, derin ve organ lenf damarları olmak üzere 3’e ayrılır , (Şekil 4.3);</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yüzeyel lenfatik damarlar: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Deri ve epidermis dokusu içinde uzanıp birleşerek derin lenfatiklere açılırlar. </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Derin lenfatik damarlar:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Fascia superficialis ve fascia profundanın arasında yer almaktadır. Fascia profundanın derinindeki yapıların lenfini taşır.</span></div>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Organ lenfatik damar sistemi:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Organları drene eder.</span><br />
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/kbfhu0x.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: kbfhu0x.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<img src="https://i.hizliresim.com/tmyv1th.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: tmyv1th.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenf Kapillerleri: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnterstisyel sıvı drenajının ve lenf damarlarının başlangıcıdır. Görevi; lenfatik yükü lenf sistemi içine almak yani lenf oluşumunu sağlamaktır . Lenf kapillerinin düz endotelyal hücreleri tek bir tabaka halinde dizilir. Her bir lenf kapilleri endotel hücresi ‘ankoring filamanentler’ ile çevre interstisyel alana bağlıdır. Üst üste veya yan yana dizilirler. İnterstisyel alanda yer alan sıvının artması ile interstisyel doku basıncı artar. Basınç artışı lenf kapillerini bağlayan Ankoring filamenetlerin çekilmesine sebep olur. (Şekil 4.4). </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/psotcou.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: psotcou.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu durum endotel hücrelerin birleşme noktasındaki valvlerin açılmasını sağlar. Böylece düşük basınçlı olan lenf kapillerinin iç lümeni ile yüksek basınçlı çevredeki dokunun basınç farkı, emme etkisi yaratarak doku sıvısı ile interstisyel alandaki diğer bileşenlerin lenfatik sisteme hareketi sağlanmış olur. Bağ dokunun dışarıdan mobilizasyonu (Manuel Lenf Drenajı ile sağlanmakta), lenf kapillerlerine sahip bağlayıcı filamanları aktive ederek lenfatik yüklerin lenf sistemine alınması sağlanmaktadır. Lenf kapillerleri kapakçık içermez. Bu durum lenf sıvısının, ilk lenf damar plexsusu boyunca her yöne doğru rahatça hareket etmesine sebep olur. Lenf kapillerlerindeki direnç prekollektörlerdeki dirençten daha büyük olduğu için lenf sıvısı kapillerlerden prekollektörlere doğru hareket eder.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Prekollektörler</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: Prekollektörler, lenf kapilleri ile kollektör lenf damarları arasında bağlantı  sağlayan yapılardır.</span></div>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenf Kollektörleri</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: Lenf kollektörleri, lenf sıvısını prekollektörlerden lenf nodlarına ve lenfatik trunkuslara taşır . Lenf kollektörleri venöz damarlarda olduğu gibi sıvının tek yönlü hareketini sağlayan (proximale doğru) valvler içerir. Bir proximal ve distal valv arasında yerleşen kollektör segmentine <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">lenfanjion</span> denilir (Şekil 4.5). Lenf anjionlarda meydana gelen kontraksiyonlar lenf sıvısını merkeze doğru pompalar. Lenf anjionları dinlenme halinde dakikada 10-12 otonomik kasılma yapar ve buna <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">lenfanjiomotorisite</span> denir.</span><br />
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> <img src="https://i.hizliresim.com/l59u7ya.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: l59u7ya.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Şekil 4.5. Lenfanjion</span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik alandaki tüm kollektörler lenf sıvısını kendi bölgelerinin lenf nodüllerine (bölgesel lenf nodlarına) oradan da lenfatik trunkuslara taşır (Şekil 4.6)</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/7ankbt1.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 7ankbt1.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik trunkus: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik trunkuslar vücudun en büyük lenf damarlarıdır. Lenf kollektörlerinin iç organlardan ve ektremitelerden topladığı lenf sıvısını venöz kan dolaşımına iletirler.Vücudun alt yarısının lenf sıvısı 3 merkezi trunkus tarafından drene edilir. </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">a) Trunkus lumbalis:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Trunkus lumbalis dexter ve trunkus lumbalis sinister alt ekstremitelerin, vücudun alt bölgelerinin ve eksternal genital sistemin drenajından sorumludur. Alt ekstremiteler, perineum, pelvis, umblikus altı karın ön duvarı, üstü karın ön duvarının derin yapılarının, pelvis organlarının, testisler (ovaryumlar), böbrekler ve suprarenal bezlerin lenfini taşır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">b)Trunkus intestinales: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Mide, pankreas, dalak ve karaciğerin ön alt parçasını, rektumun orta bölümüne kadar olan tüm bağırsak bölümünün lenfini taşır. Trunkus lumbalis, trunkus intestinales ile birlikte sisterna şiliyi (‘pecquet sisternası’) oluşturur. Yaklaşık L1 seviyesinde diyafram ile vertebral kolonun arasından ve peritonun arkasından uzanır. Sindirim sisteminden gelen şilöz lenf sıvısı, sisterna şilide bulunan ve diğer farklı dokulardan gelen lenf sıvısı ile birleşir ve bölge duktus thorasikusun abdominal bölümü oluşturur</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">c)Duktus torasikus</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: Duktus torasikus sisterna şili ile birlikte vücudun en büyük lenf damarıdır. 36-45 cm uzunluğa sahip olup, çapı 1-5 mm arasındadır. T11-L2 arasında yer alır. Duktus torasikus venöz açıya doğru ilerlerken, diyaframı aortik hiatusta bulunan aort ile birlikte perfore eder ve diyafragmatik solunum ile birlikte duktus torasikus içindeki lenf sıvısının akışını önemli oranda arttırır. Toplam vücut lenf sıvısını yaklaşık dörtte üçüne denk gelen ve günde ortalama 3 lt olan lenf sıvısını sol venöz açıya boşaltmaktadır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sol venöz açı; sol internal juguler ve sol subklavian venden oluşmaktadır (Şekil 4.7). Venöz açı ile duktus torasikus arasındaki kavşakta yer alan kapakçıklar venöz kanın lenfatik sisteme reflü yapmasını engeller .Vücudun üst yarısının lenf sıvısı sağ ve solda 3 merkezi trunkus tarafından drene edilir.</span></div>
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/bkyq812.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: bkyq812.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Şekil 4.7. Venöz Açı, ductus torasicus</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">a)Trunkus Jugularis:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Baş ve boyundan gelen lenfi drene eder. Aynı zamanda bu bölge internal juguler lenf nodlarına gelen efferent lenf damarlarının birleştiği bölgedir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">b)Trunkus Supraklavikularis:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Supraklavikular lenf nodlarının efferent lenf damarlarından oluşur. Baş, boyun, omuz bölgesi ve meme glandının bir kısmı supraklavikular lenf nodlarına drene edilmektedir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">c)Trunkus Subklavius</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: Üst ekstremiteler, gövdenin üst kadranları (anterior ve posterior), meme glandının çok büyük bölümünü ve omuz bölgesinin filtrasyonundan sorumlu olan aksiller lenf nodlarını drene eder.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">d)Parasternal Trunkus:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Parasternal lenf nodlarının efferent damarıdır. Bu trunkus meme glandının bir parçasını, plevra, diyafram, böbrekler, perikard, göğüs ve abdominal bölgenin çizgili kaslarının drenajından sorumludur. Vücudun sağ yarısında yer alan jugular, subklavian ve parasternal trunkuslar %80 oranında sağ angulus venosus (sağ venöz açı)’a dökülür. %20 oranında birleşerek duktus lenfatikus dekster (duktus torasikus dekster) adı verilen, uzunluğu yaklaşık 1 cm olan bir lenf kanalı oluşturur ve sağ venöz açıya dökülür. Toplam vücut lenf sıvısının yaklaşık dörtte birine denk gelen kısmı duktus lenfatikus dekster (duktus torasikus dekster) aracılığı ile venöz sisteme geri döner. Sol vücut yarısında yer alan bu üç trunkus genel olarak duktus torasikusa buradan da sol venöz açıya dökülür .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LENFATİK ORGANLAR</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik organlar vücudumuzun bağışıklılık sisteminin bir parçasıdır. Bu organlar hem yabancı hücreler-proteinler hem de malign-dejeneratif hücreleri bulup onlarla mücadele ederler. Primer ve sekonder organlar olmak üzere 2’ye ayrılır:</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Primer lenfatik organlar: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kemik iliği ve timüs bezi</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sekonder lenfatik organlar: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dalak, lenf nodları ve mukoza ile birleşmiş lenfatik dokulardır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LENF NODLARI</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenf nodları lenfatik damarlar boyunca vücuda yayılır ve vücut savunmasında önemli rol oynarlar. Yaklaşık olarak 1-25mm boyutlarında olup, kapsüllü, yuvarlak, fasulye veya böbrek şeklinde yapılardır. Ortalama bir insanda yaklaşık olarak 600-700 adet lenf nodu vardır. Bu lenf nodlarının çoğu stratejik olarak patojenlerin giriş yeri olan bağırsak ve baş-boyun bölgelerinde bulunur . Belli organ ve bölgelerde yoğunlaşmış olduklarından bölgesel lenf nodu (nodi lymphoidei regionales) adını alırlar. Her bir grubun kendine ait drenaj alanları vardır. Lenf nodlarının organlara yakın olanları visseral, ekstremiteler ve vücut boşluklarının duvarlarında yer alanları parietal lenf nodları olarak adlandırılırlar . Lenf nodlarının 3 ana fonksiyonu vardır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Koruma Fonksiyonu: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenf nodları; kanser hücreleri, patojenler, toz ve kir gibi lenf sıvısı içerisine giren zararlı maddelere karşı filtre görevi görmektedirler.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bağışıklık Fonksiyonu: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenf nodları antijenle uyarılan lenfositlerin antikor üretiminden sorumludur.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenf sıvısının yoğunlaşması: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenf nodları içerisindeki kan kapillerleri lenf sıvısında bulunan su içeriğinin büyük bir kısmını tekrar absorbe eder, böylece torasik duktus (sağ lenfatik duktus) aracılığı ile venöz sisteme dönen lenf miktarını azaltır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LENF NODUNUN İÇ YAPISI</span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenf nodunun iç yapısı dışta korteks, içte medulla ve ikisi arasında parakorteks şeklindedir(Şekil 4.8). Her bir lenf nodu fibroz bir kapsülle sarılmıştır. Bu kapsül lenf nodu lümenine trabeküller (-trabecula) gönderir. Hilus bölgesinden köken alan bu trabeküller içerisinde intranodal kan damarları ve çok sayıda lenfositler ve makrofajlar bulunur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/if9kjky.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: if9kjky.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span><br />
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Şekil 4.8. Lenf nodunun iç yapısı, afferent ve efferent yollar</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenf sıvısı</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">; kapsüller bölge, trabeküller ve savunma hücre demetleri arasında bulunan sinüs sistemi içerisinde dolaşır. Afferent lenf kollektörleri ile intranodal sinüs sitemine gelen lenf sıvısı burada süzülürken akışı yavaşlar. Böylece makrofajların zararlı maddeleri daha iyi saptayarak fagosite etmelerine olanak sağlanır. Daha sonra da efferent kollektörlerle, lenf sıvısı lenf nodunu terk eder. Vücudumuzdaki lenf nodları;</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">1-Alt Ekstremite</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2-Pelvis</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">3-Karın</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">4-Göğüs</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">5-Üst Ekstremite</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">6-Baş-boyun</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">olmak üzere 6 ana grupta incelenir</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Alt ekstremite lenfatikleri ve lenf nodları (Şekil 4.9)</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/brgif1h.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: brgif1h.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">1-Nodi inguinales süperfisiales: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Subinguinal bölgede yer alarak, üst ve alt gruba ayrılırlar. Üst grupta yer alanlar; karın alt duvarı, kalça, anal kanalın distal kısmı, perine bölgesi, dış genital organlar ve uterus üst kısmının drenajından sorumludur. Alt gruptakiler ise; dış genital organ ve alt ekstremite lenf drenajından sorumludur.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2-Nodi inguinales profundus:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Fasya latanın en derininde yer alan 1-3 adet lenf nodudur. Alt ekstremitenin , klitoris, labium minus drenajından sorumludur.</span></div>
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">3-Nodi poplitei</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">:Ayağın dorsal ve laterali, alt baldırın fasikülü, diz bölgesi, alt baldır ve ayağın derin stratumunun drenajından sorumludur.</span><br />
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenf nodlarının sorumlu olduğu bölgeler birbirlerinden zonlar ile ayrılırlar. Bu zonlara </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">lenfatik watershed (drenaj alan sınırları) denilmektedir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Drenaj Alanları (Lenfatik Watershedler)</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik drenaj alanlarını birbirinden ayıran çizgilerdir (Şekil 4.10). Az sayıda kollektör içerirler.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Sagital (Median) Watershed:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Anterior ve posteriorda verteks ile perineumu birbirine bağlar. Baş, boyun, gövde ve eksternal genitallerin lenfatik drenaj bölgelerini ayırır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Üst Horizontal Watershed:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Boyun ile omuz bölgesini, kol ve toraks drenaj sınır bölgesinden ayırır. Manibrumdaki juguler çentikten başlayarak lateral olarak akromiona geçen, C7 ve T2 vertebral seviyeleri arasında posterior olarak devem eden bir hat oluşturur.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Alt Horizontal Watershed: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Umblikus ve kostaların kaudal sınırından vertebral kolona doğru devam eder.Gövdenin üst ve alt drenaj bölgelerini birbirinden ayırır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Gluteal Watershed :</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Gövde üzerindeki drenaj bölümlerine ‘çeyrek bölge’(quadrant) denir. Gövdede 4 çeyrek bölge bulunur.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Sağ ve sol üst gövde çeyreği axillar lenf nodüllerine</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Sağ ve sol alt gövde çeyreği inguinal lenf nodüllerine</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Üst horizontal watershed üzerindeki bölge cervical lenf nodüllerine drene olmaktadır.</span></div>
<img src="https://i.hizliresim.com/q3z9lv4.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: q3z9lv4.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LENFATİK SİSTEM FİZYOLOJİSİ </span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenf Zaman Volümü ve Lenfatik Sistemin Transport Kapasitesi</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik sistemin birim zamanda transport edebileceği lenf sıvısı miktarına Lenf-zaman volümü (LZV) denir. LZV istirahat halinde iken düşük, aktivite anında ise yüksektir. Maksimum amplitüt ve frekansta iken lenfatik sistemin transport ettiği lenf sıvısı miktarı ‘lenfatik damar sisteminin transport kapasitesi (TK) olarak isimlendirilir ve ’Maksimum Lenf-Zaman volümü’ ne eşittir (TK=LZVmax).</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik Sistemin Güvenlik Faktörü</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnterstisyel sıvı hacmi; kapillerlerdeki kanın ve interstisyel sıvının hidrostatik ve kolloid osmotik basınçları başta olmak üzere kapiller çeperin genişliği, lenf akımı ve ekstraselüller sıvı hacmine bağlıdır. Bu komponentlerden herhangi birini değişimi ile, intertisyel sıvı hacminin artması yani lenfatik yükün artması sonucu ödem oluşur . Lenfatik sistemin taşıma kapasitesi artan lenfatik yükten daha fazla ise lenfatik sistemin yeterli olduğu kabul edilir. Lenfatik yükteki artışa (net filtratta artış) vücut pasif ve aktif korunma mekanizmaları ile cevap verir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik Sistemin Yetmezliği</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dinamik yetmezlik</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: En sık görülen yetersizlik olup ‘’yüksek volüm yetmezliği’’ olarak da adlandırılır. Fonksiyonel ve anatomik olarak sağlıklı olan lenfatik sistemde, lenfatik yük taşıma kapasitesini aşmıştır (LY&gt;TK). Dinamik yetmezlikten dolayı oluşan ödemlerde Manuel Lenf </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Drenajı (MLD) tercih edilemez. Çünkü MLD sağlıklı ama lenfatik yükü oldukça artmış olan lenfatik sistemin TK’ni arttırmak mümkün değildir. Kompresyon ve manuel lenf drenajı hemodinamik yetmezliklerde kalbe dönen sıvı volümünü arttıracağından dolayı kesinlikle kontrendikedir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Mekanik yetmezlik: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Düşük volüm yetmezliği olarak da adlandırılmaktadır. Fonksiyonel veya organik herhangi bir sebebe bağlı olarak lenfatik sistemin taşıma kapasitesindeki azalma mekanik yetmezlik ile sonuçlanır. Lenfatik sistem normal lenfatik yükü bile transport edemeyecek kadar ciddi düzeyde hasarlanmıştır. Tedavide Kompleks Boşaltıcı Fizyoterapi endikedir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kombine yetmezlik</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: Hem lenfatik sistemin taşıma kapasitesi azalmış olup (mekanik yetmezlik), hem de lenfatik yük volümü artmıştır (dinamik yetmezlik)</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LENFÖDEM</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnterstsiyel boşluklardaki su ve proteini kan dolaşımına geri döndüren lenfatik sistemin yetmezliği sonucu, subkutan dokuda proteinden zengin sıvı birikimine lenfödem denir</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik sistemin yetmezliği; gelişimsel anomalilerden (primer lenfödem) kaynaklanabileceği gibi, lenfatik sistemin enfeksiyon, kanser cerrahisine bağlı olarak lenf nodu disseksiyonu veya radyoterapi gibi (sekonder lenfödem) durumlardan kaynaklı ortaya çıkabilmektedir.Lenfödem ekstremitelerde, baş ve boyunda, gövdede, eksternal genital organlarda veya iç organlarda olmak üzere, lenf sisteminin bulunduğu her bölgede ortaya çıkabilir. Ortaya çıkışı bazen akut olabildiği gibi, bazen de yavaş ve kademeli olabilmektedir. Lenfödem tedavi edilmez ise ilerlemeye devam eder ve bu durum hastada ciddi fiziksel ve psikososyal sonuçlar doğurur.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/5uymsza.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 5uymsza.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Etiyoloji Ve Sınıflandırma</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfödem ilk olarak 1934 yılında Allen tarafından sınıflandırılmış,1957’de Kinmonth primer ve sekonder olarak tanımlamıştır .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">a-Lenfödem sınıflandırması (etiyolojisine göre): </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Primer(idiopatik) ve sekonder lenfödem şeklindedir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Primer(idiopatik)Lenfödem: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnguinal lenf nodu fibrozisi hariç etiyolojisi henüz bilinmemektedir. Lenf damarlarının ve/veya lenf nodlarının konjenital veya gelişimsel anomalisi sonucu oluşur (displazi).</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hipoplazi</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: Lenf damarlarının inkomplet gelişimidir. Lenf kollektörlerinin ve sayısı az olan mevcut lenf damarlarının çapı normalden küçüktür. En sık görülen displazi formudur.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hiperplazi</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: Lenf kollektörlerinin çapı geniş olup bu durum kollektörlerin içindeki valvular sistemin hasarlanmasına sebep olur. Çoğunlukla lenfatik reflüye sebep olur.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Aplazi</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: Lenf kollektörleri, lenf damarları veya lenf nodlarının konjenital olarak yokluğu şeklinde tanımlanmaktadır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Primer lenfödem ortaya çıktığı yaşa göre sınıflandırıldığında ;</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfödem Konjenitum:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Doğum esnasında vardır veya yaşamın ilk 2 yılında klinik olarak ortaya çıkar. Genellikle bilateral ayak ödemi veya tüm alt ekstremite ödemi şeklinde görülebilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfödem Prekoks</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: 35 yaşından önce açığa çıkan ve en sık görülen lenfödem tipidir (%94).Genel olarak pubertede veya gebelik sırasından ortaya çıkmakla birlikte ödem alt ekstremitede daha çok diz altında görülür ve unilateraldir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfödem Tarda: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Çok nadir görülür (%10). 35 yaşından sonra klinik olarak ortaya çıkar.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Primer lenfödem genetik olarak sınıflandırıldığında ;</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Tip 1 konjenital ailesel (Nonne-Milroy Hastalığı)</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Tip 2 lenfödem prekoks (Meige Hastalığı)</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Letessier Hastalığı</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sekonder Lenfödem:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Lenfatik sistemin mekanik yetersizliği veya lenfatik sistemin hasarlanması /zorlanması sonucu ortaya çıkabilir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Lenf nodu diseksiyonu</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Radyasyon</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Travma</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Cerrahi</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Enfeksiyon</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Maligniteler</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Kronik venöz yetmezlik</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-İmmobilite</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Artifisyel</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfödem cerrahi ve bazı kanser tedavilerinden sonra (uterus, prostat, meme, mesane lenfoma, melanoma) radyoterapi uygulaması ile gelişir. Sekonder lenfödem herhangi bir tetikleyici neden varlığında oluşmaktadır. Lenfatik elefantiazis sekonder lenfödemin en sık görülen sebebidir. Asya, Afrika, Batı Pasifik ve Amerika kıtalarında endemik olmakla birlikte enfeksiyon %90 oranında ‘Wuchereria Bancrofti’ patojeni tarafından oluşturulmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü raporuna göre yaklaşık 120 milyon kişi bu patojenle enfektedir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">b-Lenfödem Sınıflandırılması (reflü varlığına göre)</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Lenf damarlarında reflü varlığında</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Lenf damarlarında reflü yokluğunda</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">c-Lenfödem sınıflandırılması:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Uluslararası Lenfoloji Birliği lenfödemi klinik evrelerine göre 3 evrede sınıflandırmıştır .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik sistemin akışını bozan bir cerrahi veya herhangi bir travma yaşamış ve lenfödem açığa çıkmamış ise bu dönem <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">latent evre (prestage veya evre 0)</span> olarak adlandırılır. Bu dönemde taşıma kapasitesi normalin altındadır. Lenf yükü arttıkça lenf kollektörlerine binen yük de artar. Lenf sistemi zamanla artan lenf yükünü taşıyamaz böylece latent evre, evre 1’e ilerler.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Evre 1 (Reversible): </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Fibrotik değişiklikler olmaksızın, yumuşak dokunun geri dönüşümü olabilen bir ödem durumudur. Ödem gode bırakır. Ciltte herhangi bir değişiklik yoktur. Gün sonunda oluşan ödem gece veya dinlenme ile geçer. Bu evrede ödem tedavi edilmez ise dokuda meydana gelen değişiklikler fibrotik dokuda artışa sebep olur ve lenfödem evre 2’ye ilerler.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Evre 2 (Irreversible): </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Proteinden zengin sıvı uzun süreli birikimi dokuda profilasyonlara sebep olur. Ekstremite volümü artar. Doğal cilt katlantıları derinleşir. Cilt ve tırnak değişiklikleri vardır. Gode oluşumu daha zordur. Zayıflayan immün sistemden dolayı enfeksiyon atakları artar. Stemmer pozitiftir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Evre 3 (Elephantiasis): </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ekstremite volümünde ciddi bir artış olur. Sekonder cilt değişiklikleri görülür (mantar, ülser, papilloma, fistüller, sistler). Lenforea görülür. Sık enfeksiyon atakları ile karakterizedir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">EPİDEMİYOLOJİ</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfödem insidansı üzerine spesifik bir çalışma literatürde tanımlanmamakla birlikte tahmini oranlara göre dünyada yaklaşık olarak 140-250 milyon Lenfödem vakası olduğu tahmin edilmektedir. Lenfödemin en yaygın sebebi olarak da elephantiasis gösterilmektedir .Lenfödem insidansına bakıldığında, Amerika Birleşik Devletlerinde en yüksek lenfödem insidansının kanser cerrahisini takiben özellikle de aksiller lenf nodu disseksiyonu sonrası radyoterapi gören hastalarda ortaya çıktığı belirtilmiştir. Genel olarak ABD’deki 8 kadından 1’inde meme kanseri oluşma riski bulunduğu söylenebilir. Meme kanseri tedavisi gören her kadın lenfödem riski taşımaktadır. </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfödem riskinin yüksek olduğu diğer kanser türleri ise; üst veya alt ekstremite malign melanom için cerrahi geçirmiş ve/veya radyoterapi gören hastalar, jinekolojik kanserler; testis, over ve prostat kanserleridir .Primer lenfödem insidansına bakıldığında da 10,000 canlı doğumda her 6 bebekten 1’inde konjenital lenfödem olduğu belirtilmektedir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfödem gelişmesinde risk faktörleri ;</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Risk altında bulunan hastalarda lenfödem gelişme olasılığı birçok faktöre bağlı olabilmektedir. Bazı hastalar lenf sisteminin taşıma kapasitesi ve fonksiyonel rezervdeki azalmayı; alternatif kollateral yollar, lenfovenöz anastomozlar veya geri kalan lenf kollektörlerdeki lenf-zaman volümünü arttırarak kompanse eder. Böylece lenfödem oluşma riskini en aza indirebilir. Bu durumlarda lenfödem hiçbir semptom veya bulgu göstermez. Kompanse edilemeyen durumlarda ise risk faktörleri lenfödem oluşumunu hızlandırır . Yapılan araştırmalara göre lenfödem gelişmesindeki risk faktörleri 3 ayrı grupta toplanmıştır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: white;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfödem Gelişiminde Risk Faktörleri </span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: white;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> <img src="https://i.hizliresim.com/6yzic1d.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 6yzic1d.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: white;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Gr<img src="https://i.hizliresim.com/o24k6td.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: o24k6td.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: white;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">up</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LENFÖDEM TANISI</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Klinik ortamda dikkatli anamnez ve inspeksiyon, palpasyon, volümetrik ve çevre ölçümü ile lenfödem tanısı konulabilir ve ekstremitedeki ödem sebebi ortaya çıkarılabilir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Anamnez</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: Geçirilen cerrahi, çıkarılan lenf nodu sayısı, ödemin başlangıç zamanı ve başlangıç lokalizasyonu ve şiddetlenme hızı, tetikleyen faktör,geçirilen enfeksiyonlar,alınan konservatif tedaviler,kullanılan ilaçlar,ağrı varlığı,aile hikayesi,travma hikayesi gibi sorulardan oluşur.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnspeksiyon</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: Ödemin lokalizasyonu (distal-proksimal), ödemin simetrik veya asimetrik oluşu, bilateral/unilateral olması, cilt renginde değişiklikler (malignite- enfeksiyon), cilt bütünlüğünde bozulma, cilt katlantıları, skar ve insizyon izleri, radyojen fibrozis varlığı, kollateral damar oluşumu, lenfatik sist veya fistül, papilloma varlığı, hiperkeratoz varlığı, lenforea olarak tanımlanan lenf sıvısının doku boşluklarından vücut dışına sızması, ülserasyon oluşumu, baş-boyun mesafesinin oranı, tırnak değişiklikleri, parmaklarda mantar oluşumu, kıyafetlerin veya takıların ekstremiteyi sıkıp sıkmadığı değerlendirilir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Palpasyon</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: Ödemin gode bırakıp bırakmamasına bakılarak lenfödemin evresi belirlenir. Lenfödem için klinik bir test olan Stemmer İşaretine bakılır.</span></div>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Stemmer İşareti: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ayak 2.parmağının dorsal yüzünün proksimal interfalangeal ve metatarsofalangeal eklemleri arasındaki derinin kavranılıp değerlendirilmesidir. Deride katlanma olması durumu stemmer (-)</span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> negatif,</span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">  katlanmama durumu </span><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">stemmer (+) pozitif</span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">olarak ifade edilir.</span><br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/tn1twcs.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: tn1twcs.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Gode Bulgusu </span></span><br />
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> <img src="https://i.hizliresim.com/9mecj1y.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 9mecj1y.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Palpasyon ile ayrıca; ciltte ısı değişikliği, hassasiyet, kas kuvveti, kas tonusu, duyu değerlendirmesi, nabız alınıp alınmaması, lenf nodüllerinin palpasyonu gibi durumlar değerlendirilir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ekstremite Çevre Ölçümü ve Volümetrik Ölçüm</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ödem miktarını belirlemek için kullanılan 2 yöntemdir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Çevre ölçümü: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kemik çıkıntılar üzerinden; ulnar stiloid, olekranon, medial malleol, metakarpofalangeal eklem, metatarsal eklemler veya antekubital fossa gibi belirli anatomik noktalardan yapılabildiği gibi ekstremite üzerinde eşit aralıklarla yapılır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Volümetrik ölçüm: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hastanın ekstremitesi su dolu bir silindir kap içerisine daldırılır. Taşan su miktarı ml cinsinden ölçülür ve sağlam ekstremite ile arasındaki fark ödem miktarını belirler. 200 ml ve üzerindeki fark anlamlıdır. Bu yöntemin klinikte uygulamadaki zorluğu nedeni ile genel olarak rutinde kullanılan ölçüm yöntemi çevre ölçümüdür. Çevre ölçümü ile volümetrik ölçüm arasında korelasyon olduğu da gösterilmiştir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu ölçümlere ek olarak kullanılan başka ölçüm yöntemleri de vardır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• İnfrared perometre</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Biyoelektriksel impedans analizi</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Bilgisayar destekli ekstremite volüm ölçümü (Computerized limb volüme measurement </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">system=CLEMS)</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ektremitelerde görülen lenfödemin tipik özellikleri;</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ödem genel olarak unilateraldir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Bilateral olan ödemler genellikle asimetriktir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Lenfödeme eşlik eden durumlar yok ise (elephantiasis, venöz konjesyonla görülem </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">siyanoz, Klippel-Trenaunay Sendromu) cilt rengi genel olarak değişmez.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Stemmer işareti teşhis için anlamlıdır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Cilt ısısı normaldir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Genel olarak ağrı eşlik etmez.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ekstremitede ağırlık hissi olur.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• El ve ayak dorsumu ödemlidir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Doğal cilt katlantıları belirginleşmiştir </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LENFÖDEM AYIRICI TANISI</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kronik alt ekstremite ödem hastalarda değerlendirme yaparken mutlaka kalp yetmezliği, hipoalbünemi, nefrotik sendrom gibi sistemik ödem nedenleri ve kronik venöz yetmezliğe bağlı oluşan ödem dışlanmalıdır. Özellikle ödem bilateral olduğu zaman ileri derece triküspit kapak yetersizliği, böbrek yetmezliği, Cushing sendromu, hipotiroidi düşünülmelidir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ödemin hızlı ilerlediği erişkin hastalarda altta yatan malign tümör riski göz ardı edilmemelidir. Konjenital veya primer lenfödem hastalarda, lenfödeme eşlik eden arteriovenöz malformasyonlar akılda tutulmalıdır. İnguinal bölgede büyüyen lenf nodları, altta yatan maligniteyi veya lenfoproliferatif hastalığı düşündürmelidir. Lenfödemde ekstremitede ağırlık hissi çok yaygın bir şikayet olup, genel olarak ağrı olmaz. Bu durum enfeksiyon veya venöz hastalığı düşündürmelidir .Derin ven trombozu öyküsü, medial malleol çevresinde ülserasyonlar ayırıcı tanıya yardımcı olur. Bunula birlikte kronik venöz yetersizliğe bağlı ödemde hemosiderin birikimi ciltte kahverengi renk değişimine, gode bırakmayan ödeme, vazodilatasyona, kaslarda ağrıya, kaşıntı ve huzursuzluğa sebep olur. Tiroid hastalıklarına bağlı gelişen miks ödemde; hastanın ayak tabanı, avuç içi, diz ve dirsek derilerinde kalınlaşma görülmekle birlikte, terlemede bozukluk, ciltte sarı renk, saçlarda incelme ve tırnaklarda düzensizlik de bu duruma eşlik edebilir. Lipödem subkutan dokuda yağ birikimi sonucu özellikle iliak krest ve ayak bileğinde görülen bilateral, simetrik, gode bırakmayan bir tablo ile seyreder. Ayak dorsumunda ödem olmaz. Genellikle kadınlarda görülür. Ciltte portakal kabuğu görünümü vardır. Dokunmaya karşı hassas olup, cilt yüzeyinde sıklıkla morluklar görünür. Lenfödem ile en çok karıştırılan durumdur .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfödemde Görüntüleme Teknikleri </span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Lenfosintigrafi: Kullanımı en yaygın yöntem olup, lenfödem tanısını kesinleşttiren metottur.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Lenfografi</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ultrason</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Magnetik Rezonans Görüntüleme (MRG)</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Bilgisayarlı Tomografi</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Floresan Görüntüleme</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LENFÖDEM TEDAVİSİ</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kompleks Boşaltıcı Fizyoterapi</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Uluslararası Lenfoloji Derneği’nin 2016 yayınlı konsensus raporuna göre Kompleks Boşaltıcı Fizyoterapi (KBF), lenfödem tedavisinde, uluslararası ve kanıta dayalı standart tedavi olarak kabul edilmiştir . Kompleks Dekonjestif Fizyoterapi olarak da ifade edilir. </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tedavinin ana amacı sağlıklı lenfatik damarları ve lenfatik yolları kullanarak etkilenen bölgeden sağlıklı bölgeye doğru lenf drenajını sağlayarak ekstremite volümünü azaltmak ve lenfödemi latent evreye geri döndürmektir. Aynı zamanda KBF ile hasta eğitimi ve hastanın ev programına katılımını sağlamak, etkilenmiş ekstremitenin lenf transportunun hızlanması ile proteinden zengin sıvıyı venöz dolaşıma geri katmak, enfeksiyon oluşumunu veya tekrar oluşmasını önlemek ve en önemlisi de hastanın günlük yaşam aktivitelerine geri dönüşünü hızlandırmak amaçlanır .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">KBF ‘nin etkili olabilmesi için bu konuda eğitim almış fizyoterapistler tarafından uygulanması gerekmektedir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kompleks Boşaltıcı Fizyoterapi 4 temel bileşen ve 2 fazdan oluşur.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Manuel Lenf Drenajı</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Cilt Bakımı</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Kompresyon Tedavisi</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Terapötik Egzersiz </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Faz 1 (dekonjesyon fazı):</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Ödemi azaltma veya ödemi boşaltma fazı da denilebilir. Bu fazda maksimum fayda görmek için, lenf sıvısının yüzeyel lenfatik ağa dağıtmak, proximal alanlarda tıkanıklık oluşmasını önlemek, mümkünse de fibrosklerotik dokuyu azaltmak hedeflenir. Manuel lenf drenajı, cilt bakımı, çok katlı bandajlama, egzersiz tedavisi uygulanır. Bu fazda aynı zamanda hastaya self-bandaj öğretilir . Faz 1’de maksimum volüm azalması sağlandıktan sonra (çevre ölçümleri düz bir platoya ulaştığında) faz 2 ‘ye geçilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Faz 2 (koruma fazı):</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Bu fazda ekstremite normal değerlerine en yakın formdadır. Hastaya kişiye özel, dikine örgü tekniği ile üretilen kompresyon çorabı verilir. Böylelikle faz 1‘de elde edilen sonuçların korunması hedeflenir. Hasta eğitimi bu fazda da önem taşır. Bandaj ve kompresyon çorabı ile egzersiz programı düzenlenir. Self drenaj teknikleri öğretilir. Hastanın ihtiyacına göre belli periyotlarda takibe devam edilir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Manuel Lenf Drenajı</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">MLD, ultrafiltrasyon artışına sebep olmadan lenf akımı ve reabsorbsiyonunu arttırmak amacı ile uygulanan özel bir yönlendirme tekniğidir. Elin bağ dokusu ve lenf damarları üzerine yaptığı basınç, lenf kanalının endotel hücrelerini doku ile birleştiren filamentlerin gevşemesine ve bunun üzerine de lenf kapakçıklarının kapanmasına sebep olur. Basınç ortadan kalktığında ise bağ dokusunun yapısını oluşturan elastik dokular eski halini geri alır. Bu sırada filamentler lenf damar duvarlarını birbirinden ayırarak kapakçıkların tekrar açılmasına sebep olur. Başlangıç lenf kanalları dolmaya başlar. Böylece bloke bölgedeki lenf sıvısı venöz sisteme drene olan, vücudun sağlıklı lenf damarlarının yer aldığı daha merkezi bölgelere doğru yeniden yönlendirilmiş olur</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu etkiyi arttırmak için MLD öncesinde ve sonrasında diyafragmatik solunum egzersizi yaptırılabilir . MLD’nin lenf oluşumuna etkisi olduğu gibi lenfanjiyomotoriği de stimüle eder. Lokal sempatik aktiviteyi arttırırken, genel parasempatik aktiviteyi de arttırır. Distal kollektörler üzerinde vakum etkisi oluşturarak, lenf akış yönünün tersine döndürür. Venöz dönüşü arttırır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: white;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">D’nin kesin ve göreceli kontrendikasyonlar</span></span></div>
<span style="color: white;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•Areriyel veya venöz oklüzyo</span></span><br />
<span style="color: white;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Kardiyak ödem (konjestif kalp yetm</span></span><span style="color: white;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">kut enf</span></span><br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kompresyon Tedavisi</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kompresyon tedavisi KDT’nin iki fazının da önemli bir parçasıdır. MLD ile ödem miktarında elde edilen azalmanın korunabilmesi için, MLD’nin hemen ardından kompresyon tedavisi uygulanmalıdır. Kompresyon, tedavinin fazına göre; kısa çekişli bandaj veya kompresyon giysileri ile sağlanır. Kısa çekişli (orijinal uzunluğundan %60 esneyebilen) çok katlı bandaj uygulamasına dayanır. </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Kompresyon tedavisi ile;</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• İnterstisyel basınç artar; böylece etkili ultrafiltrasyon basıncı azalır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Venöz geri dönüş ve lenf drenajı hızlanır ve artar, </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Venöz pompalama fonksiyonu artar,</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Merkeze doğru hemodinamik etkiler oluşur,</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Reabsorbsiyon artar, fibrotik doku parçalanır,</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Elastikiyetini kaybetmiş dokular desteklenir,</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Lenf sıvısının tekrar birikmesi engellenmeye çalışılır .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Faz 1’de uygulanan kompresyon tedavisi günlük olarak ve yaklaşık 23 saat ekstremitede kalacak şekilde uygulanmalıdır. Ekstremite hacmi istenilen ölçülere ulaştığında, günlük hayatta kullanımı daha uygun olan, ekstremiteyi normale yakın bir şekilde komprime eden, kişiye özel dikine örgü (flat knit) kompresyon çorabı tercih edilir. Böylelikle faz 1 (dekonjestif faz) sonlanır ve faz 2’ye geçilir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Faz 2 ‘de volümün azalması durumunu korumak amacı ile kişiye özel düz örgü kompresyon çorapları kullanılır. Hastaların yaşamları boyunca kullanmaları gereken kompresyon çorapları gündüz kullanılıp gece çıkarılır. Dekonjesyon fazı başlamamış veya tamamlanmamış hastalara kesinlikle uygulanmamalıdır. Çünkü bu çorapların ödem azaltmak gibi bir etkileri yoktur .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/628uyq6.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 628uyq6.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/h0jh5pp.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: h0jh5pp.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/2rfgz83.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 2rfgz83.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/f12on5b.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: f12on5b.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/b9akn83.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: b9akn83.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/89sihww.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 89sihww.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfödem ve Terapötik Egzersiz</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Venöz ve lenfatik sistemde bulunan sıvıların geri dönüşü çizgili kas aktivasyonuna bağlıdır. Aerobik egzersizler ve özellikle diyafragmatik solunum egzersizleri intra-abdominal basıncı arttırması açısından ductus torasicusu uyarır ve daha fazla lenfatik sıvı kalbe geri döner. Hastanın yaşı, lenfödem derecesi, lenfödem nedeni, seçilecek egzersizin çeşidini ve şiddetini belirler .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Terapatik Egzersiz </span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Egzersiz kanserin önlenmesinde ve tedavi edilmesinde önemli bir komponenttir . Egzersiz tedavisi ile kanser hastalarında yorgunluk azalmakta, kuvvet ve esneklik artmakta, vücut imajı ve yaşam kalitesinde iyileşme elde edilmektedir .Egzersizin kanser hastalarındaki bu genel etkilerinin yanında, özellikle kanser tedavisine yönelik cerrahiler sonrasında gelişme ihtimali yüksek olan LÖ’nün önlenmesinde ve tedavi edilmesinde de rolü büyüktür. Meme kanseriyle ilişkili LÖ gelişme riski cerrahiyi takip eden iki yıl içerisinde ortalama %26 olarak bildirilmiştir LÖ’nün hastanın gerek genel sağlık durumunu ve gerekse yaşam kalitesini ne denli olumsuz biçimde etkilediği göz önünde bulundurulduğunda, egzersiz tedavisinin önemi bir kez daha ön plana çıkmaktadır. </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Egzersiz fizyolojik olarak LÖ’den etkilenmiş olan ekstremitedeki venöz ve lenfatik geri dönüşü artıran muskuloskeletal pompa mekanizmasını aktive eder. Bununla birlikte üst gövde egzersizlerinin lenf damarlarına ait sempatik sinir sistemi aktivitesini sıfırladığı ve böylelikle LÖ ile uzun süreli mücadelede yarar sağladığı da ileri sürülmektedir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LÖ’de rezistif egzersizlerin kullanımına yönelik literatürde yer alan çalışmalar daha çok meme kanseri cerrahisi geçirmiş olan hastalara yöneliktir .Söz konusu bu çalışmalarda rezistif egzersiz programlarının hastaların üst ekstremitelerinde LÖ başlangıcı ve/veya eksaserbasyonuna yönelik yalnızca minimal risk taşıdığına, bu egzersiz modunun LÖ hastalarında kas gücünü artırmak için güvenle kullanılabileceğine dair oldukça güçlü kanıtlar ileri sürülmüştür. Literatürde aerobik egzersizlerle kombine biçimde uygulanan rezistif egzersizlerin LÖ hastalarındaki etkinliğini değerlendiren çalışmalar da yer almakta olup ,bu çalışmaların sonucunda ilgili egzersiz programlarının söz konusu hasta popülasyonunda güvenle kullanılabileceği gösterilmiştir . Ancak, egzersizlerin şiddetinin, aşırı direncin ultrafiltrasyonu artırarak ödemde artışa neden olabileceği dikkate alınarak ayarlanması gerekmekte olup , LÖ’sü bulunan ya da LÖ gelişme riski bulunan hastaların, konusunda uzman fizyoterapistler tarafından hazırlanmış olan egzersiz programlarına katılımı teşvik edilmelidir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Cilt Bakımı </span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfödem hastalarında cilt bütünlüğünün korunması ve oluşan cilt problemlerinin yönetilmesi enfeksiyon riskinin azaltılması açısından önemlidir. Kullanılan nemlendiriciler alkolsüz, parfüm içermeyen, hipoalerjik, nötral veya asidik pH’lı ( pH 5.5) olmalıdır .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Pnömatik Kompresyon Cihazları</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Pnömatik Kompresyn Cihazları (PKC); venöz yetmezlik, immobilizasyon, lenfovenöz staz ya da hipoproteinemi gibi non-obstrüktif ödemlerde etkilidir. Pnömatik kompresyon cihazları interstisyel boşluklardaki suyu uzaklaştırırken proteinleri çıkaramaz. Başlangıçta ekstremite hacmi azalıyor gibi görünse de dokuda kalan protein molekülleri, interstisyel sıvı kolloid osmotik basıncını arttırır. Bu durum kan kapillerlerinden daha fazla suyun ayrılmasına sebep olup ödem oluşumunu arttırır .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ulusal lenfoloji topluluğunun 2016 konsensus raporuna göre; PKC uygulamalarının tek başına bir tedavi yöntemi olamayacağı ve özellikle de kompleks boşaltıcı fizyoterapi (manuel lenf drenajı) uygulanmadan kullanılmaması gerektiğini belirtmişlerdir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LENFÖDEMDE ALTERNATİF TEDAVİ YÖNTEMLERİ</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">KİNEZYOLOJİK BANTLAMA</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kinezyolojik Bantlama Tekniği 1973 yılında Dr. Kenzo Kase tarafından geliştirilmiş bir yöntemdir. Yüzde 30-40 boyuna germeye izin verecek şekilde tasarlanan kinezyo-bant yüzde 100 pamuk elyaf ve akrilik ve ısıya duyarlı tutkaldan oluşur. Cildin kalınlığı ve esnekliğini taklit eden bu bantlama yöntemi, kas ve eklem yapılarını destekleyip, proprioseptif duyuyu iyileştirebilir. Fonksiyonel aktivitelerde kısıtlanma sağlayarak yaralanma mekanizması oluşmasına engel olabilir. Kinezyolojik bantlamanın etkinliği ile alakalı çelişkili fikirler olmasına rağmen standart sert bantlama gibi mekanik kısıtlama sağlamadan destek olması sebebiyle klinikte sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Genellikle kas iskelet ve nörolojik sistem rahatsızlıklarında kullanılmaktadır. Ancak son dönemde yapılan çalışmalar lenfödem tedavisinde de kullanılabileceğini göstermektedir. Lenfödemli bölgeye kinezyo bantlama yapıldığında cildi hafifçe çekerek dermis ve fasya arasındaki interstisiyel alanı artırıp, dolaşım sistemine yardımcı olduğu söylenmektedir. Kasların relaksasyonu ve kontraksiyonunu sağlayarak masaj etkisi yapar, kas eklem pompasını uyararak lenf sıvısının iletimine yardımcı olur. Ek olarak birçok avantajı mevcuttur. Bant su geçirmez olduğu için hastalar bandı çıkarmadan duş alabilmektedir. Diğer tedavilere kıyasla maliyeti daha uygundur. Bunun yanında yaz aylarında hastaların kompresyon tedavisine toleransı azalmakta ve tedavilerinde aksamalar meydana gelebilmektedir. Bu sebeple kinezyolojik bantlamanın tercih edilebileceği düşünülmektedir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">KLİNİK PİLATES EGZERSİZLERİ</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Klinik pilates egzersizlerinin temeli spinal stabilizasyona dayanır. Egzersizler solunumla kombine olarak yapılır. Kas kontraksiyonunun oluşturduğu intermittant eksternal basınçla birlikte diyafram kontraksiyonu, abdominal lenf nodlarını ve duktus torasikusu uyarır. Lenfatik dolaşımı destekler. Şener ve ark.nın (2017, ss.16-22) gerçekleştirdikleri bir çalışmanın sonucu, klinik pilates egzersizlerinin standart egzersizlere göre daha etkili olduğunu, klinik pilates egzersizlerinin lenfödemi azalttığını, üst ekstremite fonksiyonlarını ve yaşam kalitesini artırdığını göstermiştir. Ayrıca grup halinde yapılan pilates egzersizlerinin hastaların sosyalleşmelerini sağladığı ve kendi bedenlerine yönelik farkındalıklarının arttığı bildirilmektedir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">AKUA-LENFATİK TERAPİ</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Diğer bir tedavi yöntemi ise bir hidroterapi havuzunda yapılan akua-lenfatik terapidir. Akua-lenfatik terapi, kompleks dekonjestif terapi ile yoğun tedavi aşamasında kazanılan hacim azalmasını sürdürmek ve geliştirmek için kullanılır. Suyun viskozitesi, kuvvetlenmeyi destekleyen ve lenfatik klirensi iyileştiren vücut hareketlerine her yönden direnç sağlar. Ciltte, hidrostatik basınç sağlayarak lenfatik damarların pompalanmasını iyileştirebilir. Suyun derinliği arttıkça hidrostatik basıncıda kademeli olarak artar ve lenfatik akışı artırır (Tidhar &amp; Katz 2010, ss. 383–92). Akua-lenfatik tedavinin unilateral alt ekstremite lenfödemine etkilerini araştıran bir çalışma, yöntemin güvenli olduğunu bildirmektedir. Hastaların ödem miktarının azaldığı, fonksiyonel düzey ve yaşam kalitelerinin iyileştiği kaydedilmiştir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">YOGA</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yoga, fiziksel, zihinsel ve duygusal benliğe bütünsel yaklaşım gösteren bir uygulama sistemidir. Bu sistemde izometrik kas kontraksiyonuna dayanan nefes alma teknikleri (pranayama), duruşlar (asana) ve meditasyon birleştirilerek kullanılır. Yoga sağlığın korunmasını, optimal zindeliğin ve artan vücut direncinin sağlanmasını amaçlamaktadır (Posadzki &amp; Parekh 2009, ss. 66–72; Loudon vd. 2014, ss.214). Yoga felsefesi ve fiziksel egzersizleri, fizyoterapötik yöntemlerin temelini oluşturan ana prensipleri paylaşır (Posadzki &amp; Parekh 2009, ss. 66–72). Lenfatik temizleme ilkelerine adapte edilebilecek fiziksel hareketler ve yavaş solunum içermektedir (Loudon vd. 2014, ss.214). Mazor ve ark. (2018, ss. 154-60) lenfödem riski taşıyan kadınlarda yoganın güvenli bir uygulama olduğunu, omuz hareket genişliği ve üst ekstremite kuvvetinde iyileşmeler sağlayabileceğini bildirmiştir (Mazor vd. 2018, ss. 154-60). Başka bir çalışmada ise sekiz haftalık yoga müdahalesi sonrası lenfödem şiddetinde azalma olmadığı ama yaşam kalitesinde iyileşme ve olduğu kaydedilmiştir (Loudon vd. 2014, ss.214).</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Düşük Seviyeli Lazer Tedavisi</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfanjiyogenezisi arttırarak lenf akımını arttırır, fibrotik dokuyu yumuşatır .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Farmakolojik Tedavi</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik hastalıkların tedavisinde mutlak önerilen bir ilaç yoktur. Ancak tedaviye yardımcı olabilecek bazı ilaçlar kullanılır; Benzopyrone (komarin), antibyotikler, diüretikler .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Diüretikler; Vücuttan fazla sıvıyı uzaklaştırmayı destekler. Bu durum kısa vadede her ne kadar yararlı olsa da uzun süreli kullanımları lenfödem semptomlarını daha da kötüleştirir. Dokudan sadece suyun uzaklaştırılması ve protein moleküllerinin yoğunluğunun dokuda artması daha fibrotik bir ekstremite ödemine sebep olur. Ayrıca diüretikler etkilerini kaybettiği an dokuda kalan protein daha fazla suyun çekilmesine sebep olarak lenfödem şiddetinin artmasına sebep olur .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Cerrahi Tedavi:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Mikrocerrahi, Liposuction, Cerrahi rezeksiyonlar .</span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"> </span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"> </span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"> </span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"> </span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"> </span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"> </span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">KAYNAKLAR</span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">1. Földi M, Földi E. Földi’s Textbook of Lymphology. 2006.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2. Cinar N, Seckin U, Keskin D, Bodur H, Bozkurt B, Cengiz O. The effectiveness of early rehabilitation in patients with modified radical mastectomy. Cancer Nurs. 2008;31(2):160-5.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">3. Hayes SC, Johansson K, Stout NL, Prosnitz R, Armer JM, Gabram S, et al. Upper-body morbidity after breast cancer: incidence and evidence for evaluation, prevention, and management within a prospective surveillance model of care. Cancer. 2012;118(8 Suppl):2237-49.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">4. Földi M, Strossenreuther R. Foundations of Manual Lymph Drainage. 2003.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">5. Kerchner K, Fleischer A, Yosipovitch G. Lower extremity lymphedema update: pathophysiology, diagnosis, and treatment guidelines. J Am Acad Dermatol. 2008;59(2):324-31.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">6. Sander AP, Hajer NM, Hemenway K, Miller AC. Upper-extremity volume measurements in women with lymphedema: a comparison of measurements obtained via water displacement with geometrically determined volume. Phys Ther. 2002;82(12):1201-12.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">7. Kocak Z, Overgaard J. Risk factors of arm lymphedema in breast cancer patients. Acta Oncol. 2000;39(3):389-92.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">8. Woods M. The experience of manual lymph drainage as an aspect of treatment for lymphoedema. Int J Palliat Nurs. 2003;9(8):336-42; discussion 42.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">9. Zuther JE, Norton S. Lymphedema management : the comprehensive guide for practitioners.p.49-57</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">10. Duygu E, Bakar Y, Keser I. An Important Tool in Lymphedema Management: Validation of Turkish Version of the Patient Benefit Index-Lymphedema. Lymphat Res Biol. 2019.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">11. Uydur C. lenfödem hastalarında kompleks boşaltıcı fizyoterapinin vücuttan sıvı atımı üzerine etkisi 2019.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">12. Doyle C, Kushi LH, Byers T, et al. Nutrition and physical activity during and after cancer treatment: an American Cancer Society guide for informed choices. CA Cancer J Clin 2006; 56: 323-53.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">13. World Cancer Research Fund / American Institute for Cancer Research. Food, nutrition, physical activity and the prevention of cancer: a global perspective. Washington, DC: World Cancer Research Fund / American Institute for Cancer Research; 2007.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">14. Kwan ML, Cohn JC, Armer JM, et al. Exercise in patients with lymphedema: a systematic review of the contemporary literature. J Cancer Surviv 2011; 5: 320-36.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">15. Erickson VS, Pearson ML, Ganz PA, et al. Arm edema in breast cancer patients. J Natl Cancer Inst 2001; 93: 96-111.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">16. McKenzie DC, Kalda AL. Effect of upper extremity exercise on secondary lymphedema in breast cancer patients: a pilot study. J Clin Oncol 2003; 21: 463-6.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">17. Schmitz KH, Ahmed RL, Troxel A. Weight lifting in women with breast-cancer-related lymphedema. N Engl J Med 2009; 361: 664-73.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">18. Özdemir Ö.Ç.  Alternatıve treatment methods ın lymphedema 2020.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LENF SİSTEMİ ANATOMİSİ</span></span><br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik sistem 5.gestasyonel haftanın sonunda gelişmeye başlar. Kapalı bir dolaşıma sahip olmayıp, kardiyovasküler sistemde olduğu gibi merkezi bir pompası yoktur. Lenfatik damarlar ve lenfatik dokulardan oluşur. Vücudumuzda merkezi sinir sistem, beyin zarı, orbita, kornea, iç kulak, epidermis, kıl, tırnak, kıkırdak, kemik iliği ve kemik dışındaki tüm organlarda lenfatik damarlar bulunur. Lenfatik dokuları ise; timus, dalak, lenf nodları, lenf nodülleri gibi organ ve yapılar oluşturur. Lenfatik dokularda üretilen lenfositler sayesinde immünolojik fonksiyon da mevcuttur. Bu durum lenfatik sistemin vücuda giren yabancı hücrelere, kanser hücrelerine ve antijenik maddelere karşı da filtrasyon görevi görmesine sebep olur . Lenfatik sistemin esas işlevi lenf sıvısını interstisyel alandan alıp kan dolaşımına transportunu sağlamak ve özellikle proteinler ve büyük moleküller gibi kan dolaşımına absorbsiyonu doğrudan mümkün olamayan maddeleri interstisyel boşluklardan uzaklaştırmaktır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LENF SİSTEMİNİN YAPISAL ELEMENTLERİ</span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik sistem lenf sıvısını absorbe eden ve lenf sıvısının transportunu sağlayan lenfatik damarlardan ve lenfatik organlardan oluşmaktadır.(Şekil 4.1)</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/b3aynxb.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: b3aynxb.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LENFATİK VASKÜLER SİSTEM</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Lenfatik sistem venöz sisteme paralel pozisyonlanmış bir drenaj sistemini oluşturur. Bu drenaj sistemi sayesinde interstisyel alandaki sıvıdan, kan kapillerine geçemeyen plazma proteinleri ve büyük moleküllü maddeler venöz sisteme aktarılır . Lenf damar sistemi periferde başlar ve başlangıç lenf damarları olarak adlandırılır. Üzerlerinde lenf nodlarının pozisyonlandığı kollektörlerle devam eder ve gövde kollektörlerinin venöz sistem içine (sağ ve sol venöz açı ) akması şeklinde devam ederler  (Şekil 4.2). Lenf vasküler sistemi topografik olarak yüzeyel, derin ve organ lenf damarları olmak üzere 3’e ayrılır , (Şekil 4.3);</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yüzeyel lenfatik damarlar: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Deri ve epidermis dokusu içinde uzanıp birleşerek derin lenfatiklere açılırlar. </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Derin lenfatik damarlar:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Fascia superficialis ve fascia profundanın arasında yer almaktadır. Fascia profundanın derinindeki yapıların lenfini taşır.</span></div>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Organ lenfatik damar sistemi:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Organları drene eder.</span><br />
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/kbfhu0x.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: kbfhu0x.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<img src="https://i.hizliresim.com/tmyv1th.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: tmyv1th.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenf Kapillerleri: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnterstisyel sıvı drenajının ve lenf damarlarının başlangıcıdır. Görevi; lenfatik yükü lenf sistemi içine almak yani lenf oluşumunu sağlamaktır . Lenf kapillerinin düz endotelyal hücreleri tek bir tabaka halinde dizilir. Her bir lenf kapilleri endotel hücresi ‘ankoring filamanentler’ ile çevre interstisyel alana bağlıdır. Üst üste veya yan yana dizilirler. İnterstisyel alanda yer alan sıvının artması ile interstisyel doku basıncı artar. Basınç artışı lenf kapillerini bağlayan Ankoring filamenetlerin çekilmesine sebep olur. (Şekil 4.4). </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/psotcou.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: psotcou.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu durum endotel hücrelerin birleşme noktasındaki valvlerin açılmasını sağlar. Böylece düşük basınçlı olan lenf kapillerinin iç lümeni ile yüksek basınçlı çevredeki dokunun basınç farkı, emme etkisi yaratarak doku sıvısı ile interstisyel alandaki diğer bileşenlerin lenfatik sisteme hareketi sağlanmış olur. Bağ dokunun dışarıdan mobilizasyonu (Manuel Lenf Drenajı ile sağlanmakta), lenf kapillerlerine sahip bağlayıcı filamanları aktive ederek lenfatik yüklerin lenf sistemine alınması sağlanmaktadır. Lenf kapillerleri kapakçık içermez. Bu durum lenf sıvısının, ilk lenf damar plexsusu boyunca her yöne doğru rahatça hareket etmesine sebep olur. Lenf kapillerlerindeki direnç prekollektörlerdeki dirençten daha büyük olduğu için lenf sıvısı kapillerlerden prekollektörlere doğru hareket eder.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Prekollektörler</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: Prekollektörler, lenf kapilleri ile kollektör lenf damarları arasında bağlantı  sağlayan yapılardır.</span></div>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenf Kollektörleri</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: Lenf kollektörleri, lenf sıvısını prekollektörlerden lenf nodlarına ve lenfatik trunkuslara taşır . Lenf kollektörleri venöz damarlarda olduğu gibi sıvının tek yönlü hareketini sağlayan (proximale doğru) valvler içerir. Bir proximal ve distal valv arasında yerleşen kollektör segmentine <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">lenfanjion</span> denilir (Şekil 4.5). Lenf anjionlarda meydana gelen kontraksiyonlar lenf sıvısını merkeze doğru pompalar. Lenf anjionları dinlenme halinde dakikada 10-12 otonomik kasılma yapar ve buna <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">lenfanjiomotorisite</span> denir.</span><br />
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> <img src="https://i.hizliresim.com/l59u7ya.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: l59u7ya.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Şekil 4.5. Lenfanjion</span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik alandaki tüm kollektörler lenf sıvısını kendi bölgelerinin lenf nodüllerine (bölgesel lenf nodlarına) oradan da lenfatik trunkuslara taşır (Şekil 4.6)</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/7ankbt1.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 7ankbt1.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik trunkus: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik trunkuslar vücudun en büyük lenf damarlarıdır. Lenf kollektörlerinin iç organlardan ve ektremitelerden topladığı lenf sıvısını venöz kan dolaşımına iletirler.Vücudun alt yarısının lenf sıvısı 3 merkezi trunkus tarafından drene edilir. </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">a) Trunkus lumbalis:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Trunkus lumbalis dexter ve trunkus lumbalis sinister alt ekstremitelerin, vücudun alt bölgelerinin ve eksternal genital sistemin drenajından sorumludur. Alt ekstremiteler, perineum, pelvis, umblikus altı karın ön duvarı, üstü karın ön duvarının derin yapılarının, pelvis organlarının, testisler (ovaryumlar), böbrekler ve suprarenal bezlerin lenfini taşır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">b)Trunkus intestinales: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Mide, pankreas, dalak ve karaciğerin ön alt parçasını, rektumun orta bölümüne kadar olan tüm bağırsak bölümünün lenfini taşır. Trunkus lumbalis, trunkus intestinales ile birlikte sisterna şiliyi (‘pecquet sisternası’) oluşturur. Yaklaşık L1 seviyesinde diyafram ile vertebral kolonun arasından ve peritonun arkasından uzanır. Sindirim sisteminden gelen şilöz lenf sıvısı, sisterna şilide bulunan ve diğer farklı dokulardan gelen lenf sıvısı ile birleşir ve bölge duktus thorasikusun abdominal bölümü oluşturur</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">c)Duktus torasikus</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: Duktus torasikus sisterna şili ile birlikte vücudun en büyük lenf damarıdır. 36-45 cm uzunluğa sahip olup, çapı 1-5 mm arasındadır. T11-L2 arasında yer alır. Duktus torasikus venöz açıya doğru ilerlerken, diyaframı aortik hiatusta bulunan aort ile birlikte perfore eder ve diyafragmatik solunum ile birlikte duktus torasikus içindeki lenf sıvısının akışını önemli oranda arttırır. Toplam vücut lenf sıvısını yaklaşık dörtte üçüne denk gelen ve günde ortalama 3 lt olan lenf sıvısını sol venöz açıya boşaltmaktadır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sol venöz açı; sol internal juguler ve sol subklavian venden oluşmaktadır (Şekil 4.7). Venöz açı ile duktus torasikus arasındaki kavşakta yer alan kapakçıklar venöz kanın lenfatik sisteme reflü yapmasını engeller .Vücudun üst yarısının lenf sıvısı sağ ve solda 3 merkezi trunkus tarafından drene edilir.</span></div>
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/bkyq812.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: bkyq812.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Şekil 4.7. Venöz Açı, ductus torasicus</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">a)Trunkus Jugularis:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Baş ve boyundan gelen lenfi drene eder. Aynı zamanda bu bölge internal juguler lenf nodlarına gelen efferent lenf damarlarının birleştiği bölgedir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">b)Trunkus Supraklavikularis:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Supraklavikular lenf nodlarının efferent lenf damarlarından oluşur. Baş, boyun, omuz bölgesi ve meme glandının bir kısmı supraklavikular lenf nodlarına drene edilmektedir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">c)Trunkus Subklavius</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: Üst ekstremiteler, gövdenin üst kadranları (anterior ve posterior), meme glandının çok büyük bölümünü ve omuz bölgesinin filtrasyonundan sorumlu olan aksiller lenf nodlarını drene eder.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">d)Parasternal Trunkus:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Parasternal lenf nodlarının efferent damarıdır. Bu trunkus meme glandının bir parçasını, plevra, diyafram, böbrekler, perikard, göğüs ve abdominal bölgenin çizgili kaslarının drenajından sorumludur. Vücudun sağ yarısında yer alan jugular, subklavian ve parasternal trunkuslar %80 oranında sağ angulus venosus (sağ venöz açı)’a dökülür. %20 oranında birleşerek duktus lenfatikus dekster (duktus torasikus dekster) adı verilen, uzunluğu yaklaşık 1 cm olan bir lenf kanalı oluşturur ve sağ venöz açıya dökülür. Toplam vücut lenf sıvısının yaklaşık dörtte birine denk gelen kısmı duktus lenfatikus dekster (duktus torasikus dekster) aracılığı ile venöz sisteme geri döner. Sol vücut yarısında yer alan bu üç trunkus genel olarak duktus torasikusa buradan da sol venöz açıya dökülür .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LENFATİK ORGANLAR</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik organlar vücudumuzun bağışıklılık sisteminin bir parçasıdır. Bu organlar hem yabancı hücreler-proteinler hem de malign-dejeneratif hücreleri bulup onlarla mücadele ederler. Primer ve sekonder organlar olmak üzere 2’ye ayrılır:</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Primer lenfatik organlar: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kemik iliği ve timüs bezi</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sekonder lenfatik organlar: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dalak, lenf nodları ve mukoza ile birleşmiş lenfatik dokulardır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LENF NODLARI</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenf nodları lenfatik damarlar boyunca vücuda yayılır ve vücut savunmasında önemli rol oynarlar. Yaklaşık olarak 1-25mm boyutlarında olup, kapsüllü, yuvarlak, fasulye veya böbrek şeklinde yapılardır. Ortalama bir insanda yaklaşık olarak 600-700 adet lenf nodu vardır. Bu lenf nodlarının çoğu stratejik olarak patojenlerin giriş yeri olan bağırsak ve baş-boyun bölgelerinde bulunur . Belli organ ve bölgelerde yoğunlaşmış olduklarından bölgesel lenf nodu (nodi lymphoidei regionales) adını alırlar. Her bir grubun kendine ait drenaj alanları vardır. Lenf nodlarının organlara yakın olanları visseral, ekstremiteler ve vücut boşluklarının duvarlarında yer alanları parietal lenf nodları olarak adlandırılırlar . Lenf nodlarının 3 ana fonksiyonu vardır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Koruma Fonksiyonu: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenf nodları; kanser hücreleri, patojenler, toz ve kir gibi lenf sıvısı içerisine giren zararlı maddelere karşı filtre görevi görmektedirler.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bağışıklık Fonksiyonu: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenf nodları antijenle uyarılan lenfositlerin antikor üretiminden sorumludur.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenf sıvısının yoğunlaşması: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenf nodları içerisindeki kan kapillerleri lenf sıvısında bulunan su içeriğinin büyük bir kısmını tekrar absorbe eder, böylece torasik duktus (sağ lenfatik duktus) aracılığı ile venöz sisteme dönen lenf miktarını azaltır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LENF NODUNUN İÇ YAPISI</span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenf nodunun iç yapısı dışta korteks, içte medulla ve ikisi arasında parakorteks şeklindedir(Şekil 4.8). Her bir lenf nodu fibroz bir kapsülle sarılmıştır. Bu kapsül lenf nodu lümenine trabeküller (-trabecula) gönderir. Hilus bölgesinden köken alan bu trabeküller içerisinde intranodal kan damarları ve çok sayıda lenfositler ve makrofajlar bulunur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/if9kjky.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: if9kjky.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span><br />
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Şekil 4.8. Lenf nodunun iç yapısı, afferent ve efferent yollar</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenf sıvısı</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">; kapsüller bölge, trabeküller ve savunma hücre demetleri arasında bulunan sinüs sistemi içerisinde dolaşır. Afferent lenf kollektörleri ile intranodal sinüs sitemine gelen lenf sıvısı burada süzülürken akışı yavaşlar. Böylece makrofajların zararlı maddeleri daha iyi saptayarak fagosite etmelerine olanak sağlanır. Daha sonra da efferent kollektörlerle, lenf sıvısı lenf nodunu terk eder. Vücudumuzdaki lenf nodları;</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">1-Alt Ekstremite</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2-Pelvis</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">3-Karın</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">4-Göğüs</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">5-Üst Ekstremite</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">6-Baş-boyun</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">olmak üzere 6 ana grupta incelenir</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Alt ekstremite lenfatikleri ve lenf nodları (Şekil 4.9)</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/brgif1h.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: brgif1h.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">1-Nodi inguinales süperfisiales: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Subinguinal bölgede yer alarak, üst ve alt gruba ayrılırlar. Üst grupta yer alanlar; karın alt duvarı, kalça, anal kanalın distal kısmı, perine bölgesi, dış genital organlar ve uterus üst kısmının drenajından sorumludur. Alt gruptakiler ise; dış genital organ ve alt ekstremite lenf drenajından sorumludur.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2-Nodi inguinales profundus:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Fasya latanın en derininde yer alan 1-3 adet lenf nodudur. Alt ekstremitenin , klitoris, labium minus drenajından sorumludur.</span></div>
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">3-Nodi poplitei</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">:Ayağın dorsal ve laterali, alt baldırın fasikülü, diz bölgesi, alt baldır ve ayağın derin stratumunun drenajından sorumludur.</span><br />
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenf nodlarının sorumlu olduğu bölgeler birbirlerinden zonlar ile ayrılırlar. Bu zonlara </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">lenfatik watershed (drenaj alan sınırları) denilmektedir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Drenaj Alanları (Lenfatik Watershedler)</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik drenaj alanlarını birbirinden ayıran çizgilerdir (Şekil 4.10). Az sayıda kollektör içerirler.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Sagital (Median) Watershed:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Anterior ve posteriorda verteks ile perineumu birbirine bağlar. Baş, boyun, gövde ve eksternal genitallerin lenfatik drenaj bölgelerini ayırır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Üst Horizontal Watershed:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Boyun ile omuz bölgesini, kol ve toraks drenaj sınır bölgesinden ayırır. Manibrumdaki juguler çentikten başlayarak lateral olarak akromiona geçen, C7 ve T2 vertebral seviyeleri arasında posterior olarak devem eden bir hat oluşturur.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Alt Horizontal Watershed: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Umblikus ve kostaların kaudal sınırından vertebral kolona doğru devam eder.Gövdenin üst ve alt drenaj bölgelerini birbirinden ayırır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Gluteal Watershed :</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Gövde üzerindeki drenaj bölümlerine ‘çeyrek bölge’(quadrant) denir. Gövdede 4 çeyrek bölge bulunur.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Sağ ve sol üst gövde çeyreği axillar lenf nodüllerine</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Sağ ve sol alt gövde çeyreği inguinal lenf nodüllerine</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Üst horizontal watershed üzerindeki bölge cervical lenf nodüllerine drene olmaktadır.</span></div>
<img src="https://i.hizliresim.com/q3z9lv4.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: q3z9lv4.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LENFATİK SİSTEM FİZYOLOJİSİ </span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenf Zaman Volümü ve Lenfatik Sistemin Transport Kapasitesi</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik sistemin birim zamanda transport edebileceği lenf sıvısı miktarına Lenf-zaman volümü (LZV) denir. LZV istirahat halinde iken düşük, aktivite anında ise yüksektir. Maksimum amplitüt ve frekansta iken lenfatik sistemin transport ettiği lenf sıvısı miktarı ‘lenfatik damar sisteminin transport kapasitesi (TK) olarak isimlendirilir ve ’Maksimum Lenf-Zaman volümü’ ne eşittir (TK=LZVmax).</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik Sistemin Güvenlik Faktörü</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnterstisyel sıvı hacmi; kapillerlerdeki kanın ve interstisyel sıvının hidrostatik ve kolloid osmotik basınçları başta olmak üzere kapiller çeperin genişliği, lenf akımı ve ekstraselüller sıvı hacmine bağlıdır. Bu komponentlerden herhangi birini değişimi ile, intertisyel sıvı hacminin artması yani lenfatik yükün artması sonucu ödem oluşur . Lenfatik sistemin taşıma kapasitesi artan lenfatik yükten daha fazla ise lenfatik sistemin yeterli olduğu kabul edilir. Lenfatik yükteki artışa (net filtratta artış) vücut pasif ve aktif korunma mekanizmaları ile cevap verir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik Sistemin Yetmezliği</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dinamik yetmezlik</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: En sık görülen yetersizlik olup ‘’yüksek volüm yetmezliği’’ olarak da adlandırılır. Fonksiyonel ve anatomik olarak sağlıklı olan lenfatik sistemde, lenfatik yük taşıma kapasitesini aşmıştır (LY&gt;TK). Dinamik yetmezlikten dolayı oluşan ödemlerde Manuel Lenf </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Drenajı (MLD) tercih edilemez. Çünkü MLD sağlıklı ama lenfatik yükü oldukça artmış olan lenfatik sistemin TK’ni arttırmak mümkün değildir. Kompresyon ve manuel lenf drenajı hemodinamik yetmezliklerde kalbe dönen sıvı volümünü arttıracağından dolayı kesinlikle kontrendikedir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Mekanik yetmezlik: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Düşük volüm yetmezliği olarak da adlandırılmaktadır. Fonksiyonel veya organik herhangi bir sebebe bağlı olarak lenfatik sistemin taşıma kapasitesindeki azalma mekanik yetmezlik ile sonuçlanır. Lenfatik sistem normal lenfatik yükü bile transport edemeyecek kadar ciddi düzeyde hasarlanmıştır. Tedavide Kompleks Boşaltıcı Fizyoterapi endikedir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kombine yetmezlik</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: Hem lenfatik sistemin taşıma kapasitesi azalmış olup (mekanik yetmezlik), hem de lenfatik yük volümü artmıştır (dinamik yetmezlik)</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LENFÖDEM</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnterstsiyel boşluklardaki su ve proteini kan dolaşımına geri döndüren lenfatik sistemin yetmezliği sonucu, subkutan dokuda proteinden zengin sıvı birikimine lenfödem denir</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik sistemin yetmezliği; gelişimsel anomalilerden (primer lenfödem) kaynaklanabileceği gibi, lenfatik sistemin enfeksiyon, kanser cerrahisine bağlı olarak lenf nodu disseksiyonu veya radyoterapi gibi (sekonder lenfödem) durumlardan kaynaklı ortaya çıkabilmektedir.Lenfödem ekstremitelerde, baş ve boyunda, gövdede, eksternal genital organlarda veya iç organlarda olmak üzere, lenf sisteminin bulunduğu her bölgede ortaya çıkabilir. Ortaya çıkışı bazen akut olabildiği gibi, bazen de yavaş ve kademeli olabilmektedir. Lenfödem tedavi edilmez ise ilerlemeye devam eder ve bu durum hastada ciddi fiziksel ve psikososyal sonuçlar doğurur.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/5uymsza.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 5uymsza.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Etiyoloji Ve Sınıflandırma</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfödem ilk olarak 1934 yılında Allen tarafından sınıflandırılmış,1957’de Kinmonth primer ve sekonder olarak tanımlamıştır .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">a-Lenfödem sınıflandırması (etiyolojisine göre): </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Primer(idiopatik) ve sekonder lenfödem şeklindedir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Primer(idiopatik)Lenfödem: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnguinal lenf nodu fibrozisi hariç etiyolojisi henüz bilinmemektedir. Lenf damarlarının ve/veya lenf nodlarının konjenital veya gelişimsel anomalisi sonucu oluşur (displazi).</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hipoplazi</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: Lenf damarlarının inkomplet gelişimidir. Lenf kollektörlerinin ve sayısı az olan mevcut lenf damarlarının çapı normalden küçüktür. En sık görülen displazi formudur.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hiperplazi</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: Lenf kollektörlerinin çapı geniş olup bu durum kollektörlerin içindeki valvular sistemin hasarlanmasına sebep olur. Çoğunlukla lenfatik reflüye sebep olur.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Aplazi</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: Lenf kollektörleri, lenf damarları veya lenf nodlarının konjenital olarak yokluğu şeklinde tanımlanmaktadır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Primer lenfödem ortaya çıktığı yaşa göre sınıflandırıldığında ;</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfödem Konjenitum:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Doğum esnasında vardır veya yaşamın ilk 2 yılında klinik olarak ortaya çıkar. Genellikle bilateral ayak ödemi veya tüm alt ekstremite ödemi şeklinde görülebilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfödem Prekoks</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: 35 yaşından önce açığa çıkan ve en sık görülen lenfödem tipidir (%94).Genel olarak pubertede veya gebelik sırasından ortaya çıkmakla birlikte ödem alt ekstremitede daha çok diz altında görülür ve unilateraldir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfödem Tarda: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Çok nadir görülür (%10). 35 yaşından sonra klinik olarak ortaya çıkar.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Primer lenfödem genetik olarak sınıflandırıldığında ;</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Tip 1 konjenital ailesel (Nonne-Milroy Hastalığı)</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Tip 2 lenfödem prekoks (Meige Hastalığı)</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Letessier Hastalığı</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sekonder Lenfödem:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Lenfatik sistemin mekanik yetersizliği veya lenfatik sistemin hasarlanması /zorlanması sonucu ortaya çıkabilir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Lenf nodu diseksiyonu</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Radyasyon</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Travma</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Cerrahi</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Enfeksiyon</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Maligniteler</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Kronik venöz yetmezlik</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-İmmobilite</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Artifisyel</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfödem cerrahi ve bazı kanser tedavilerinden sonra (uterus, prostat, meme, mesane lenfoma, melanoma) radyoterapi uygulaması ile gelişir. Sekonder lenfödem herhangi bir tetikleyici neden varlığında oluşmaktadır. Lenfatik elefantiazis sekonder lenfödemin en sık görülen sebebidir. Asya, Afrika, Batı Pasifik ve Amerika kıtalarında endemik olmakla birlikte enfeksiyon %90 oranında ‘Wuchereria Bancrofti’ patojeni tarafından oluşturulmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü raporuna göre yaklaşık 120 milyon kişi bu patojenle enfektedir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">b-Lenfödem Sınıflandırılması (reflü varlığına göre)</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Lenf damarlarında reflü varlığında</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Lenf damarlarında reflü yokluğunda</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">c-Lenfödem sınıflandırılması:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Uluslararası Lenfoloji Birliği lenfödemi klinik evrelerine göre 3 evrede sınıflandırmıştır .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik sistemin akışını bozan bir cerrahi veya herhangi bir travma yaşamış ve lenfödem açığa çıkmamış ise bu dönem <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">latent evre (prestage veya evre 0)</span> olarak adlandırılır. Bu dönemde taşıma kapasitesi normalin altındadır. Lenf yükü arttıkça lenf kollektörlerine binen yük de artar. Lenf sistemi zamanla artan lenf yükünü taşıyamaz böylece latent evre, evre 1’e ilerler.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Evre 1 (Reversible): </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Fibrotik değişiklikler olmaksızın, yumuşak dokunun geri dönüşümü olabilen bir ödem durumudur. Ödem gode bırakır. Ciltte herhangi bir değişiklik yoktur. Gün sonunda oluşan ödem gece veya dinlenme ile geçer. Bu evrede ödem tedavi edilmez ise dokuda meydana gelen değişiklikler fibrotik dokuda artışa sebep olur ve lenfödem evre 2’ye ilerler.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Evre 2 (Irreversible): </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Proteinden zengin sıvı uzun süreli birikimi dokuda profilasyonlara sebep olur. Ekstremite volümü artar. Doğal cilt katlantıları derinleşir. Cilt ve tırnak değişiklikleri vardır. Gode oluşumu daha zordur. Zayıflayan immün sistemden dolayı enfeksiyon atakları artar. Stemmer pozitiftir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Evre 3 (Elephantiasis): </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ekstremite volümünde ciddi bir artış olur. Sekonder cilt değişiklikleri görülür (mantar, ülser, papilloma, fistüller, sistler). Lenforea görülür. Sık enfeksiyon atakları ile karakterizedir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">EPİDEMİYOLOJİ</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfödem insidansı üzerine spesifik bir çalışma literatürde tanımlanmamakla birlikte tahmini oranlara göre dünyada yaklaşık olarak 140-250 milyon Lenfödem vakası olduğu tahmin edilmektedir. Lenfödemin en yaygın sebebi olarak da elephantiasis gösterilmektedir .Lenfödem insidansına bakıldığında, Amerika Birleşik Devletlerinde en yüksek lenfödem insidansının kanser cerrahisini takiben özellikle de aksiller lenf nodu disseksiyonu sonrası radyoterapi gören hastalarda ortaya çıktığı belirtilmiştir. Genel olarak ABD’deki 8 kadından 1’inde meme kanseri oluşma riski bulunduğu söylenebilir. Meme kanseri tedavisi gören her kadın lenfödem riski taşımaktadır. </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfödem riskinin yüksek olduğu diğer kanser türleri ise; üst veya alt ekstremite malign melanom için cerrahi geçirmiş ve/veya radyoterapi gören hastalar, jinekolojik kanserler; testis, over ve prostat kanserleridir .Primer lenfödem insidansına bakıldığında da 10,000 canlı doğumda her 6 bebekten 1’inde konjenital lenfödem olduğu belirtilmektedir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfödem gelişmesinde risk faktörleri ;</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Risk altında bulunan hastalarda lenfödem gelişme olasılığı birçok faktöre bağlı olabilmektedir. Bazı hastalar lenf sisteminin taşıma kapasitesi ve fonksiyonel rezervdeki azalmayı; alternatif kollateral yollar, lenfovenöz anastomozlar veya geri kalan lenf kollektörlerdeki lenf-zaman volümünü arttırarak kompanse eder. Böylece lenfödem oluşma riskini en aza indirebilir. Bu durumlarda lenfödem hiçbir semptom veya bulgu göstermez. Kompanse edilemeyen durumlarda ise risk faktörleri lenfödem oluşumunu hızlandırır . Yapılan araştırmalara göre lenfödem gelişmesindeki risk faktörleri 3 ayrı grupta toplanmıştır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: white;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfödem Gelişiminde Risk Faktörleri </span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: white;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> <img src="https://i.hizliresim.com/6yzic1d.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 6yzic1d.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: white;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Gr<img src="https://i.hizliresim.com/o24k6td.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: o24k6td.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: white;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">up</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LENFÖDEM TANISI</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Klinik ortamda dikkatli anamnez ve inspeksiyon, palpasyon, volümetrik ve çevre ölçümü ile lenfödem tanısı konulabilir ve ekstremitedeki ödem sebebi ortaya çıkarılabilir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Anamnez</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: Geçirilen cerrahi, çıkarılan lenf nodu sayısı, ödemin başlangıç zamanı ve başlangıç lokalizasyonu ve şiddetlenme hızı, tetikleyen faktör,geçirilen enfeksiyonlar,alınan konservatif tedaviler,kullanılan ilaçlar,ağrı varlığı,aile hikayesi,travma hikayesi gibi sorulardan oluşur.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnspeksiyon</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: Ödemin lokalizasyonu (distal-proksimal), ödemin simetrik veya asimetrik oluşu, bilateral/unilateral olması, cilt renginde değişiklikler (malignite- enfeksiyon), cilt bütünlüğünde bozulma, cilt katlantıları, skar ve insizyon izleri, radyojen fibrozis varlığı, kollateral damar oluşumu, lenfatik sist veya fistül, papilloma varlığı, hiperkeratoz varlığı, lenforea olarak tanımlanan lenf sıvısının doku boşluklarından vücut dışına sızması, ülserasyon oluşumu, baş-boyun mesafesinin oranı, tırnak değişiklikleri, parmaklarda mantar oluşumu, kıyafetlerin veya takıların ekstremiteyi sıkıp sıkmadığı değerlendirilir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Palpasyon</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: Ödemin gode bırakıp bırakmamasına bakılarak lenfödemin evresi belirlenir. Lenfödem için klinik bir test olan Stemmer İşaretine bakılır.</span></div>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Stemmer İşareti: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ayak 2.parmağının dorsal yüzünün proksimal interfalangeal ve metatarsofalangeal eklemleri arasındaki derinin kavranılıp değerlendirilmesidir. Deride katlanma olması durumu stemmer (-)</span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> negatif,</span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">  katlanmama durumu </span><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">stemmer (+) pozitif</span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">olarak ifade edilir.</span><br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/tn1twcs.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: tn1twcs.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Gode Bulgusu </span></span><br />
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> <img src="https://i.hizliresim.com/9mecj1y.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 9mecj1y.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Palpasyon ile ayrıca; ciltte ısı değişikliği, hassasiyet, kas kuvveti, kas tonusu, duyu değerlendirmesi, nabız alınıp alınmaması, lenf nodüllerinin palpasyonu gibi durumlar değerlendirilir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ekstremite Çevre Ölçümü ve Volümetrik Ölçüm</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ödem miktarını belirlemek için kullanılan 2 yöntemdir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Çevre ölçümü: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kemik çıkıntılar üzerinden; ulnar stiloid, olekranon, medial malleol, metakarpofalangeal eklem, metatarsal eklemler veya antekubital fossa gibi belirli anatomik noktalardan yapılabildiği gibi ekstremite üzerinde eşit aralıklarla yapılır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Volümetrik ölçüm: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hastanın ekstremitesi su dolu bir silindir kap içerisine daldırılır. Taşan su miktarı ml cinsinden ölçülür ve sağlam ekstremite ile arasındaki fark ödem miktarını belirler. 200 ml ve üzerindeki fark anlamlıdır. Bu yöntemin klinikte uygulamadaki zorluğu nedeni ile genel olarak rutinde kullanılan ölçüm yöntemi çevre ölçümüdür. Çevre ölçümü ile volümetrik ölçüm arasında korelasyon olduğu da gösterilmiştir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu ölçümlere ek olarak kullanılan başka ölçüm yöntemleri de vardır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• İnfrared perometre</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Biyoelektriksel impedans analizi</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Bilgisayar destekli ekstremite volüm ölçümü (Computerized limb volüme measurement </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">system=CLEMS)</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ektremitelerde görülen lenfödemin tipik özellikleri;</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ödem genel olarak unilateraldir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Bilateral olan ödemler genellikle asimetriktir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Lenfödeme eşlik eden durumlar yok ise (elephantiasis, venöz konjesyonla görülem </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">siyanoz, Klippel-Trenaunay Sendromu) cilt rengi genel olarak değişmez.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Stemmer işareti teşhis için anlamlıdır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Cilt ısısı normaldir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Genel olarak ağrı eşlik etmez.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ekstremitede ağırlık hissi olur.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• El ve ayak dorsumu ödemlidir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Doğal cilt katlantıları belirginleşmiştir </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LENFÖDEM AYIRICI TANISI</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kronik alt ekstremite ödem hastalarda değerlendirme yaparken mutlaka kalp yetmezliği, hipoalbünemi, nefrotik sendrom gibi sistemik ödem nedenleri ve kronik venöz yetmezliğe bağlı oluşan ödem dışlanmalıdır. Özellikle ödem bilateral olduğu zaman ileri derece triküspit kapak yetersizliği, böbrek yetmezliği, Cushing sendromu, hipotiroidi düşünülmelidir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ödemin hızlı ilerlediği erişkin hastalarda altta yatan malign tümör riski göz ardı edilmemelidir. Konjenital veya primer lenfödem hastalarda, lenfödeme eşlik eden arteriovenöz malformasyonlar akılda tutulmalıdır. İnguinal bölgede büyüyen lenf nodları, altta yatan maligniteyi veya lenfoproliferatif hastalığı düşündürmelidir. Lenfödemde ekstremitede ağırlık hissi çok yaygın bir şikayet olup, genel olarak ağrı olmaz. Bu durum enfeksiyon veya venöz hastalığı düşündürmelidir .Derin ven trombozu öyküsü, medial malleol çevresinde ülserasyonlar ayırıcı tanıya yardımcı olur. Bunula birlikte kronik venöz yetersizliğe bağlı ödemde hemosiderin birikimi ciltte kahverengi renk değişimine, gode bırakmayan ödeme, vazodilatasyona, kaslarda ağrıya, kaşıntı ve huzursuzluğa sebep olur. Tiroid hastalıklarına bağlı gelişen miks ödemde; hastanın ayak tabanı, avuç içi, diz ve dirsek derilerinde kalınlaşma görülmekle birlikte, terlemede bozukluk, ciltte sarı renk, saçlarda incelme ve tırnaklarda düzensizlik de bu duruma eşlik edebilir. Lipödem subkutan dokuda yağ birikimi sonucu özellikle iliak krest ve ayak bileğinde görülen bilateral, simetrik, gode bırakmayan bir tablo ile seyreder. Ayak dorsumunda ödem olmaz. Genellikle kadınlarda görülür. Ciltte portakal kabuğu görünümü vardır. Dokunmaya karşı hassas olup, cilt yüzeyinde sıklıkla morluklar görünür. Lenfödem ile en çok karıştırılan durumdur .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfödemde Görüntüleme Teknikleri </span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Lenfosintigrafi: Kullanımı en yaygın yöntem olup, lenfödem tanısını kesinleşttiren metottur.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Lenfografi</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ultrason</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Magnetik Rezonans Görüntüleme (MRG)</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Bilgisayarlı Tomografi</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Floresan Görüntüleme</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LENFÖDEM TEDAVİSİ</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kompleks Boşaltıcı Fizyoterapi</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Uluslararası Lenfoloji Derneği’nin 2016 yayınlı konsensus raporuna göre Kompleks Boşaltıcı Fizyoterapi (KBF), lenfödem tedavisinde, uluslararası ve kanıta dayalı standart tedavi olarak kabul edilmiştir . Kompleks Dekonjestif Fizyoterapi olarak da ifade edilir. </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tedavinin ana amacı sağlıklı lenfatik damarları ve lenfatik yolları kullanarak etkilenen bölgeden sağlıklı bölgeye doğru lenf drenajını sağlayarak ekstremite volümünü azaltmak ve lenfödemi latent evreye geri döndürmektir. Aynı zamanda KBF ile hasta eğitimi ve hastanın ev programına katılımını sağlamak, etkilenmiş ekstremitenin lenf transportunun hızlanması ile proteinden zengin sıvıyı venöz dolaşıma geri katmak, enfeksiyon oluşumunu veya tekrar oluşmasını önlemek ve en önemlisi de hastanın günlük yaşam aktivitelerine geri dönüşünü hızlandırmak amaçlanır .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">KBF ‘nin etkili olabilmesi için bu konuda eğitim almış fizyoterapistler tarafından uygulanması gerekmektedir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kompleks Boşaltıcı Fizyoterapi 4 temel bileşen ve 2 fazdan oluşur.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Manuel Lenf Drenajı</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Cilt Bakımı</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Kompresyon Tedavisi</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Terapötik Egzersiz </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Faz 1 (dekonjesyon fazı):</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Ödemi azaltma veya ödemi boşaltma fazı da denilebilir. Bu fazda maksimum fayda görmek için, lenf sıvısının yüzeyel lenfatik ağa dağıtmak, proximal alanlarda tıkanıklık oluşmasını önlemek, mümkünse de fibrosklerotik dokuyu azaltmak hedeflenir. Manuel lenf drenajı, cilt bakımı, çok katlı bandajlama, egzersiz tedavisi uygulanır. Bu fazda aynı zamanda hastaya self-bandaj öğretilir . Faz 1’de maksimum volüm azalması sağlandıktan sonra (çevre ölçümleri düz bir platoya ulaştığında) faz 2 ‘ye geçilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Faz 2 (koruma fazı):</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Bu fazda ekstremite normal değerlerine en yakın formdadır. Hastaya kişiye özel, dikine örgü tekniği ile üretilen kompresyon çorabı verilir. Böylelikle faz 1‘de elde edilen sonuçların korunması hedeflenir. Hasta eğitimi bu fazda da önem taşır. Bandaj ve kompresyon çorabı ile egzersiz programı düzenlenir. Self drenaj teknikleri öğretilir. Hastanın ihtiyacına göre belli periyotlarda takibe devam edilir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Manuel Lenf Drenajı</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">MLD, ultrafiltrasyon artışına sebep olmadan lenf akımı ve reabsorbsiyonunu arttırmak amacı ile uygulanan özel bir yönlendirme tekniğidir. Elin bağ dokusu ve lenf damarları üzerine yaptığı basınç, lenf kanalının endotel hücrelerini doku ile birleştiren filamentlerin gevşemesine ve bunun üzerine de lenf kapakçıklarının kapanmasına sebep olur. Basınç ortadan kalktığında ise bağ dokusunun yapısını oluşturan elastik dokular eski halini geri alır. Bu sırada filamentler lenf damar duvarlarını birbirinden ayırarak kapakçıkların tekrar açılmasına sebep olur. Başlangıç lenf kanalları dolmaya başlar. Böylece bloke bölgedeki lenf sıvısı venöz sisteme drene olan, vücudun sağlıklı lenf damarlarının yer aldığı daha merkezi bölgelere doğru yeniden yönlendirilmiş olur</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu etkiyi arttırmak için MLD öncesinde ve sonrasında diyafragmatik solunum egzersizi yaptırılabilir . MLD’nin lenf oluşumuna etkisi olduğu gibi lenfanjiyomotoriği de stimüle eder. Lokal sempatik aktiviteyi arttırırken, genel parasempatik aktiviteyi de arttırır. Distal kollektörler üzerinde vakum etkisi oluşturarak, lenf akış yönünün tersine döndürür. Venöz dönüşü arttırır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: white;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">D’nin kesin ve göreceli kontrendikasyonlar</span></span></div>
<span style="color: white;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•Areriyel veya venöz oklüzyo</span></span><br />
<span style="color: white;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Kardiyak ödem (konjestif kalp yetm</span></span><span style="color: white;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">kut enf</span></span><br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kompresyon Tedavisi</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kompresyon tedavisi KDT’nin iki fazının da önemli bir parçasıdır. MLD ile ödem miktarında elde edilen azalmanın korunabilmesi için, MLD’nin hemen ardından kompresyon tedavisi uygulanmalıdır. Kompresyon, tedavinin fazına göre; kısa çekişli bandaj veya kompresyon giysileri ile sağlanır. Kısa çekişli (orijinal uzunluğundan %60 esneyebilen) çok katlı bandaj uygulamasına dayanır. </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Kompresyon tedavisi ile;</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• İnterstisyel basınç artar; böylece etkili ultrafiltrasyon basıncı azalır.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Venöz geri dönüş ve lenf drenajı hızlanır ve artar, </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Venöz pompalama fonksiyonu artar,</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Merkeze doğru hemodinamik etkiler oluşur,</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Reabsorbsiyon artar, fibrotik doku parçalanır,</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Elastikiyetini kaybetmiş dokular desteklenir,</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Lenf sıvısının tekrar birikmesi engellenmeye çalışılır .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Faz 1’de uygulanan kompresyon tedavisi günlük olarak ve yaklaşık 23 saat ekstremitede kalacak şekilde uygulanmalıdır. Ekstremite hacmi istenilen ölçülere ulaştığında, günlük hayatta kullanımı daha uygun olan, ekstremiteyi normale yakın bir şekilde komprime eden, kişiye özel dikine örgü (flat knit) kompresyon çorabı tercih edilir. Böylelikle faz 1 (dekonjestif faz) sonlanır ve faz 2’ye geçilir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Faz 2 ‘de volümün azalması durumunu korumak amacı ile kişiye özel düz örgü kompresyon çorapları kullanılır. Hastaların yaşamları boyunca kullanmaları gereken kompresyon çorapları gündüz kullanılıp gece çıkarılır. Dekonjesyon fazı başlamamış veya tamamlanmamış hastalara kesinlikle uygulanmamalıdır. Çünkü bu çorapların ödem azaltmak gibi bir etkileri yoktur .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/628uyq6.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 628uyq6.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/h0jh5pp.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: h0jh5pp.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/2rfgz83.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 2rfgz83.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/f12on5b.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: f12on5b.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/b9akn83.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: b9akn83.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/89sihww.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 89sihww.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfödem ve Terapötik Egzersiz</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Venöz ve lenfatik sistemde bulunan sıvıların geri dönüşü çizgili kas aktivasyonuna bağlıdır. Aerobik egzersizler ve özellikle diyafragmatik solunum egzersizleri intra-abdominal basıncı arttırması açısından ductus torasicusu uyarır ve daha fazla lenfatik sıvı kalbe geri döner. Hastanın yaşı, lenfödem derecesi, lenfödem nedeni, seçilecek egzersizin çeşidini ve şiddetini belirler .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Terapatik Egzersiz </span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Egzersiz kanserin önlenmesinde ve tedavi edilmesinde önemli bir komponenttir . Egzersiz tedavisi ile kanser hastalarında yorgunluk azalmakta, kuvvet ve esneklik artmakta, vücut imajı ve yaşam kalitesinde iyileşme elde edilmektedir .Egzersizin kanser hastalarındaki bu genel etkilerinin yanında, özellikle kanser tedavisine yönelik cerrahiler sonrasında gelişme ihtimali yüksek olan LÖ’nün önlenmesinde ve tedavi edilmesinde de rolü büyüktür. Meme kanseriyle ilişkili LÖ gelişme riski cerrahiyi takip eden iki yıl içerisinde ortalama %26 olarak bildirilmiştir LÖ’nün hastanın gerek genel sağlık durumunu ve gerekse yaşam kalitesini ne denli olumsuz biçimde etkilediği göz önünde bulundurulduğunda, egzersiz tedavisinin önemi bir kez daha ön plana çıkmaktadır. </span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Egzersiz fizyolojik olarak LÖ’den etkilenmiş olan ekstremitedeki venöz ve lenfatik geri dönüşü artıran muskuloskeletal pompa mekanizmasını aktive eder. Bununla birlikte üst gövde egzersizlerinin lenf damarlarına ait sempatik sinir sistemi aktivitesini sıfırladığı ve böylelikle LÖ ile uzun süreli mücadelede yarar sağladığı da ileri sürülmektedir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LÖ’de rezistif egzersizlerin kullanımına yönelik literatürde yer alan çalışmalar daha çok meme kanseri cerrahisi geçirmiş olan hastalara yöneliktir .Söz konusu bu çalışmalarda rezistif egzersiz programlarının hastaların üst ekstremitelerinde LÖ başlangıcı ve/veya eksaserbasyonuna yönelik yalnızca minimal risk taşıdığına, bu egzersiz modunun LÖ hastalarında kas gücünü artırmak için güvenle kullanılabileceğine dair oldukça güçlü kanıtlar ileri sürülmüştür. Literatürde aerobik egzersizlerle kombine biçimde uygulanan rezistif egzersizlerin LÖ hastalarındaki etkinliğini değerlendiren çalışmalar da yer almakta olup ,bu çalışmaların sonucunda ilgili egzersiz programlarının söz konusu hasta popülasyonunda güvenle kullanılabileceği gösterilmiştir . Ancak, egzersizlerin şiddetinin, aşırı direncin ultrafiltrasyonu artırarak ödemde artışa neden olabileceği dikkate alınarak ayarlanması gerekmekte olup , LÖ’sü bulunan ya da LÖ gelişme riski bulunan hastaların, konusunda uzman fizyoterapistler tarafından hazırlanmış olan egzersiz programlarına katılımı teşvik edilmelidir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Cilt Bakımı </span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfödem hastalarında cilt bütünlüğünün korunması ve oluşan cilt problemlerinin yönetilmesi enfeksiyon riskinin azaltılması açısından önemlidir. Kullanılan nemlendiriciler alkolsüz, parfüm içermeyen, hipoalerjik, nötral veya asidik pH’lı ( pH 5.5) olmalıdır .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Pnömatik Kompresyon Cihazları</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Pnömatik Kompresyn Cihazları (PKC); venöz yetmezlik, immobilizasyon, lenfovenöz staz ya da hipoproteinemi gibi non-obstrüktif ödemlerde etkilidir. Pnömatik kompresyon cihazları interstisyel boşluklardaki suyu uzaklaştırırken proteinleri çıkaramaz. Başlangıçta ekstremite hacmi azalıyor gibi görünse de dokuda kalan protein molekülleri, interstisyel sıvı kolloid osmotik basıncını arttırır. Bu durum kan kapillerlerinden daha fazla suyun ayrılmasına sebep olup ödem oluşumunu arttırır .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ulusal lenfoloji topluluğunun 2016 konsensus raporuna göre; PKC uygulamalarının tek başına bir tedavi yöntemi olamayacağı ve özellikle de kompleks boşaltıcı fizyoterapi (manuel lenf drenajı) uygulanmadan kullanılmaması gerektiğini belirtmişlerdir .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">LENFÖDEMDE ALTERNATİF TEDAVİ YÖNTEMLERİ</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">KİNEZYOLOJİK BANTLAMA</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kinezyolojik Bantlama Tekniği 1973 yılında Dr. Kenzo Kase tarafından geliştirilmiş bir yöntemdir. Yüzde 30-40 boyuna germeye izin verecek şekilde tasarlanan kinezyo-bant yüzde 100 pamuk elyaf ve akrilik ve ısıya duyarlı tutkaldan oluşur. Cildin kalınlığı ve esnekliğini taklit eden bu bantlama yöntemi, kas ve eklem yapılarını destekleyip, proprioseptif duyuyu iyileştirebilir. Fonksiyonel aktivitelerde kısıtlanma sağlayarak yaralanma mekanizması oluşmasına engel olabilir. Kinezyolojik bantlamanın etkinliği ile alakalı çelişkili fikirler olmasına rağmen standart sert bantlama gibi mekanik kısıtlama sağlamadan destek olması sebebiyle klinikte sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Genellikle kas iskelet ve nörolojik sistem rahatsızlıklarında kullanılmaktadır. Ancak son dönemde yapılan çalışmalar lenfödem tedavisinde de kullanılabileceğini göstermektedir. Lenfödemli bölgeye kinezyo bantlama yapıldığında cildi hafifçe çekerek dermis ve fasya arasındaki interstisiyel alanı artırıp, dolaşım sistemine yardımcı olduğu söylenmektedir. Kasların relaksasyonu ve kontraksiyonunu sağlayarak masaj etkisi yapar, kas eklem pompasını uyararak lenf sıvısının iletimine yardımcı olur. Ek olarak birçok avantajı mevcuttur. Bant su geçirmez olduğu için hastalar bandı çıkarmadan duş alabilmektedir. Diğer tedavilere kıyasla maliyeti daha uygundur. Bunun yanında yaz aylarında hastaların kompresyon tedavisine toleransı azalmakta ve tedavilerinde aksamalar meydana gelebilmektedir. Bu sebeple kinezyolojik bantlamanın tercih edilebileceği düşünülmektedir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">KLİNİK PİLATES EGZERSİZLERİ</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Klinik pilates egzersizlerinin temeli spinal stabilizasyona dayanır. Egzersizler solunumla kombine olarak yapılır. Kas kontraksiyonunun oluşturduğu intermittant eksternal basınçla birlikte diyafram kontraksiyonu, abdominal lenf nodlarını ve duktus torasikusu uyarır. Lenfatik dolaşımı destekler. Şener ve ark.nın (2017, ss.16-22) gerçekleştirdikleri bir çalışmanın sonucu, klinik pilates egzersizlerinin standart egzersizlere göre daha etkili olduğunu, klinik pilates egzersizlerinin lenfödemi azalttığını, üst ekstremite fonksiyonlarını ve yaşam kalitesini artırdığını göstermiştir. Ayrıca grup halinde yapılan pilates egzersizlerinin hastaların sosyalleşmelerini sağladığı ve kendi bedenlerine yönelik farkındalıklarının arttığı bildirilmektedir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">AKUA-LENFATİK TERAPİ</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Diğer bir tedavi yöntemi ise bir hidroterapi havuzunda yapılan akua-lenfatik terapidir. Akua-lenfatik terapi, kompleks dekonjestif terapi ile yoğun tedavi aşamasında kazanılan hacim azalmasını sürdürmek ve geliştirmek için kullanılır. Suyun viskozitesi, kuvvetlenmeyi destekleyen ve lenfatik klirensi iyileştiren vücut hareketlerine her yönden direnç sağlar. Ciltte, hidrostatik basınç sağlayarak lenfatik damarların pompalanmasını iyileştirebilir. Suyun derinliği arttıkça hidrostatik basıncıda kademeli olarak artar ve lenfatik akışı artırır (Tidhar &amp; Katz 2010, ss. 383–92). Akua-lenfatik tedavinin unilateral alt ekstremite lenfödemine etkilerini araştıran bir çalışma, yöntemin güvenli olduğunu bildirmektedir. Hastaların ödem miktarının azaldığı, fonksiyonel düzey ve yaşam kalitelerinin iyileştiği kaydedilmiştir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">YOGA</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yoga, fiziksel, zihinsel ve duygusal benliğe bütünsel yaklaşım gösteren bir uygulama sistemidir. Bu sistemde izometrik kas kontraksiyonuna dayanan nefes alma teknikleri (pranayama), duruşlar (asana) ve meditasyon birleştirilerek kullanılır. Yoga sağlığın korunmasını, optimal zindeliğin ve artan vücut direncinin sağlanmasını amaçlamaktadır (Posadzki &amp; Parekh 2009, ss. 66–72; Loudon vd. 2014, ss.214). Yoga felsefesi ve fiziksel egzersizleri, fizyoterapötik yöntemlerin temelini oluşturan ana prensipleri paylaşır (Posadzki &amp; Parekh 2009, ss. 66–72). Lenfatik temizleme ilkelerine adapte edilebilecek fiziksel hareketler ve yavaş solunum içermektedir (Loudon vd. 2014, ss.214). Mazor ve ark. (2018, ss. 154-60) lenfödem riski taşıyan kadınlarda yoganın güvenli bir uygulama olduğunu, omuz hareket genişliği ve üst ekstremite kuvvetinde iyileşmeler sağlayabileceğini bildirmiştir (Mazor vd. 2018, ss. 154-60). Başka bir çalışmada ise sekiz haftalık yoga müdahalesi sonrası lenfödem şiddetinde azalma olmadığı ama yaşam kalitesinde iyileşme ve olduğu kaydedilmiştir (Loudon vd. 2014, ss.214).</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Düşük Seviyeli Lazer Tedavisi</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfanjiyogenezisi arttırarak lenf akımını arttırır, fibrotik dokuyu yumuşatır .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Farmakolojik Tedavi</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lenfatik hastalıkların tedavisinde mutlak önerilen bir ilaç yoktur. Ancak tedaviye yardımcı olabilecek bazı ilaçlar kullanılır; Benzopyrone (komarin), antibyotikler, diüretikler .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Diüretikler; Vücuttan fazla sıvıyı uzaklaştırmayı destekler. Bu durum kısa vadede her ne kadar yararlı olsa da uzun süreli kullanımları lenfödem semptomlarını daha da kötüleştirir. Dokudan sadece suyun uzaklaştırılması ve protein moleküllerinin yoğunluğunun dokuda artması daha fibrotik bir ekstremite ödemine sebep olur. Ayrıca diüretikler etkilerini kaybettiği an dokuda kalan protein daha fazla suyun çekilmesine sebep olarak lenfödem şiddetinin artmasına sebep olur .</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Cerrahi Tedavi:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Mikrocerrahi, Liposuction, Cerrahi rezeksiyonlar .</span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"> </span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"> </span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"> </span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"> </span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"> </span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"> </span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">KAYNAKLAR</span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">1. Földi M, Földi E. Földi’s Textbook of Lymphology. 2006.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2. Cinar N, Seckin U, Keskin D, Bodur H, Bozkurt B, Cengiz O. The effectiveness of early rehabilitation in patients with modified radical mastectomy. Cancer Nurs. 2008;31(2):160-5.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">3. Hayes SC, Johansson K, Stout NL, Prosnitz R, Armer JM, Gabram S, et al. Upper-body morbidity after breast cancer: incidence and evidence for evaluation, prevention, and management within a prospective surveillance model of care. Cancer. 2012;118(8 Suppl):2237-49.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">4. Földi M, Strossenreuther R. Foundations of Manual Lymph Drainage. 2003.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">5. Kerchner K, Fleischer A, Yosipovitch G. Lower extremity lymphedema update: pathophysiology, diagnosis, and treatment guidelines. J Am Acad Dermatol. 2008;59(2):324-31.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">6. Sander AP, Hajer NM, Hemenway K, Miller AC. Upper-extremity volume measurements in women with lymphedema: a comparison of measurements obtained via water displacement with geometrically determined volume. Phys Ther. 2002;82(12):1201-12.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">7. Kocak Z, Overgaard J. Risk factors of arm lymphedema in breast cancer patients. Acta Oncol. 2000;39(3):389-92.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">8. Woods M. The experience of manual lymph drainage as an aspect of treatment for lymphoedema. Int J Palliat Nurs. 2003;9(8):336-42; discussion 42.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">9. Zuther JE, Norton S. Lymphedema management : the comprehensive guide for practitioners.p.49-57</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">10. Duygu E, Bakar Y, Keser I. An Important Tool in Lymphedema Management: Validation of Turkish Version of the Patient Benefit Index-Lymphedema. Lymphat Res Biol. 2019.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">11. Uydur C. lenfödem hastalarında kompleks boşaltıcı fizyoterapinin vücuttan sıvı atımı üzerine etkisi 2019.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">12. Doyle C, Kushi LH, Byers T, et al. Nutrition and physical activity during and after cancer treatment: an American Cancer Society guide for informed choices. CA Cancer J Clin 2006; 56: 323-53.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">13. World Cancer Research Fund / American Institute for Cancer Research. Food, nutrition, physical activity and the prevention of cancer: a global perspective. Washington, DC: World Cancer Research Fund / American Institute for Cancer Research; 2007.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">14. Kwan ML, Cohn JC, Armer JM, et al. Exercise in patients with lymphedema: a systematic review of the contemporary literature. J Cancer Surviv 2011; 5: 320-36.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">15. Erickson VS, Pearson ML, Ganz PA, et al. Arm edema in breast cancer patients. J Natl Cancer Inst 2001; 93: 96-111.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">16. McKenzie DC, Kalda AL. Effect of upper extremity exercise on secondary lymphedema in breast cancer patients: a pilot study. J Clin Oncol 2003; 21: 463-6.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">17. Schmitz KH, Ahmed RL, Troxel A. Weight lifting in women with breast-cancer-related lymphedema. N Engl J Med 2009; 361: 664-73.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">18. Özdemir Ö.Ç.  Alternatıve treatment methods ın lymphedema 2020.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[BRONŞEKTAZİ VE REHABİLİTASYONU]]></title>
			<link>https://www.fizyoplatforum.com/konu-bronsektazi-ve-rehabilitasyonu.html</link>
			<pubDate>Mon, 18 Apr 2022 11:22:40 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fizyoplatforum.com/member.php?action=profile&uid=998">Sevgi Uğurel</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fizyoplatforum.com/konu-bronsektazi-ve-rehabilitasyonu.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size">BRONŞEKTAZİ VE REHABİLİTASYONU</span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazi, bronş duvarındaki elastik yapıların ve kas dokusunun tahribatı sonucu oluşan anormal ve kalıcı bronş genişlemeleridir. Klinik olarak, kronik veya sık tekrarlanan alt solunum yolu enfeksiyonları, öksürük, bol mukopürülan balgam ve kötü nefes kokusu ile karakterize bir hastalıktır. Bronşektaziye benzer bronşiyal anatomik değişiklikler trakeobronşit, pnömoni ve atelektazi ile oluşabilir. Fakat bunlar primer nedenin ortadan kalkmasından haftalar, aylar sonra normal boyutlarına dönerler. </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/1v513gl.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: 1v513gl.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">EPİDEMİYOLOJİ</span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazi oluşumunda; sık tekrarlayan ve uzun süren çocukluk çağı solunum yolu infeksiyonlarının rolü büyüktür. Fakat çocukluk çağı infeksiyonlarının erken tedavisi, düzelmesi ve aşılama nedeniyle muhtemel olarak düşmektedir. </span><br />
<br />
<span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">ETYOLOJİ</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazinin nedenleri çok çeşitlidir. Genellikle etyoloji infeksiyon hasarı ya da altta yatan immün yetmezliktir.Vakaların %50’sinde neden idiopatiktir. Mukosiliyar temizleme bozukluğu, enfeksiyon sonrası komplikasyonlar, mekanik bronş obstrüksiyonu, immün hastalıklar, romatizmal ve kronik inflamasyon, aspirasyon veya inhalasyon sekeli ve KOAH sonucunda bronşektazi gelişebilmektedir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">PATOFİZYOLOJİ:</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/mkbsc43.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: mkbsc43.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bozulan anatomi, durağan sekresyon ve devam eden inflamasyon nedeniyle sekonder infeksiyona ve daha fazla hava yolu hasarına neden olur. Büyük havayolları ve bronşiyoller, mukozal ödem, inflamasyon ve ülserasyonla tutulur. Terminal bronşiyoller sekresyonla tıkanır. Bu da volüm kaybına neden olur. Bronşiyal neovaskülarizasyon, bronşiyal arterlerin tortiosu ve hipertrofisiyle oluşarak intermittant hemoptiziye yol açabilir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazide ilk hasar verici değişim, küboidal ve skuamöz epitelden köken alan siliyar epitelin kaybıdır. Erken ve hafif hastalıkta, elastik dokunun fokal hasarı ödem ve çevre parankime inflamatuar hücre infiltrasyonu gözlenir. Bu süreç ilerlediğinde, kas tabakası hasarı ve çevre kartilajın tahribatı ortaya çıkar. Çok sayıda apse gelişebilir. Distal subsegmental bronşlarda bulunan bronşiyal ve pulmoner arterler arasındaki anastomozlar, ilerlemiş bronşektatik değişiklikleri gösterir. </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/sc5lg3g.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: sc5lg3g.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazinin sınıflandırılmasında Dr.Lynne Reid tarafından yapılan değerlendirme sonuçlarına göre bronşektazi üç gruba ayrılır:<br />
</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">1. Silindirik bronşektazi: En hafif bronşektazi formudur. Bronşların uniform, kalın-düz duvarları vardır. Bronş çapı bir miktar artmıştır. Akciğer grafisi normal olacağı gibi, nonspesifik bazı bulgular da saptanabilir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2. Varikoz bronşektazi: bronşların şekli ve boyutu düzensizdir. Değişken olarak daralmış ve genişlemiş sahalar bulunur. İpe dizilmiş boncuk taneleri gibi görünüm verir. Distal dalların 2/3’ten fazlası kapanmış ve işlevsiz olabilmektedir. AC grafisi bulguları silindirik bronşektazideki gibidir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">3. Sakküler (kistik) bronşektazi: En ağır bronşektazi formudur. Bronşların genişlemiş transvers çapı 1 cm’den daha genişit. Üzüm salkımı veya delikli bir görünüm veren sıvı dolu kesecik halindedir. Kesecikler, etkilenen bronşların hasarı veya fibröz dokuya dönüşümü ile oluşur. Bronşlar, yapısal özelliklerini tümüyle kaybederek balon gibi yuvarlak kistik yapı haline gelirler. </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/g3j4d6l.png" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: g3j4d6l.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">SEMPTOM VE BULGULAR:<br />
</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazide semptom ve klinik bulgular değişebilir. Bazı hastalar hiç semptom göstermezken veya sadece alevlenme döneminde semptom gösterirken bazılarında ise günlük olarak açığa çıkabilir. Semptomlar genel olarak altta yatan bozukluğa, hastalığın lokalizasyonu ve yaygınlığına göre değişir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">En sık görülen semptom, pürülan balgam ile birlikte kronik prodüktif öksürüktür. Bu semptomlar hastaların %90’ında bulunur. Birçok hastada uzun yıllar görülebilir. Günlük çıkarılan balgam miktarına göre; 10 ml’den az balgam çıkaranlar hafif, 10-150 ml arasında çıkaranlar orta, 150 ml’den fazla çıkaranlar şiddetli bronşektazi olarak sınıflandırılırlar. </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/nqkla90.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: nqkla90.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hastalar sıklıkla öksürükten şikayet ederler. Bu öksürük nedeniyle de asıl olarak sosyal yaşantılarından şikayet ederler. Rinosinüzit ve yorgunluk bronşektazi hastalırında görülen ortak iki semptomdur. Göğüs ağrısı ise %20-30 oranında görülür. Plöritik özellik gösterebilmektedir. Dispne ve hırıltılı solunum varlığı yaygın hastalığı düşündürür. Hemoptizi akut enfeksiyona bağlı havayolu hasarıyla görülebilir. Daha çok kadınlarda seyreden bir hastalıktır. Ayrıca bu hastalarda kilo kaybı, kilo alamama ve siyanoz gibi belirtiler de görülebilmektedir. </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/dizm6ie.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: dizm6ie.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sık görülen alevlenmeler de dominant semptomlar arasındadır. Alevlenmeler aşağıda var olan semptomların en az dördüne sahip olanlar da meydana gelmektedir:<br />
</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Balgam üretiminin artması ile birlikte kıvamın koyulaşması,</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Dispnede artış</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Öksürükte artış</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• 38’ üzerinde ateş</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hırıltılı solunumda artış</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Egzersiz toleransında azalma</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Yorgunluk, halsizlik, letarji</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Solunum fonksiyonlarında azalma</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Radyolojik değişiklikler</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Oksültasyon bulgularındaki değişiklik</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Göğüs değerlendirmesinde ise asıl olan bulgulu %60 oranında görülen ve genellikle bilateral ve bazal olan rallerdir. Ayrıca uzun süreli ve ilerlemiş olan bronşektazide çomak parmak oluşabilmektedir. Bu bulgu, bazen de arteryel hipokseminin bir göstergesidir. Hastalığın ilerlemesi ile birlikte siyanoz, kor pulmonale ve sekonder amiloidozis oluşabilir. </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/hvm45br.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: hvm45br.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TANI YÖNTEMLERİ:<br />
</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazide tanı; öykü, fizik muayene bulguları ve radyolojik görüntüleme yöntemleri ile konulur. AC grafisinde, bronşiyal dilatasyon, hacim kaybı, bronşiyal duvar kalınlığı, halka formasyonu, kompansatuar havalanma artışı ve kist formasyonu en karakteristik bulgulardır. Ayrıca bronşektazi tanısında düz AC grafisi yerine yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi (YÇBT) kullanılmaktadır. Bronşektazi tanısında YÇBT’de görülen ana kriterler; bronş iç çapının komşu pulmoner arterin çapından geniş olması, taşlı yüzük görünümü, bronş çapının distale doğru azalmaması, akciğerlerin perifer 1-2 cm’lik alanında bronş yapılarının görülmesidir. Bronşektazi genel olarak alt loblarda bulunur. Bunun sebebi de üst lobların yerçekimi etkisiyle mukosiliyar temizlik yapabilmesidir. Ayrıca en sık etkilenim gösteren loblar da sol alt lob, lingula ve sağ orta lobdur. </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/qagyj7v.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: qagyj7v.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazi havayolu obstrüksiyonu ile karakterizedir. Bronşektazide ölçülen solunum fonksiyon testlerinde sıklıkla, FEV1’in FVC’ ye oranı hava akışındaki limitasyona bağlı olarak azalır. FVC normal veya hafif azalmış, FEV1 ise azalmış olarak bulunur. FVC’ deki azalma havayolunun mukus ile tıkalı olduğunun bir göstergesi olabilir. Ayrıca FEF%25-75 ‘nda azalma ve rezidüel volümde artış ortaya çıkabilir. <br />
</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektaziye sebep olan nedenlerin araştırılması amacıyla terde klor konsantrasyonunun ölçümü, serum immünglobülin değerlerinin tayini, tüberkülin deri testi, nazal sakkarin testi, gerekirse nazal veya bronşiyal epitel biyopsi materyalinin elektronmikroskopik  olarak incelenmesi ile siliyar diskinezinin varlığının araştırılması, gastro-özafagial reflünün gösterilmesine yönelik sintigrafik incelemeler, baryumlu grafiler ve pH monitorizasyonu vb. testler yapılır. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Solunum fonkisyon testleri ve kan gazı incelemeleri hem hastalığın tanınması, hem de uygulanan tedavinin sonuçlarının ve hastalığın seyrinin incelenmesi açısından gereklidir. </span><br />
<br />
<span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TEDAVİ YAKLAŞIMLARI:</span></span></span><br />
<span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="https://i.hizliresim.com/wp63zn5.png" loading="lazy"  width="400" height="450" alt="[Resim: wp63zn5.png]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Havayolu dilatasyonu olduktan sonra kesin tedavi edici ya da meydana gelen etkiyi yok edici bir tedavi bulunmamaktadır. Ancak tedavideki amaçlar şunlardır:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Eğer mümkünse altta yatan hastalığın belirlenmesi ve tedavi edilmesi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Semptomların kontrol altına alınması</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Alevlenmelerin önlenmesi veya sıklığının azaltılması</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Solunum fonksiyonlarının korunması</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Sağlıkla ilgili yaşam kalitesinin artırılmasıdır. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">MEDİKAL TEDAVİ:<br />
</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Antibiyotikler bronşektazide enfeksiyon, inflamasyon ve havayolu hasarının oluşturduğu kısır döngüyü kırmaktadır. Alevlenmelerin tedavisi, kronik baskılayıcı tedavi ve eradikasyon tedavisi olarak kullanılır. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Artmış inflamatuar hücre aktivasyonun azaltılması ve bronşiyal hasrın sınırlandırılması için anti-inflamatuar ilaçlarla birlikte inhale ve oral kortikosteroidlerin, non-streoid anti-inflamatuar ilaçların ve makrolidlerin etkinliği ile ilgili kanıtlar yeterli değildir. Ayrıca hastalarda havayolu obstrüksiyonu olduğu için uzun ve kısa etkili beta-2-agonistler ve antikolinerjikler bronkodilatatör tedavide uygulanmıştır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">CERRAHİ TEDAVİ: </span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lokalize hastalığı olup medikal tedaviye yanıt vermeyen ve yaşam kaliteleri ısrarlı semptomlar nedeniyle etkilenmiş olan hastalarda uygulanan yaklaşımdır. Tek taraflı segmental hastalığı olanlar en ideal adaylardır. Başarılı cerrahi müdahalede anahtar faktörler:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Etkilenmiş alanın tamamen çıkarılması</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• İnatçı organizmaların gelişmesini ve komşu segmentlere yayılımı önlemek için erken müdahale edilmesi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Operasyon öncesi antimikrobiyal tedavinin yapılması</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Operasyon sonrası antimikrobiyal tedavinin devam etmesi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Eğer gerekli ise operasyon öncesi nutrisyonel takviyenin yapılması </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Cerrahiyi etkileyebilecek potansiyel komplikasyonların farkında olma olarak listelenebilir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Cerrahi rezeksiyon işlemi minimal morbidite ve mortalite ile başarılabilmektedir. </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/gspwxrm.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: gspwxrm.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #008e02;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size">PULMONER REHABİLİTASYON</span></span></span></div>
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">DEĞERLENDİRME YÖNTEMLERİ:</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/3vkcli4.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: 3vkcli4.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hastanın medikal hikayesi başlangıç değerlendirmesinde esastır. Hikaye; hasta , hasta yakınları ve hastane kayıtlarından elde edilebilir. Medikal hikaye; kronik AC hastalığının tipi ve şiddeti, ek hastalıklar, sigara kullanımı, alevlenme ve hastaneye yatış sayısı, uygulanan medikal tedaviler ve geçirilen cerrahi tedavileri sorgular. Bunların yanında hastane kayıtlarından elde edilen solunum fonksiyon testleri, göğüs radyografisi, balgam kültürü, tam kan sayımı gibi değerlendirmeler de kaydedilmelidir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">SUBJEKTİF DEĞERLENDİRME:</span></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Semptomların değerlendirilmesi:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazide en sık görülen semptomlar balgam, prodüktif öksürük, dispne ve yorgunluktur. Daha az sıklıkta hemoptizi, hırıltılı solunum ve çomak parmak da görülmektedir. Özellikle öksürük ve balgam olmak üzere bu semptomların şiddet, miktar, süre, sıklık ve tetikleyici faktörler açısından önemli derecede değerlendirmek gereklidir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazili hastalarda dispne %60 oranında görülebilmektedir. Dispneye neden olabilecek faktörlerin değişen pulmoner mekanikler, gaz değişim anormallikleri, kas kitlesinde azalma ve eşlik eden psikolojik sorunlardır. Dispne algısının Modifiye Medical Research Council (MMRC) ile ölçüldüğü çalışmalarda bu skalanın günlük yaşam aktiviteleri sırasındaki dispne düzeyinin ayrımının yapıldığı ölçülmüştür. Bunun dışında, egzersiz sırasında Modifiye Borg ve Vizüel Analog Skalası (VAS) ile de değerlendirilmektedir. Yorgunluk Etki Ölçeği ve Yorgunluk Şiddeti Ölçeği ile de bronşektazili hastalarda yorgunluk algısını da ölçebiliriz.</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/drey3zq.png" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: drey3zq.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kronik öksürük veya postürel bozukluklar sebebiyle oluşan muskuloskeletal kaynaklı ağrılar ya da göğüs ağrısı, değerlendirilmesi gereken semptomlar arasındadır. VAS ölçeği kullanılarak değerlendirme yapılır. Kronik öksürük sebebiyle görünen üriner inkontinans da bronşektazili hastalarda değerlendirilmesi gereken diğer semptomlardandır.  </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/oumbkaa.png" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: oumbkaa.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yaşam kalitesinin değerlendirilmesi:<br />
</span>Kişinin var olan sağlık durumunun günlük yaşam aktivitelerini gerçekleştirebilmesine ve yaşam zevk alabilmesini değerlendiririz. Yaşam kalitesini ölçen araçlar, hastalığa özel olanlardan genel ölçüm araçlarına kadar kapsamlı olabilir. Hastalığa özel olanlar, dispne, hırıltılı solunum ve öksürük gibi belirli pulmoner semptomları ve bu semptomların günlük yaşama etkisini değerlendiririz. Genel ölçüm araçları ise, emosyonel fonksiyon, sosyal rol fonksiyonu, GYA ve ilgilendiği aktivitelerin var olan etkilerini değerlendirir. Yapılan çalışmalarda hastaların yaşam kalitesinin etkilendiği gösterilmiştir. Hastalarda yaşam kalitesi Leicester Öksürük Sorgulaması ve St. George Yaşam kalitesi anketi gibi hastalığa özel olanlar veya Short Form-36 (SF-36) gibi genel yaşam kalitesi anketleriyle ölçülebilir. </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/jz9inyv.png" loading="lazy"  alt="[Resim: jz9inyv.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Psikososyal değerlendirme:<br />
</span>Hastalığa uyum yeteneği, öz yeterlilik, emosyonel stres, kişiler arası ilişki, başa çıkma, uyum ve nöropsikolojik bozuklukların değerlendirilmesini içerir. Bronşektazili hastalarda depresyon ve anksiyetenin ölçülmesinde Hastane Anksiyete ve Depresyon Skalası, Durumluk ve Sürekli Kaygı Envanteri, Beck Depresyon Envanteri kullanılır. Kişisel yeterlilik ve hastalık algısı için de Chronic Disease Selfy-efficacy Scale, Revised Illnes Perception Questionnare gibi testler kullanılır. </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/5v9aseh.png" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: 5v9aseh.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">OBJEKTİF DEĞERLENDİRME:</span></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İlk gözlem olarak torakoabdominal hareket, solunum paterni, yardımcı solunum kası aktivitesi, siyanoz ve clubbing gibi bulguların incelenmesi gerekir. Ayrıca hastalarda omuz, torakal kafes ve omurgada postüral anormallikler görülebilmektedir. İnaktivite ve postüral anormalliklerden kaynaklanan esneklik kaybı da olabilir. Bu açıdan bakıldığında bronşektazi gibi kronik AC hastalığı olanlarda görülebilecek kas iskelet sistemi bozukluklarının belilenmesi açısından postür analizi, kısalık ve esneklik testi değerlendirmelerine de yer verilmelidir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Normal göğüs duvarı hareketliliği, etkin ciğer ekspansiyonu ve ventilasyon için çok önemlidir. Özellikle göğüs duvarı hareketliliğinin değerlendirilmesi için göğüs çevre ölçümü yapılmalıdır. Bronşektazili hastalarda göğüs çevre ölçümü fizyoterapinin etkinliği ve hastanın etkisi için kullanılır. Hastaların istirahat ve egzersiz sırasında kalp hızı, kan basıncı, solunum frekansı ve oksijen satürasyonu gibi vital bulgular kayıt altına alınmalıdır.</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/qrixdsq.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: qrixdsq.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kronik havayolu hastalıklarında oksültasyon hem uzun süreli hem de kısa süreli takiplerde önemlidir. Bronşektazi hastalarında oksültasyon sırasındaki asıl bulgu genel olarak bilateral ve bazal rallerdir. Hırıltılı solunum yaklaşık %20 oranında görülür. Ayrıca sekresyon problemi olan bronşektazi gibi hastalıklarda havayolu temizleme teknikleri yapıldıktan hemen sonra tedavi etkinliğinin anlaşılabilmesi için özellikle değerlendirilmelidir. Bronşektazili hastalarda kortikosteroid kullanımı, kronik inflamasyon ve malnutrisyon gibi faktörler bronşektazili hastalarda vücut kompozisyonunu etkilemektedir. Bundan dolayı vücut kitle indeksi (VKI) ve yağ doku ölçümleri de değerlendirmeye dahil edilmelidir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İSKELET KAS FONKSİYONUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br />
</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazi gibi kronik AC hastalıklarında iskelet kas disfonksiyonu yaygın bir şekilde görülür. Bu duruma neden olan faktörler iskemi, sistemik inflamasyon, tekrarlayan alevlenmeler ve hipoksidir. İskelet kası fonksiyonun değerlendirilmesinde periferal kas kuvvetinin ve enduransında beraber değerlendirilmesi hasta hakkında daha kapsamlı bilgi sağlar. Bronşektazili hastalarda periferal kas fonksiyonlarının sağlıklı gruplarla karşılaştırılmasında periferal kas enduransının bronşektazili olgularda anlamlı olarak azaldığı bulunurken, periferal kas kuvvetinin de azalma eğiliminde olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak periferal kas kuvveti ve endurans eğitimi de belirlenen programa dahil edilmelidir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazide solunum kasları artmış obstrüktif ve elastik yüklere karşı çalıştığı için solunum kas fonksiyonları bu durumdan etkilenmektedir. Ortalama maksimum inspiratuar basınç (MIP) ve ortalama maksimum ekspiratuar basınç (MEP) değerleri solunum kas zayıflığı olabileceğini gösterir. Solunum kas enduransı solunumun devamı açısından değerlendirilmesi gereken bir parametredir. Ayrıca dispne, yorgunluk ve egzersiz intoleransına katkıda bulunur.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EGZERSİZ KAPASİTESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazi hastalarında egzersiz intoleransı sık karşılaşılan bir durumdur. Egzersiz intoleransının nedenleri ise multifaktöriyel olup, ventilatuar bozukluk, gaz değişim anormallikleri, kardiyovasküler sorunlar, iskelet kası fonksiyon bozukluğu ve psikolojik faktörlerdir. Bronşektazi hastalarında egzersiz kapasitesinin hastalıktan da etkilendiği gösterilmiştir. Bronşektazide egzersiz kapasitesinin değerlendirilmesi ve egzersiz programının oluşturulması için kardiyopulmoner testler altın standart olmasına rağmen yüksek maliyet ve kompleks olmasından dolayı saha testleri daha çok tercih edilir. Altı Dakika Yürüme Testi      ( 6DYT), Artan Hızda Mekik Yürüme Testi ( AHMYT) bronşektazili hastaların egzersiz kapatesinin değerlendirilmesinde kullanılan saha testleridir.</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/h6hn34o.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: h6hn34o.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Egzersiz testleri sırasında aktiviteye olan cevabın izlenmesi gerekir. Vital bulguların istiharat sırasında, test sırasında tekrarlı olacak şekilde ve test sonrasında da ölçülmesi gerekir. Kalp hızı, kan basıncı, solunum frekansı, dispne algısı ve efor algısı, oksijen satürasyonu kaydedilen vital ölçümlerden bazılarıdır. <br />
</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #17b529;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">PULMONER REHABİLİTASYONDA FİZYOTERAPİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazili hastalarda pulmoner rehabilitasyon programı içeriği KOAH ve kistik fibrozisli hastalar için uygulanan programla benzerlik göstermektedir. Egzersiz programı, endurans eğitimi, kum torbaları, elastik bantlar veya cihazlar kullanılarak yapılan kuvvet ve esneklik egzersizlerini, dengeyi geliştirecek fonksiyonel egzersizleri ve enerji koruma tekniklerini içerir. Ayrıca pulmoner rehabilitasyonun tedavinin temel yapı taşlarından olan havayolu temizleme tekniklerini de içermelidir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">HAVAYOLU TEMİZLEME TEKNİKLERİ:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazi hastalarında balgam üetim ve vizkozitesindeki artış ile birlikte mukosiliyer sistemdeki bozukluklar balgam miktarına, öksürüğe ve tekrarlayan enfeksiyonlara neden olmaktadır. Hastalarda göğüs fizyoterapisi teknikleri hastalığın şiddetinin azaltılarak, ilerleyişinin durdurulması veya yavaşlatılmasında temel tedavi yaklaşımı olarak bilinmektedir. Havayolu temizleme tekniklerinin temel araçları mukosiliyer temizlemeyi ve ventilasyonu artırarak nefes darlığını kontrol altına almak ve öksürüğün sıklığını azaltmaktır. Ayrıca egzersiz kapasitesine ve hastanın yaşam kalitesine katkıda bulunmakta amaçlar arasında yer almaktadır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazide havayolu temizleme teknikleri 4 ana başlık altında toplanmıştır. Bunlar:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Cihazdan bağımsız teknikler</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Cihaza bağımlı teknikler</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Yardımcı teknikler</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Tamamlayıcı tekniklerdir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">CİHAZDAN BAĞIMSIZ TEKNİKLER</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">AKTİF SOLUNUM TEKNİKLERİ DÖNGÜSÜ (ASTD)</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Aktif solunum teknikleri döngüsü temel olarak üç farklı tekniğin tekrarlı bir sırayla uygulanması şeklinde yapılır. Bu döngünün tekrar sayıları ve uzunlukları kişiye göre ayarlanabilir.</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/j8cbxln.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: j8cbxln.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tekniklerden ilki olan solunum kontrolü (SK), havayolundaki obstrüksiyon artışını ve yorgunluğu önlemeyi amaçlar. Özellikle döngünün dinamik kısımlarından sonra önemli olmaktadır. Solunum kontrolü hastanın kendi solunum hızında ve alt göğsü kullanarak yaptığı gevşek tidal solunum tekniğidir. Yani hasta kendi kendine biz bir şey yapmadan solunum yapar.<br />
</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tekniklerin ikincisi olan torakal ekspansiyon egzersizleri (TEE), mümkünse burundan derin ve yavaş nefes alma ve bunu takiben glottis açıkken 3-4 saniye bekleme sonrasında rahat bir ekspirasyon ile bitirme şeklindedir. Bu teknik sekresyonların mobilizasyonları için 3-4 defa uygulanabilir. Fizyolojik olarak kollateral ventilasyon ile sekresyonların mobilizasyonunu artırmak için yaptırırız. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Bu teknikte toraks segment segment genişler. Tekniğin yapılışını hastaya anlattıktan sonra elimin altına doğru burundan çiçek koklar gibi derin nefes alıyoruz. 3-4 saniye bekliyoruz. Mum söndürür gibi aldığımız nefesi üflüyoruz. (büzük dudak solunumu)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Bu tekniği yaparken hangi segmente odaklanıyorsak elimizi o segmente yerleştirip hastaya öyle yaptırmalıyız.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Subcostallere başparmağımızı koyunca: Bilateral bazal solunum</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Göğüs üzeri elini koyunca: İntercostal solunum</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Sternal çentik üzerine başparmaklarını koyunca : Anterior apikal</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• C7’ ye başparmaklarını koyunca: Posterior apikal</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Elini sol tarafa koyunca: Sol unilateral bazal solunum</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/ayo1rum.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: ayo1rum.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tekniklerin üçüncüsü ve sonu olan zorlu ekspirasyon tekniği (ZET), ASTD’ nün temel komponenti olup bir veya iki zorlu ekspirasyon (huffing) ve solunum kontrolünün birleşiminden oluşur. Huffing açık glottis’e karşı yapılan zorlu ekspirasyondur. ZET’ in fizyolojik mekanizması dinamik kompresyon ve eşit basınç noktasına dayanmaktadır. Yüksek AC hacimlerinde yapılan ZET santral havayollarında sekresyonları temizlemeyi, küçük AC hacimlerinden itibaren de yapılan ZET periferal havayollarında ki sekresyonları mobilize etmeyi hedefler.<br />
</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• 2 huffing bir relaksasyonu içeren bu teknikte; hastanın elinde buharlı ayna varmış gibi üfleterek sonundada derin diyafragmatik solunumla öksürterek tamamlarız.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Solunum kontrolü ile başlayıp biten bu teknikte bronşektazili hastalarda balgam atılımının artırdığı gösterilmiştir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">OTOJENİK DRENAJ</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Otojenik drenaj (OD), sekresyonları temizlemek için değişen AC hacimlerinde yüksek ekspiratuar akış ile yapılan 3 farklı solunum tekniğinden oluşur. Teknik düşük AC hacimleri ile başlayarak, orta ve yüksek seviyeye doğru ilerleyerek devam etmektedir. Hasta her seviyede balgam bir sonraki kısma çıkana kadar çoklu nefesler almaktadır. Sekresyonların yukarı segmentlere doğru çıkışı hasta tarafından hissedilip duyulabilmektedir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Koparma, toplama ve dışa atma fazlarından oluşur. Her faz 1-3 dakika arasında değişkenlik gösterir. Hastanın bir eli diyafragmada diğer el göğüste olacak şekilde hasta dik oturuş pozisyonunda pozisyonlanır. 1.fazda düşük AC hacimleri ile başlanarak hasta büzük dudak solunumu yapar. 2.fazda orta AC hacimleri ile ve 3.fazda yüksek AC hacimleri ile devam edilir. En son ZET, Huffing yapılarak teknik bitirilir. Sekresyonların geri kaçmaması için yavaş yapılmalıdır. Özellikle hasta 3 faz arasında öksürmemelidir. Eğer öksürürse en başta başlamalıyız.  </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazili astalarda OD üzerine yapılan çalışmalarda havayolu temizleme tekniklerinin etkisinin az olduğu durumlarda alternatif yöntem olarak uygulanması tavsiye edilmektedir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">YARDIMCI TEKNİKLER:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">POSTÜRAL DRENAJ</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Mukusun hava akışını artırarak sekresyonların santral havayollarına taşınmasını ve atılımını amaçlar. AC lobları için özelleşmiş yerçekimi yardımlı birçok pozisyondan oluşmaktadır. Alt ve orta AC lobları için genel olarak değişik derecelerde baş aşağı pozisyonlar kullanılır. Pasif bir uygulama olduğu için tek başına kullanmak yerine manuel tekniklerin de eklenebileceği şekilde ASDT ve aralıklı pozitif basınç solunumu (IPPB) gibi tekniklerle kullanılır. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazi hastalarında ASTD ve postüral drenajın birlikte kullanımı flutter gibi cihazlara göre daha etkili olduğu bildirilir. Hastalar tarafından ise daha rahatsız edici bulunarak günlük yaşamda uygulanmasının zor olduğu çalışmalar da bulunur. </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/QygR7j.png" loading="lazy"  alt="[Resim: QygR7j.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">MODİFİYE POSTÜRAL DRENAJ <br />
</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Postüral drenajla benzerlik gösterip postüral drenajın baş aşağı pozisyonlarının kullanılmadığı tekniktir. Gastoözefageal reflü, HT, şiddetli nefes darlığı, şiddetli hemoptizi, desatürasyon, kalp yetmezliği ve mekanik ventilasyon, postüral drenaj pozisyonlarının kontraendike olduğu başlıca durumlardır. Bronşektazi hastalarında modifiye pozisyonların daha iyi tolere edilebildiği ve postüral drenajla etkinlik oranında aralarında bir fark olmadığı belirtilmiştir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">MANUEL TEKNİKLER</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Manuel teknikler daha çok ASDT sırasında uygulanan perküsyon/clapping, vibrasyon ve shaking gibi tekniklerden oluşmaktadır. Perküsyon, elin kap şeklinde göğüs duvarına uygulanan ritmik vuruşlardır. Göğüs duvarından bu vuruş ile tok sesler elde edilir. TEE sırasında derin inspirasyon ve ekspirasyon boyunca uygulanır. Vibrasyon, göğüs duvarına uygulanan ince ossilasyon hareketleridir. Hafif bir titreşim verilir gibi uygulanır. Shaking ise göğüs duvarına uygulanan kaba ossilasyon hareketleridir. Çalkalar gibi uygulama yapılır. Shaking geniş ve yavaş tekniği ifade ederken, vibrasyon küçük ve hızlı tekniği ifade eder. Her iki teknik de TEE’ nin ekspirasyon fazında uygulanır. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/dvvf5sm.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: dvvf5sm.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">CİHAZA BAĞIMLI TEKNİKLER:<br />
</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">POZİTİF EKSPİRATUAR BASINÇ (PEP)</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">PEP aleti ekspirasyon boyunca direnç uygulayarak sekresyon atılımını artırmaktadır. Ağızlık veya maske yoluylla uygulanır. Alveoller arası stabilizasyonu, kolleteral ventilasyonu artırmayı, kapalı olan havayollarının katılımını sağlamayı hedefler. PEP aletinin 10-20 cm H2O basınçları arasında, 5-20 tane aktif ekspirasyon boyunca, hastaya uygun şekilde uygulanmaktadır. Klinikte ZET ile birlikte kullanmak gereklidir. Aynı anda ASDT ile kombine edilebilir. Ancak bronşektazi hastalarında kullanımı ile ilgili yeterli kanıt yoktur. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">OSSİLASYONLU POZİTİF EKSPİRATUAR BASINÇ ( OPEP):</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Flutter ve Acepella gibi intratorasik aletler direk ağza yerleştirilerek ekspiratuar basınç uygular. Yüksek frekanslı göğüs duvarı osilasyon aleti şişebilen bir yelek ile eksternal olarak göğüs duvarından uygulama yapar. Osilasyonlar havayollarında makaslama etkisi ile balgam viskoelastisitesini azaltmayı amaçlar. Bronşektazi hastalarında yüksek frekanslı göğüs duvarı osilasyon ile ilgili öalışmların az olması sebebiyle etkisi bilinmemektedir. Ancak bu teknik küçük havayolu kollapsına neden olabileceğinden küçük havayolu hastalığı olanlarda dikkatli kullanılmalıdır.</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/fqiuk5m.png" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: fqiuk5m.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">NONİNVAZİV VENTİLASYON (NIV) VE ARALIKLI POZİTİF BASINÇLI SOLUNUM (IPPB)<br />
</span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Noninvaziv ventilasyon yorgunluğu ve nefes darlığını azalttığı için kistik fibrozisli hastalarda havayolu temizleme açısından önerilir. IPPB genel olarak ASDT ve postüral drenaj gibi tekniklere ek olarak kullanılır. IPPB solunum işini azaltmak, tidal solunumu artırmak ve sekresyonları mobilize etmek için kullanılır. Bronşektazide NIV ve IPPB şiddetli hastalık dönemlerinde veya alevlenmelerde havayolu temizleme tekniklerinin zor bulunduğu hasta grubunda tavsiye edilir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/37feeob.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: 37feeob.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">TAMAMLAYICI TEKNİKLER:</span></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Nemlendirme siliyer fonksiyonu iyileştirmesi ve öksürüğün mekanik etkinliğini artırdığı düşüncesiyle göğüs fizyoterapisi teknikleri ile kullanılır. Bronşektazi hastalarında balgam vizkositesini azaltarak, ekspertorasyonu geliştirdiği gösterilmiştir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">EGZERSİZ EĞİTİMİ:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Egzersiz eğitim, pulmoner rehabilitasyonun etkisi kanıtlanmış olan bir komponentidir ve aynı zamanda kas fonksiyonunun iyileştirilmesi anlamına gelmektedir. Egzersiz eğitimi öncesinde egzersizi kısıtlayan sorunlar egzersiz testleri ile belirlenerek bunun sonunca hastaya özgü egzersiz programı düzenlenmelidir. Egzersiz eğitimi aerobik eğitim, dirençli eğitim veya bunların birkaçının birleşimi ile oluşur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazi hastalarında egzersiz eğitiminin egzersiz kapasitesini ve yaşam kalitesini artırdığı bilinmektedir. Egzersiz eğitiminin inspiratuar kas eğitimi ile birlikte yapıldığında egzersiz eğitiminin etkisinin sürdürülebilirliğini artırabileceği söylenilmektedir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">AEROBİK EĞİTİM</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kronik AC hastalarında uygulanan aerobik egzersiz eğitimi ile dispne algısının azalması, maksimal ve submaksimal egzersiz kapasitesi ve nöromusküler koordinasyonunda artma ve yaşam kalitesinde iyileşme olduğu gösterilmiştir. Orta ve yüksek şiddette yapılan aerobik eğitim, oksijen taşıma kapatesini artırarak verilen iş yükünde kalp hızında azalma sağlar. Periferal kasların hücresel düzeyde düiffüzyon kapasitesi gelişmektedir. Aerobik eğitim, Tip II lif oranını azaltırken, Tip IIa lif oranını artırır. Tip I liflerinin hacmi, mitokondri sayısı ve mitokondriyal enzim içeriği artış gösterir. Kas kapiilarizasyonu ve myoglobin içeriği artar.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Aerobik eğitim, devamlı ve aralıklı olarak iki şekilde uygulanır. Aralıklı eğitim, şiddetli dispneden dolayı devamlı eğitimi sürdüremeyen hastalara uygulanır. En yaygın kullanım gösteren aralıklı eğitim protokolü iki düzeylidir. Orta - yüksek şiddet egzersizler ile düşük şiddetteki egzersizler sürekli yer değiştirir.    </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">KUVVET EĞİTİMİ</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kronik AC hastalarında iskelet kası disfonksiyonları yaygın olarak görülür. Bu hastalarda, periferik kas kuvvetinin geliştirilmesi, egzersiz kapasitesinin ve yaşam kalitesinin artırılması amaçlanır. Kuvvet eğitimi sırasında aerobik eğitime göre daha az dispne hissedilerek daha iyi tolere edilebilmektedir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kas kuvvetinin artırılması için çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. El- ayak bileği ağırlıkları, serbest ağırlıklar, makineler, elastik bantlar, vücut ağırlığı ve proprioseptif nöromüsküler stimülasyon uygulamaları kuvvet eğitimi modalitelerindendir. Program düzenlenirken kullanılan direncin tipi, setler ve egzersizler arasında dinlenme süreleri, egzersiz seçimi ve güvenlik önlemleri göz önüne alınmalıdır. Periyodik kan basıncı ölçümleri, oksijen satürasyonu ve dispne ölçümleri yapılmalıdır. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">SOLUNUM KAS EĞİTİMİ:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kronik AC hastalıklarında solunum kas kuvvetinin ve enduransın azalabildiği, bunun da dispne ve gezersiz toleransında azalmaya katkıda bulunduğu gösterilmiştir. Solunum kas eğitimi, solunum kas fonksiyonlarında gelişme, dispne algısında azalma, egzersiz kapasitesi ve yaşam kalitesinde artma sağlanmaktadır. Yapılan çalışmada bronşektazi hastalarında inspiratuar kas eğitiminin, inspiratuar ve ekspiratuar kas kuvvetini geliştirdiğini göstermiştir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Genel olarak, inspiratuar kas eğitiminin (IMT) iki tipi vardır. Bunlar inspiratuar rezistans solunumu ve normokapnik hiperpnedir. Bunların arasında inspiratuar rezistans kullanımı yaygın olan bir IMT yaklaşımıdır. Hem akış-dirençli yükleme, hem de eşik (threshold) yükleme, solunuma inspiratuar rezistans sağlamaktadır. Akış-dirençli yükleme eğitimi, hastanın nefes aldığı açıklığın boyutunu azaltma yoluyla sağlanmaktadır. </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/hb2qmkh.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: hb2qmkh.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Son zamanlarda en çok kullanılan IMT metodu eşik yüklemedir. Bu teknik, tipik olarak yay-yüklemeli bir kapakçık içermekte ve böylelikle rezistans ve başlangıç hava akışını yenmek için hedef bir inspiratuar efor seviyesi gereklidir. Eşik yüklemenin bir avantajı, inspiratuar yüklemenin istenilen maksimal inspiratuar basıncın ( MIP) yüzdesinde yapılmasıdır. MIP &gt; %30 şiddetinde, 20-30 dk/gün ve 5 gün/hafta sıklıkla ve 5-12 hafta yapılması önerilmektedir.<br />
</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">IMT’ nin başka bir metodu ise hastanın bir zaman peryodu içerisinde başardığı maksimum devamlı ventilasyon olan devamlı hiperpnedir. Daha çok solunum kas enduransını geliştirmek için kullanılır. Bununla beraber, endurans eğitiminin tipi hipokapniden sakınmak için yakın monitorizasyon gereklidir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">HASTA EĞİTİMİ:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazi hastalarında semptomlar nedeniyle yaşam kalitesinde azalma ve anksiyete-depresyon görülebilmektedir. Bronşektazinin güncel tedavisi daha çok ilaçlar, havayolu temizleme teknikleri ve egzersiz parametrelerini içermektedir. Dünya Sağlık Örgütü, hasta bakımını geliştirmek için bronşektazi gibi kronik hastalıkların tedavi programlarına, hasta eğitim tekniklerinin de dahil edilmesi gereklidir. Verilen tedavilere katılım, hastalıkların önlenmesi, sağlığı destekleme yolları, psikolojik ve sosyal ihtiyaçlar ile baş edebilme ve sağlık çalışanları ile iletişim, hasta eğitiminin içeriğini oluşturur. Hastalığa özgü noktalar üzerinde durulması gereklidir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazi hastalarında, hastalığı ve havayollarında ileri bir hasarı önlemenin önemini anlamış olması gerekmektedir. Sigara içmek havayollarını daha fazla hasara uğratmakta ve mortaliteye katkıda bulunmalıdır. Bütün hastalar sigara bırakmaya teşvik edilmelidir. Aynı anda eğer alkol kullanımı varsa azaltılmalıdır. Alevlenmelere erken müdahale erken müdahale edilmesi için hastaların semptomlarında kötüleşme ve gerekli yardım isteme konusunda bilgilendirilmelidir. Enfeksiyon önlenmesi için yıllık grip aşılarının yapılması tavsiye edilmelidir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">NUTRİSYONEL (BESLENME) TEDAVİ:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazi hastalarında özellikle sık geçirilmiş olan alevlenme dönemlerine bağlı malnutrisyon görülmekte ve solunum fonksiyonları ile yakın ilişkilidir. Tüm bronşektazi hastalarında normal nutrisyonel durumlara ulaşabilme ve koruyabilme için hastalar bilgilendirilmelidir. Özellikle şiddetli hastlarda vücut kitle indeksi (VKİ), erken nutrisyonel tedavi gerekliliğinin belirlenmesinde önemli parametrelerden biridir. Oral ek gıda uygulaması VKİ &lt; 20 kg/m2  veya &gt; 20 kg/m2 olup, hızla kilo vermekte olan hastalarda düşünülür.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">KAYNAKÇA:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• PROF.DR. A.AYŞE KARADUMAN- PROF.DR. ÖZNUR TUNCA YILMAZ,(2016), FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON CİLT 3, HİPOKRAT KİTABEVİ</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• STEPHEN CHAPMAN, (2007), SOLUNUM HASTALIKLARI EL KİTABI, NOBEL TIP KİTABEVLERİ</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• PROF. DR. HÜLYA HARUTOĞLU, (2019), PULMONER REHABİLİTASYON, HİPOKRAT KİTABEVİ</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• ÖZALP ÖZGE- İNAL DENİZ -İNCE DENİZ - EBRU ÇALIK – NACİYE VARDAR, (2012), EXTRAPULMONARY FEATURES OF BRONCHİEZTASİS: MUSCLE FUNCTİON – EXERCİSE CAPASİTY- FATİGUE AND HEALTH STATUS, MULTİDİSCİP RESPİR MED.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• FLUDE, LİZZİE J., PENNY AGENT, AND DİANA BİLTON. "CHEST PHYSİOTHERAPY TECHNİQUES İN BRONCHİECTASİS." CLİNİCS İN CHEST MEDİCİNE 33.2 (2012)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• PASTEUR, MARK C., DİANA BİLTON, AND ADAM T. HİLL. "BRİTİSH THORACİC SOCİETY GUİDELİNE FOR NON-CFBRONCHİECTASİS." THORAX 65.SUPPL 1 (2010)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• CANDEMİR İ, ERGÜN P., BRONŞEKTAZİ: GÜNCEL TANI VE TEDAVİ YAKLAŞIMLARI. IST. ED. İSTANBUL: DEOMED PUBLİSHİNG, 2013.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• ARIKAN H. KİSTİK FİBROZİS VE BRONŞEKTAZİDE PULMONER REHABİLİTASYON. SAYI 8. İSTANBUL: AVES YAYINCILIK, 2009.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• MARTİNEZ-GARCİA MA, CARRO LM, CATALAN SERRA P.TREATMENT OF NON-CYSTİC FİBROSİS BRONCHİECTASİS. ARCH BRONCONEUMOL 2011</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size">BRONŞEKTAZİ VE REHABİLİTASYONU</span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazi, bronş duvarındaki elastik yapıların ve kas dokusunun tahribatı sonucu oluşan anormal ve kalıcı bronş genişlemeleridir. Klinik olarak, kronik veya sık tekrarlanan alt solunum yolu enfeksiyonları, öksürük, bol mukopürülan balgam ve kötü nefes kokusu ile karakterize bir hastalıktır. Bronşektaziye benzer bronşiyal anatomik değişiklikler trakeobronşit, pnömoni ve atelektazi ile oluşabilir. Fakat bunlar primer nedenin ortadan kalkmasından haftalar, aylar sonra normal boyutlarına dönerler. </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/1v513gl.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: 1v513gl.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">EPİDEMİYOLOJİ</span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazi oluşumunda; sık tekrarlayan ve uzun süren çocukluk çağı solunum yolu infeksiyonlarının rolü büyüktür. Fakat çocukluk çağı infeksiyonlarının erken tedavisi, düzelmesi ve aşılama nedeniyle muhtemel olarak düşmektedir. </span><br />
<br />
<span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">ETYOLOJİ</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazinin nedenleri çok çeşitlidir. Genellikle etyoloji infeksiyon hasarı ya da altta yatan immün yetmezliktir.Vakaların %50’sinde neden idiopatiktir. Mukosiliyar temizleme bozukluğu, enfeksiyon sonrası komplikasyonlar, mekanik bronş obstrüksiyonu, immün hastalıklar, romatizmal ve kronik inflamasyon, aspirasyon veya inhalasyon sekeli ve KOAH sonucunda bronşektazi gelişebilmektedir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">PATOFİZYOLOJİ:</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/mkbsc43.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: mkbsc43.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bozulan anatomi, durağan sekresyon ve devam eden inflamasyon nedeniyle sekonder infeksiyona ve daha fazla hava yolu hasarına neden olur. Büyük havayolları ve bronşiyoller, mukozal ödem, inflamasyon ve ülserasyonla tutulur. Terminal bronşiyoller sekresyonla tıkanır. Bu da volüm kaybına neden olur. Bronşiyal neovaskülarizasyon, bronşiyal arterlerin tortiosu ve hipertrofisiyle oluşarak intermittant hemoptiziye yol açabilir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazide ilk hasar verici değişim, küboidal ve skuamöz epitelden köken alan siliyar epitelin kaybıdır. Erken ve hafif hastalıkta, elastik dokunun fokal hasarı ödem ve çevre parankime inflamatuar hücre infiltrasyonu gözlenir. Bu süreç ilerlediğinde, kas tabakası hasarı ve çevre kartilajın tahribatı ortaya çıkar. Çok sayıda apse gelişebilir. Distal subsegmental bronşlarda bulunan bronşiyal ve pulmoner arterler arasındaki anastomozlar, ilerlemiş bronşektatik değişiklikleri gösterir. </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/sc5lg3g.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: sc5lg3g.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazinin sınıflandırılmasında Dr.Lynne Reid tarafından yapılan değerlendirme sonuçlarına göre bronşektazi üç gruba ayrılır:<br />
</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">1. Silindirik bronşektazi: En hafif bronşektazi formudur. Bronşların uniform, kalın-düz duvarları vardır. Bronş çapı bir miktar artmıştır. Akciğer grafisi normal olacağı gibi, nonspesifik bazı bulgular da saptanabilir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2. Varikoz bronşektazi: bronşların şekli ve boyutu düzensizdir. Değişken olarak daralmış ve genişlemiş sahalar bulunur. İpe dizilmiş boncuk taneleri gibi görünüm verir. Distal dalların 2/3’ten fazlası kapanmış ve işlevsiz olabilmektedir. AC grafisi bulguları silindirik bronşektazideki gibidir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">3. Sakküler (kistik) bronşektazi: En ağır bronşektazi formudur. Bronşların genişlemiş transvers çapı 1 cm’den daha genişit. Üzüm salkımı veya delikli bir görünüm veren sıvı dolu kesecik halindedir. Kesecikler, etkilenen bronşların hasarı veya fibröz dokuya dönüşümü ile oluşur. Bronşlar, yapısal özelliklerini tümüyle kaybederek balon gibi yuvarlak kistik yapı haline gelirler. </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/g3j4d6l.png" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: g3j4d6l.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">SEMPTOM VE BULGULAR:<br />
</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazide semptom ve klinik bulgular değişebilir. Bazı hastalar hiç semptom göstermezken veya sadece alevlenme döneminde semptom gösterirken bazılarında ise günlük olarak açığa çıkabilir. Semptomlar genel olarak altta yatan bozukluğa, hastalığın lokalizasyonu ve yaygınlığına göre değişir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">En sık görülen semptom, pürülan balgam ile birlikte kronik prodüktif öksürüktür. Bu semptomlar hastaların %90’ında bulunur. Birçok hastada uzun yıllar görülebilir. Günlük çıkarılan balgam miktarına göre; 10 ml’den az balgam çıkaranlar hafif, 10-150 ml arasında çıkaranlar orta, 150 ml’den fazla çıkaranlar şiddetli bronşektazi olarak sınıflandırılırlar. </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/nqkla90.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: nqkla90.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hastalar sıklıkla öksürükten şikayet ederler. Bu öksürük nedeniyle de asıl olarak sosyal yaşantılarından şikayet ederler. Rinosinüzit ve yorgunluk bronşektazi hastalırında görülen ortak iki semptomdur. Göğüs ağrısı ise %20-30 oranında görülür. Plöritik özellik gösterebilmektedir. Dispne ve hırıltılı solunum varlığı yaygın hastalığı düşündürür. Hemoptizi akut enfeksiyona bağlı havayolu hasarıyla görülebilir. Daha çok kadınlarda seyreden bir hastalıktır. Ayrıca bu hastalarda kilo kaybı, kilo alamama ve siyanoz gibi belirtiler de görülebilmektedir. </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/dizm6ie.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: dizm6ie.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sık görülen alevlenmeler de dominant semptomlar arasındadır. Alevlenmeler aşağıda var olan semptomların en az dördüne sahip olanlar da meydana gelmektedir:<br />
</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Balgam üretiminin artması ile birlikte kıvamın koyulaşması,</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Dispnede artış</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Öksürükte artış</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• 38’ üzerinde ateş</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hırıltılı solunumda artış</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Egzersiz toleransında azalma</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Yorgunluk, halsizlik, letarji</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Solunum fonksiyonlarında azalma</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Radyolojik değişiklikler</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Oksültasyon bulgularındaki değişiklik</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Göğüs değerlendirmesinde ise asıl olan bulgulu %60 oranında görülen ve genellikle bilateral ve bazal olan rallerdir. Ayrıca uzun süreli ve ilerlemiş olan bronşektazide çomak parmak oluşabilmektedir. Bu bulgu, bazen de arteryel hipokseminin bir göstergesidir. Hastalığın ilerlemesi ile birlikte siyanoz, kor pulmonale ve sekonder amiloidozis oluşabilir. </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/hvm45br.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: hvm45br.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TANI YÖNTEMLERİ:<br />
</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazide tanı; öykü, fizik muayene bulguları ve radyolojik görüntüleme yöntemleri ile konulur. AC grafisinde, bronşiyal dilatasyon, hacim kaybı, bronşiyal duvar kalınlığı, halka formasyonu, kompansatuar havalanma artışı ve kist formasyonu en karakteristik bulgulardır. Ayrıca bronşektazi tanısında düz AC grafisi yerine yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi (YÇBT) kullanılmaktadır. Bronşektazi tanısında YÇBT’de görülen ana kriterler; bronş iç çapının komşu pulmoner arterin çapından geniş olması, taşlı yüzük görünümü, bronş çapının distale doğru azalmaması, akciğerlerin perifer 1-2 cm’lik alanında bronş yapılarının görülmesidir. Bronşektazi genel olarak alt loblarda bulunur. Bunun sebebi de üst lobların yerçekimi etkisiyle mukosiliyar temizlik yapabilmesidir. Ayrıca en sık etkilenim gösteren loblar da sol alt lob, lingula ve sağ orta lobdur. </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/qagyj7v.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: qagyj7v.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazi havayolu obstrüksiyonu ile karakterizedir. Bronşektazide ölçülen solunum fonksiyon testlerinde sıklıkla, FEV1’in FVC’ ye oranı hava akışındaki limitasyona bağlı olarak azalır. FVC normal veya hafif azalmış, FEV1 ise azalmış olarak bulunur. FVC’ deki azalma havayolunun mukus ile tıkalı olduğunun bir göstergesi olabilir. Ayrıca FEF%25-75 ‘nda azalma ve rezidüel volümde artış ortaya çıkabilir. <br />
</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektaziye sebep olan nedenlerin araştırılması amacıyla terde klor konsantrasyonunun ölçümü, serum immünglobülin değerlerinin tayini, tüberkülin deri testi, nazal sakkarin testi, gerekirse nazal veya bronşiyal epitel biyopsi materyalinin elektronmikroskopik  olarak incelenmesi ile siliyar diskinezinin varlığının araştırılması, gastro-özafagial reflünün gösterilmesine yönelik sintigrafik incelemeler, baryumlu grafiler ve pH monitorizasyonu vb. testler yapılır. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Solunum fonkisyon testleri ve kan gazı incelemeleri hem hastalığın tanınması, hem de uygulanan tedavinin sonuçlarının ve hastalığın seyrinin incelenmesi açısından gereklidir. </span><br />
<br />
<span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TEDAVİ YAKLAŞIMLARI:</span></span></span><br />
<span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="https://i.hizliresim.com/wp63zn5.png" loading="lazy"  width="400" height="450" alt="[Resim: wp63zn5.png]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Havayolu dilatasyonu olduktan sonra kesin tedavi edici ya da meydana gelen etkiyi yok edici bir tedavi bulunmamaktadır. Ancak tedavideki amaçlar şunlardır:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Eğer mümkünse altta yatan hastalığın belirlenmesi ve tedavi edilmesi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Semptomların kontrol altına alınması</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Alevlenmelerin önlenmesi veya sıklığının azaltılması</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Solunum fonksiyonlarının korunması</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Sağlıkla ilgili yaşam kalitesinin artırılmasıdır. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">MEDİKAL TEDAVİ:<br />
</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Antibiyotikler bronşektazide enfeksiyon, inflamasyon ve havayolu hasarının oluşturduğu kısır döngüyü kırmaktadır. Alevlenmelerin tedavisi, kronik baskılayıcı tedavi ve eradikasyon tedavisi olarak kullanılır. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Artmış inflamatuar hücre aktivasyonun azaltılması ve bronşiyal hasrın sınırlandırılması için anti-inflamatuar ilaçlarla birlikte inhale ve oral kortikosteroidlerin, non-streoid anti-inflamatuar ilaçların ve makrolidlerin etkinliği ile ilgili kanıtlar yeterli değildir. Ayrıca hastalarda havayolu obstrüksiyonu olduğu için uzun ve kısa etkili beta-2-agonistler ve antikolinerjikler bronkodilatatör tedavide uygulanmıştır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">CERRAHİ TEDAVİ: </span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Lokalize hastalığı olup medikal tedaviye yanıt vermeyen ve yaşam kaliteleri ısrarlı semptomlar nedeniyle etkilenmiş olan hastalarda uygulanan yaklaşımdır. Tek taraflı segmental hastalığı olanlar en ideal adaylardır. Başarılı cerrahi müdahalede anahtar faktörler:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Etkilenmiş alanın tamamen çıkarılması</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• İnatçı organizmaların gelişmesini ve komşu segmentlere yayılımı önlemek için erken müdahale edilmesi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Operasyon öncesi antimikrobiyal tedavinin yapılması</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Operasyon sonrası antimikrobiyal tedavinin devam etmesi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Eğer gerekli ise operasyon öncesi nutrisyonel takviyenin yapılması </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Cerrahiyi etkileyebilecek potansiyel komplikasyonların farkında olma olarak listelenebilir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Cerrahi rezeksiyon işlemi minimal morbidite ve mortalite ile başarılabilmektedir. </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/gspwxrm.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: gspwxrm.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #008e02;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size">PULMONER REHABİLİTASYON</span></span></span></div>
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">DEĞERLENDİRME YÖNTEMLERİ:</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/3vkcli4.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: 3vkcli4.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hastanın medikal hikayesi başlangıç değerlendirmesinde esastır. Hikaye; hasta , hasta yakınları ve hastane kayıtlarından elde edilebilir. Medikal hikaye; kronik AC hastalığının tipi ve şiddeti, ek hastalıklar, sigara kullanımı, alevlenme ve hastaneye yatış sayısı, uygulanan medikal tedaviler ve geçirilen cerrahi tedavileri sorgular. Bunların yanında hastane kayıtlarından elde edilen solunum fonksiyon testleri, göğüs radyografisi, balgam kültürü, tam kan sayımı gibi değerlendirmeler de kaydedilmelidir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">SUBJEKTİF DEĞERLENDİRME:</span></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Semptomların değerlendirilmesi:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazide en sık görülen semptomlar balgam, prodüktif öksürük, dispne ve yorgunluktur. Daha az sıklıkta hemoptizi, hırıltılı solunum ve çomak parmak da görülmektedir. Özellikle öksürük ve balgam olmak üzere bu semptomların şiddet, miktar, süre, sıklık ve tetikleyici faktörler açısından önemli derecede değerlendirmek gereklidir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazili hastalarda dispne %60 oranında görülebilmektedir. Dispneye neden olabilecek faktörlerin değişen pulmoner mekanikler, gaz değişim anormallikleri, kas kitlesinde azalma ve eşlik eden psikolojik sorunlardır. Dispne algısının Modifiye Medical Research Council (MMRC) ile ölçüldüğü çalışmalarda bu skalanın günlük yaşam aktiviteleri sırasındaki dispne düzeyinin ayrımının yapıldığı ölçülmüştür. Bunun dışında, egzersiz sırasında Modifiye Borg ve Vizüel Analog Skalası (VAS) ile de değerlendirilmektedir. Yorgunluk Etki Ölçeği ve Yorgunluk Şiddeti Ölçeği ile de bronşektazili hastalarda yorgunluk algısını da ölçebiliriz.</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/drey3zq.png" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: drey3zq.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kronik öksürük veya postürel bozukluklar sebebiyle oluşan muskuloskeletal kaynaklı ağrılar ya da göğüs ağrısı, değerlendirilmesi gereken semptomlar arasındadır. VAS ölçeği kullanılarak değerlendirme yapılır. Kronik öksürük sebebiyle görünen üriner inkontinans da bronşektazili hastalarda değerlendirilmesi gereken diğer semptomlardandır.  </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/oumbkaa.png" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: oumbkaa.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yaşam kalitesinin değerlendirilmesi:<br />
</span>Kişinin var olan sağlık durumunun günlük yaşam aktivitelerini gerçekleştirebilmesine ve yaşam zevk alabilmesini değerlendiririz. Yaşam kalitesini ölçen araçlar, hastalığa özel olanlardan genel ölçüm araçlarına kadar kapsamlı olabilir. Hastalığa özel olanlar, dispne, hırıltılı solunum ve öksürük gibi belirli pulmoner semptomları ve bu semptomların günlük yaşama etkisini değerlendiririz. Genel ölçüm araçları ise, emosyonel fonksiyon, sosyal rol fonksiyonu, GYA ve ilgilendiği aktivitelerin var olan etkilerini değerlendirir. Yapılan çalışmalarda hastaların yaşam kalitesinin etkilendiği gösterilmiştir. Hastalarda yaşam kalitesi Leicester Öksürük Sorgulaması ve St. George Yaşam kalitesi anketi gibi hastalığa özel olanlar veya Short Form-36 (SF-36) gibi genel yaşam kalitesi anketleriyle ölçülebilir. </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/jz9inyv.png" loading="lazy"  alt="[Resim: jz9inyv.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Psikososyal değerlendirme:<br />
</span>Hastalığa uyum yeteneği, öz yeterlilik, emosyonel stres, kişiler arası ilişki, başa çıkma, uyum ve nöropsikolojik bozuklukların değerlendirilmesini içerir. Bronşektazili hastalarda depresyon ve anksiyetenin ölçülmesinde Hastane Anksiyete ve Depresyon Skalası, Durumluk ve Sürekli Kaygı Envanteri, Beck Depresyon Envanteri kullanılır. Kişisel yeterlilik ve hastalık algısı için de Chronic Disease Selfy-efficacy Scale, Revised Illnes Perception Questionnare gibi testler kullanılır. </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/5v9aseh.png" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: 5v9aseh.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">OBJEKTİF DEĞERLENDİRME:</span></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İlk gözlem olarak torakoabdominal hareket, solunum paterni, yardımcı solunum kası aktivitesi, siyanoz ve clubbing gibi bulguların incelenmesi gerekir. Ayrıca hastalarda omuz, torakal kafes ve omurgada postüral anormallikler görülebilmektedir. İnaktivite ve postüral anormalliklerden kaynaklanan esneklik kaybı da olabilir. Bu açıdan bakıldığında bronşektazi gibi kronik AC hastalığı olanlarda görülebilecek kas iskelet sistemi bozukluklarının belilenmesi açısından postür analizi, kısalık ve esneklik testi değerlendirmelerine de yer verilmelidir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Normal göğüs duvarı hareketliliği, etkin ciğer ekspansiyonu ve ventilasyon için çok önemlidir. Özellikle göğüs duvarı hareketliliğinin değerlendirilmesi için göğüs çevre ölçümü yapılmalıdır. Bronşektazili hastalarda göğüs çevre ölçümü fizyoterapinin etkinliği ve hastanın etkisi için kullanılır. Hastaların istirahat ve egzersiz sırasında kalp hızı, kan basıncı, solunum frekansı ve oksijen satürasyonu gibi vital bulgular kayıt altına alınmalıdır.</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/qrixdsq.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: qrixdsq.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kronik havayolu hastalıklarında oksültasyon hem uzun süreli hem de kısa süreli takiplerde önemlidir. Bronşektazi hastalarında oksültasyon sırasındaki asıl bulgu genel olarak bilateral ve bazal rallerdir. Hırıltılı solunum yaklaşık %20 oranında görülür. Ayrıca sekresyon problemi olan bronşektazi gibi hastalıklarda havayolu temizleme teknikleri yapıldıktan hemen sonra tedavi etkinliğinin anlaşılabilmesi için özellikle değerlendirilmelidir. Bronşektazili hastalarda kortikosteroid kullanımı, kronik inflamasyon ve malnutrisyon gibi faktörler bronşektazili hastalarda vücut kompozisyonunu etkilemektedir. Bundan dolayı vücut kitle indeksi (VKI) ve yağ doku ölçümleri de değerlendirmeye dahil edilmelidir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İSKELET KAS FONKSİYONUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br />
</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazi gibi kronik AC hastalıklarında iskelet kas disfonksiyonu yaygın bir şekilde görülür. Bu duruma neden olan faktörler iskemi, sistemik inflamasyon, tekrarlayan alevlenmeler ve hipoksidir. İskelet kası fonksiyonun değerlendirilmesinde periferal kas kuvvetinin ve enduransında beraber değerlendirilmesi hasta hakkında daha kapsamlı bilgi sağlar. Bronşektazili hastalarda periferal kas fonksiyonlarının sağlıklı gruplarla karşılaştırılmasında periferal kas enduransının bronşektazili olgularda anlamlı olarak azaldığı bulunurken, periferal kas kuvvetinin de azalma eğiliminde olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak periferal kas kuvveti ve endurans eğitimi de belirlenen programa dahil edilmelidir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazide solunum kasları artmış obstrüktif ve elastik yüklere karşı çalıştığı için solunum kas fonksiyonları bu durumdan etkilenmektedir. Ortalama maksimum inspiratuar basınç (MIP) ve ortalama maksimum ekspiratuar basınç (MEP) değerleri solunum kas zayıflığı olabileceğini gösterir. Solunum kas enduransı solunumun devamı açısından değerlendirilmesi gereken bir parametredir. Ayrıca dispne, yorgunluk ve egzersiz intoleransına katkıda bulunur.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EGZERSİZ KAPASİTESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazi hastalarında egzersiz intoleransı sık karşılaşılan bir durumdur. Egzersiz intoleransının nedenleri ise multifaktöriyel olup, ventilatuar bozukluk, gaz değişim anormallikleri, kardiyovasküler sorunlar, iskelet kası fonksiyon bozukluğu ve psikolojik faktörlerdir. Bronşektazi hastalarında egzersiz kapasitesinin hastalıktan da etkilendiği gösterilmiştir. Bronşektazide egzersiz kapasitesinin değerlendirilmesi ve egzersiz programının oluşturulması için kardiyopulmoner testler altın standart olmasına rağmen yüksek maliyet ve kompleks olmasından dolayı saha testleri daha çok tercih edilir. Altı Dakika Yürüme Testi      ( 6DYT), Artan Hızda Mekik Yürüme Testi ( AHMYT) bronşektazili hastaların egzersiz kapatesinin değerlendirilmesinde kullanılan saha testleridir.</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/h6hn34o.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: h6hn34o.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Egzersiz testleri sırasında aktiviteye olan cevabın izlenmesi gerekir. Vital bulguların istiharat sırasında, test sırasında tekrarlı olacak şekilde ve test sonrasında da ölçülmesi gerekir. Kalp hızı, kan basıncı, solunum frekansı, dispne algısı ve efor algısı, oksijen satürasyonu kaydedilen vital ölçümlerden bazılarıdır. <br />
</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #17b529;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">PULMONER REHABİLİTASYONDA FİZYOTERAPİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazili hastalarda pulmoner rehabilitasyon programı içeriği KOAH ve kistik fibrozisli hastalar için uygulanan programla benzerlik göstermektedir. Egzersiz programı, endurans eğitimi, kum torbaları, elastik bantlar veya cihazlar kullanılarak yapılan kuvvet ve esneklik egzersizlerini, dengeyi geliştirecek fonksiyonel egzersizleri ve enerji koruma tekniklerini içerir. Ayrıca pulmoner rehabilitasyonun tedavinin temel yapı taşlarından olan havayolu temizleme tekniklerini de içermelidir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">HAVAYOLU TEMİZLEME TEKNİKLERİ:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazi hastalarında balgam üetim ve vizkozitesindeki artış ile birlikte mukosiliyer sistemdeki bozukluklar balgam miktarına, öksürüğe ve tekrarlayan enfeksiyonlara neden olmaktadır. Hastalarda göğüs fizyoterapisi teknikleri hastalığın şiddetinin azaltılarak, ilerleyişinin durdurulması veya yavaşlatılmasında temel tedavi yaklaşımı olarak bilinmektedir. Havayolu temizleme tekniklerinin temel araçları mukosiliyer temizlemeyi ve ventilasyonu artırarak nefes darlığını kontrol altına almak ve öksürüğün sıklığını azaltmaktır. Ayrıca egzersiz kapasitesine ve hastanın yaşam kalitesine katkıda bulunmakta amaçlar arasında yer almaktadır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazide havayolu temizleme teknikleri 4 ana başlık altında toplanmıştır. Bunlar:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Cihazdan bağımsız teknikler</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Cihaza bağımlı teknikler</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Yardımcı teknikler</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Tamamlayıcı tekniklerdir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">CİHAZDAN BAĞIMSIZ TEKNİKLER</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">AKTİF SOLUNUM TEKNİKLERİ DÖNGÜSÜ (ASTD)</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Aktif solunum teknikleri döngüsü temel olarak üç farklı tekniğin tekrarlı bir sırayla uygulanması şeklinde yapılır. Bu döngünün tekrar sayıları ve uzunlukları kişiye göre ayarlanabilir.</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/j8cbxln.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: j8cbxln.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tekniklerden ilki olan solunum kontrolü (SK), havayolundaki obstrüksiyon artışını ve yorgunluğu önlemeyi amaçlar. Özellikle döngünün dinamik kısımlarından sonra önemli olmaktadır. Solunum kontrolü hastanın kendi solunum hızında ve alt göğsü kullanarak yaptığı gevşek tidal solunum tekniğidir. Yani hasta kendi kendine biz bir şey yapmadan solunum yapar.<br />
</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tekniklerin ikincisi olan torakal ekspansiyon egzersizleri (TEE), mümkünse burundan derin ve yavaş nefes alma ve bunu takiben glottis açıkken 3-4 saniye bekleme sonrasında rahat bir ekspirasyon ile bitirme şeklindedir. Bu teknik sekresyonların mobilizasyonları için 3-4 defa uygulanabilir. Fizyolojik olarak kollateral ventilasyon ile sekresyonların mobilizasyonunu artırmak için yaptırırız. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Bu teknikte toraks segment segment genişler. Tekniğin yapılışını hastaya anlattıktan sonra elimin altına doğru burundan çiçek koklar gibi derin nefes alıyoruz. 3-4 saniye bekliyoruz. Mum söndürür gibi aldığımız nefesi üflüyoruz. (büzük dudak solunumu)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Bu tekniği yaparken hangi segmente odaklanıyorsak elimizi o segmente yerleştirip hastaya öyle yaptırmalıyız.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Subcostallere başparmağımızı koyunca: Bilateral bazal solunum</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Göğüs üzeri elini koyunca: İntercostal solunum</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Sternal çentik üzerine başparmaklarını koyunca : Anterior apikal</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• C7’ ye başparmaklarını koyunca: Posterior apikal</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Elini sol tarafa koyunca: Sol unilateral bazal solunum</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/ayo1rum.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: ayo1rum.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tekniklerin üçüncüsü ve sonu olan zorlu ekspirasyon tekniği (ZET), ASTD’ nün temel komponenti olup bir veya iki zorlu ekspirasyon (huffing) ve solunum kontrolünün birleşiminden oluşur. Huffing açık glottis’e karşı yapılan zorlu ekspirasyondur. ZET’ in fizyolojik mekanizması dinamik kompresyon ve eşit basınç noktasına dayanmaktadır. Yüksek AC hacimlerinde yapılan ZET santral havayollarında sekresyonları temizlemeyi, küçük AC hacimlerinden itibaren de yapılan ZET periferal havayollarında ki sekresyonları mobilize etmeyi hedefler.<br />
</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• 2 huffing bir relaksasyonu içeren bu teknikte; hastanın elinde buharlı ayna varmış gibi üfleterek sonundada derin diyafragmatik solunumla öksürterek tamamlarız.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Solunum kontrolü ile başlayıp biten bu teknikte bronşektazili hastalarda balgam atılımının artırdığı gösterilmiştir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">OTOJENİK DRENAJ</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Otojenik drenaj (OD), sekresyonları temizlemek için değişen AC hacimlerinde yüksek ekspiratuar akış ile yapılan 3 farklı solunum tekniğinden oluşur. Teknik düşük AC hacimleri ile başlayarak, orta ve yüksek seviyeye doğru ilerleyerek devam etmektedir. Hasta her seviyede balgam bir sonraki kısma çıkana kadar çoklu nefesler almaktadır. Sekresyonların yukarı segmentlere doğru çıkışı hasta tarafından hissedilip duyulabilmektedir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Koparma, toplama ve dışa atma fazlarından oluşur. Her faz 1-3 dakika arasında değişkenlik gösterir. Hastanın bir eli diyafragmada diğer el göğüste olacak şekilde hasta dik oturuş pozisyonunda pozisyonlanır. 1.fazda düşük AC hacimleri ile başlanarak hasta büzük dudak solunumu yapar. 2.fazda orta AC hacimleri ile ve 3.fazda yüksek AC hacimleri ile devam edilir. En son ZET, Huffing yapılarak teknik bitirilir. Sekresyonların geri kaçmaması için yavaş yapılmalıdır. Özellikle hasta 3 faz arasında öksürmemelidir. Eğer öksürürse en başta başlamalıyız.  </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazili astalarda OD üzerine yapılan çalışmalarda havayolu temizleme tekniklerinin etkisinin az olduğu durumlarda alternatif yöntem olarak uygulanması tavsiye edilmektedir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">YARDIMCI TEKNİKLER:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">POSTÜRAL DRENAJ</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Mukusun hava akışını artırarak sekresyonların santral havayollarına taşınmasını ve atılımını amaçlar. AC lobları için özelleşmiş yerçekimi yardımlı birçok pozisyondan oluşmaktadır. Alt ve orta AC lobları için genel olarak değişik derecelerde baş aşağı pozisyonlar kullanılır. Pasif bir uygulama olduğu için tek başına kullanmak yerine manuel tekniklerin de eklenebileceği şekilde ASDT ve aralıklı pozitif basınç solunumu (IPPB) gibi tekniklerle kullanılır. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazi hastalarında ASTD ve postüral drenajın birlikte kullanımı flutter gibi cihazlara göre daha etkili olduğu bildirilir. Hastalar tarafından ise daha rahatsız edici bulunarak günlük yaşamda uygulanmasının zor olduğu çalışmalar da bulunur. </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/QygR7j.png" loading="lazy"  alt="[Resim: QygR7j.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">MODİFİYE POSTÜRAL DRENAJ <br />
</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Postüral drenajla benzerlik gösterip postüral drenajın baş aşağı pozisyonlarının kullanılmadığı tekniktir. Gastoözefageal reflü, HT, şiddetli nefes darlığı, şiddetli hemoptizi, desatürasyon, kalp yetmezliği ve mekanik ventilasyon, postüral drenaj pozisyonlarının kontraendike olduğu başlıca durumlardır. Bronşektazi hastalarında modifiye pozisyonların daha iyi tolere edilebildiği ve postüral drenajla etkinlik oranında aralarında bir fark olmadığı belirtilmiştir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">MANUEL TEKNİKLER</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Manuel teknikler daha çok ASDT sırasında uygulanan perküsyon/clapping, vibrasyon ve shaking gibi tekniklerden oluşmaktadır. Perküsyon, elin kap şeklinde göğüs duvarına uygulanan ritmik vuruşlardır. Göğüs duvarından bu vuruş ile tok sesler elde edilir. TEE sırasında derin inspirasyon ve ekspirasyon boyunca uygulanır. Vibrasyon, göğüs duvarına uygulanan ince ossilasyon hareketleridir. Hafif bir titreşim verilir gibi uygulanır. Shaking ise göğüs duvarına uygulanan kaba ossilasyon hareketleridir. Çalkalar gibi uygulama yapılır. Shaking geniş ve yavaş tekniği ifade ederken, vibrasyon küçük ve hızlı tekniği ifade eder. Her iki teknik de TEE’ nin ekspirasyon fazında uygulanır. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/dvvf5sm.jpeg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: dvvf5sm.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">CİHAZA BAĞIMLI TEKNİKLER:<br />
</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">POZİTİF EKSPİRATUAR BASINÇ (PEP)</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">PEP aleti ekspirasyon boyunca direnç uygulayarak sekresyon atılımını artırmaktadır. Ağızlık veya maske yoluylla uygulanır. Alveoller arası stabilizasyonu, kolleteral ventilasyonu artırmayı, kapalı olan havayollarının katılımını sağlamayı hedefler. PEP aletinin 10-20 cm H2O basınçları arasında, 5-20 tane aktif ekspirasyon boyunca, hastaya uygun şekilde uygulanmaktadır. Klinikte ZET ile birlikte kullanmak gereklidir. Aynı anda ASDT ile kombine edilebilir. Ancak bronşektazi hastalarında kullanımı ile ilgili yeterli kanıt yoktur. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">OSSİLASYONLU POZİTİF EKSPİRATUAR BASINÇ ( OPEP):</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Flutter ve Acepella gibi intratorasik aletler direk ağza yerleştirilerek ekspiratuar basınç uygular. Yüksek frekanslı göğüs duvarı osilasyon aleti şişebilen bir yelek ile eksternal olarak göğüs duvarından uygulama yapar. Osilasyonlar havayollarında makaslama etkisi ile balgam viskoelastisitesini azaltmayı amaçlar. Bronşektazi hastalarında yüksek frekanslı göğüs duvarı osilasyon ile ilgili öalışmların az olması sebebiyle etkisi bilinmemektedir. Ancak bu teknik küçük havayolu kollapsına neden olabileceğinden küçük havayolu hastalığı olanlarda dikkatli kullanılmalıdır.</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/fqiuk5m.png" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: fqiuk5m.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">NONİNVAZİV VENTİLASYON (NIV) VE ARALIKLI POZİTİF BASINÇLI SOLUNUM (IPPB)<br />
</span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Noninvaziv ventilasyon yorgunluğu ve nefes darlığını azalttığı için kistik fibrozisli hastalarda havayolu temizleme açısından önerilir. IPPB genel olarak ASDT ve postüral drenaj gibi tekniklere ek olarak kullanılır. IPPB solunum işini azaltmak, tidal solunumu artırmak ve sekresyonları mobilize etmek için kullanılır. Bronşektazide NIV ve IPPB şiddetli hastalık dönemlerinde veya alevlenmelerde havayolu temizleme tekniklerinin zor bulunduğu hasta grubunda tavsiye edilir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/37feeob.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: 37feeob.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">TAMAMLAYICI TEKNİKLER:</span></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Nemlendirme siliyer fonksiyonu iyileştirmesi ve öksürüğün mekanik etkinliğini artırdığı düşüncesiyle göğüs fizyoterapisi teknikleri ile kullanılır. Bronşektazi hastalarında balgam vizkositesini azaltarak, ekspertorasyonu geliştirdiği gösterilmiştir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">EGZERSİZ EĞİTİMİ:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Egzersiz eğitim, pulmoner rehabilitasyonun etkisi kanıtlanmış olan bir komponentidir ve aynı zamanda kas fonksiyonunun iyileştirilmesi anlamına gelmektedir. Egzersiz eğitimi öncesinde egzersizi kısıtlayan sorunlar egzersiz testleri ile belirlenerek bunun sonunca hastaya özgü egzersiz programı düzenlenmelidir. Egzersiz eğitimi aerobik eğitim, dirençli eğitim veya bunların birkaçının birleşimi ile oluşur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazi hastalarında egzersiz eğitiminin egzersiz kapasitesini ve yaşam kalitesini artırdığı bilinmektedir. Egzersiz eğitiminin inspiratuar kas eğitimi ile birlikte yapıldığında egzersiz eğitiminin etkisinin sürdürülebilirliğini artırabileceği söylenilmektedir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">AEROBİK EĞİTİM</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kronik AC hastalarında uygulanan aerobik egzersiz eğitimi ile dispne algısının azalması, maksimal ve submaksimal egzersiz kapasitesi ve nöromusküler koordinasyonunda artma ve yaşam kalitesinde iyileşme olduğu gösterilmiştir. Orta ve yüksek şiddette yapılan aerobik eğitim, oksijen taşıma kapatesini artırarak verilen iş yükünde kalp hızında azalma sağlar. Periferal kasların hücresel düzeyde düiffüzyon kapasitesi gelişmektedir. Aerobik eğitim, Tip II lif oranını azaltırken, Tip IIa lif oranını artırır. Tip I liflerinin hacmi, mitokondri sayısı ve mitokondriyal enzim içeriği artış gösterir. Kas kapiilarizasyonu ve myoglobin içeriği artar.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Aerobik eğitim, devamlı ve aralıklı olarak iki şekilde uygulanır. Aralıklı eğitim, şiddetli dispneden dolayı devamlı eğitimi sürdüremeyen hastalara uygulanır. En yaygın kullanım gösteren aralıklı eğitim protokolü iki düzeylidir. Orta - yüksek şiddet egzersizler ile düşük şiddetteki egzersizler sürekli yer değiştirir.    </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">KUVVET EĞİTİMİ</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kronik AC hastalarında iskelet kası disfonksiyonları yaygın olarak görülür. Bu hastalarda, periferik kas kuvvetinin geliştirilmesi, egzersiz kapasitesinin ve yaşam kalitesinin artırılması amaçlanır. Kuvvet eğitimi sırasında aerobik eğitime göre daha az dispne hissedilerek daha iyi tolere edilebilmektedir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kas kuvvetinin artırılması için çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. El- ayak bileği ağırlıkları, serbest ağırlıklar, makineler, elastik bantlar, vücut ağırlığı ve proprioseptif nöromüsküler stimülasyon uygulamaları kuvvet eğitimi modalitelerindendir. Program düzenlenirken kullanılan direncin tipi, setler ve egzersizler arasında dinlenme süreleri, egzersiz seçimi ve güvenlik önlemleri göz önüne alınmalıdır. Periyodik kan basıncı ölçümleri, oksijen satürasyonu ve dispne ölçümleri yapılmalıdır. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">SOLUNUM KAS EĞİTİMİ:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kronik AC hastalıklarında solunum kas kuvvetinin ve enduransın azalabildiği, bunun da dispne ve gezersiz toleransında azalmaya katkıda bulunduğu gösterilmiştir. Solunum kas eğitimi, solunum kas fonksiyonlarında gelişme, dispne algısında azalma, egzersiz kapasitesi ve yaşam kalitesinde artma sağlanmaktadır. Yapılan çalışmada bronşektazi hastalarında inspiratuar kas eğitiminin, inspiratuar ve ekspiratuar kas kuvvetini geliştirdiğini göstermiştir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Genel olarak, inspiratuar kas eğitiminin (IMT) iki tipi vardır. Bunlar inspiratuar rezistans solunumu ve normokapnik hiperpnedir. Bunların arasında inspiratuar rezistans kullanımı yaygın olan bir IMT yaklaşımıdır. Hem akış-dirençli yükleme, hem de eşik (threshold) yükleme, solunuma inspiratuar rezistans sağlamaktadır. Akış-dirençli yükleme eğitimi, hastanın nefes aldığı açıklığın boyutunu azaltma yoluyla sağlanmaktadır. </span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/hb2qmkh.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: hb2qmkh.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Son zamanlarda en çok kullanılan IMT metodu eşik yüklemedir. Bu teknik, tipik olarak yay-yüklemeli bir kapakçık içermekte ve böylelikle rezistans ve başlangıç hava akışını yenmek için hedef bir inspiratuar efor seviyesi gereklidir. Eşik yüklemenin bir avantajı, inspiratuar yüklemenin istenilen maksimal inspiratuar basıncın ( MIP) yüzdesinde yapılmasıdır. MIP &gt; %30 şiddetinde, 20-30 dk/gün ve 5 gün/hafta sıklıkla ve 5-12 hafta yapılması önerilmektedir.<br />
</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">IMT’ nin başka bir metodu ise hastanın bir zaman peryodu içerisinde başardığı maksimum devamlı ventilasyon olan devamlı hiperpnedir. Daha çok solunum kas enduransını geliştirmek için kullanılır. Bununla beraber, endurans eğitiminin tipi hipokapniden sakınmak için yakın monitorizasyon gereklidir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">HASTA EĞİTİMİ:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazi hastalarında semptomlar nedeniyle yaşam kalitesinde azalma ve anksiyete-depresyon görülebilmektedir. Bronşektazinin güncel tedavisi daha çok ilaçlar, havayolu temizleme teknikleri ve egzersiz parametrelerini içermektedir. Dünya Sağlık Örgütü, hasta bakımını geliştirmek için bronşektazi gibi kronik hastalıkların tedavi programlarına, hasta eğitim tekniklerinin de dahil edilmesi gereklidir. Verilen tedavilere katılım, hastalıkların önlenmesi, sağlığı destekleme yolları, psikolojik ve sosyal ihtiyaçlar ile baş edebilme ve sağlık çalışanları ile iletişim, hasta eğitiminin içeriğini oluşturur. Hastalığa özgü noktalar üzerinde durulması gereklidir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazi hastalarında, hastalığı ve havayollarında ileri bir hasarı önlemenin önemini anlamış olması gerekmektedir. Sigara içmek havayollarını daha fazla hasara uğratmakta ve mortaliteye katkıda bulunmalıdır. Bütün hastalar sigara bırakmaya teşvik edilmelidir. Aynı anda eğer alkol kullanımı varsa azaltılmalıdır. Alevlenmelere erken müdahale erken müdahale edilmesi için hastaların semptomlarında kötüleşme ve gerekli yardım isteme konusunda bilgilendirilmelidir. Enfeksiyon önlenmesi için yıllık grip aşılarının yapılması tavsiye edilmelidir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">NUTRİSYONEL (BESLENME) TEDAVİ:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bronşektazi hastalarında özellikle sık geçirilmiş olan alevlenme dönemlerine bağlı malnutrisyon görülmekte ve solunum fonksiyonları ile yakın ilişkilidir. Tüm bronşektazi hastalarında normal nutrisyonel durumlara ulaşabilme ve koruyabilme için hastalar bilgilendirilmelidir. Özellikle şiddetli hastlarda vücut kitle indeksi (VKİ), erken nutrisyonel tedavi gerekliliğinin belirlenmesinde önemli parametrelerden biridir. Oral ek gıda uygulaması VKİ &lt; 20 kg/m2  veya &gt; 20 kg/m2 olup, hızla kilo vermekte olan hastalarda düşünülür.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">KAYNAKÇA:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• PROF.DR. A.AYŞE KARADUMAN- PROF.DR. ÖZNUR TUNCA YILMAZ,(2016), FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON CİLT 3, HİPOKRAT KİTABEVİ</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• STEPHEN CHAPMAN, (2007), SOLUNUM HASTALIKLARI EL KİTABI, NOBEL TIP KİTABEVLERİ</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• PROF. DR. HÜLYA HARUTOĞLU, (2019), PULMONER REHABİLİTASYON, HİPOKRAT KİTABEVİ</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• ÖZALP ÖZGE- İNAL DENİZ -İNCE DENİZ - EBRU ÇALIK – NACİYE VARDAR, (2012), EXTRAPULMONARY FEATURES OF BRONCHİEZTASİS: MUSCLE FUNCTİON – EXERCİSE CAPASİTY- FATİGUE AND HEALTH STATUS, MULTİDİSCİP RESPİR MED.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• FLUDE, LİZZİE J., PENNY AGENT, AND DİANA BİLTON. "CHEST PHYSİOTHERAPY TECHNİQUES İN BRONCHİECTASİS." CLİNİCS İN CHEST MEDİCİNE 33.2 (2012)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• PASTEUR, MARK C., DİANA BİLTON, AND ADAM T. HİLL. "BRİTİSH THORACİC SOCİETY GUİDELİNE FOR NON-CFBRONCHİECTASİS." THORAX 65.SUPPL 1 (2010)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• CANDEMİR İ, ERGÜN P., BRONŞEKTAZİ: GÜNCEL TANI VE TEDAVİ YAKLAŞIMLARI. IST. ED. İSTANBUL: DEOMED PUBLİSHİNG, 2013.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• ARIKAN H. KİSTİK FİBROZİS VE BRONŞEKTAZİDE PULMONER REHABİLİTASYON. SAYI 8. İSTANBUL: AVES YAYINCILIK, 2009.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• MARTİNEZ-GARCİA MA, CARRO LM, CATALAN SERRA P.TREATMENT OF NON-CYSTİC FİBROSİS BRONCHİECTASİS. ARCH BRONCONEUMOL 2011</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[PULMONER HİPERTANSİYONDA FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON]]></title>
			<link>https://www.fizyoplatforum.com/konu-pulmoner-hipertansiyonda-fizyoterapi-ve-rehabilitasyon.html</link>
			<pubDate>Tue, 29 Mar 2022 10:07:04 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fizyoplatforum.com/member.php?action=profile&uid=238">Fzt.Özgür</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fizyoplatforum.com/konu-pulmoner-hipertansiyonda-fizyoterapi-ve-rehabilitasyon.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><div style="text-align: left;" class="mycode_align"><div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PULMONER HİPERTANSİYON</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color">Pulmoner hipertansiyon nadir görülen bir hastalıktır. İdiyopatik PHT Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’nde yaklaşık ½-1 milyon/yılda görülmektedir. Her yaştan ve her ırktan kişiyi etkiler fakat ortalama başlangıç yaşı 37’dir, tedavi edilmezse hastalarda sağ kalp yetersizliğine ve ölüme neden olabilmektedir. Ortalama yaşam süresi 2.8 yıldır. Kadınları erkeklerden 2-3 kat daha fazla etkilemektedir. Bazı etyolojik faktörler olmasına rağmen, çoğunlukla PHT’nin belirli bir nedeni yoktur (McLaughlin,2011). İlk olarak 1951 yılında primer PHT, Dresdale ve arkadaşları tarafından 39 hastada açıklanamayan PHT olarak rapor edilmiştir.</span><br />
<br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color">Pulmoner hipertansiyon (PH), arteriyel lümenin daralması ile sonuçlanan pulmoner vaskülatürede kapsamlı yeniden şekillenme ile karakterize ilerleyici bir vaskülopatidir (Casserly 2009). Pulmoner vasküler dirençte, sağ ventrikülün yeniden şekillenmesine ve nihai olarak başarısızlığa neden olan belirgin bir artış vardır ve bu durum çoğu vakada hastanın ölümüyle sonuçlanır (Tuder 2013). PH'nin doğrulayıcı tanısı, hastanın dinlenme ortalama pulmoner arter basıncının 25 mmHg'nin üzerinde olduğu sağ kalp kateterizasyonu ile konur (Hoeper 2013). PH, hem bilinen hem de bilinmeyen nedenlere bağlı çok çeşitli hastalık durumları (40'ın üzerinde) ile ilişkili olarak ortaya çıkabilir. Uluslararası kılavuzlar PH'yi aşağıdaki beş klinik gruba ayırmıştır (Simonneau 2013).</span><br />
</span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PULMONER HİPERTANSİYONUN PATOFİZYOLOJİSİ</span></span></span></div>
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-size: small;" class="mycode_size">P</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">H küçük pulmoner arterleri etkileyen bir hastalıktır. Vasküler dirençte ilerleyici artışa yol açan vasküler tıkanma ile karakterizedir. Bu durum sağ ventrikül art yükünü artırarak sağ ventrikül yetmezliği ile sonuçlanır.<span style="color: #00369b;" class="mycode_color"> PAH patofizyolojisinde rol alan üç temel faktör;</span> vazokonstriksiyon, trombozis ve vasküler yeniden şekillenmedir.</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #b20080;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vazokonstriksiyon</span></span></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color">Vazokonstriksiyon hastalığın erken ve geri dönüşlü evresini yansıtmaktadır. Vazokonstriksiyon temel olarak vazoaktif faktörlerin dengesizliğinden kaynaklanır. Prostasiklinler, endotelin-1 ve nitrik monoksit vazokonstriksiyona yol açan üç ana mediatördür. PAH’lı bireylerde akciğer dokusundaki prostasiklin ve nitrik monoksit sentezi azalmıştır (Lai Y-C,2014). PAH’ta endotelin-1 düzeyi artmıştır ve bu artışın pulmoner basınç artışı ile ilişkili olduğu belirtilmiştir (Jankowich MD,2016).</span><br />
</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #b20080;" class="mycode_color"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Trombozis</span></span></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color">PAH gelişiminde trombozis ve trombosit disfonksiyonu önemlidir. Endotel hücrelerinde ya da trombositlerde meydana gelen anormallikler tromboza neden olabilir. PAH’lı bazı bireylerde D-dimer ve fibrinopeptid A ve B' nin yüksek plazma konsantrasyonları anormal intravasküler pıhtılaşmanın kanıtıdır.</span><br />
</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #b20080;" class="mycode_color">Vasküler Yeniden Şekillenme</span></span></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color">Vasküler yeniden şekillenme hastalığın kronikleşmesi ve ilerlemesinde temel faktör olarak belirtilmiştir. Vasküler düz kas hücrelerinin aşırı proliferasyonu, neointimal bir tabaka oluşumunun sonucu olarak ortaya çıkan pulmoner arteriyel damar duvar kalınlığının artması ve vasküler lümenin tıkanması ile karakterizedir. Düz kas hücrelerinin artışı, intima tabakasının kalınlaşması, endotel proliferasyon, inflamasyonlu arter duvarı fibrinoid nekrozuyla media tabakasında hipertrofi meydana gelir. Bu değişimler en fazla PAH grubunda görülmektedir. Vasküler yeniden şekillenmede ise ana rol, BMPR2’ye bağlanmıştır. BMPR2, endotel ve vasküler düz kas hücrelerinin yüzeyinde bulunur. BMPR2'deki mutasyonlar, hücre sağkalımı ve proliferasyonunun artmasına neden olur ve kalıtsal PAH’ın ortaya çıkış faktörlerinden biri olarak tanımlanmıştır.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">
<img src="https://i.hizliresim.com/t6o6783.png" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: t6o6783.png]" class="mycode_img img-responsive" />  <br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PULMONER HİPERTANSİYON SINIFLAMASI:</span></span><br />
</span><br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color">Uluslararası kılavuzlar PH'yi aşağıdaki beş klinik gruba ayırmıştır (Simonneau 2013 )</span></span></div>
<br />
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color">Grup 1:</span> Pulmoner arteriyel hipertansiyon (PAH)</span></span></div>
<br />
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color">Grup 2:</span> Sol kalp hastalığına bağlı PH</span></span></div>
<br />
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color">Grup 3:</span> Akciğer hastalıkları veya hipoksiye veya her ikisine bağlı PH</span></span></div>
<br />
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color">Grup 4</span>: kronik tromboembolik PH (KTEPH)</span></span></div>
<br />
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color">Grup 5:</span> Belirsiz çok faktörlü mekanizmalara sahip PH.</span></span></div>
<div style="text-align: left;" class="mycode_align">            </div>
<div style="text-align: left;" class="mycode_align">           </div>
<img src="https://i.hizliresim.com/kr3uf5t.PNG" loading="lazy"  width="800" height="400" alt="[Resim: kr3uf5t.PNG]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align">    </div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color">PH semptomları spesifik değildir ve esas olarak ilerleyici sağ ventrikül (RV) disfonksiyonu ile ilişkilidir. İlk semptomlar tipik olarak eforla indüklenir. Bunlar nefes darlığı, yorgunluk, halsizlik, anjina ve senkopu içerir. Daha az sıklıkla hastalar kuru öksürük ve egzersize bağlı bulantı ve kusmayı da tanımlayabilir. Dinlenme halindeki semptomlar sadece ileri vakalarda ortaya çıkar. İlerleyen RV yetmezliği ile abdominal distansiyon ve ayak bileği ödemi gelişecektir. PH'nin sunumu, diğer eşzamanlı hastalıkların yanı sıra PH'ye neden olan veya PH ile ilişkili hastalıklar tarafından değiştirilebilir. (Galie 2015)</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-small;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/92etnpr.jpg" loading="lazy"  width="500" height="400" alt="[Resim: 92etnpr.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
</span></span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PULMONER HİPERTANSİYON TANI YÖNTEMLERİ:</span></span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color">PH tanısı, semptomlar, fiziksel muayene ve kapsamlı bir araştırma sonrası hemodinamik değerlerin belirlenmesi, etiyoloji ve fonksiyonel durumun tanımlanmasıyla konur. Yapılan araştırmalarda kardiyoloji, göğüs hastalıkları ve radyoloji uzmanları multidisipliner bir ekip olarak çalışır.</span><br />
<br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #b20080;" class="mycode_color">Elektrokardiyogram:</span> Elektrokardiyogram (EKG) PH için destekleyici bir testtir ancak problemsiz bir EKG PH‘yi dışlamaz.(Barnett CF,2016)Göğüs Radyografisi: İdiyopatik PAHlı bireylerde % 90 ında göğüs grafisi anormaldir ancak normal göğüs grafisi PH‘yi dışlamaz. PAHlı bireylerde bulgular, santral pulmoner arteriyel dilatasyonu ve periferik kan damarlarının kaybını içerir. Daha ileri vakalarda sağ atrium ve ventrikül genişlemesi görülebilir. Akciğer hastalıklarına veya sol kalp hastalığına bağlı PH’nin ayırıcı tanısında yardımcı olabilir. Fakat, radyografik anormallik derecesi ile PH şiddeti ilişkili değildir. (Galie N,2016)</span><br />
</li>
</ul>
<br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #b20080;" class="mycode_color">Ekokardiyografi:</span> Transtorasik ekokardiyografi, PH'nin kalbe olan etkisini belirlemek ve sürekli dalga doppler ölçümlerinden PAB‘ı belirlemek için kullanılır. Ekokardiyografi ile PH ve sağ kalp aşırı yüklenmesinin ilk belirtileri görülebilir.(Galie N,2016)</span><br />
</li>
</ul>
<br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #b20080;" class="mycode_color">Solunum Fonksiyon Testleri ve Arteryel Kan Gazları:</span> Altta yatan havayolu veya akciğer parankim hastalığının tabloya katkısını gösterir. Pulmoner hipertansiyon hastalarında genellikle akciğerde karbon monoksit diffüzyon kapasitesi düşüktür ve akciğer hacimlerinde hafif veya orta derecede azalma vardır. Periferal havayolu obstrüksiyonu da  saptanabilir.(Hoeper,2007)</span><br />
</li>
</ul>
<br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #b20080;" class="mycode_color">Sağ Kalp Kateterizasyonu ve Vazoreaktivite:</span> Bireylere hemodinamik olarak PAH tanısı koyabilmek için sağ kalp kateterizasyonu yapılması gerekir. Sağ kalp kateterizasyonunda, pulmoner arter basınçları ölçülmektedir. Yüksek doz kalsiyum kanal bloker kullanımına uygun hastaların belirlenmesi için sağ kalp kateterizasyonu esnasında pulmoner vazoreaktivite testi yapılır. Bu testin sadece idiyopatik PAH, kalıtsal PAH ve ilaçlara bağlı PAH olan hastalara uygulanması önerilmektedir.(Galie N,2016)</span><br />
</li>
</ul>
<br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bunların dışında tanı sürecinde ventilasyon/perfüzyon sintigrafisi, yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi, kontrastlı bilgisayarlı tomografi, pulmoner anjiyografi, kardiyak manyetik rezonans, kan testleri ve immünoloji, abdominal ultrasonografi ve genetik testlerden faydalanılmaktadır</span>.<br />
</li>
</ul>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">DEĞERLENDİRME</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size">:</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #b20080;" class="mycode_color">ANAMNEZ:</span> Bireylerin demografik verileri (yaş, cinsiyet, eğitim durumu, meslek,medeni durumu), boy (m), kilo (kg) kaydedildi ve vücut kitle indeksi, Kullanılan ilaçlar, ek hastalıklar, özgeçmiş ve soygeçmiş sorgulanır. PH etyolojileri, DSÖ fonksiyonel sınıfları, solunum fonksiyon testi, sağ kalp kateterizasyon sonuçları alınarak tüm veriler dosyaya kaydedilir.<br />
<br />
<span style="color: #b20080;" class="mycode_color">FONKSİYONEL SINIFLAMA</span><br />
</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/bge9y3y.png" loading="lazy"  width="400" height="200" alt="[Resim: bge9y3y.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #b20080;" class="mycode_color">GÖĞÜS ÇEVRE ÖLÇÜMLERİ:</span> Göğüs hareketliliğini ve solunum tipini belirlemek amacı ile mezura kullanılarak aksillar (4. kosta hizası), epigastrik (xyphoid çıkıntı hizası) ve subkostal (9. kosta hizası) bölgelerden göğüs çevre ölçümleri yapılır.<br />
<br />
<span style="color: #b20080;" class="mycode_color">POSTÜR ANALİZİ:</span> Bireylere, olası postüral bozuklukların belirlenmesi için postür analizi yapılır.<br />
<span style="color: #b20080;" class="mycode_color"><br />
DİSPNE VE YORGUNLUK DEĞERLENDİRMESİ:</span> Nefes darlığı algılaması, Modifiye Medical Research Council (MMRC) nefes darlığı ölçeği ve vizüel analog skalası ile değerlendirilir.<br />
<br />
<span style="color: #b20080;" class="mycode_color">SOLUNUM FONKSİYON TESTİ:</span> Amerikan Solunum Derneği ve Avrupa Solunum Derneği’nin kriterlerine göre zorlu vital kapasite (FVC), birinci saniyedeki zorlu ekspiratuar volüm (FEV1), birinci saniyedeki zorlu ekspiratuar volümün zorlu vital kapasiteye oranı (FEV1/FVC), tepe akım hızı (PEF), zorlu vital kapasitenin % 25-75 akım hızı (FEF% 25-75) spirometre ile ölçülür.<br />
<br />
<span style="color: #b20080;" class="mycode_color">EGZERSİZ KAPASİTESİ DEĞERLENDİRMESİ:</span> Bireylerin maksimal egzersiz kapasitesi artan hızda mekik yürüme testi , endurans kapasitesi endurans mekik yürüme testi ile ve submaksimal egzersiz kapasitesi altı dakika yürüme testi ile belirlenebilir. <br />
<br />
<span style="color: #b20080;" class="mycode_color">ARTAN HIZDA MEKİK YÜRÜME TESTİ:</span> Yürüme hızının ilerleyici olarak arttırıldığı bireylerin semptom sınırında maksimum performans gösterdiği bir saha testidir. Bireyler 10 metrelik düz bir zeminde her iki taraftan 0.5 metre içe yerleştirilen iki işaret konisinin etrafında yürürken sesli uyaran ile yürüme hızı belirlenir. Nefes darlığı sebebiyle gerekli hızı devam ettiremeyecek noktaya gelene kadar yürümeye devam edilir. Testi sonlandırma kriterleri; hastanın gerekli hızı devam ettirmesini engelleyen nefes darlığının varlığı, maksimal kalp hızına ulaşıp testin tamamlanması ve belirlenen zamanda koniye 0.5 m’den fazla uzakta olup yetişememe olarak belirlenmiştir. Test sonunda yürünen mesafe tamamlanan seviye ve mekik sayılarının kaydedilmesi ile metre cinsinden kaydedilir.<br />
<br />
<span style="color: #b20080;" class="mycode_color">ALTI DAKİKA YÜRÜME TESTİ:</span> Bireylerden 35 metre uzunluğunda düz koridorda 6 dakika süresince normal yürüme tempolarından mümkün olan kadar hızlı yürümeleri istendir. Test sırasında çok fazla nefes darlığı olursa, dinlenebilecekleri ve dinlenme süresinin teste dahil olduğu açıklanmalıdır. Teste başlamadan önce, oksijen saturasyon değeri, nabız, kan basıncı, dispne ve bacak yorgunluğu skorları Modifiye Borg skalasına göre not edilmelidir. Test sonunda, öncesinde yapılan değerlendirmeler tekrar edilip, 6 dakika yürüme mesafesi ile kaydedilmelidir.<br />
<br />
<span style="color: #b20080;" class="mycode_color">YAŞAM KALİTESİ DEĞERLENDİRME:</span> Genel yaşam kalitesi ölçümlerinden SF-36 ve Nottingham Sağlık Profili en çok kullanılan ölçekler olarak öne çıkmaktadır (Chua, R ,2006). Pulmoner hipertansiyona spesifik Cambridge Pulmoner Hipertansiyon Outcome Review Ölçeği geliştirilmiştir (McKenna, S.P ,2006). Duruma göre Minnesota Kalp yetersizliği Anketi ve St George Solunum Anketi de kullanılabilmektedir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/fu1471x.jpg" loading="lazy"  width="500" height="300" alt="[Resim: fu1471x.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #b20080;" class="mycode_color">SOLUNUM KAS KUVVETİ DEĞERLENDİRME:</span> Pulmoner hipertansiyonda solunum kas zayıflığının varlığını gösteren çalışmalar vardır. Buna rağmen solunum kas zayıflığının altında yatan patofizyolojik mekanizmalar iyi araştırılmamıştır. Araştırmacılar, sistemik oksijen taşıma kapasitesinin azalmasına bağlı olarak kullanmamaya bağlı kas atrofisi, çabuk yorulan tip II kas liflerinin artışı, oksidatif enzimler ve mitokondrinin azalması, anormal intrasellüler kalsiyum profili ve fosfokreatinde azalmasını içeren sonuçların neden olabileceğini savunmuşlardır.<br />
<br />
<span style="color: #b20080;" class="mycode_color">İSKELET KAS KUVVETİ DEĞERLENDİRME:</span> Solunum kasların zayıflığının yanı sıra PHT olan hastalarda iskelet kas disfonksiyonu da gösterilmiştir (Bauer,2007). Araştırmacılar hem solunum hem de iskelet kas zayıflığının görülmesinin sol kalp yetersizliği hastalarında görüldüğü gibi genel sistemik kas zayıflığını belirtebileceğini düşünmektedirler. (Clark,1996)<br />
</span><br />
            <img src="https://i.hizliresim.com/gcl6c6q.PNG" loading="lazy"  width="700" height="300" alt="[Resim: gcl6c6q.PNG]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TEDAVİ:</span></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="color: #d900a7;" class="mycode_color">HASTA EĞİTİMİ:</span></span></span></div>
<br />
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color">Bireye hastalığı ve bu hastalığı nedeniyle karşılaştığı stres ve panik durumlarını kontrol etmek için gevşeme teknikleri gibi teknikler öğretilmeli. Bireylerin günlük yaşam aktiviteleri düzenlenmeli, ilaç kullanımı ve oksijen kullanımıyla ilgili bilgilendirmeler yapılmalıdır.</span></span></div>
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/lqe6o47.png" loading="lazy"  width="400" height="300" alt="[Resim: lqe6o47.png]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="color: #d900a7;" class="mycode_color">AEROBİK VE KUVVETLENDİRME EĞİTİMLERİ VE ETKİLERİ:</span></span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color">Pulmoner hipertansiyon rehabilitasyonu ile ilgili olarak yapılan çalışmalarda en çok aerobik egzersiz eğitimine yer verilmiştir. Aerobik ve kuvvetlendirme egzersizleriyle bireylerin aerobik kapasiteleri ve kas kuvvetlerini arttırmak amaçlanır. Egzersiz eğitimlerinin süresi 6-15 hafta arasında olup frekansı haftanın 2-7 günü arasında değişmektedir (Grünig E ,2018). Aerobik egzersiz eğitimi bireylerin uygunluğuna göre düşük-orta zorluk (Maksimal kalp hızının %60-80’i) derecesinde 20-45 dk treadmill, bisiklet ergometresi ve eliptik bisiklet ile uygulanmaktadır.</span><br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><br />
PH’li bireylerde sağlıklı kişilere göre periferik kas kuvvetinin daha düşük olmaktadır. Kuvvetlendirme eğitimi serbest ağırlıklarla ve makinelerle, aerobik egzersiz eğitimiyle kombine olarak yapılabilmektedir. Kuvvetlendirme eğitiminin şiddeti bir maksimal tekrarın % 50-75’i, endurans kuvvetlendirme için bir maksimal tekrarın % 30-40’ı şeklindedir. Alt ve üst ekstremite büyük/küçük kas gruplarına ortalama 30-60 dk olacak şekilde eğitimler uygulanmaktadır (Grünig E ,2018). Yapılan çalışmalarda PH’li bireylerin de kuadriseps kas kuvvetlerinin sağlıklı bireylerden alınan göre daha düşük olduğu görülmüştür. Bu nedenle kuvvetlendirme egzersizlerine eklenmesi gereken önemli bir kas grubunu oluşturur.</span><br />
<br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color">Yapılan bir çalışmada PH’li bireylere aerobik ve kuvvetlendirme egzersizleri ile hasta eğitimini içeren egzersiz eğitimi, üç hafta hastane içi ve daha sonra 12 haftalık ev programı şeklinde uygulanmıştır. Üç haftalık hastane içi rehabilitasyon programı 7 gün/hf aerobik egzersiz, 5 gün/hf düşük ağırlıklı dumbell ile kuvvetlendirme eğitimi, 5 gün/hf 60 dk yürüyüş, 5 gün/hf esneme, solunum egzersizleri, solunum kas kuvveti ve hasta eğitimini içermektedir. 12 haftalık ev programında 5 gün/hf 15- 30 dk bisiklet ergometresi ve hastane içinde yapılan egzersizler yapılmıştır. 15 haftanın sonunda katılımcıların 6DYM’sinde belirgin artış, DSÖ fonksiyonel sınıf, zirve V’O2 ve yaşam kalitesinde iyileşme görülmüştür. ( Mereles D,2006)</span><br />
<br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color">Yapılan bir diğer çalışma ise İdiyopatik PAH’lı bireylere uygulanan 12 haftalık quadriceps kuvvetlendirme ve quadriceps endurans eğitimi ile bisiklet eğitiminin 6DYM ve zirve egzersiz kapasitesini değiştirmediğini ancak bireylerin anaerobik eşik düzeyi, egzersiz endurans süresi (%89), quadriceps kas kuvveti (%13) ve quadriceps enduransında (%34) artış olduğunu göstermiştir. Quadriceps kapiller yoğunluk ve aerobik enzim aktivitesinde de anlamlı iyileşme meydana geldiği bulunmuştur. (de Man FS,2009)</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">                                                </span><span style="font-size: x-small;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/ec9axgv.PNG" loading="lazy"  width="700" height="250" alt="[Resim: ec9axgv.PNG]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="color: #d900a7;" class="mycode_color">SOLUNUM KAS EĞİTİMİ VE SOLUNUM EGZERSİZLERİ :</span></span><br />
<br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color">PH’li bireylerde maksimal inspiratuar ve ekspiratuar kas kuvveti sağlıklı bireylerle karşılaştırıldığında daha düşük bulunmuştur. Solunum kas eğitimi PH’li bireylerde tek başına ya da egzersiz eğitimi ile birlikte uygulanabilir. Solunum kas eğitiminin şiddeti maksimal inspiratuar basıncın %30-40’ı ile 5-7 gün, 10-30 dk boyunca sürdürülmektedir (Grünig E ,2018/Saglam M,2015). Solunum egzersizleri egzersiz eğitimine ek olarak haftada 5-7 gün, ortalama 30 dk yapılmalıdır. Solunum egzersizleri büzük dudak solunumu, vücut farkındalığı ve yogayı içerebilir.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">
<br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color">Büzük Dudak Solunumu:</span> Bu egzersiz aldığınız nefes sayısını azaltır ve solunum yollarınızın daha uzun süre açık kalmasını sağlar. Fiziksel olarak daha aktif olabilmeniz için ciğerlerinize daha fazla hava girip çıkabilir. Bu egzersizi uygulamak için dominant elinizi göğsünüze diğer elinizi ise karnınızın üzerine yerleştirin , burnunuzdan nefes alın ve dudaklarınızı büzerek en az iki kat daha uzun süre ağzınızdan nefes verin.<br />
</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color">Diyaframtik Solunum :</span> Düz bir zemine veya yatakta sırt üstü yatın, dizleriniz bükülü ve başınız desteklenir. Bacaklarınızı desteklemek için dizlerinizin altına bir yastık kullanabilirsiniz. Bir elinizi göğsünüzün üst kısmına, diğerini göğüs kafenizin hemen altına yerleştirin. Karnınız elinize karşı hareket edecek şekilde burnunuzdan yavaşça nefes alın. Bu egzersizde göğsünüzdeki el mümkün olduğunca hareketsiz kalmalıdır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color">Segmental Solunum:</span> Lokal egzersiz olarak da adlandırılmaktadırlar. Duyusal feedback yardımyla inspire edilen hava belli bir yere yönlendirilebilir. Apikal ekspansiyon egzersizi, Unilateral segmental ekspansiyon egzersizi, Bilateral segmental ekspansiyon egzersizi, Posterior basal ekspansiyon egzersizi bu gruba dahildir. Bu egzersizlerle kontrolsüz solunumun yarattığı panik azaltılır, göğüs mobilitesini arttırılır, plevral komplikasyonlar önlenebilir.</span><br />
</li>
</ul>
           <br />
                                   <img src="https://i.hizliresim.com/66k82o9.PNG" loading="lazy"  width="700" height="250" alt="[Resim: 66k82o9.PNG]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Egzersiz eğitiminin PH’li bireyler tarafından iyi tolere edilebildiği, egzersizler esnasında semptomlarda kötüleşme, kalp yetmezliği ya da ölüm olayı meydana gelmediği (Pandey A,2015) ancak yapılan çalışmaların %5’inden azında egzersiz esnasında senkop, baş dönmesi, yorgunluk, desaturasyon, hipotansiyon ve aritmi geliştiği belirtilmiştir (Grünig E,2018). PH’li kişilere uygulanan gözetimli egzersiz eğitimlerinin faydalı olduğu ve güvenle uygulanabileceği önerilmiştir. Gözetimli olmayan ev egzersiz eğitimine asıl rehabilitasyon programı tamamlandıktan sonra kazanımları korumak ya da arttırmak amacıyla yer verilebileceği belirtilmiştir. PH’li bireylere uygulanacak standart rehabilitasyon programı net olarak açıklanmamıştır. Ancak kronik pulmoner hastalıklarda uygulanan rehabilitasyon programlarının PH’li bireylerde güvenle uygulanabildiği gösterilmiştir (Babu AS,2019)</span><br />
</li>
</ul>
<span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">. </span></span></span><img src="https://i.hizliresim.com/tatwflq.png" loading="lazy"  width="500" height="300" alt="[Resim: tatwflq.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">KAYNAKÇALAR:</span></span></span></span></span></span></div>
<ul class="mycode_list"><li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> McLaughlin, V.V., Davis, M.,Cornwell, W. (2011) Pulmonary arterial hypertension. Curr Probl Cardiol, 36 (12), 461-517.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Casserly B, Klinger JR. Brain natriuretic peptide in pulmonary arterial hypertension: biomarker and potential therapeutic agent. Drug Des Devel Ther. 2009 Dec 29;3:269-87.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Tuder RM, Stacher E, Robinson J, Kumar R, Graham BB. Pathology of pulmonary hypertension. Clin Chest Med. 2013 Dec;34(4):639-50.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Hoeper MM, Bogaard HJ, Condliffe R, Frantz R, Khanna D, Kurzyna M, Langleben D, Manes A, Satoh T, Torres F, Wilkins MR, Badesch DB. Definitions and diagnosis of pulmonary hypertension. J Am Coll Cardiol. 2013 Dec 24; 62(25 Suppl) : D42-50.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Simonneau G, Gatzoulis MA, Adatia I, Celermajer D, Denton C, Ghofrani A, Gomez Sanchez MA, Krishna Kumar R, Landzberg M, Machado RF, Olschewski H, Robbins IM, Souza R. Updated clinical classification of pulmonary hypertension. J Am Coll Cardiol. 2013 Dec 24; 62(25 Suppl) : D34-41.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Galie, N., Humbert M., Vachiery J. L., Gibbs S., Lang I., Torbicki A., Simonneau G., Peacock A., Vonk Noordegraaf A., Beghetti M., Ghofrani A., Gomez Sanchez M. A., Hansmann G., Klepetko W., Lancellotti P., Matucci M., McDonagh T., Pierard L. A., Trindade P. T., Zompatori M. and Hoeper M. (2015). "2015 ESC/ERS Guidelines for the diagnosis and treatment of pulmonary hypertension: The Joint Task Force for the Diagnosis and Treatment of Pulmonary Hypertension of the European Society of Cardiology (ESC) and the European Respiratory Society (ERS): Endorsed by: Association for European Paediatric and Congenital Cardiology (AEPC), International Society for Heart and Lung Transplantation (ISHLT)." Eur Respir J 46(4): 903-975.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Chua, R., Keogh, A.M., Byth, K.,O'Loughlin, A. (2006) Comparison and validation of three measures of quality of life in patients with pulmonary hypertension. Intern Med J, 36 (11), 705-710.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> McKenna, S.P., Doughty, N., Meads, D.M., Doward, L.C.,Pepke-Zaba, J. (2006) The Cambridge Pulmonary Hypertension Outcome Review (CAMPHOR): a measure of health-related quality of life and quality of life for patients with pulmonary hypertension. Qual Life Res, 15 (1), 103-115.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Bauer, R., Dehnert, C., Schoene, P., Filusch, A., Bartsch, P., Borst, M.M. ve diğerleri. (2007) Skeletal muscle dysfunction in patients with idiopathic pulmonary arterial hypertension. Respir Med, 101 (11), 2366-2369.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Clark, A.L., Poole-Wilson, P.A.,Coats, A.J. (1996) Exercise limitation in chronic heart failure: central role of the periphery. J Am Coll Cardiol, 28 (5), 1092-1102.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Grünig E, Benjamin N, Krüger U, Kaemmerer H, Harutyunova S, Olsson KM, Ulrich S, Gerhardt F, Neurohr C, Sablotzki A, Halank M, Marra AM, Kabitz HJ, Thimm G, Fliegel KG, Klose H. General measures and supportive therapy for pulmonary arterial hypertension: Updated recommendations from the Cologne Consensus Conference 2018. Int J Cardiol. 2018 Dec 1;272S:30-36.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Saglam M, Arikan H, Vardar-Yagli N, Calik-Kutukcu E, Inal-Ince D, Savci S, et al. Inspiratory muscle training in pulmonary arterial hypertension. J Cardiopulm Rehabil Prev. 2015;35(3):198–206.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Huber LC, Vrugt B, Arrigo M. Pulmonary hypertension: Classification and pathobiology. Cardiovasc Med. 2014;17(11):312–9.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Lai Y-C, Potoka KC, Champion HC, Mora AL, Gladwin MT. Pulmonary Arterial Hypertension: The Clinical Syndrome. Circ Res. 2014;115(1):115–30.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Jankowich MD, Wu WC, Choudhary G. Association of elevated plasma endothelin-1 levels with pulmonary hypertension, mortality, and heart failure in African American Individuals: The jackson heart study. JAMA Cardiol. 2016;1(4):461–9.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Mereles D, Ehlken N, Kreuscher S, Ghofrani S, Hoeper MM, Halank M, et al. Exercise and respiratory training improve exercise capacity and quality of life in patients with severe chronic pulmonary hypertension. Circulation. 2006;114(14):1482–9.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> de Man FS, Handoko ML, Groepenhoff H, Abbink J, Grotjohan HP, Boonstra A, et al. Effects of exercise training in patients with idiopathic pulmonary arterial hypertension. Eur Respir J. 2009;34(3):669–75.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Pandey A, Garg S, Khunger M, Garg S, Kumbhani DJ, Chin KM, et al. Efficacy and safety of exercise training in chronic pulmonary hypertension. Circ Hear Fail. 2015;8(6):1032–43.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Grünig E, Eichstaedt C, Barberà J, Benjamin N, Blanco I, Bossone E, et al. ERS statement on exercise training and rehabilitation in patients with severe chronic pulmonary hypertension. Eur Respir J. 2018;53(2).</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Babu AS, Holland AE, Morris NR. Exercise-Based Rehabilitation to Improve Exercise Capacity and Quality of Life in Pulmonary Arterial Hypertension. Phys Ther. 2019</span><br />
</li>
</ul>
</div>
<br />
</div>
</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><div style="text-align: left;" class="mycode_align"><div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PULMONER HİPERTANSİYON</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color">Pulmoner hipertansiyon nadir görülen bir hastalıktır. İdiyopatik PHT Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’nde yaklaşık ½-1 milyon/yılda görülmektedir. Her yaştan ve her ırktan kişiyi etkiler fakat ortalama başlangıç yaşı 37’dir, tedavi edilmezse hastalarda sağ kalp yetersizliğine ve ölüme neden olabilmektedir. Ortalama yaşam süresi 2.8 yıldır. Kadınları erkeklerden 2-3 kat daha fazla etkilemektedir. Bazı etyolojik faktörler olmasına rağmen, çoğunlukla PHT’nin belirli bir nedeni yoktur (McLaughlin,2011). İlk olarak 1951 yılında primer PHT, Dresdale ve arkadaşları tarafından 39 hastada açıklanamayan PHT olarak rapor edilmiştir.</span><br />
<br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color">Pulmoner hipertansiyon (PH), arteriyel lümenin daralması ile sonuçlanan pulmoner vaskülatürede kapsamlı yeniden şekillenme ile karakterize ilerleyici bir vaskülopatidir (Casserly 2009). Pulmoner vasküler dirençte, sağ ventrikülün yeniden şekillenmesine ve nihai olarak başarısızlığa neden olan belirgin bir artış vardır ve bu durum çoğu vakada hastanın ölümüyle sonuçlanır (Tuder 2013). PH'nin doğrulayıcı tanısı, hastanın dinlenme ortalama pulmoner arter basıncının 25 mmHg'nin üzerinde olduğu sağ kalp kateterizasyonu ile konur (Hoeper 2013). PH, hem bilinen hem de bilinmeyen nedenlere bağlı çok çeşitli hastalık durumları (40'ın üzerinde) ile ilişkili olarak ortaya çıkabilir. Uluslararası kılavuzlar PH'yi aşağıdaki beş klinik gruba ayırmıştır (Simonneau 2013).</span><br />
</span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PULMONER HİPERTANSİYONUN PATOFİZYOLOJİSİ</span></span></span></div>
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-size: small;" class="mycode_size">P</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">H küçük pulmoner arterleri etkileyen bir hastalıktır. Vasküler dirençte ilerleyici artışa yol açan vasküler tıkanma ile karakterizedir. Bu durum sağ ventrikül art yükünü artırarak sağ ventrikül yetmezliği ile sonuçlanır.<span style="color: #00369b;" class="mycode_color"> PAH patofizyolojisinde rol alan üç temel faktör;</span> vazokonstriksiyon, trombozis ve vasküler yeniden şekillenmedir.</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #b20080;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vazokonstriksiyon</span></span></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color">Vazokonstriksiyon hastalığın erken ve geri dönüşlü evresini yansıtmaktadır. Vazokonstriksiyon temel olarak vazoaktif faktörlerin dengesizliğinden kaynaklanır. Prostasiklinler, endotelin-1 ve nitrik monoksit vazokonstriksiyona yol açan üç ana mediatördür. PAH’lı bireylerde akciğer dokusundaki prostasiklin ve nitrik monoksit sentezi azalmıştır (Lai Y-C,2014). PAH’ta endotelin-1 düzeyi artmıştır ve bu artışın pulmoner basınç artışı ile ilişkili olduğu belirtilmiştir (Jankowich MD,2016).</span><br />
</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #b20080;" class="mycode_color"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Trombozis</span></span></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color">PAH gelişiminde trombozis ve trombosit disfonksiyonu önemlidir. Endotel hücrelerinde ya da trombositlerde meydana gelen anormallikler tromboza neden olabilir. PAH’lı bazı bireylerde D-dimer ve fibrinopeptid A ve B' nin yüksek plazma konsantrasyonları anormal intravasküler pıhtılaşmanın kanıtıdır.</span><br />
</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #b20080;" class="mycode_color">Vasküler Yeniden Şekillenme</span></span></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color">Vasküler yeniden şekillenme hastalığın kronikleşmesi ve ilerlemesinde temel faktör olarak belirtilmiştir. Vasküler düz kas hücrelerinin aşırı proliferasyonu, neointimal bir tabaka oluşumunun sonucu olarak ortaya çıkan pulmoner arteriyel damar duvar kalınlığının artması ve vasküler lümenin tıkanması ile karakterizedir. Düz kas hücrelerinin artışı, intima tabakasının kalınlaşması, endotel proliferasyon, inflamasyonlu arter duvarı fibrinoid nekrozuyla media tabakasında hipertrofi meydana gelir. Bu değişimler en fazla PAH grubunda görülmektedir. Vasküler yeniden şekillenmede ise ana rol, BMPR2’ye bağlanmıştır. BMPR2, endotel ve vasküler düz kas hücrelerinin yüzeyinde bulunur. BMPR2'deki mutasyonlar, hücre sağkalımı ve proliferasyonunun artmasına neden olur ve kalıtsal PAH’ın ortaya çıkış faktörlerinden biri olarak tanımlanmıştır.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">
<img src="https://i.hizliresim.com/t6o6783.png" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: t6o6783.png]" class="mycode_img img-responsive" />  <br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PULMONER HİPERTANSİYON SINIFLAMASI:</span></span><br />
</span><br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color">Uluslararası kılavuzlar PH'yi aşağıdaki beş klinik gruba ayırmıştır (Simonneau 2013 )</span></span></div>
<br />
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color">Grup 1:</span> Pulmoner arteriyel hipertansiyon (PAH)</span></span></div>
<br />
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color">Grup 2:</span> Sol kalp hastalığına bağlı PH</span></span></div>
<br />
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color">Grup 3:</span> Akciğer hastalıkları veya hipoksiye veya her ikisine bağlı PH</span></span></div>
<br />
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color">Grup 4</span>: kronik tromboembolik PH (KTEPH)</span></span></div>
<br />
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color">Grup 5:</span> Belirsiz çok faktörlü mekanizmalara sahip PH.</span></span></div>
<div style="text-align: left;" class="mycode_align">            </div>
<div style="text-align: left;" class="mycode_align">           </div>
<img src="https://i.hizliresim.com/kr3uf5t.PNG" loading="lazy"  width="800" height="400" alt="[Resim: kr3uf5t.PNG]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align">    </div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color">PH semptomları spesifik değildir ve esas olarak ilerleyici sağ ventrikül (RV) disfonksiyonu ile ilişkilidir. İlk semptomlar tipik olarak eforla indüklenir. Bunlar nefes darlığı, yorgunluk, halsizlik, anjina ve senkopu içerir. Daha az sıklıkla hastalar kuru öksürük ve egzersize bağlı bulantı ve kusmayı da tanımlayabilir. Dinlenme halindeki semptomlar sadece ileri vakalarda ortaya çıkar. İlerleyen RV yetmezliği ile abdominal distansiyon ve ayak bileği ödemi gelişecektir. PH'nin sunumu, diğer eşzamanlı hastalıkların yanı sıra PH'ye neden olan veya PH ile ilişkili hastalıklar tarafından değiştirilebilir. (Galie 2015)</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-small;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/92etnpr.jpg" loading="lazy"  width="500" height="400" alt="[Resim: 92etnpr.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
</span></span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PULMONER HİPERTANSİYON TANI YÖNTEMLERİ:</span></span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color">PH tanısı, semptomlar, fiziksel muayene ve kapsamlı bir araştırma sonrası hemodinamik değerlerin belirlenmesi, etiyoloji ve fonksiyonel durumun tanımlanmasıyla konur. Yapılan araştırmalarda kardiyoloji, göğüs hastalıkları ve radyoloji uzmanları multidisipliner bir ekip olarak çalışır.</span><br />
<br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #b20080;" class="mycode_color">Elektrokardiyogram:</span> Elektrokardiyogram (EKG) PH için destekleyici bir testtir ancak problemsiz bir EKG PH‘yi dışlamaz.(Barnett CF,2016)Göğüs Radyografisi: İdiyopatik PAHlı bireylerde % 90 ında göğüs grafisi anormaldir ancak normal göğüs grafisi PH‘yi dışlamaz. PAHlı bireylerde bulgular, santral pulmoner arteriyel dilatasyonu ve periferik kan damarlarının kaybını içerir. Daha ileri vakalarda sağ atrium ve ventrikül genişlemesi görülebilir. Akciğer hastalıklarına veya sol kalp hastalığına bağlı PH’nin ayırıcı tanısında yardımcı olabilir. Fakat, radyografik anormallik derecesi ile PH şiddeti ilişkili değildir. (Galie N,2016)</span><br />
</li>
</ul>
<br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #b20080;" class="mycode_color">Ekokardiyografi:</span> Transtorasik ekokardiyografi, PH'nin kalbe olan etkisini belirlemek ve sürekli dalga doppler ölçümlerinden PAB‘ı belirlemek için kullanılır. Ekokardiyografi ile PH ve sağ kalp aşırı yüklenmesinin ilk belirtileri görülebilir.(Galie N,2016)</span><br />
</li>
</ul>
<br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #b20080;" class="mycode_color">Solunum Fonksiyon Testleri ve Arteryel Kan Gazları:</span> Altta yatan havayolu veya akciğer parankim hastalığının tabloya katkısını gösterir. Pulmoner hipertansiyon hastalarında genellikle akciğerde karbon monoksit diffüzyon kapasitesi düşüktür ve akciğer hacimlerinde hafif veya orta derecede azalma vardır. Periferal havayolu obstrüksiyonu da  saptanabilir.(Hoeper,2007)</span><br />
</li>
</ul>
<br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #b20080;" class="mycode_color">Sağ Kalp Kateterizasyonu ve Vazoreaktivite:</span> Bireylere hemodinamik olarak PAH tanısı koyabilmek için sağ kalp kateterizasyonu yapılması gerekir. Sağ kalp kateterizasyonunda, pulmoner arter basınçları ölçülmektedir. Yüksek doz kalsiyum kanal bloker kullanımına uygun hastaların belirlenmesi için sağ kalp kateterizasyonu esnasında pulmoner vazoreaktivite testi yapılır. Bu testin sadece idiyopatik PAH, kalıtsal PAH ve ilaçlara bağlı PAH olan hastalara uygulanması önerilmektedir.(Galie N,2016)</span><br />
</li>
</ul>
<br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bunların dışında tanı sürecinde ventilasyon/perfüzyon sintigrafisi, yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi, kontrastlı bilgisayarlı tomografi, pulmoner anjiyografi, kardiyak manyetik rezonans, kan testleri ve immünoloji, abdominal ultrasonografi ve genetik testlerden faydalanılmaktadır</span>.<br />
</li>
</ul>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">DEĞERLENDİRME</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size">:</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #b20080;" class="mycode_color">ANAMNEZ:</span> Bireylerin demografik verileri (yaş, cinsiyet, eğitim durumu, meslek,medeni durumu), boy (m), kilo (kg) kaydedildi ve vücut kitle indeksi, Kullanılan ilaçlar, ek hastalıklar, özgeçmiş ve soygeçmiş sorgulanır. PH etyolojileri, DSÖ fonksiyonel sınıfları, solunum fonksiyon testi, sağ kalp kateterizasyon sonuçları alınarak tüm veriler dosyaya kaydedilir.<br />
<br />
<span style="color: #b20080;" class="mycode_color">FONKSİYONEL SINIFLAMA</span><br />
</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/bge9y3y.png" loading="lazy"  width="400" height="200" alt="[Resim: bge9y3y.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #b20080;" class="mycode_color">GÖĞÜS ÇEVRE ÖLÇÜMLERİ:</span> Göğüs hareketliliğini ve solunum tipini belirlemek amacı ile mezura kullanılarak aksillar (4. kosta hizası), epigastrik (xyphoid çıkıntı hizası) ve subkostal (9. kosta hizası) bölgelerden göğüs çevre ölçümleri yapılır.<br />
<br />
<span style="color: #b20080;" class="mycode_color">POSTÜR ANALİZİ:</span> Bireylere, olası postüral bozuklukların belirlenmesi için postür analizi yapılır.<br />
<span style="color: #b20080;" class="mycode_color"><br />
DİSPNE VE YORGUNLUK DEĞERLENDİRMESİ:</span> Nefes darlığı algılaması, Modifiye Medical Research Council (MMRC) nefes darlığı ölçeği ve vizüel analog skalası ile değerlendirilir.<br />
<br />
<span style="color: #b20080;" class="mycode_color">SOLUNUM FONKSİYON TESTİ:</span> Amerikan Solunum Derneği ve Avrupa Solunum Derneği’nin kriterlerine göre zorlu vital kapasite (FVC), birinci saniyedeki zorlu ekspiratuar volüm (FEV1), birinci saniyedeki zorlu ekspiratuar volümün zorlu vital kapasiteye oranı (FEV1/FVC), tepe akım hızı (PEF), zorlu vital kapasitenin % 25-75 akım hızı (FEF% 25-75) spirometre ile ölçülür.<br />
<br />
<span style="color: #b20080;" class="mycode_color">EGZERSİZ KAPASİTESİ DEĞERLENDİRMESİ:</span> Bireylerin maksimal egzersiz kapasitesi artan hızda mekik yürüme testi , endurans kapasitesi endurans mekik yürüme testi ile ve submaksimal egzersiz kapasitesi altı dakika yürüme testi ile belirlenebilir. <br />
<br />
<span style="color: #b20080;" class="mycode_color">ARTAN HIZDA MEKİK YÜRÜME TESTİ:</span> Yürüme hızının ilerleyici olarak arttırıldığı bireylerin semptom sınırında maksimum performans gösterdiği bir saha testidir. Bireyler 10 metrelik düz bir zeminde her iki taraftan 0.5 metre içe yerleştirilen iki işaret konisinin etrafında yürürken sesli uyaran ile yürüme hızı belirlenir. Nefes darlığı sebebiyle gerekli hızı devam ettiremeyecek noktaya gelene kadar yürümeye devam edilir. Testi sonlandırma kriterleri; hastanın gerekli hızı devam ettirmesini engelleyen nefes darlığının varlığı, maksimal kalp hızına ulaşıp testin tamamlanması ve belirlenen zamanda koniye 0.5 m’den fazla uzakta olup yetişememe olarak belirlenmiştir. Test sonunda yürünen mesafe tamamlanan seviye ve mekik sayılarının kaydedilmesi ile metre cinsinden kaydedilir.<br />
<br />
<span style="color: #b20080;" class="mycode_color">ALTI DAKİKA YÜRÜME TESTİ:</span> Bireylerden 35 metre uzunluğunda düz koridorda 6 dakika süresince normal yürüme tempolarından mümkün olan kadar hızlı yürümeleri istendir. Test sırasında çok fazla nefes darlığı olursa, dinlenebilecekleri ve dinlenme süresinin teste dahil olduğu açıklanmalıdır. Teste başlamadan önce, oksijen saturasyon değeri, nabız, kan basıncı, dispne ve bacak yorgunluğu skorları Modifiye Borg skalasına göre not edilmelidir. Test sonunda, öncesinde yapılan değerlendirmeler tekrar edilip, 6 dakika yürüme mesafesi ile kaydedilmelidir.<br />
<br />
<span style="color: #b20080;" class="mycode_color">YAŞAM KALİTESİ DEĞERLENDİRME:</span> Genel yaşam kalitesi ölçümlerinden SF-36 ve Nottingham Sağlık Profili en çok kullanılan ölçekler olarak öne çıkmaktadır (Chua, R ,2006). Pulmoner hipertansiyona spesifik Cambridge Pulmoner Hipertansiyon Outcome Review Ölçeği geliştirilmiştir (McKenna, S.P ,2006). Duruma göre Minnesota Kalp yetersizliği Anketi ve St George Solunum Anketi de kullanılabilmektedir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/fu1471x.jpg" loading="lazy"  width="500" height="300" alt="[Resim: fu1471x.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #b20080;" class="mycode_color">SOLUNUM KAS KUVVETİ DEĞERLENDİRME:</span> Pulmoner hipertansiyonda solunum kas zayıflığının varlığını gösteren çalışmalar vardır. Buna rağmen solunum kas zayıflığının altında yatan patofizyolojik mekanizmalar iyi araştırılmamıştır. Araştırmacılar, sistemik oksijen taşıma kapasitesinin azalmasına bağlı olarak kullanmamaya bağlı kas atrofisi, çabuk yorulan tip II kas liflerinin artışı, oksidatif enzimler ve mitokondrinin azalması, anormal intrasellüler kalsiyum profili ve fosfokreatinde azalmasını içeren sonuçların neden olabileceğini savunmuşlardır.<br />
<br />
<span style="color: #b20080;" class="mycode_color">İSKELET KAS KUVVETİ DEĞERLENDİRME:</span> Solunum kasların zayıflığının yanı sıra PHT olan hastalarda iskelet kas disfonksiyonu da gösterilmiştir (Bauer,2007). Araştırmacılar hem solunum hem de iskelet kas zayıflığının görülmesinin sol kalp yetersizliği hastalarında görüldüğü gibi genel sistemik kas zayıflığını belirtebileceğini düşünmektedirler. (Clark,1996)<br />
</span><br />
            <img src="https://i.hizliresim.com/gcl6c6q.PNG" loading="lazy"  width="700" height="300" alt="[Resim: gcl6c6q.PNG]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TEDAVİ:</span></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="color: #d900a7;" class="mycode_color">HASTA EĞİTİMİ:</span></span></span></div>
<br />
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color">Bireye hastalığı ve bu hastalığı nedeniyle karşılaştığı stres ve panik durumlarını kontrol etmek için gevşeme teknikleri gibi teknikler öğretilmeli. Bireylerin günlük yaşam aktiviteleri düzenlenmeli, ilaç kullanımı ve oksijen kullanımıyla ilgili bilgilendirmeler yapılmalıdır.</span></span></div>
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/lqe6o47.png" loading="lazy"  width="400" height="300" alt="[Resim: lqe6o47.png]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="color: #d900a7;" class="mycode_color">AEROBİK VE KUVVETLENDİRME EĞİTİMLERİ VE ETKİLERİ:</span></span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color">Pulmoner hipertansiyon rehabilitasyonu ile ilgili olarak yapılan çalışmalarda en çok aerobik egzersiz eğitimine yer verilmiştir. Aerobik ve kuvvetlendirme egzersizleriyle bireylerin aerobik kapasiteleri ve kas kuvvetlerini arttırmak amaçlanır. Egzersiz eğitimlerinin süresi 6-15 hafta arasında olup frekansı haftanın 2-7 günü arasında değişmektedir (Grünig E ,2018). Aerobik egzersiz eğitimi bireylerin uygunluğuna göre düşük-orta zorluk (Maksimal kalp hızının %60-80’i) derecesinde 20-45 dk treadmill, bisiklet ergometresi ve eliptik bisiklet ile uygulanmaktadır.</span><br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><br />
PH’li bireylerde sağlıklı kişilere göre periferik kas kuvvetinin daha düşük olmaktadır. Kuvvetlendirme eğitimi serbest ağırlıklarla ve makinelerle, aerobik egzersiz eğitimiyle kombine olarak yapılabilmektedir. Kuvvetlendirme eğitiminin şiddeti bir maksimal tekrarın % 50-75’i, endurans kuvvetlendirme için bir maksimal tekrarın % 30-40’ı şeklindedir. Alt ve üst ekstremite büyük/küçük kas gruplarına ortalama 30-60 dk olacak şekilde eğitimler uygulanmaktadır (Grünig E ,2018). Yapılan çalışmalarda PH’li bireylerin de kuadriseps kas kuvvetlerinin sağlıklı bireylerden alınan göre daha düşük olduğu görülmüştür. Bu nedenle kuvvetlendirme egzersizlerine eklenmesi gereken önemli bir kas grubunu oluşturur.</span><br />
<br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color">Yapılan bir çalışmada PH’li bireylere aerobik ve kuvvetlendirme egzersizleri ile hasta eğitimini içeren egzersiz eğitimi, üç hafta hastane içi ve daha sonra 12 haftalık ev programı şeklinde uygulanmıştır. Üç haftalık hastane içi rehabilitasyon programı 7 gün/hf aerobik egzersiz, 5 gün/hf düşük ağırlıklı dumbell ile kuvvetlendirme eğitimi, 5 gün/hf 60 dk yürüyüş, 5 gün/hf esneme, solunum egzersizleri, solunum kas kuvveti ve hasta eğitimini içermektedir. 12 haftalık ev programında 5 gün/hf 15- 30 dk bisiklet ergometresi ve hastane içinde yapılan egzersizler yapılmıştır. 15 haftanın sonunda katılımcıların 6DYM’sinde belirgin artış, DSÖ fonksiyonel sınıf, zirve V’O2 ve yaşam kalitesinde iyileşme görülmüştür. ( Mereles D,2006)</span><br />
<br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color">Yapılan bir diğer çalışma ise İdiyopatik PAH’lı bireylere uygulanan 12 haftalık quadriceps kuvvetlendirme ve quadriceps endurans eğitimi ile bisiklet eğitiminin 6DYM ve zirve egzersiz kapasitesini değiştirmediğini ancak bireylerin anaerobik eşik düzeyi, egzersiz endurans süresi (%89), quadriceps kas kuvveti (%13) ve quadriceps enduransında (%34) artış olduğunu göstermiştir. Quadriceps kapiller yoğunluk ve aerobik enzim aktivitesinde de anlamlı iyileşme meydana geldiği bulunmuştur. (de Man FS,2009)</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">                                                </span><span style="font-size: x-small;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/ec9axgv.PNG" loading="lazy"  width="700" height="250" alt="[Resim: ec9axgv.PNG]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="color: #d900a7;" class="mycode_color">SOLUNUM KAS EĞİTİMİ VE SOLUNUM EGZERSİZLERİ :</span></span><br />
<br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color">PH’li bireylerde maksimal inspiratuar ve ekspiratuar kas kuvveti sağlıklı bireylerle karşılaştırıldığında daha düşük bulunmuştur. Solunum kas eğitimi PH’li bireylerde tek başına ya da egzersiz eğitimi ile birlikte uygulanabilir. Solunum kas eğitiminin şiddeti maksimal inspiratuar basıncın %30-40’ı ile 5-7 gün, 10-30 dk boyunca sürdürülmektedir (Grünig E ,2018/Saglam M,2015). Solunum egzersizleri egzersiz eğitimine ek olarak haftada 5-7 gün, ortalama 30 dk yapılmalıdır. Solunum egzersizleri büzük dudak solunumu, vücut farkındalığı ve yogayı içerebilir.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">
<br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color">Büzük Dudak Solunumu:</span> Bu egzersiz aldığınız nefes sayısını azaltır ve solunum yollarınızın daha uzun süre açık kalmasını sağlar. Fiziksel olarak daha aktif olabilmeniz için ciğerlerinize daha fazla hava girip çıkabilir. Bu egzersizi uygulamak için dominant elinizi göğsünüze diğer elinizi ise karnınızın üzerine yerleştirin , burnunuzdan nefes alın ve dudaklarınızı büzerek en az iki kat daha uzun süre ağzınızdan nefes verin.<br />
</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color">Diyaframtik Solunum :</span> Düz bir zemine veya yatakta sırt üstü yatın, dizleriniz bükülü ve başınız desteklenir. Bacaklarınızı desteklemek için dizlerinizin altına bir yastık kullanabilirsiniz. Bir elinizi göğsünüzün üst kısmına, diğerini göğüs kafenizin hemen altına yerleştirin. Karnınız elinize karşı hareket edecek şekilde burnunuzdan yavaşça nefes alın. Bu egzersizde göğsünüzdeki el mümkün olduğunca hareketsiz kalmalıdır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color">Segmental Solunum:</span> Lokal egzersiz olarak da adlandırılmaktadırlar. Duyusal feedback yardımyla inspire edilen hava belli bir yere yönlendirilebilir. Apikal ekspansiyon egzersizi, Unilateral segmental ekspansiyon egzersizi, Bilateral segmental ekspansiyon egzersizi, Posterior basal ekspansiyon egzersizi bu gruba dahildir. Bu egzersizlerle kontrolsüz solunumun yarattığı panik azaltılır, göğüs mobilitesini arttırılır, plevral komplikasyonlar önlenebilir.</span><br />
</li>
</ul>
           <br />
                                   <img src="https://i.hizliresim.com/66k82o9.PNG" loading="lazy"  width="700" height="250" alt="[Resim: 66k82o9.PNG]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Egzersiz eğitiminin PH’li bireyler tarafından iyi tolere edilebildiği, egzersizler esnasında semptomlarda kötüleşme, kalp yetmezliği ya da ölüm olayı meydana gelmediği (Pandey A,2015) ancak yapılan çalışmaların %5’inden azında egzersiz esnasında senkop, baş dönmesi, yorgunluk, desaturasyon, hipotansiyon ve aritmi geliştiği belirtilmiştir (Grünig E,2018). PH’li kişilere uygulanan gözetimli egzersiz eğitimlerinin faydalı olduğu ve güvenle uygulanabileceği önerilmiştir. Gözetimli olmayan ev egzersiz eğitimine asıl rehabilitasyon programı tamamlandıktan sonra kazanımları korumak ya da arttırmak amacıyla yer verilebileceği belirtilmiştir. PH’li bireylere uygulanacak standart rehabilitasyon programı net olarak açıklanmamıştır. Ancak kronik pulmoner hastalıklarda uygulanan rehabilitasyon programlarının PH’li bireylerde güvenle uygulanabildiği gösterilmiştir (Babu AS,2019)</span><br />
</li>
</ul>
<span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">. </span></span></span><img src="https://i.hizliresim.com/tatwflq.png" loading="lazy"  width="500" height="300" alt="[Resim: tatwflq.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">KAYNAKÇALAR:</span></span></span></span></span></span></div>
<ul class="mycode_list"><li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> McLaughlin, V.V., Davis, M.,Cornwell, W. (2011) Pulmonary arterial hypertension. Curr Probl Cardiol, 36 (12), 461-517.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Casserly B, Klinger JR. Brain natriuretic peptide in pulmonary arterial hypertension: biomarker and potential therapeutic agent. Drug Des Devel Ther. 2009 Dec 29;3:269-87.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Tuder RM, Stacher E, Robinson J, Kumar R, Graham BB. Pathology of pulmonary hypertension. Clin Chest Med. 2013 Dec;34(4):639-50.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Hoeper MM, Bogaard HJ, Condliffe R, Frantz R, Khanna D, Kurzyna M, Langleben D, Manes A, Satoh T, Torres F, Wilkins MR, Badesch DB. Definitions and diagnosis of pulmonary hypertension. J Am Coll Cardiol. 2013 Dec 24; 62(25 Suppl) : D42-50.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Simonneau G, Gatzoulis MA, Adatia I, Celermajer D, Denton C, Ghofrani A, Gomez Sanchez MA, Krishna Kumar R, Landzberg M, Machado RF, Olschewski H, Robbins IM, Souza R. Updated clinical classification of pulmonary hypertension. J Am Coll Cardiol. 2013 Dec 24; 62(25 Suppl) : D34-41.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Galie, N., Humbert M., Vachiery J. L., Gibbs S., Lang I., Torbicki A., Simonneau G., Peacock A., Vonk Noordegraaf A., Beghetti M., Ghofrani A., Gomez Sanchez M. A., Hansmann G., Klepetko W., Lancellotti P., Matucci M., McDonagh T., Pierard L. A., Trindade P. T., Zompatori M. and Hoeper M. (2015). "2015 ESC/ERS Guidelines for the diagnosis and treatment of pulmonary hypertension: The Joint Task Force for the Diagnosis and Treatment of Pulmonary Hypertension of the European Society of Cardiology (ESC) and the European Respiratory Society (ERS): Endorsed by: Association for European Paediatric and Congenital Cardiology (AEPC), International Society for Heart and Lung Transplantation (ISHLT)." Eur Respir J 46(4): 903-975.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Chua, R., Keogh, A.M., Byth, K.,O'Loughlin, A. (2006) Comparison and validation of three measures of quality of life in patients with pulmonary hypertension. Intern Med J, 36 (11), 705-710.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> McKenna, S.P., Doughty, N., Meads, D.M., Doward, L.C.,Pepke-Zaba, J. (2006) The Cambridge Pulmonary Hypertension Outcome Review (CAMPHOR): a measure of health-related quality of life and quality of life for patients with pulmonary hypertension. Qual Life Res, 15 (1), 103-115.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Bauer, R., Dehnert, C., Schoene, P., Filusch, A., Bartsch, P., Borst, M.M. ve diğerleri. (2007) Skeletal muscle dysfunction in patients with idiopathic pulmonary arterial hypertension. Respir Med, 101 (11), 2366-2369.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Clark, A.L., Poole-Wilson, P.A.,Coats, A.J. (1996) Exercise limitation in chronic heart failure: central role of the periphery. J Am Coll Cardiol, 28 (5), 1092-1102.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Grünig E, Benjamin N, Krüger U, Kaemmerer H, Harutyunova S, Olsson KM, Ulrich S, Gerhardt F, Neurohr C, Sablotzki A, Halank M, Marra AM, Kabitz HJ, Thimm G, Fliegel KG, Klose H. General measures and supportive therapy for pulmonary arterial hypertension: Updated recommendations from the Cologne Consensus Conference 2018. Int J Cardiol. 2018 Dec 1;272S:30-36.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Saglam M, Arikan H, Vardar-Yagli N, Calik-Kutukcu E, Inal-Ince D, Savci S, et al. Inspiratory muscle training in pulmonary arterial hypertension. J Cardiopulm Rehabil Prev. 2015;35(3):198–206.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Huber LC, Vrugt B, Arrigo M. Pulmonary hypertension: Classification and pathobiology. Cardiovasc Med. 2014;17(11):312–9.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Lai Y-C, Potoka KC, Champion HC, Mora AL, Gladwin MT. Pulmonary Arterial Hypertension: The Clinical Syndrome. Circ Res. 2014;115(1):115–30.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Jankowich MD, Wu WC, Choudhary G. Association of elevated plasma endothelin-1 levels with pulmonary hypertension, mortality, and heart failure in African American Individuals: The jackson heart study. JAMA Cardiol. 2016;1(4):461–9.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Mereles D, Ehlken N, Kreuscher S, Ghofrani S, Hoeper MM, Halank M, et al. Exercise and respiratory training improve exercise capacity and quality of life in patients with severe chronic pulmonary hypertension. Circulation. 2006;114(14):1482–9.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> de Man FS, Handoko ML, Groepenhoff H, Abbink J, Grotjohan HP, Boonstra A, et al. Effects of exercise training in patients with idiopathic pulmonary arterial hypertension. Eur Respir J. 2009;34(3):669–75.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Pandey A, Garg S, Khunger M, Garg S, Kumbhani DJ, Chin KM, et al. Efficacy and safety of exercise training in chronic pulmonary hypertension. Circ Hear Fail. 2015;8(6):1032–43.</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Grünig E, Eichstaedt C, Barberà J, Benjamin N, Blanco I, Bossone E, et al. ERS statement on exercise training and rehabilitation in patients with severe chronic pulmonary hypertension. Eur Respir J. 2018;53(2).</span></span><br />
<br />
</li>
<li><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> Babu AS, Holland AE, Morris NR. Exercise-Based Rehabilitation to Improve Exercise Capacity and Quality of Life in Pulmonary Arterial Hypertension. Phys Ther. 2019</span><br />
</li>
</ul>
</div>
<br />
</div>
</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[POSTÜR VE NEFES]]></title>
			<link>https://www.fizyoplatforum.com/konu-postur-ve-nefes.html</link>
			<pubDate>Fri, 17 Dec 2021 14:23:13 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fizyoplatforum.com/member.php?action=profile&uid=1224">fzt.salihaözer</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fizyoplatforum.com/konu-postur-ve-nefes.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size">POSTÜR VE NEFES</span></span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">    Postüral kontrol ve solunum, mekanik ve nöromüsküler olarak birbirine bağlıdır. Her iki sistem de –spinal stabilite ve solunum– diyafram, transversus abdominis, interkostal kaslar, iç oblik kaslar ve pelvik taban kaslarını içerir. Tüm motor sistemi birçok vücut segmentinden oluşur. Yer çekimi çizgisiyle uygun hizalanmaları, uygun duruşu sağlar. Bu hizalamadaki herhangi bir düzensizlik hem daha yakın hem de daha ileri segmentlerde ve hatta belirli sistem ve organların çalışmasında değişikliklere neden olabilir. Birçok çalışma, vücut duruşunun derin kas aktivitesi tarafından şartlandırıldığını doğrulamaktadır. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">    Bir çalışmada transversus abdominis, internus obliquus abdominis ve externus obliquus abdominis kaslarının gövdeyi stabilize ettiğini ve ayrıca postüral uyumda önemli bir rol oynadığını bildirmiştir. Özellikle transversus abdominis, multifidus ile lomber bölgenin stabilize edilmesinde önemli bir rol oynar. Transversus abdominis dahil derin kasları harekete geçirmenin vücut duruşunu ayarlama ve iyileştirmedeki etkisini doğrulayan çalışmalar vardır. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">    Derin kaslar postural kontrolde önemli bir rol oynar. Bu kasların aktivitesi doğrudan eklem stabilitesine katkıda bulunur. Alt gövdenin azaltılmış derin kas aktivitesi, telafi edici duruş ve hareket modellerini tetikler. Alt gövdenin derin stabilizatörlerindeki gerilim eksikliğinden kaynaklanan özel telafi modeli, yüzeysel kasların aşırı kullanımı ve vücut bölümlerinin pozisyonundaki değişikliklerle ilişkilidir. Bu nedenle birçok yazar postüral kontrolün yeniden eğitiminde derin kasların güçlendirilmesi gerektiğinin üzerinde durmuştur. Derin kas eğitiminin gelişmiş postüral kontrol üzerindeki etkisini doğrulanmıştır. Başın, gövdenin ve pelvisin pozisyonu ile ilgili olmasına rağmen, uygulanan egzersizler sadece sagital düzlemde gövde kontrolünü olumlu yönde etkilediği kanıtlar arasındadır. Böyle bir ilişki, uygulanan egzersizlerin sadece alt gövdenin stabilize edici kaslarını harekete geçirmesiyle açıklanabilir. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">    Derin kas eğitiminin, omurgayı nötr bir pozisyonda tutarken, lumbopelvik kompleksi güçlendirme ve kuvvetleri vücudun üst kısmından alt ekstremitelerine aktarma yeteneği olan core stabilitesini geliştirdiğini doğrulamaktadır. Bu kas grubu, gerçekleştirilen hareketten bağımsız olarak erken aktivasyon ile karakterize edilir (Yani, ileri besleme veya erken zamanlama olarak adlandırılır.). Bu kaslar çoğunlukla izometrik olarak çalışır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">    Diyafram nefesi olarak da bilinen normal nefes alma, üst göğüs kafesi, alt göğüs kafesi ve karnın senkronize hareketini içerir. Ayrıca diyafram kaslarının yeterli kullanımını ve işlevselliğini gerektirir. Normal fizyolojik koşullar altında, diyafram hava solunduğunda alçalır ve ekshalasyon sırasında yükselir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">    Diyaframın hem postural hem de solunum fonksiyonuna sahip olduğuna inanılıyor. Birçok rapor hem diyafram hem de karın kaslarının birlikte çalışarak artan karın içi basınç yoluyla lomber omurgayı sertleştirerek spinal stabilizasyona yardımcı olduğunu göstermektedir. Bu nedenle derin kas eğitimi özellikle sırt ağrısının önlenmesi ve tedavisi için önerilmektedir. Sağlıklı kişilerde yapılan testler anlık ve hafif derecede postüral kusurların bile nefes almayı karakterize eden spirometri değişkenleri üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Anormal postürün diyaframın düzgün çalışmasını engellediğini ve bunun da torasik bölgenin aktivitesinde artışa neden olduğu kabul edilmiştir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">    Pavel Kolar normal bir solunum modelinin sabit bir alt gövde gerektirdiğini iddia etmiştir. Stabil bir gövdeyi solunumla birleştiren yapı diyaframdır ancak diyafram stabilizasyona fonksiyonel bir birim olarak homojen olarak katılmaz.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">    Alt gövdeyi stabilize eden kasları çalıştırmanın hem postür kalitesi hem de solunum hareketlerinin genliği üzerindeki etkisini doğrulanan çalışmalar arasındadır. Uygulanan derin gövde kas eğitimi, abdominal kavitenin amplitüdünde bir artışa önemli ölçüde katkıda bulundu ve gövdenin pozisyonunu değiştirdiği kanıtlanmıştır. Torasik solunum olarak bilinen anormal solunum stereotipi, alt göğüs kafesine kıyasla daha fazla üst göğüs kafesi hareketi ile kanıtlanan üst göğüsten nefes almayı içerir. Torasik solunum, alt göğüs kafesi ve karın hareketine hâkim olan yardımcı solunum kasları (sternokleidomastoid, üst trapezius ve skalen kasları dahil) tarafından üretilir. Üst göğüs hareketine göre azalan karın hareketinin zayıf diyafram hareketini doğruladığını öne süren çalışmalar vardır. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">    Geleneksel egzersizlerle karşılaştırıldığında, kas zinciri germe ve nefes alma tekniklerine odaklanarak yapılan core egzersizleri içeren bir programın solunum fonksiyonunda daha fazla iyileşmeye yol açabileceğini göstermiştir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Çalışmalarda Genel Olarak Katılımcılara Verilen Egzersizler</span></span></span><br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/aoba6gi.png" loading="lazy"  alt="[Resim: aoba6gi.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
Şekil 1-Transversus abdominis kasının aktivasyonu<br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/ar2pjch.png" loading="lazy"  alt="[Resim: ar2pjch.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
Şekil 2-Tek bacak köprü kurma<br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/h858qb0.png" loading="lazy"  alt="[Resim: h858qb0.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
Şekil 3- Emekleme pozisyonunda üst ekstremite elevasyonu<br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/51230i6.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 51230i6.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
Şekil 4-Plank<br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/d3q69li.png" loading="lazy"  alt="[Resim: d3q69li.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
Şekil 5-Egzersiz topu üzerinde bacak elevasyonu<br />
<br />
<span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonuç</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">    Derin kas eğitimi, gövde ve solunum kontrolünün kontrolünü iyileştirir. Duruş ve nefes alma stereotipi fonksiyonel bir birim oluşturur ve toraks pozisyonundan güçlü bir şekilde etkilenir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Referanslar</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Szczygieł, E., Blaut, J., Zielonka-Pycka, K., Tomaszewski, K., Golec, J., Czechowska, D., Masłoń, A., &amp; Golec, E. (2018). The Impact of Deep Muscle Training on the Quality of Posture and Breathing. Journal of motor behavior, 50(2), 219–227. <a href="https://doi.org/10.1080/00222895.2017.1327413" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://doi.org/10.1080/00222895.2017.1327413</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size">POSTÜR VE NEFES</span></span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">    Postüral kontrol ve solunum, mekanik ve nöromüsküler olarak birbirine bağlıdır. Her iki sistem de –spinal stabilite ve solunum– diyafram, transversus abdominis, interkostal kaslar, iç oblik kaslar ve pelvik taban kaslarını içerir. Tüm motor sistemi birçok vücut segmentinden oluşur. Yer çekimi çizgisiyle uygun hizalanmaları, uygun duruşu sağlar. Bu hizalamadaki herhangi bir düzensizlik hem daha yakın hem de daha ileri segmentlerde ve hatta belirli sistem ve organların çalışmasında değişikliklere neden olabilir. Birçok çalışma, vücut duruşunun derin kas aktivitesi tarafından şartlandırıldığını doğrulamaktadır. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">    Bir çalışmada transversus abdominis, internus obliquus abdominis ve externus obliquus abdominis kaslarının gövdeyi stabilize ettiğini ve ayrıca postüral uyumda önemli bir rol oynadığını bildirmiştir. Özellikle transversus abdominis, multifidus ile lomber bölgenin stabilize edilmesinde önemli bir rol oynar. Transversus abdominis dahil derin kasları harekete geçirmenin vücut duruşunu ayarlama ve iyileştirmedeki etkisini doğrulayan çalışmalar vardır. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">    Derin kaslar postural kontrolde önemli bir rol oynar. Bu kasların aktivitesi doğrudan eklem stabilitesine katkıda bulunur. Alt gövdenin azaltılmış derin kas aktivitesi, telafi edici duruş ve hareket modellerini tetikler. Alt gövdenin derin stabilizatörlerindeki gerilim eksikliğinden kaynaklanan özel telafi modeli, yüzeysel kasların aşırı kullanımı ve vücut bölümlerinin pozisyonundaki değişikliklerle ilişkilidir. Bu nedenle birçok yazar postüral kontrolün yeniden eğitiminde derin kasların güçlendirilmesi gerektiğinin üzerinde durmuştur. Derin kas eğitiminin gelişmiş postüral kontrol üzerindeki etkisini doğrulanmıştır. Başın, gövdenin ve pelvisin pozisyonu ile ilgili olmasına rağmen, uygulanan egzersizler sadece sagital düzlemde gövde kontrolünü olumlu yönde etkilediği kanıtlar arasındadır. Böyle bir ilişki, uygulanan egzersizlerin sadece alt gövdenin stabilize edici kaslarını harekete geçirmesiyle açıklanabilir. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">    Derin kas eğitiminin, omurgayı nötr bir pozisyonda tutarken, lumbopelvik kompleksi güçlendirme ve kuvvetleri vücudun üst kısmından alt ekstremitelerine aktarma yeteneği olan core stabilitesini geliştirdiğini doğrulamaktadır. Bu kas grubu, gerçekleştirilen hareketten bağımsız olarak erken aktivasyon ile karakterize edilir (Yani, ileri besleme veya erken zamanlama olarak adlandırılır.). Bu kaslar çoğunlukla izometrik olarak çalışır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">    Diyafram nefesi olarak da bilinen normal nefes alma, üst göğüs kafesi, alt göğüs kafesi ve karnın senkronize hareketini içerir. Ayrıca diyafram kaslarının yeterli kullanımını ve işlevselliğini gerektirir. Normal fizyolojik koşullar altında, diyafram hava solunduğunda alçalır ve ekshalasyon sırasında yükselir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">    Diyaframın hem postural hem de solunum fonksiyonuna sahip olduğuna inanılıyor. Birçok rapor hem diyafram hem de karın kaslarının birlikte çalışarak artan karın içi basınç yoluyla lomber omurgayı sertleştirerek spinal stabilizasyona yardımcı olduğunu göstermektedir. Bu nedenle derin kas eğitimi özellikle sırt ağrısının önlenmesi ve tedavisi için önerilmektedir. Sağlıklı kişilerde yapılan testler anlık ve hafif derecede postüral kusurların bile nefes almayı karakterize eden spirometri değişkenleri üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Anormal postürün diyaframın düzgün çalışmasını engellediğini ve bunun da torasik bölgenin aktivitesinde artışa neden olduğu kabul edilmiştir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">    Pavel Kolar normal bir solunum modelinin sabit bir alt gövde gerektirdiğini iddia etmiştir. Stabil bir gövdeyi solunumla birleştiren yapı diyaframdır ancak diyafram stabilizasyona fonksiyonel bir birim olarak homojen olarak katılmaz.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">    Alt gövdeyi stabilize eden kasları çalıştırmanın hem postür kalitesi hem de solunum hareketlerinin genliği üzerindeki etkisini doğrulanan çalışmalar arasındadır. Uygulanan derin gövde kas eğitimi, abdominal kavitenin amplitüdünde bir artışa önemli ölçüde katkıda bulundu ve gövdenin pozisyonunu değiştirdiği kanıtlanmıştır. Torasik solunum olarak bilinen anormal solunum stereotipi, alt göğüs kafesine kıyasla daha fazla üst göğüs kafesi hareketi ile kanıtlanan üst göğüsten nefes almayı içerir. Torasik solunum, alt göğüs kafesi ve karın hareketine hâkim olan yardımcı solunum kasları (sternokleidomastoid, üst trapezius ve skalen kasları dahil) tarafından üretilir. Üst göğüs hareketine göre azalan karın hareketinin zayıf diyafram hareketini doğruladığını öne süren çalışmalar vardır. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">    Geleneksel egzersizlerle karşılaştırıldığında, kas zinciri germe ve nefes alma tekniklerine odaklanarak yapılan core egzersizleri içeren bir programın solunum fonksiyonunda daha fazla iyileşmeye yol açabileceğini göstermiştir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Çalışmalarda Genel Olarak Katılımcılara Verilen Egzersizler</span></span></span><br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/aoba6gi.png" loading="lazy"  alt="[Resim: aoba6gi.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
Şekil 1-Transversus abdominis kasının aktivasyonu<br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/ar2pjch.png" loading="lazy"  alt="[Resim: ar2pjch.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
Şekil 2-Tek bacak köprü kurma<br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/h858qb0.png" loading="lazy"  alt="[Resim: h858qb0.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
Şekil 3- Emekleme pozisyonunda üst ekstremite elevasyonu<br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/51230i6.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 51230i6.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
Şekil 4-Plank<br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/d3q69li.png" loading="lazy"  alt="[Resim: d3q69li.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
Şekil 5-Egzersiz topu üzerinde bacak elevasyonu<br />
<br />
<span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonuç</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">    Derin kas eğitimi, gövde ve solunum kontrolünün kontrolünü iyileştirir. Duruş ve nefes alma stereotipi fonksiyonel bir birim oluşturur ve toraks pozisyonundan güçlü bir şekilde etkilenir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Referanslar</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Szczygieł, E., Blaut, J., Zielonka-Pycka, K., Tomaszewski, K., Golec, J., Czechowska, D., Masłoń, A., &amp; Golec, E. (2018). The Impact of Deep Muscle Training on the Quality of Posture and Breathing. Journal of motor behavior, 50(2), 219–227. <a href="https://doi.org/10.1080/00222895.2017.1327413" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://doi.org/10.1080/00222895.2017.1327413</a></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[EKG ve KALP RİTİM BOZUKLUKLARI]]></title>
			<link>https://www.fizyoplatforum.com/konu-ekg-ve-kalp-ritim-bozukluklari.html</link>
			<pubDate>Mon, 22 Nov 2021 17:56:46 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fizyoplatforum.com/member.php?action=profile&uid=10">Fzt.Merve</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fizyoplatforum.com/konu-ekg-ve-kalp-ritim-bozukluklari.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color">KALP RİTİM BOZUKLUKLARI VE REHABİLİTASYONU<br />
</span></span></span></div>
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">EKG  </span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kalbin çalışması sırasında oluşan elektriksel aktivitelerin vücudun değişik yerlerine konulan elektrodlar aracılığıyla kaydedilmesi esasına dayanır. Elektrokardiyogram esas olarak elektriksel olayları gösterir ve mekanik olaylar hakkında bilgi vermez.</span><br />
<br />
<span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">EKG YARDIMIYLA BİLGİ EDİNİLEN DURUMLAR</span></span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ritim ve iletim bozuklukları</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Miyokardın kanlanması</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kalp adelesinin hipertrofisi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Perikard hastalıkları</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Elektrolit bozuklukları</span><br />
</li>
</ul>
                                    <br />
<span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">EKG YORUMLANMASI</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">P DALGASI:</span></span><br />
• <span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Atriyum depolarizasyonu</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• 0.08 sn’den dar</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• 3 mm’den küçük</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">QRS KOMPLEKSİ:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ventrikül depolarizasyonu</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• 0.12 sn’den dar</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">T DALGASI:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ventrikül repolarizasyonu</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PR ARALIĞI:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P dalgasının başlangıcı ile QRS kompleksinin başlangıcı arasındaki süredir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Atriyumların depolarizasyonu + uyarının atriyoventriküler (AV) düğüme, His demetine, dallara ve Purkinje liflerine geçmesi için gereken toplam süredir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• PR aralığı için normal değer 0.12-0.20 sn (3-5 küçük kare)</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ST SEGMENTİ:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ventriküllerin depolarizasyonu ile repolarizasyonu arasındaki elektriksel olarak sessiz dönemdir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Normal durumda izoelektrik çizgide, hafif yukarı meyil gösterir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">QT ARALIĞI:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• QRS başlangıcından T dalgası sonuna kadar olan süredir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•Ventriküler depolarizasyon ve repolarizasyon için geçen süreyi belirtir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• &lt;0.42 sn</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Eğer;</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Depolarizasyon dalgası pozitif bir elektroda doğru ilerliyorsa, pozitif; uzaklaşıyorsa, negatif bir potansiyel kaydedilir. Repolarizasyon dalgası pozitif elektroda doğru yaklaşıyorsa, negatif; uzaklaşıyorsa, pozitif bir potansiyel oluşturur.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">EKG DERİVASYONLARI</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•Elektrodların konumuna göre EKG derivasyonları oluşturulur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•Bir pozitif ve bir negatif elektrodun kullanılmasıyla elde edilen derivasyonlar bipolar (standart)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•Tek bir pozitif elektrod ile elde edilen derivasyonlar unipolar</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bipolar Derivasyonlar</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Derivasyon                Negatif elektrod              Pozitif elektrod</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">I                                          Sağ kol                            Sol kol</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">II                                        Sağ kol                            Sol bacak</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">III                                      Sol kol                              Sol bacak</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sağ bacak: toprak elektrodu</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Unipolar Derivasyonlar</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Pozitif elektrodun yerleştiği yere göre adlandırılır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•aVR (R: right, sağ) sağ kolda</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•aVL (L: left,sol) sol kolda</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•aVF (F: foot, ayak) sol bacakta</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•Bu üç derivasyonda a harfi (augmented=güçlendirilmiş) anlamında kullanılmaktadır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Einthoven üçgeninin köşelerindeki gerilimin toplamı sıfır olduğundan aktif elektrodun bulunduğu ekstremitedeki potansiyel, diğer iki ekstremitenin toplam potansiyeline eşit ama zıt yönlüdür.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #008e02;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Ritim Bozuklukları</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• DİSRİTMİ; kalbin normal elektriksel ritminden olan sapmalara denir</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• ARİTMİ; kalbin elektriksel aktivitesinin olmamasıdır.</span><br />
<br />
<span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NEDENLERİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Diyabet</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Alkol tüketimi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Kafein</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Uyuşturucu madde kullanımı</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• HT</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hipertiroidi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Stres</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Sigara</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• KAH</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Kan elektroliz dengesizliği</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Kalp kaslarındaki değişimler</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Sinüs Ritimleri</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Normal sinüs ritmi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Sinüs bradikardisi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Sinüs taşikardisi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Sinüs aritmisi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Sinüs arresti</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">NORMAL SİNÜS RİTMİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">EKG özellikleri;</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">➢ 60-100 vuru/dakika hızında düzenli ritim (ya da çocuklarda yaş ile uyumlu).</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">➢ Her QRS kompleksinden önce normal bir P dalgası gelir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">➢ Normal P dalga aksı: P dalgaları I ve II. derivasyonlarda yukarı dönük, aVR’de ters olmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">➢ PR aralığı sabit kalır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">➢ QRS kompleksleri &lt; 100 ms genişliğindedir (önceden var olan ventriküller arası ileti gecikmesi yok ise).</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SİNÜS BRADİKARDİSİ:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖Sinüs nodundan çıkan uyarılar dakikada 60’ın altındadır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">EKG özellikleri;</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•PR aralığı: Normal sınırlarda Sabit</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ritim: Düzenli</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•QRS kompleksi: Normal süre</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hız&lt; 60 atım/dk</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•T dalgası: Normal süre Normal</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P dalgası: Normal büyüklükte düzeninde , her P’den sonra QRS dalgası</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">SİNÜS TAŞİKARDİSİ:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖Sinüs nodundan çıkan uyarılar dakikada 100’den fazladır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖EKG özellikleri;</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P-R Aralığı: Normal</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hız : 100-160/dakika</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• QRS: Normal</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ritim : düzenli</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P dalgası: Büyüklük ve şekli normal</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">SİNÜS ARİTMİSİ:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖Sinüs nodundan çıkan uyarılar düzensizdir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖Düzensizlik sıklıkla inspiryum ve ekspiryum nedeniyledir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ EKG özellikleri:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hız: Genellikle normal</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P-R: Normal</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ritim: Düzensiz</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• QRS: Normal</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P dalgası: Büyüklük ve şekli normal</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">SİNÜS ARRESTİ:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Sinüs nodu bir impuls başlatamadığı zaman oluşur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Bir veya daha fazla kardiyak siklus için tüm P-QRS-T sırası yoktur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P-P aralığında bozulma meydana gelir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P-QRS-T sırasının yokluğunda duraklama meydana gelir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">ATRİAL RİTİM BOZUKLUKLARI</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Premature atrial kontraksiyon</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Atrial taşikardi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Atrial flutter</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Atrial fibrilasyon</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">PREMATURE ATRİAL KONTRAKSİYON:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖Ektopik bir atrial odaktan kaynaklanır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖QRS kompleksine eşlik eden erken, anormal P dalgası ve bunu takip eden bir duraklama bulunur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ EKG özellikleri:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P dalgası: Prematürdür ve sinüs Pdalgasından farklıdır</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hız: Genellikle normal</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ritim: Düzensiz. PAK’ı takip eden duraklamadan dolayıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P-R aralığı: Normal</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• QRS: Genellikle normal</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">ATRİAL TAŞİKARDİ:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖Birbirini takip eden üç veya daha fazla atrial ektopik atım atrial taşikardiyi oluşturur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ EKG özellikleri:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P-R aralığı: Genellikle ölçülemez.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hız: 140/250 atım/dk</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ritim: Düzenli</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• QRS: Genellikle normal</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P dalgası: Anormal</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">ATRİAL FLUTTER:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖Hızlı düzenli bir atrial odaktan kaynaklanır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖Atrial kaslar bu hızlı stimülasyona F dalgaları olarak isimlendirilen testere dişli görünümlü atrial defleksiyon ortaya çıkarır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• EKG özellikleri:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hız: Atrial hız 250/400 ikennventriküler hız değişkendir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ritim: Düzenli</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P dalgası: Her QRS kompleksinöncesi iki, üç, dört, veya daha fazla F dalgaları bulunur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P-R aralığı: Ölçülmesi gerekli değildir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• ORS: Normal</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">ATRİAL FİBRİLASYON:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖Atriyal fibrilasayon en yaygın sürekli aritmidir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖Ektopik bir atrial odaktan hızlı, düzensiz, kaotik bir atım olduğu</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">zaman meydana gelir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• EKG özellikleri:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hız: Atrial hız 400 veya daha fazla, ventriküler hız ölçülemez.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ritim: Düzensiz</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P dalgası: Pdalgaları yerine düzensiz fibrilasyon dalgaları vardır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P-R aralığı: Ölçülemez.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">VENTRİKÜLER RİTİM BOZUKLUKLARI</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• İdioventriküler ritim</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Akselere ventriküler ritim</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Erken ventriküler vuru</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ventriküler taşikardi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ventriküler fibrilasyon</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ventriküler flutter</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">İDİOVENTRİKÜLER RİTİM:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ Herhangi bir nedenle Sinoatriyal düğümden uyarı çıkmaz ve ventriküllere supraventriküler alandan kaynaklan bir uyarı gelmez ise ventriküllerden elektriksel uyarı üretilmeye başlar. Bu durumda ortaya çıkan ekg ritmi idioventriküler ritm (IVR) olarak adlandırılır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ Ritm düzenli, hız genellikle 20 – 40 arasındadır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ İdioventriküler ritm’ de fizyolojsi gereğinde P dalgası bulunmaz. P dalgası olmadığı için PR mesafesinden de bahsedilemez.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ QRS kompleksleri ventriküllerden kaynaklandığı için 0.12 saniyeden uzundur (Geniş QRS).</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ İdioventriküler ritm hızı 40 atım/dk.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">AKSELERE İDİOVENTRİKÜLER RİTİM:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ Uyarılar ventrikülden çıktığı için QRS kompleksleri geniştir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ Uyarılar ventrikülden çıktığı için QRS’lerin önünde P dalgası bulunmaz.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ Hız 40-100/ dakika civarındadır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ Genellikle reperfüzyon aritmisi olarak görülür.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">ERKEN VENTRİKÜLER VURU:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ Ventriküllerin birindeki irritabıl bir odaktan kaynaklanır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖EKG özellikleri:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P-R aralığı: Ölçülemez.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•Hız: Değişkendir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• QRS: Geniş veya çentikli.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•Ritim: Düzensiz</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•P dalgası: P dalgası yoktur.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">VENTRİKÜLER TAŞİKARDİ:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ Ektopik bir ventriküler odaktan hızlı uyarılar nedeniyledir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ Genellikle erken ventriküler vuru ile tetiklenir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ EKG özellikleri:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hız : 140-220 atım/dakika</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ritim : Genel olarak düzenli</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P dalgası : İlişkili P dalgası yoktur</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P-R aralığı : Hesaplanamaz; P dalgası yoktur</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• QRS : Geniş</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">VENTRİKÜLER FİBRİLASYON:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ventriküler fibrilasyon (VF) en önemli kardiyak arrest ritmidir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ventriküller aniden 500 vuru/dakikaya varan hızda kasılmaya çabalar.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hızlı ve düzensiz elektriksel aktivite ventrikülleri senkronize şekilde kasılamayacak duruma getirerek ani kardiyak output kaybına yol açar.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Kalp bu noktadan sonra etkili bir pompa değildir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• İleri yaşam desteği hızlıca sağlanmazsa, bu ritim istisnasız bir biçimde ölümcüldür.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ EKG özellikleri:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Değişken yükseklikte karmakarışık düzensiz sapmalar.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Tanımlanabilen P dalgası, QRS kompleksi veya T dalgası yoktur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Dakikada 150 ila 500 vuru hızında.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Yükseklik süre ile azalır.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">VENTRİKÜLER FLUTTER:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Aralıksız sinüs dalgası.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Tanımlanabilir P dalgası, QRS kompleksi veya T dalgası yok.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hız genellikle &gt; 200 vuru/dakika.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">KALBİN İLETİ SİSTEMİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">- Sinoatriyal düğüm</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">- Atriyoventriküler düğüm</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-His demeti(sağ ve sol)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Purkinje lifleri</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sinoatriyal nod, sağ atrium arka duvarına yerleşmiştir ve kalbin ilk atımını başlatan merkezdir. Buradaki uyarı, yine atrium içinde yerleşen Atriyoventriküler noduna ulaşır. Buradan da His demetleri aracılığıyla her iki ventriküle geçer ve Purkinje liflerinde sonlanır.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">ATRİOVENTRİKÜLER BLOK:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•Birinci derece AV blok</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•İkinci derece AV blok Tip I</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•İkinci derece AV blok Tip 2</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•Üçüncü derece AV blok</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Birinci Derece AV Blok:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Elektriksel uyarı SA noddan köken alır ve AV noda normal olarak iletilir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Uyarı AV kavşağa ulaştığında ventriküllere iletilmeden önce geçici olarak gecikir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">EKG özellikleri;</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hız : Normal (60-100/dakika) </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ritim : Düzenli</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">P dalgası : Normal sinüs P dalgaları</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">P-R aralığı : 0.2 saniyenin üzerindedir (5 küçük kareden daha fazla) </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">QRS : Normal</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İkinci Derece AV Blok:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Uyarılar AV noda normal olarak ulaşır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İmpulslar ara sıra veya daha sık görülen tipi ile düzenli olarak bloke olabilir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">P-R aralığı sabittir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">EKG özellikleri:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hız: Genellikle yavaş</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ritim: Genellikle düzenli fakat blok aralıklı olarak oluşuyorsa veya iletim oranı değişiyorsa düzensiz olabilir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">P dalgası: Her P dalgasını QRS takip etmez.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">P-R aralığı: Değişmez.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">QRS: Blok yeri AV nodda ise normal, AV nodun altında ise geniş.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Üçüncü Derece AV Blok:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Atriyumlardan çıkan hiçbir ileti ventriküllere geçemez. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hiçbir P dalgası ile QRS kompleksi arasında bağlantı yoktur. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Atriyumlar ayrı, ventriküller ayrı çalışırlar. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">P-P mesafeleri ve R-R mesafeleri birbirine eşittir. Ancak aralarında hiçbir bağlantı kurulamaz.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">QRS kompleksinin kaynağı AV düğümün altındadır. AV düğüme yakın noktadan çıkan QRS komplekslerinde, QRS kompleksinin süresi normal iken, daha aşağılardan çıkan QRS komplekslerinin süresi daha uzundur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ventrikül hızı, 20-60/dk arasında değişebilir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ritim düzenlidir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Çok ciddi bir AV bloktur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Genelde tüm hastalara kalıcı Pacemaker takılır.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">DAL BLOKLARI</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hız 60-100/dk genelde normaldir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ritim düzenlidir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">P dalgası, PR aralığı normaldir QRS geniştir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">His demetlerinin sağ veya sol dalında iletinin gecikmesi veya bloke olmasıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bloke olan tarafın aktivasyonu diğer dal tarafından septum aracılığıyla aktarılarak sağlanır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Geniş QRS kompleksleri görülür.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sağ Dal Bloğu:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">QRS in süresi komplet bloklarda 0.12 saniyeden uzundur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnkomplet bloklarda 0.10- 0.12 saniye arasındadır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">D1, aVL(sol kol), V5, V6 derivasyonlarında derin S dalgaları görülür.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">ST segmenti veya T dalgası R yönünün aksine yönelir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">V1’de ve sıklıkla V2 derivasyonunda da ikinci bir R dalgası izlenir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sol Dal Bloğu:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">QRS in süresi 0.12 saniyeden uzundur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">V5, V6 derivasyonlarında septal Q dalgası kaybolmuştur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">V5, V6, D1, ve aVL(sol kol) derivasyonlarında QRS kompleksinde çentiklenme görülür.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">D1, D2, V5, V6 derivasyonlarında geniş R dalgaları görülür.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">V1, V2, V3 derivasyonlarında derin S dalgaları izlenir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Asistoli:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Miyokardiumun elektriksel aktivitesi yoktur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">EKG özellikleri:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dalga defleksiyonları yoktur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">EKG'de düz bir çizgi görülür.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">AKUT MİYOKARDİAL ENFARKTÜS</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akut MI teşhisi koymada ilk yol ST segment elevasyonuna bakmaktır.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hasarında ST elevasyonu/depresyonu 1-2 mv olur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Nekroz patolojik Q dalgasıyla temsil edilir. R dalgasının ¼’ünden daha büyüktür (Q &gt; 1/4 R) Pek çok derivasyonda süresi &gt;= 0.03 – 0.04 sn</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akut Miyokard Enfarktüs Lokalizasyonu:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Anterior: V1-V6</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Anteroseptal: V1-V4 Yüksek Lateral: I, aVL inferior: II, III, aVF</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yaygın Anterior: I, aVL, V1-V6</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Posteior: V1-V3'de yüksek R, ST depresyonu, T negatifliği</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #008e02;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Kalp Ritim Bozukluğu Belirtileri Nelerdir? </span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kalp ritim bozukluğu yaşayan hastaların bir kısmı herhangi bir rahatsızlık yaşadığının farkında değildir. Bu gibi durumlarda genellikle rutin bir muayene veya başka bir amaçla çekilen elektrokardiyografi sayesinde aritmi tespit edilir. Kalp ritim bozukluğunun hastalarda şikâyete sebep olan en belirgin belirtilerini ise şu şekilde sıralayabiliriz:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">1. Çarpıntı</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2. Kalp atışlarında düzensizlik</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">3. Göğüste meydana gelen kuş çırpınıyormuş hissi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">4. Boşluk hissi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">5. Nefes darlığı</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">6. Baş dönmesi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kalp hızında yavaşlamaya neden olan ritim bozuklukları; baş dönmesi, bayılma, baş dönmesi veya nefes darlığı ile kendini gösterebilir. Bilhassa aktif olduğunuz bir anda kalp ritminde meydana gelen duraklama, 3 saniye ve üzerinde olduğu takdirde baş dönmesi ve bayılma gibi durumlar yaşanmaktadır. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Keza kalp kızının aşırı derecede yükseldiği durumlarda da bayılma ve baş dönmesi gibi durumlar baş gösterebilir. Özellikle de çarpıntı hissine eşlik eden baş dönmesi veya göğüs ağrısı gibi şikâyetler, durumun vahametini işaret etmektedir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #008e02;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Kalp Ritim Bozukluğu Nedenleri Nelerdir?</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Daha öncesinde bir kalp rahatsızlığı bulunan kişiler, kalp ritim bozukluğu gelişmesi açısından risk altındadır. Bu hastalıklar sonucunda kalbin çalışma düzeninde bir problem meydana gelebilir. Koroner arter hastalığı, kalp krizi veya yetmezliği, kalbin iç dokularının iltihaplandığı endokardit, kalp kapak rahatsızlıkları ve doğuştan gelen kalp hastalıkları gibi kardiyak patolojiler aritmi gelişimi açısından risk unsuru olarak kabul edilirler.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu hastalıklar dışında yaş, cinsiyet ve çeşitli yaşam tarzı faktörleri de kalp ritim bozukluğu gelişiminde etkili olabilir. Ciddi seyirli aritmiler genellikle 60 yaşın üzerindeki bireylerde meydana gelir. İleri yaştaki bireylerin genellikle çeşitli kalp damar problemleri nedeniyle kullanılan ilaçlar da kalp ritminin etkilenmesine neden olabilir. Bazı aritmi türlerinin görülme sıklığı cinsiyetler arasında değişkenlik gösterir. Örnek olarak atrial fibrilasyonun erkeklerde gelişme ihtimali kadınlara göre daha yüksektir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Beslenme alışkanlıkları kalp ritmini etkileyebilecek bir diğer faktördür. Alkol ya da çeşitli uyarıcı kafein gibi maddeler içeren içeceklerin tüketimi kalbin çalışma düzenini değiştirebilir. Genel olarak tütün kullanan kişilerde aritmi gelişimine karşı bir yatkınlık söz konusu olabilir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu sebepler dışında çeşitli sağlık sorunları da kalp ritim bozukluğu gelişimini tetikleyebilir:</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Şeker hastalığı</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Kronik akciğer hastalıkları</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Pulmoner emboli (akciğere pıhtı atması)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Amfizem</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Astım</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Uyku apnesi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Tiroid bezi rahatsızlıkları</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hipertansiyon (yüksek kan basıncı)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Kalsiyum, potasyum ya da magnezyum gibi minerallerin düzeylerindeki dengesizlikler</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Kalp Ritim Bozukluğuna Ne İyi Gelir? </span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Stres, sigara, alkol, kafein ve bazı ilaçlardan uzak durmak, kalp ritim bozukluğu şikâyetlerini gidermek adına atacağınız en doğru adımlar olacaktır. Bunun dışında kalp hastalığı zemininde gelişen ritim bozukluğu söz konusu olduğunda, aritmiye yol açan kalp hastalığının tedavi edilmesi gerekmektedir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">TEDAVİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tedavide öncelikle nedenin ortadan kaldırılması gereklidir. Etken tedavi edilemiyor veya mevcut ritim iletim bozukluğu hayatı tehdit ediyorsa veya belirti veriyorsa tedavi gereklidir. Burada öncelikle istirahat, sakinleştirme, bazı özel manevralar gibi saptanan soruna uygun genel tedbirlerin alınması ve bunlar yeterli olamıyorsa ilaç tedavisi veya girişimsel (Pacemaker/ ablasyon/aritmi cerrahisi gibi) tedavilerin uygulanması önerilmektedir. Kalp hastalığı olmayanlarda gözlenen ve hastada yakınmaya neden olmayan ekstra atımların ilaç ile tedavisi önerilmemektedir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ritim bozukluğu olan hastaların dikkat etmesi gereken öneriler vardır. Bu hastalar ağır egzersiz yapmamalıdır. Sıvı alımının yeterli ve dengeli olması sağlanmalıdır. Çok soğuk ve çok sıcak havalar ritim bozukluğu atağını tetikleyebilir. Aşırı alkol, sigara, çok çay ve kahve içimi ritim bozukluğu atağını tetikleyebilir. Uykusuzluk,yoğun bedensel yorgunluk, psikolojik stres  de atağı tetikleyebilir.  </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Düzenli fiziksel aktivite, kendinizi daha iyi hissetmenizi ve semptomları azaltmanızı sağlayan sağlıklı bir yaşam tarzı yaşamanız için önemli bir yoldur. Aktif olmak, diğer kalp hastalıklarını veya felçleri önlemeye de yardımcı olabilir. Fiziksel aktivite aynı zamanda yaşam kalitelerini iyileştirmeye ve egzersiz yapma ve günlük yaşam aktivitelerine katılma yeteneklerini artırmaya yardımcı olur. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yetişkinler için her hafta en az 150 dakika orta düzeyde fiziksel aktivite önerilmektedir. Ayrıca, haftada en az iki kez kuvvet antrenmanı egzersizleri dahil edilebilir. Germe egzersizleri yapılabilir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Merdiven tırmanma</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Yürüme</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hafif koşu</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Yüzme</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Bisiklet gibi egzersizler yapılabilir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• İlk başlanıldığında her gün üç kez 10 dakikalık egzersizlerle başlanıp kademeli olarak arttırılabilir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Egzersiz programı, doktorunuzun kontrolünden geçtikten sonra, fizyoterapist denetiminde uygulanmalıdır. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Egzersiz klinik durumunuzu olumsuz yönde etkilemeden, sizin için yararlı olabilecek en üst seviyede düzenlenmelidir. Yani hem güvenli, hem etkili olmalıdır. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Geniş kas gruplarını içeren aerobik egzersizler uygundur.  Aerobik egzersizler: yürüme, bisiklet sürme, tempolu yürüme ve yüzme gibi egzersizlerdir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Egzersizlerin başında, 10–15 dakikalık ısınma süresi olmalıdır. Asıl egzersiz dönemi size uygun kalp hızında 15–30 dakika sürmelidir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• 5–10 dakika soğuma, gevşeme ve toparlanma evresi olmalıdır. • Egzersizler haftada en az 3 defa, tercihen hergün düzenli yapılmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Egzersiz kalp hızınız, 90 ile 126 atım/dakika arasında olmalıdır. En güvenlisi egzersiz kalp hızı olarak düşük olanı seçmektir. Erken dönemde, hastane ortamında fizyoterapistin kontrolünde uygulanması daha doğrudur.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dirençli egzersiz eğitimi: Yeni bir olay yaşadıysanız dirençli egzersiz yapmayınız. Aerobik egzersiz programı ile belirli bir düzeye geldikten sonra dirençli egzersizlere başlamalısınız. Dirençli egzersizler kas kuvvetini artırır, kalp ve dolaşım sistemini iyileştirir ve kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar. Haftada 2–3 defa, 8-10 tekrarlı egzersizler şeklinde yapılmalıdır.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="color: #9a00b2;" class="mycode_color">KALP RİTİM BOZUKLUKLARI VE REHABİLİTASYONU<br />
</span></span></span></div>
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">EKG  </span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kalbin çalışması sırasında oluşan elektriksel aktivitelerin vücudun değişik yerlerine konulan elektrodlar aracılığıyla kaydedilmesi esasına dayanır. Elektrokardiyogram esas olarak elektriksel olayları gösterir ve mekanik olaylar hakkında bilgi vermez.</span><br />
<br />
<span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">EKG YARDIMIYLA BİLGİ EDİNİLEN DURUMLAR</span></span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ritim ve iletim bozuklukları</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Miyokardın kanlanması</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kalp adelesinin hipertrofisi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Perikard hastalıkları</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Elektrolit bozuklukları</span><br />
</li>
</ul>
                                    <br />
<span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">EKG YORUMLANMASI</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">P DALGASI:</span></span><br />
• <span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Atriyum depolarizasyonu</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• 0.08 sn’den dar</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• 3 mm’den küçük</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">QRS KOMPLEKSİ:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ventrikül depolarizasyonu</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• 0.12 sn’den dar</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">T DALGASI:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ventrikül repolarizasyonu</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PR ARALIĞI:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P dalgasının başlangıcı ile QRS kompleksinin başlangıcı arasındaki süredir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Atriyumların depolarizasyonu + uyarının atriyoventriküler (AV) düğüme, His demetine, dallara ve Purkinje liflerine geçmesi için gereken toplam süredir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• PR aralığı için normal değer 0.12-0.20 sn (3-5 küçük kare)</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ST SEGMENTİ:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ventriküllerin depolarizasyonu ile repolarizasyonu arasındaki elektriksel olarak sessiz dönemdir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Normal durumda izoelektrik çizgide, hafif yukarı meyil gösterir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">QT ARALIĞI:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• QRS başlangıcından T dalgası sonuna kadar olan süredir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•Ventriküler depolarizasyon ve repolarizasyon için geçen süreyi belirtir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• &lt;0.42 sn</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Eğer;</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Depolarizasyon dalgası pozitif bir elektroda doğru ilerliyorsa, pozitif; uzaklaşıyorsa, negatif bir potansiyel kaydedilir. Repolarizasyon dalgası pozitif elektroda doğru yaklaşıyorsa, negatif; uzaklaşıyorsa, pozitif bir potansiyel oluşturur.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">EKG DERİVASYONLARI</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•Elektrodların konumuna göre EKG derivasyonları oluşturulur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•Bir pozitif ve bir negatif elektrodun kullanılmasıyla elde edilen derivasyonlar bipolar (standart)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•Tek bir pozitif elektrod ile elde edilen derivasyonlar unipolar</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bipolar Derivasyonlar</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Derivasyon                Negatif elektrod              Pozitif elektrod</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">I                                          Sağ kol                            Sol kol</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">II                                        Sağ kol                            Sol bacak</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">III                                      Sol kol                              Sol bacak</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sağ bacak: toprak elektrodu</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Unipolar Derivasyonlar</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Pozitif elektrodun yerleştiği yere göre adlandırılır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•aVR (R: right, sağ) sağ kolda</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•aVL (L: left,sol) sol kolda</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•aVF (F: foot, ayak) sol bacakta</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•Bu üç derivasyonda a harfi (augmented=güçlendirilmiş) anlamında kullanılmaktadır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Einthoven üçgeninin köşelerindeki gerilimin toplamı sıfır olduğundan aktif elektrodun bulunduğu ekstremitedeki potansiyel, diğer iki ekstremitenin toplam potansiyeline eşit ama zıt yönlüdür.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #008e02;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Ritim Bozuklukları</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• DİSRİTMİ; kalbin normal elektriksel ritminden olan sapmalara denir</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• ARİTMİ; kalbin elektriksel aktivitesinin olmamasıdır.</span><br />
<br />
<span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NEDENLERİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Diyabet</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Alkol tüketimi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Kafein</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Uyuşturucu madde kullanımı</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• HT</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hipertiroidi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Stres</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Sigara</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• KAH</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Kan elektroliz dengesizliği</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Kalp kaslarındaki değişimler</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Sinüs Ritimleri</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Normal sinüs ritmi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Sinüs bradikardisi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Sinüs taşikardisi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Sinüs aritmisi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Sinüs arresti</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">NORMAL SİNÜS RİTMİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">EKG özellikleri;</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">➢ 60-100 vuru/dakika hızında düzenli ritim (ya da çocuklarda yaş ile uyumlu).</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">➢ Her QRS kompleksinden önce normal bir P dalgası gelir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">➢ Normal P dalga aksı: P dalgaları I ve II. derivasyonlarda yukarı dönük, aVR’de ters olmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">➢ PR aralığı sabit kalır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">➢ QRS kompleksleri &lt; 100 ms genişliğindedir (önceden var olan ventriküller arası ileti gecikmesi yok ise).</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SİNÜS BRADİKARDİSİ:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖Sinüs nodundan çıkan uyarılar dakikada 60’ın altındadır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">EKG özellikleri;</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•PR aralığı: Normal sınırlarda Sabit</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ritim: Düzenli</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•QRS kompleksi: Normal süre</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hız&lt; 60 atım/dk</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•T dalgası: Normal süre Normal</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P dalgası: Normal büyüklükte düzeninde , her P’den sonra QRS dalgası</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">SİNÜS TAŞİKARDİSİ:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖Sinüs nodundan çıkan uyarılar dakikada 100’den fazladır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖EKG özellikleri;</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P-R Aralığı: Normal</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hız : 100-160/dakika</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• QRS: Normal</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ritim : düzenli</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P dalgası: Büyüklük ve şekli normal</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">SİNÜS ARİTMİSİ:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖Sinüs nodundan çıkan uyarılar düzensizdir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖Düzensizlik sıklıkla inspiryum ve ekspiryum nedeniyledir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ EKG özellikleri:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hız: Genellikle normal</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P-R: Normal</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ritim: Düzensiz</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• QRS: Normal</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P dalgası: Büyüklük ve şekli normal</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">SİNÜS ARRESTİ:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Sinüs nodu bir impuls başlatamadığı zaman oluşur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Bir veya daha fazla kardiyak siklus için tüm P-QRS-T sırası yoktur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P-P aralığında bozulma meydana gelir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P-QRS-T sırasının yokluğunda duraklama meydana gelir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">ATRİAL RİTİM BOZUKLUKLARI</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Premature atrial kontraksiyon</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Atrial taşikardi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Atrial flutter</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Atrial fibrilasyon</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">PREMATURE ATRİAL KONTRAKSİYON:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖Ektopik bir atrial odaktan kaynaklanır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖QRS kompleksine eşlik eden erken, anormal P dalgası ve bunu takip eden bir duraklama bulunur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ EKG özellikleri:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P dalgası: Prematürdür ve sinüs Pdalgasından farklıdır</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hız: Genellikle normal</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ritim: Düzensiz. PAK’ı takip eden duraklamadan dolayıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P-R aralığı: Normal</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• QRS: Genellikle normal</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">ATRİAL TAŞİKARDİ:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖Birbirini takip eden üç veya daha fazla atrial ektopik atım atrial taşikardiyi oluşturur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ EKG özellikleri:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P-R aralığı: Genellikle ölçülemez.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hız: 140/250 atım/dk</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ritim: Düzenli</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• QRS: Genellikle normal</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P dalgası: Anormal</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">ATRİAL FLUTTER:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖Hızlı düzenli bir atrial odaktan kaynaklanır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖Atrial kaslar bu hızlı stimülasyona F dalgaları olarak isimlendirilen testere dişli görünümlü atrial defleksiyon ortaya çıkarır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• EKG özellikleri:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hız: Atrial hız 250/400 ikennventriküler hız değişkendir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ritim: Düzenli</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P dalgası: Her QRS kompleksinöncesi iki, üç, dört, veya daha fazla F dalgaları bulunur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P-R aralığı: Ölçülmesi gerekli değildir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• ORS: Normal</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">ATRİAL FİBRİLASYON:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖Atriyal fibrilasayon en yaygın sürekli aritmidir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖Ektopik bir atrial odaktan hızlı, düzensiz, kaotik bir atım olduğu</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">zaman meydana gelir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• EKG özellikleri:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hız: Atrial hız 400 veya daha fazla, ventriküler hız ölçülemez.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ritim: Düzensiz</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P dalgası: Pdalgaları yerine düzensiz fibrilasyon dalgaları vardır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P-R aralığı: Ölçülemez.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">VENTRİKÜLER RİTİM BOZUKLUKLARI</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• İdioventriküler ritim</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Akselere ventriküler ritim</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Erken ventriküler vuru</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ventriküler taşikardi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ventriküler fibrilasyon</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ventriküler flutter</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">İDİOVENTRİKÜLER RİTİM:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ Herhangi bir nedenle Sinoatriyal düğümden uyarı çıkmaz ve ventriküllere supraventriküler alandan kaynaklan bir uyarı gelmez ise ventriküllerden elektriksel uyarı üretilmeye başlar. Bu durumda ortaya çıkan ekg ritmi idioventriküler ritm (IVR) olarak adlandırılır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ Ritm düzenli, hız genellikle 20 – 40 arasındadır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ İdioventriküler ritm’ de fizyolojsi gereğinde P dalgası bulunmaz. P dalgası olmadığı için PR mesafesinden de bahsedilemez.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ QRS kompleksleri ventriküllerden kaynaklandığı için 0.12 saniyeden uzundur (Geniş QRS).</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ İdioventriküler ritm hızı 40 atım/dk.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">AKSELERE İDİOVENTRİKÜLER RİTİM:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ Uyarılar ventrikülden çıktığı için QRS kompleksleri geniştir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ Uyarılar ventrikülden çıktığı için QRS’lerin önünde P dalgası bulunmaz.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ Hız 40-100/ dakika civarındadır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ Genellikle reperfüzyon aritmisi olarak görülür.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">ERKEN VENTRİKÜLER VURU:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ Ventriküllerin birindeki irritabıl bir odaktan kaynaklanır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖EKG özellikleri:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P-R aralığı: Ölçülemez.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•Hız: Değişkendir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• QRS: Geniş veya çentikli.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•Ritim: Düzensiz</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•P dalgası: P dalgası yoktur.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">VENTRİKÜLER TAŞİKARDİ:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ Ektopik bir ventriküler odaktan hızlı uyarılar nedeniyledir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ Genellikle erken ventriküler vuru ile tetiklenir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ EKG özellikleri:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hız : 140-220 atım/dakika</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ritim : Genel olarak düzenli</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P dalgası : İlişkili P dalgası yoktur</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• P-R aralığı : Hesaplanamaz; P dalgası yoktur</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• QRS : Geniş</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">VENTRİKÜLER FİBRİLASYON:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ventriküler fibrilasyon (VF) en önemli kardiyak arrest ritmidir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ventriküller aniden 500 vuru/dakikaya varan hızda kasılmaya çabalar.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hızlı ve düzensiz elektriksel aktivite ventrikülleri senkronize şekilde kasılamayacak duruma getirerek ani kardiyak output kaybına yol açar.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Kalp bu noktadan sonra etkili bir pompa değildir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• İleri yaşam desteği hızlıca sağlanmazsa, bu ritim istisnasız bir biçimde ölümcüldür.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">❖ EKG özellikleri:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Değişken yükseklikte karmakarışık düzensiz sapmalar.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Tanımlanabilen P dalgası, QRS kompleksi veya T dalgası yoktur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Dakikada 150 ila 500 vuru hızında.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Yükseklik süre ile azalır.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">VENTRİKÜLER FLUTTER:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Aralıksız sinüs dalgası.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Tanımlanabilir P dalgası, QRS kompleksi veya T dalgası yok.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hız genellikle &gt; 200 vuru/dakika.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">KALBİN İLETİ SİSTEMİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">- Sinoatriyal düğüm</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">- Atriyoventriküler düğüm</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-His demeti(sağ ve sol)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Purkinje lifleri</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sinoatriyal nod, sağ atrium arka duvarına yerleşmiştir ve kalbin ilk atımını başlatan merkezdir. Buradaki uyarı, yine atrium içinde yerleşen Atriyoventriküler noduna ulaşır. Buradan da His demetleri aracılığıyla her iki ventriküle geçer ve Purkinje liflerinde sonlanır.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">ATRİOVENTRİKÜLER BLOK:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•Birinci derece AV blok</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•İkinci derece AV blok Tip I</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•İkinci derece AV blok Tip 2</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">•Üçüncü derece AV blok</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Birinci Derece AV Blok:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Elektriksel uyarı SA noddan köken alır ve AV noda normal olarak iletilir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Uyarı AV kavşağa ulaştığında ventriküllere iletilmeden önce geçici olarak gecikir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">EKG özellikleri;</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hız : Normal (60-100/dakika) </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ritim : Düzenli</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">P dalgası : Normal sinüs P dalgaları</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">P-R aralığı : 0.2 saniyenin üzerindedir (5 küçük kareden daha fazla) </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">QRS : Normal</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İkinci Derece AV Blok:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Uyarılar AV noda normal olarak ulaşır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İmpulslar ara sıra veya daha sık görülen tipi ile düzenli olarak bloke olabilir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">P-R aralığı sabittir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">EKG özellikleri:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hız: Genellikle yavaş</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ritim: Genellikle düzenli fakat blok aralıklı olarak oluşuyorsa veya iletim oranı değişiyorsa düzensiz olabilir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">P dalgası: Her P dalgasını QRS takip etmez.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">P-R aralığı: Değişmez.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">QRS: Blok yeri AV nodda ise normal, AV nodun altında ise geniş.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Üçüncü Derece AV Blok:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Atriyumlardan çıkan hiçbir ileti ventriküllere geçemez. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hiçbir P dalgası ile QRS kompleksi arasında bağlantı yoktur. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Atriyumlar ayrı, ventriküller ayrı çalışırlar. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">P-P mesafeleri ve R-R mesafeleri birbirine eşittir. Ancak aralarında hiçbir bağlantı kurulamaz.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">QRS kompleksinin kaynağı AV düğümün altındadır. AV düğüme yakın noktadan çıkan QRS komplekslerinde, QRS kompleksinin süresi normal iken, daha aşağılardan çıkan QRS komplekslerinin süresi daha uzundur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ventrikül hızı, 20-60/dk arasında değişebilir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ritim düzenlidir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Çok ciddi bir AV bloktur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Genelde tüm hastalara kalıcı Pacemaker takılır.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">DAL BLOKLARI</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hız 60-100/dk genelde normaldir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ritim düzenlidir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">P dalgası, PR aralığı normaldir QRS geniştir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">His demetlerinin sağ veya sol dalında iletinin gecikmesi veya bloke olmasıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bloke olan tarafın aktivasyonu diğer dal tarafından septum aracılığıyla aktarılarak sağlanır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Geniş QRS kompleksleri görülür.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sağ Dal Bloğu:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">QRS in süresi komplet bloklarda 0.12 saniyeden uzundur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnkomplet bloklarda 0.10- 0.12 saniye arasındadır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">D1, aVL(sol kol), V5, V6 derivasyonlarında derin S dalgaları görülür.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">ST segmenti veya T dalgası R yönünün aksine yönelir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">V1’de ve sıklıkla V2 derivasyonunda da ikinci bir R dalgası izlenir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sol Dal Bloğu:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">QRS in süresi 0.12 saniyeden uzundur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">V5, V6 derivasyonlarında septal Q dalgası kaybolmuştur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">V5, V6, D1, ve aVL(sol kol) derivasyonlarında QRS kompleksinde çentiklenme görülür.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">D1, D2, V5, V6 derivasyonlarında geniş R dalgaları görülür.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">V1, V2, V3 derivasyonlarında derin S dalgaları izlenir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Asistoli:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Miyokardiumun elektriksel aktivitesi yoktur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">EKG özellikleri:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dalga defleksiyonları yoktur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">EKG'de düz bir çizgi görülür.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">AKUT MİYOKARDİAL ENFARKTÜS</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akut MI teşhisi koymada ilk yol ST segment elevasyonuna bakmaktır.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hasarında ST elevasyonu/depresyonu 1-2 mv olur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Nekroz patolojik Q dalgasıyla temsil edilir. R dalgasının ¼’ünden daha büyüktür (Q &gt; 1/4 R) Pek çok derivasyonda süresi &gt;= 0.03 – 0.04 sn</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akut Miyokard Enfarktüs Lokalizasyonu:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Anterior: V1-V6</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Anteroseptal: V1-V4 Yüksek Lateral: I, aVL inferior: II, III, aVF</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yaygın Anterior: I, aVL, V1-V6</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Posteior: V1-V3'de yüksek R, ST depresyonu, T negatifliği</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #008e02;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Kalp Ritim Bozukluğu Belirtileri Nelerdir? </span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kalp ritim bozukluğu yaşayan hastaların bir kısmı herhangi bir rahatsızlık yaşadığının farkında değildir. Bu gibi durumlarda genellikle rutin bir muayene veya başka bir amaçla çekilen elektrokardiyografi sayesinde aritmi tespit edilir. Kalp ritim bozukluğunun hastalarda şikâyete sebep olan en belirgin belirtilerini ise şu şekilde sıralayabiliriz:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">1. Çarpıntı</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2. Kalp atışlarında düzensizlik</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">3. Göğüste meydana gelen kuş çırpınıyormuş hissi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">4. Boşluk hissi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">5. Nefes darlığı</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">6. Baş dönmesi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kalp hızında yavaşlamaya neden olan ritim bozuklukları; baş dönmesi, bayılma, baş dönmesi veya nefes darlığı ile kendini gösterebilir. Bilhassa aktif olduğunuz bir anda kalp ritminde meydana gelen duraklama, 3 saniye ve üzerinde olduğu takdirde baş dönmesi ve bayılma gibi durumlar yaşanmaktadır. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Keza kalp kızının aşırı derecede yükseldiği durumlarda da bayılma ve baş dönmesi gibi durumlar baş gösterebilir. Özellikle de çarpıntı hissine eşlik eden baş dönmesi veya göğüs ağrısı gibi şikâyetler, durumun vahametini işaret etmektedir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #008e02;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Kalp Ritim Bozukluğu Nedenleri Nelerdir?</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Daha öncesinde bir kalp rahatsızlığı bulunan kişiler, kalp ritim bozukluğu gelişmesi açısından risk altındadır. Bu hastalıklar sonucunda kalbin çalışma düzeninde bir problem meydana gelebilir. Koroner arter hastalığı, kalp krizi veya yetmezliği, kalbin iç dokularının iltihaplandığı endokardit, kalp kapak rahatsızlıkları ve doğuştan gelen kalp hastalıkları gibi kardiyak patolojiler aritmi gelişimi açısından risk unsuru olarak kabul edilirler.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu hastalıklar dışında yaş, cinsiyet ve çeşitli yaşam tarzı faktörleri de kalp ritim bozukluğu gelişiminde etkili olabilir. Ciddi seyirli aritmiler genellikle 60 yaşın üzerindeki bireylerde meydana gelir. İleri yaştaki bireylerin genellikle çeşitli kalp damar problemleri nedeniyle kullanılan ilaçlar da kalp ritminin etkilenmesine neden olabilir. Bazı aritmi türlerinin görülme sıklığı cinsiyetler arasında değişkenlik gösterir. Örnek olarak atrial fibrilasyonun erkeklerde gelişme ihtimali kadınlara göre daha yüksektir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Beslenme alışkanlıkları kalp ritmini etkileyebilecek bir diğer faktördür. Alkol ya da çeşitli uyarıcı kafein gibi maddeler içeren içeceklerin tüketimi kalbin çalışma düzenini değiştirebilir. Genel olarak tütün kullanan kişilerde aritmi gelişimine karşı bir yatkınlık söz konusu olabilir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu sebepler dışında çeşitli sağlık sorunları da kalp ritim bozukluğu gelişimini tetikleyebilir:</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Şeker hastalığı</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Kronik akciğer hastalıkları</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Pulmoner emboli (akciğere pıhtı atması)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Amfizem</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Astım</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Uyku apnesi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Tiroid bezi rahatsızlıkları</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hipertansiyon (yüksek kan basıncı)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Kalsiyum, potasyum ya da magnezyum gibi minerallerin düzeylerindeki dengesizlikler</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Kalp Ritim Bozukluğuna Ne İyi Gelir? </span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Stres, sigara, alkol, kafein ve bazı ilaçlardan uzak durmak, kalp ritim bozukluğu şikâyetlerini gidermek adına atacağınız en doğru adımlar olacaktır. Bunun dışında kalp hastalığı zemininde gelişen ritim bozukluğu söz konusu olduğunda, aritmiye yol açan kalp hastalığının tedavi edilmesi gerekmektedir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">TEDAVİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tedavide öncelikle nedenin ortadan kaldırılması gereklidir. Etken tedavi edilemiyor veya mevcut ritim iletim bozukluğu hayatı tehdit ediyorsa veya belirti veriyorsa tedavi gereklidir. Burada öncelikle istirahat, sakinleştirme, bazı özel manevralar gibi saptanan soruna uygun genel tedbirlerin alınması ve bunlar yeterli olamıyorsa ilaç tedavisi veya girişimsel (Pacemaker/ ablasyon/aritmi cerrahisi gibi) tedavilerin uygulanması önerilmektedir. Kalp hastalığı olmayanlarda gözlenen ve hastada yakınmaya neden olmayan ekstra atımların ilaç ile tedavisi önerilmemektedir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ritim bozukluğu olan hastaların dikkat etmesi gereken öneriler vardır. Bu hastalar ağır egzersiz yapmamalıdır. Sıvı alımının yeterli ve dengeli olması sağlanmalıdır. Çok soğuk ve çok sıcak havalar ritim bozukluğu atağını tetikleyebilir. Aşırı alkol, sigara, çok çay ve kahve içimi ritim bozukluğu atağını tetikleyebilir. Uykusuzluk,yoğun bedensel yorgunluk, psikolojik stres  de atağı tetikleyebilir.  </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Düzenli fiziksel aktivite, kendinizi daha iyi hissetmenizi ve semptomları azaltmanızı sağlayan sağlıklı bir yaşam tarzı yaşamanız için önemli bir yoldur. Aktif olmak, diğer kalp hastalıklarını veya felçleri önlemeye de yardımcı olabilir. Fiziksel aktivite aynı zamanda yaşam kalitelerini iyileştirmeye ve egzersiz yapma ve günlük yaşam aktivitelerine katılma yeteneklerini artırmaya yardımcı olur. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yetişkinler için her hafta en az 150 dakika orta düzeyde fiziksel aktivite önerilmektedir. Ayrıca, haftada en az iki kez kuvvet antrenmanı egzersizleri dahil edilebilir. Germe egzersizleri yapılabilir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Merdiven tırmanma</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Yürüme</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hafif koşu</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Yüzme</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Bisiklet gibi egzersizler yapılabilir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• İlk başlanıldığında her gün üç kez 10 dakikalık egzersizlerle başlanıp kademeli olarak arttırılabilir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Egzersiz programı, doktorunuzun kontrolünden geçtikten sonra, fizyoterapist denetiminde uygulanmalıdır. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Egzersiz klinik durumunuzu olumsuz yönde etkilemeden, sizin için yararlı olabilecek en üst seviyede düzenlenmelidir. Yani hem güvenli, hem etkili olmalıdır. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Geniş kas gruplarını içeren aerobik egzersizler uygundur.  Aerobik egzersizler: yürüme, bisiklet sürme, tempolu yürüme ve yüzme gibi egzersizlerdir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Egzersizlerin başında, 10–15 dakikalık ısınma süresi olmalıdır. Asıl egzersiz dönemi size uygun kalp hızında 15–30 dakika sürmelidir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• 5–10 dakika soğuma, gevşeme ve toparlanma evresi olmalıdır. • Egzersizler haftada en az 3 defa, tercihen hergün düzenli yapılmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Egzersiz kalp hızınız, 90 ile 126 atım/dakika arasında olmalıdır. En güvenlisi egzersiz kalp hızı olarak düşük olanı seçmektir. Erken dönemde, hastane ortamında fizyoterapistin kontrolünde uygulanması daha doğrudur.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dirençli egzersiz eğitimi: Yeni bir olay yaşadıysanız dirençli egzersiz yapmayınız. Aerobik egzersiz programı ile belirli bir düzeye geldikten sonra dirençli egzersizlere başlamalısınız. Dirençli egzersizler kas kuvvetini artırır, kalp ve dolaşım sistemini iyileştirir ve kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar. Haftada 2–3 defa, 8-10 tekrarlı egzersizler şeklinde yapılmalıdır.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İDİOPATİK PULMONER FİBROZİS ve REHABİLİTASYONU]]></title>
			<link>https://www.fizyoplatforum.com/konu-idiopatik-pulmoner-fibrozis-ve-rehabilitasyonu.html</link>
			<pubDate>Thu, 18 Nov 2021 19:33:28 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fizyoplatforum.com/member.php?action=profile&uid=20">hbaranuren</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fizyoplatforum.com/konu-idiopatik-pulmoner-fibrozis-ve-rehabilitasyonu.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İDİOPATİK PULMONER FİBROZİS</span></span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İdiyopatik interstisyel pnömonilerin en yaygın şekli olan idiyopatik pulmoner fibrozis (İPF), nedeni bilinmeyen kronik, ilerleyici, geri dönüşümsüz ve genellikle ölümcül bir akciğer hastalığıdır. İPF orta yaşlı ve yaşlı erişkinlerde ortaya çıkar (tanı anındaki medyan yaş 66, aralık 55-75), akciğerlerle sınırlıdır ve olağan interstisyel pnömoniye özgü histopatolojik veya radyolojik bir patern ile ilişkilidir.</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/8czutin.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 8czutin.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Epidemiyoloji</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">IPF'nin yıllık insidansı artmaktadır ve 100.000 kişide 4,6 ile 16,3 arasında olduğu tahmin edilmektedir ve prevalansı 100.000 kişide 13 ila 20 vakadır. Daha yüksek bir baskınlık vardır. erkeklerde kadınlara göre hastalık ve sıklığı yaşla birlikte artar.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Risk Faktörleri</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">En önemli çevresel faktör sigara içmek ve metal ve ahşap tozuna maruz kalmaktır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">IPF’de genetikle oluşan hasta oranı genellikle 0.5% ile 3.7% arasındadır. Etkilenen ailelerin çoğu, azaltılmış penetrasyon ile otozomal dominant dikey geçiş kalıtım modeline sahiptir. Ailesel akciğer fibrozu vakaları sıklıkla gözden kaçırılır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Diğer risk faktörleri ise;</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Obezite</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Diyabetes mellitus</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Gastroözofageal reflü</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Pulmoner hipertansiyon</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Obstrüktif uyku apnesi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Koroner arter hastalığı</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Amfizem olarak ele alınabilir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Belirtileri</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">IPF'nin kendine özgü dışarıdan gözlemlenene bir belirtisi yoktur. Bu belirtiler birçok hastalıktada görülebilen belirtiler olması, tanı almasını zorlaştırır. Nefes darlığı, birçok önemli hastalığın belirtisidir. Hafife almayın.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">IPF, potansiyel olarak hastaların yaşamlarını önemli ölçüde etkileyen bir dizi morbiditeye veya sekel (örn. dispne, egzersiz kısıtlaması, yorgunluk, anksiyete ve duygudurum bozukluğu, bozulmuş yaşam kalitesi) yol açar. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nefes darlığı: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">IPF'nin ayırt edici semptomu nefes darlığıdır.Nefes darlığı nedeniyle hastalar fiziksel olarak daha az hareket etme yeteneği, herhangi bir fiziksel aktiviteyi yaparken kendi adımlarını atma ihtiyacı, daha sık dinlenme ihtiyacı ve efordan sonra iyileşmek için daha fazla zamana ihtiyaç duyarlar.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Egzersiz sınırlaması ve yorgunluk:Azalan ventilasyon kapasitesi, gaz değişimi yetersizliği ve bozulmuş oksijen taşınması, IPF'li hastalarda egzersiz kısıtlamasına ve daha genel olarak azalmış fiziksel fonksiyonel kapasiteye katkıda bulunabilir. IPF'li hastalar sadece nefes nefese değil ve istedikleri derecede efor sarf edemezler, aynı zamanda yorgundurlar. Aslında, hastalar semptomu bitkinlik olarak tanımlar.İPF'li hastalarda yorgunluk veya bitkinlik derecesi hiçbir zaman ölçülmemiştir, ancak çok yaygın, inanılmaz derecede müdahaleci, ve en az hastalar için nefes darlığı kadar limitasyona sebep olur.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anksiyete ve duygudurum bozukluğu:</span>IPF hastaları üzüntü, korku, endişe, endişe ve panik hissettiklerini bildirirler - IPF'nin "hayatı alt üst etme" etkisi vardır. Birkaç çalışmada, araştırmacılar Hastane Anksiyete ve Depresyon ölçeğini uygulamışlardır; IPF hastalarının puanları kontrollerden daha yüksekti, ancak anksiyete veya depresyon varlığı için tanısal değildi.Diğer birçok kesitsel çalışmada, araştırmacılar IPF'li hastalara QOL araçları (örneğin, SF-36 veya Saint George's Respiratory Questionnaire-SGRQ) uygulamıştır. Bu çalışmalarda, araştırmacılar, ruh hali ve duygulara dokunan alanlarda (örneğin, gergin, çöplükte, hüzünlü/üzgün, huzurlu veya mutlu hissetme sıklığını değerlendiren SF-36 “Ruh Sağlığı” alanı; ve SGRQ “Etkiler” alanı, diğer şeylerin yanı sıra, utanç, korku veya panik duyguları uyandıran hastalığın etkisini değerlendirir).</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yaşam kalitesi:</span> İPF'li insanları rahatsız eden müdahaleci semptomlar ve azalmış fonksiyonel kapasite göz önüne alındığında, bu hastaların QOL'lerinin bozulması şaşırtıcı değildir. IPF'nin hastaların yaşamlarının her yönünü ne ölçüde kapsadığı, neredeyse her QOL alanından düşük QOL puanlarına yansır. Ve hiçbir terapi veya başka müdahalenin QOL'nin herhangi bir yönünü iyileştirdiği gösterilmemiştir. Yaşam kalitesindeki en büyük bozulmaların fiziksel sağlık alanlarında olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, ruh sağlığı alanlarından alınan puanlar, genel nüfustaki insanlardan daha kötü kalitede duygusal ve zihinsel sağlık olduğunu da göstermektedir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Nefes darlığı, genellikle zorlanmadığınız fiziksel aktiviteleri yaparken nefessiz kaldığınızı hissetmek.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Öksürük, birkaç haftadan uzun süren öksürük. Öksürük, oldukça şiddetli, ağrılı olabilir veya öğürmenize (kusacakmış gibi hissetmenize) neden olabilir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Parmak uçlarının çomaklaşması. kandaki oksijen düşüklüğü yüzünden el parmak uçlarında çomaklaşma meydana gelir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Halsizlik, güçsüzlük. Kiși üstünü giyinip çıkarırken veya banyo yaparken bile belirgin nefes darlığı hissedebilir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• İștahsızlık</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Kilo kaybı</span><br />
<br />
<span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tanı Yöntemleri</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Fiziksel Muayene: Doktor steteskop ile göğsümüzü dinlerken, IPF'ye özgü ‘manşet/velcro ralleri’ olarak bilinen kuru çıtırtıyı andıran göğüs seslerini tespit eder. Tıbbi geçmişimizi araştırır. IPF şüphesiyle bizi göğüs hastalıkların yönlendirir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Göğüs Röntgeni</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• BT taraması: Akciğerlerimizdeki fibroz (bağ dokusu birikimi) olduğuna dair kanıt bulmak için kullanacaktır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Solunum fonksiyon testleri</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Kan testleri</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• BAL sıvı testi (Bronkoalveoler lavaj)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Akciğer biyopsisi</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/q0yg76l.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: q0yg76l.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tedavi Yöntemleri</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Önleyici Tedaviler:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Aktif bir hayat: Hastaların, hastalıklarının sınırları içerisinde aktif bir hayat sürmeleri gerekir. Eğer genel kondisyanları çok düşükse, IP Fmerkezlerindeki deneyimli fizik tedavi merkezlerinde rehabilitasyon programlarına katılamaları önerilir.  </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ameliyatlarda, genel anesteziden kaçınılması önerilir. Mutlaka ameliyat IPF merkezi le danışılarak planlanmalıdır. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Enfeksiyondan korunma ve koruyucu tedavileri, aşılanma. ipf hastalarının başta grip ve zatürre aşıları olmak üzere o coğrafya da sıkça rastlanılan ve koruyucu tedavileri olan enfeksiyon türleri için aşılanma düşünülmelidir. Örneğin; hepatit, menenjit, difteri- tetenoz aşıları gibi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Psikososyal destek: IPF, hastaların ve ailelerinin psikolojik, sosyal (mali dahil), duygusal ve ruhsal durumları üzerine önemli etkisi olan bir hastalıktır. Hasta destek grupları da çok yararlı olabilir ve hastalar bu gibi gruplara katılmaya teşvik edilmelidir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• IPF Merkezlerinin bilgisi dışında hastalara başka hekim veya hastanelerde ek tedavi, işlem başlanmamalı</span><br />
<br />
<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diğer Tedaviler:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Akciğer nakli için değerlendirme: Her hasta akciğer nakli için uygun aday değildir. IPF ileri yaş hastalığı ve 65 yaş üzerine çoğu zaman organ verilmiyor. Ayrıca ülkemizde kadavradan bağış yetersiz olduğu için organ bekleme listeleri de uzundur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Antifibrotik tedaviler: Hastalığın ilerlemesini yavaşlatan ilaçlardır.  </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• İPF belirtilerini hafifletmek için tedaviler;</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o Oksijen Tedavisi: Nefes darlığını azaltır. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o Antiasitler: Mide yanması ve sindirim sorunlarını hafifletir.</span><br />
<br />
<span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İPF’de Değerlendirme</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hikaye Alma</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hastanın Yaşı </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hastanın Cinsiyeti</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Spor geçmişi var mı? Düzenli Spor yapıyor mu</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Belirtiler ne zaman başladı?</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Tanı ne zaman koyuldu?</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ailede bu hastalığa sahip herhangi birisi var mı?</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Değerlendirme</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnspeksiyon:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Dispne</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Vücut rengi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Vücut yapısı</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Solunum tipi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Gögüs kafesinin şekli</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Solunum:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Solunum tipi, derinliği, frekansı, dispne, göğüs ekspansiyonu, solunum fonksiyonları, solunum </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• kas kuvvetinin değerlendirilmesi ve oksijen satürasyonu uygulanan oksijen kontrasyonun</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• incelenmesini içerir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Solunum tipi (Torakal, abdominal, torakoabdominal veya büzük dudak solunumu)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Solunumun sesi (hırıltılı mı değil mi)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Göğüs kafesi hareketliliği</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Testler</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• 6 dakika yürüme testi:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">     o </span></span>Kısa yürüme mesafesi (özellikle &lt; 250 m)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     <span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">o </span></span>Yürüme mesafesinde altı ayda 50 metre veya fazla azalma</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     <span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">o </span></span>Desatüre olma (SpO2 &lt; %90)  durumları görülebilir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Solunum fonksiyon testi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o Düşük FVC (özellikle &lt; %50)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o Düşük DLCO (özellikle &lt; %35)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o FVC’de 6-12 ayda %10 veya daha fazla düşüş</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o DLCO’da 6-12 ayda %15 veya fazla düşüş</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o Komposit fizyolojik indeks (FEV1, FVC ve DLCO’yu içeren karma skorlama sistemi)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hastaya yönelik uygulanabilecek ölçekler:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Yaşam kalitesi;</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o SF-36</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o Nottingham sağlık profili</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Dispneye yönelik;</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o Modifiye Borg Skalası</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Yorgunluk</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o Yorgunluk Şiddet Ölçeği (FSS)</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">İPF'DE FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.)Pulmoner Rehabilitasyon</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Pulmoner rehabilitasyon (PR), kronik akciğer hastalığı olan hastalarda öz yönetimi geliştirmek, semptomları azaltmak, fonksiyonel kapasiteyi optimize etmek ve katılımı artırmak için öğretim, danışmanlık ve davranış değiştirme tekniklerinin bir kombinasyonunu kullanan kapsamlı, çok disiplinli bir programdır. Tipik PR programları yoğun bir bileşen (değişken zaman periyodu, genellikle 6-10 hafta) ve ardından katılmaya devam etmek isteyen hastalar için bir idame bileşeni sunar. Genellikle rehabilitasyon personeli, kayıttan önce hastaların fiziksel güçleri ve eksiklikleri ile duygusal ve diğer ihtiyaçları hakkında kapsamlı bir değerlendirme yapar. Bir egzersiz ve genel müdahale (örneğin, psikososyal, beslenme) programı bireye göre düzenlenir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">a.)Diafragmatik Solunum Egzersizi:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Diyafram, inspirasyonun birincil kasıdır. İnspirasyonda etkin bir şekilde çalıştığında, ventilasyon etkilidir ayrıca rahat/tidal solunum sırasında ventilasyon kaslarının oksijen tüketimi düşüktür.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hasta yardımcı inspirasyon kaslarını daha çok kullanırsa solunumun mekanik işi yani oksijen tüketimi artar böylece ventilasyonun etkinliği azalmış olur</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Diyafram istemsiz bir düzeyde nefes almayı kontrol etse de, birincil veya ikincil pulmoner disfonksiyonu olan bir hastada diyaframın optimal kullanımı ve yardımcı kasların daha az kullanımı ile solunumun nasıl kontrol edileceği öğretilmelidir.Hastadan bir elini göğüs duvarına bir elini ise karnına koyup;göğsüne koyduğu elinin hareket etmemesi,karnına doğru nefes alıp vermesi istenir. </span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">b.)Segmental Solunum Egzersizleri: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Artmış ventilasyon veya hareket gerektiren bir akciğer segmentinde veya göğüs duvarının bir bölümünde gerçekleştirilir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hastadan ellerini ilgili akciğer lobuna yerleştirip,lokalize olarak ellerinin altına doğru nefes alınıp vermesi istenir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Burada önemli olan etkilenen akciğer lobunun lokalize olarak havalandırılmasıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Segmental solunum egzersizi şunlardır; Lateral kostal expansion</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Posterior bazal expansion</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sağ orta veya lingual expansion</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Apikal expansion </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">c.)Büzük Dudak Solunumu: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hasta boyun ve omuz kaslarınızı gevşetir.Ağzını kapalı tutarak burnundan iki defaya kadar derin olmayan normal bir nefes yavaşça olacak şekilde alır.Ardından sanki ıslık çalacakmış gibi veya mum alevini hafifçe titretecekmiş gibi dudaklarını büzer.Sonra dörde kadar sayarak yavaşça ve nazikçe nefes verir.Bu teknikte amaç hava yollarındaki kollapsı önlemektir.B</span><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">üzük dudak solunumu (PLB), tidal hacmi ve oksijen satürasyonunu arttırırken solunum hızını (ekspirasyonu uzatmak) ve nefes darlığını azaltmayı amaçlar.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">d.)Aktif Solunum Teknikleri Döngüsü:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">*Solunum kontrolü: havayolu</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">stabilizasyonu sağlar.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">*Torakal ekspansiyon egzersizleri (TEE): kollateral ventilasyon sağlar.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">*Zorlu ekspirasyon tekniği:Sekresyonların mobilizasyonu için önemlidir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">e.)Solunum Kas Eğitimi:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Amaç;inspiratuvar bir yüke karşı yapılan solunum maksimum inspiratuvar basınç ve kasların endurans kapasitesini artırmaktadır.İnspiratuvar kas güçsüzlüğü olan hastalarda egzersiz eğitimine eklendiğinde egzersiz kapasitesinin daha da artmasına yardımcı olur.Böylece dispne ve nokturnal desaturasyon azalır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Solunum kas kuvvetini ve enduransını artırmak, solunum kaslarının uzunluk gerilim ilişkisini düzeltmek ve solunum kapasitesini artırmak amacıyla inspiratuar ve ekspiratuar kaslara uygulanmaktadır. İnspiratuar kas egzersizi; inspiratuar kasların kuvvet ve enduransını, egzersiz kapasitesini, yaşam kalitesini arttırmakta ve dispne algısını azaltmaktadır.</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Therashold İMT ile hastalar inspirasyon yaparken bir direnç ile karşılaşır.PIMax'ın %30'u günde 30 dk olacak şekilde tedavi programına eklenebilir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">f.)Non-İnvaziv Ventilasyon Uygulamaları:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Emir algısı ve bilinci yerinde olmayanhastalarda akciğerin havalanmasını sağlamak ve oksijenasyonu düzeltmek için tercih edilir. Devamlı pozitif havayolu basıncı (CPAP), iki seviyeli pozitif havayolu basıncı (BIPAP) uygulamaları; özel burun ve yüz maskeleriyle hastanın ihtiyacına göre, aralıklı ya da sürekli olarak uygulanır. Kusma ve aspirasyon riski açısından dikkatliolunmalıdır. Beslenme düzeni tedavi saatlerine göre ayarlanmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">NIMV inspiratuar kas kuvvetini, SO2’unu artırır ve küçük hava yolu fonksiyonlarını iyileştirirken, nefes darlığı algısını azaltır. Egzersizler veya mobilizasyon sırasında NIMV’den yararlanılabilir ve NIMV sırasında da aktif solunum teknikleri döngüsü uygulanabilir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">2.)Endurans Eğitimi</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dayanıklılık eğitiminde egzersiz hedefi seçilirken uygulanan teste göre;</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Tüketilen maksimum O2nmiktarı (VO2max)’nın %50–80’i</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• 6DYT sırasında ulaşılan ortalama hızın %60–80’i</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• AHMYT ile hesaplanan peak VO2  değerinin %65–85‘i</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Peak hızın %55–75‘ine eşit düzeyde egzersiz şiddeti hedeflenmelidir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yapılan çalışmalarda yüksek şiddette dayanıklılık egzersizleri (maksimal iş yükü≥%60) düşük şiddetli egzersizlere göre daha iyi sonuçlar vermiştir. Başlangıç için hesaplanan değerlerle başlanarak, seansların devamında Borg Dispne Skalası’na göre3–5 (orta-şiddetli) civarına ulaşıldığında sonlandırılacak şekilde artışlar yapılabilir. Egzersiz devamlı yapılabileceği gibi, düzenli aralıklarla da uygulanabilir. Buna hastanın tolerans durumuna göre karar vermek gerekir. Egzersiz süresi başlangıçta 10 dk ile başlanıp, seanslar içinde yine hastanın toleransına göre en az 20–30 dk sürdürülmelidir. Seansların sıklığı haftada 2-5 seans şeklinde düzenlenebilir. Koşu bandı, bisiklet ve kol ergometreleri dayanıklılığı artırmak amacıyla kullanılır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Alt ekstremite egzersizleri; özellikle koşu bandı, serbest zeminde yürüme ve bisiklet ergometresi ile yapılmaktadır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2020’de yapılan bir Meta-analizlerle yapılan Bbir sistematik derlemede tek başına aerobik eğitimi kullanan veya nefes egzersizleri veya inspiratuar kas kuvvetlendirme  ile kombine edilen PR'nin egzersiz kapasitesi, dispne ve HRQL'de önemli gelişmelere yol açtığını göstermiştir. Solunum egzersizleri ile birleştirilmiş aerobik eğitimi sadece egzersiz kapasitesini geliştirmekle kalmadı, aynı zamanda dispne skorlarını iyileştirmede tamamlayıcı bir etkiye sahip olduğu görüldü. Bu meta-analizde, egzersiz eğitimi 6DYM'de önemli bir gelişme gösterdi. Aerobik antrenmanın nefes egzersizleri ile birleştiğinde tamamlayıcı bir etki gösterdiği ortaya çıktı.Aerobik egzersizle beraber  inspiatuar kas kuvvetlendirme  yararlı olabilir çünkü artan inspiratuar kas kuvveti ventilasyon için gerekli olan solunum kaslarının verimliliğini artırabilir.Ayrıca, geliştirilmiş egzersiz dayanıklılığı, geliştirilmiş aerobik kapasite ile sonuçlanabilir ve dolayısıyla egzersiz sırasında solunum yükünün azalmasına neden olabilir. Aerobik antrenman artı solunum egzersizleri, HRQL puanlarını iyileştirmede tek başına aerobik egzersiz eğitimi veya aerobik egzersiz eğitimi artı IMT ile karşılaştırıldığında daha büyük faydalar göstermiştir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">3.)Aralıklı (Interval) Egzersiz</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Dispne, yorgunluk veya diğer semptomlar nedeniyle hedef egzersiz yoğunluğu ve süresine erişmekte zorluk yaşayan kronik solunum yetmezlikli hastalarda aralıklı egzersiz standart dayanıklılık egzersiz eğitimlerine alternatif olabilir. Aralıklı egzersiz, yüksek yoğunluklu egzersizin düzenli aralıklarla dinlenme veya daha düşük yoğunluklu egzersizin kombine edildiği endurans egzersiz modifikasyonudur. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">4.)Kuvvetlendirme Eğitimi</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hastanın yapılan kas testi değerlendirmeleri de göz önünde tutularak, üst ve alt ekstremite başta olmak üzere, tüm güçsüz kas gruplarına yönelik bir program düzenlenmelidir. Ekstremite kaslarına yönelik olarakplanlanacak kuvvetlendirme egzersizleri 1 maksimum tekrar ilebelirlenen değerin %50–85’inde, 2–4 set şeklinde, 6–12 tekrarlı olarak çalıştırılır.Tüm egzersiz programı boyunca; hastanın kalp ritmi ve SO2 devamlı olarak takipedilmelidir. Her farklı uygulamaya geçiş öncesi ve sonrası kan basıncı ölçümü yapılmalıdır. Böylelikle egzersizler sırasında hastanın vital bulguları takip edilip oluşabilecek desaturasyon, aritmi, hipertansif ya da hipotansif atak durumu erken tespit edilip önlem alınabilir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">5.)Esneklik</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Haftada en az 2 gün olmak üzere, özellikle büyük kas gruplarını içerengerme egzersizleri, her bir germe süresi 30–60 sn sürecek şekilde ve 2–4 tekrar yapılmalıdır. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">6.)ROM Egzersizleri</span></span></span><br />
<br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kalça Fleksiyon-Ekstansiyon</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">K</span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">alça Abduksiyon-Ekstansiyon</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Kalça İç rotasyon-Dış rotasyon</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Diz Fleksiyon-Ekstansiyon</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Omuz Fleksiyon-Ekstansiyon</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Omuz Abdüksiyon-Addüksiyon</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Omuz İç rotasyon-Dış rotasyon</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Dirsek Fleksiyon-Ekstansiyon</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">El bileği Fleksiyon-Ekstansiyon gibi egzersizler yapılabilir.</span></span></span><br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">  </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">7.)Solunum Egzersizleri:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o Büzük dudak solunumu</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/9376rrv.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 9376rrv.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o Diyafram solunumu</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/6qmy7bo.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 6qmy7bo.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o Segmental solunum</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/kfqk2g8.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: kfqk2g8.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o Aktif solunum teknikleri döngüsü</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/na2d477.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: na2d477.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/2jbv635.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 2jbv635.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hafif tempo yürüyüş</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ayak bileği pompalama egzersizi</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/an6kdln.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: an6kdln.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynakça:</span></span><br />
• <a href="https://www.pahssc.org.tr/hastaliklar/3/idiopatik-pulmoner-fibrozis-ipf" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.pahssc.org.tr/hastaliklar/3/...brozis-ipf</a><br />
• <a href="https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0140673611600524" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.sciencedirect.com/science/ar...3611600524</a><br />
• <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4933618/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4933618/</a><br />
• <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3673288/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3673288/</a><br />
• TÜRK TORAKS DERNEĞİ İDİYOPATİK PULMONER FİBROZİS TANI VE TEDAVİ UZLAŞI RAPORU<br />
•<span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Swigris, Jeffrey J et al. “Pulmonary rehabilitation in idiopathic pulmonary fibrosis: a call for continued investigation.” Respiratory medicine vol. 102,12 (2008): 1675-80. doi:10.1016/j.rmed.2008.08.014</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İDİOPATİK PULMONER FİBROZİS</span></span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İdiyopatik interstisyel pnömonilerin en yaygın şekli olan idiyopatik pulmoner fibrozis (İPF), nedeni bilinmeyen kronik, ilerleyici, geri dönüşümsüz ve genellikle ölümcül bir akciğer hastalığıdır. İPF orta yaşlı ve yaşlı erişkinlerde ortaya çıkar (tanı anındaki medyan yaş 66, aralık 55-75), akciğerlerle sınırlıdır ve olağan interstisyel pnömoniye özgü histopatolojik veya radyolojik bir patern ile ilişkilidir.</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/8czutin.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 8czutin.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Epidemiyoloji</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">IPF'nin yıllık insidansı artmaktadır ve 100.000 kişide 4,6 ile 16,3 arasında olduğu tahmin edilmektedir ve prevalansı 100.000 kişide 13 ila 20 vakadır. Daha yüksek bir baskınlık vardır. erkeklerde kadınlara göre hastalık ve sıklığı yaşla birlikte artar.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Risk Faktörleri</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">En önemli çevresel faktör sigara içmek ve metal ve ahşap tozuna maruz kalmaktır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">IPF’de genetikle oluşan hasta oranı genellikle 0.5% ile 3.7% arasındadır. Etkilenen ailelerin çoğu, azaltılmış penetrasyon ile otozomal dominant dikey geçiş kalıtım modeline sahiptir. Ailesel akciğer fibrozu vakaları sıklıkla gözden kaçırılır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Diğer risk faktörleri ise;</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Obezite</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Diyabetes mellitus</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Gastroözofageal reflü</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Pulmoner hipertansiyon</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Obstrüktif uyku apnesi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Koroner arter hastalığı</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Amfizem olarak ele alınabilir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Belirtileri</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">IPF'nin kendine özgü dışarıdan gözlemlenene bir belirtisi yoktur. Bu belirtiler birçok hastalıktada görülebilen belirtiler olması, tanı almasını zorlaştırır. Nefes darlığı, birçok önemli hastalığın belirtisidir. Hafife almayın.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">IPF, potansiyel olarak hastaların yaşamlarını önemli ölçüde etkileyen bir dizi morbiditeye veya sekel (örn. dispne, egzersiz kısıtlaması, yorgunluk, anksiyete ve duygudurum bozukluğu, bozulmuş yaşam kalitesi) yol açar. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nefes darlığı: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">IPF'nin ayırt edici semptomu nefes darlığıdır.Nefes darlığı nedeniyle hastalar fiziksel olarak daha az hareket etme yeteneği, herhangi bir fiziksel aktiviteyi yaparken kendi adımlarını atma ihtiyacı, daha sık dinlenme ihtiyacı ve efordan sonra iyileşmek için daha fazla zamana ihtiyaç duyarlar.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Egzersiz sınırlaması ve yorgunluk:Azalan ventilasyon kapasitesi, gaz değişimi yetersizliği ve bozulmuş oksijen taşınması, IPF'li hastalarda egzersiz kısıtlamasına ve daha genel olarak azalmış fiziksel fonksiyonel kapasiteye katkıda bulunabilir. IPF'li hastalar sadece nefes nefese değil ve istedikleri derecede efor sarf edemezler, aynı zamanda yorgundurlar. Aslında, hastalar semptomu bitkinlik olarak tanımlar.İPF'li hastalarda yorgunluk veya bitkinlik derecesi hiçbir zaman ölçülmemiştir, ancak çok yaygın, inanılmaz derecede müdahaleci, ve en az hastalar için nefes darlığı kadar limitasyona sebep olur.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anksiyete ve duygudurum bozukluğu:</span>IPF hastaları üzüntü, korku, endişe, endişe ve panik hissettiklerini bildirirler - IPF'nin "hayatı alt üst etme" etkisi vardır. Birkaç çalışmada, araştırmacılar Hastane Anksiyete ve Depresyon ölçeğini uygulamışlardır; IPF hastalarının puanları kontrollerden daha yüksekti, ancak anksiyete veya depresyon varlığı için tanısal değildi.Diğer birçok kesitsel çalışmada, araştırmacılar IPF'li hastalara QOL araçları (örneğin, SF-36 veya Saint George's Respiratory Questionnaire-SGRQ) uygulamıştır. Bu çalışmalarda, araştırmacılar, ruh hali ve duygulara dokunan alanlarda (örneğin, gergin, çöplükte, hüzünlü/üzgün, huzurlu veya mutlu hissetme sıklığını değerlendiren SF-36 “Ruh Sağlığı” alanı; ve SGRQ “Etkiler” alanı, diğer şeylerin yanı sıra, utanç, korku veya panik duyguları uyandıran hastalığın etkisini değerlendirir).</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yaşam kalitesi:</span> İPF'li insanları rahatsız eden müdahaleci semptomlar ve azalmış fonksiyonel kapasite göz önüne alındığında, bu hastaların QOL'lerinin bozulması şaşırtıcı değildir. IPF'nin hastaların yaşamlarının her yönünü ne ölçüde kapsadığı, neredeyse her QOL alanından düşük QOL puanlarına yansır. Ve hiçbir terapi veya başka müdahalenin QOL'nin herhangi bir yönünü iyileştirdiği gösterilmemiştir. Yaşam kalitesindeki en büyük bozulmaların fiziksel sağlık alanlarında olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, ruh sağlığı alanlarından alınan puanlar, genel nüfustaki insanlardan daha kötü kalitede duygusal ve zihinsel sağlık olduğunu da göstermektedir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Nefes darlığı, genellikle zorlanmadığınız fiziksel aktiviteleri yaparken nefessiz kaldığınızı hissetmek.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Öksürük, birkaç haftadan uzun süren öksürük. Öksürük, oldukça şiddetli, ağrılı olabilir veya öğürmenize (kusacakmış gibi hissetmenize) neden olabilir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Parmak uçlarının çomaklaşması. kandaki oksijen düşüklüğü yüzünden el parmak uçlarında çomaklaşma meydana gelir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Halsizlik, güçsüzlük. Kiși üstünü giyinip çıkarırken veya banyo yaparken bile belirgin nefes darlığı hissedebilir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• İștahsızlık</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Kilo kaybı</span><br />
<br />
<span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tanı Yöntemleri</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Fiziksel Muayene: Doktor steteskop ile göğsümüzü dinlerken, IPF'ye özgü ‘manşet/velcro ralleri’ olarak bilinen kuru çıtırtıyı andıran göğüs seslerini tespit eder. Tıbbi geçmişimizi araştırır. IPF şüphesiyle bizi göğüs hastalıkların yönlendirir. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Göğüs Röntgeni</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• BT taraması: Akciğerlerimizdeki fibroz (bağ dokusu birikimi) olduğuna dair kanıt bulmak için kullanacaktır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Solunum fonksiyon testleri</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Kan testleri</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• BAL sıvı testi (Bronkoalveoler lavaj)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Akciğer biyopsisi</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/q0yg76l.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: q0yg76l.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tedavi Yöntemleri</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Önleyici Tedaviler:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Aktif bir hayat: Hastaların, hastalıklarının sınırları içerisinde aktif bir hayat sürmeleri gerekir. Eğer genel kondisyanları çok düşükse, IP Fmerkezlerindeki deneyimli fizik tedavi merkezlerinde rehabilitasyon programlarına katılamaları önerilir.  </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ameliyatlarda, genel anesteziden kaçınılması önerilir. Mutlaka ameliyat IPF merkezi le danışılarak planlanmalıdır. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Enfeksiyondan korunma ve koruyucu tedavileri, aşılanma. ipf hastalarının başta grip ve zatürre aşıları olmak üzere o coğrafya da sıkça rastlanılan ve koruyucu tedavileri olan enfeksiyon türleri için aşılanma düşünülmelidir. Örneğin; hepatit, menenjit, difteri- tetenoz aşıları gibi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Psikososyal destek: IPF, hastaların ve ailelerinin psikolojik, sosyal (mali dahil), duygusal ve ruhsal durumları üzerine önemli etkisi olan bir hastalıktır. Hasta destek grupları da çok yararlı olabilir ve hastalar bu gibi gruplara katılmaya teşvik edilmelidir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• IPF Merkezlerinin bilgisi dışında hastalara başka hekim veya hastanelerde ek tedavi, işlem başlanmamalı</span><br />
<br />
<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diğer Tedaviler:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Akciğer nakli için değerlendirme: Her hasta akciğer nakli için uygun aday değildir. IPF ileri yaş hastalığı ve 65 yaş üzerine çoğu zaman organ verilmiyor. Ayrıca ülkemizde kadavradan bağış yetersiz olduğu için organ bekleme listeleri de uzundur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Antifibrotik tedaviler: Hastalığın ilerlemesini yavaşlatan ilaçlardır.  </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• İPF belirtilerini hafifletmek için tedaviler;</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o Oksijen Tedavisi: Nefes darlığını azaltır. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o Antiasitler: Mide yanması ve sindirim sorunlarını hafifletir.</span><br />
<br />
<span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İPF’de Değerlendirme</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hikaye Alma</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hastanın Yaşı </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hastanın Cinsiyeti</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Spor geçmişi var mı? Düzenli Spor yapıyor mu</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Belirtiler ne zaman başladı?</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Tanı ne zaman koyuldu?</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ailede bu hastalığa sahip herhangi birisi var mı?</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Değerlendirme</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnspeksiyon:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Dispne</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Vücut rengi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Vücut yapısı</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Solunum tipi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Gögüs kafesinin şekli</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Solunum:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Solunum tipi, derinliği, frekansı, dispne, göğüs ekspansiyonu, solunum fonksiyonları, solunum </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• kas kuvvetinin değerlendirilmesi ve oksijen satürasyonu uygulanan oksijen kontrasyonun</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• incelenmesini içerir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Solunum tipi (Torakal, abdominal, torakoabdominal veya büzük dudak solunumu)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Solunumun sesi (hırıltılı mı değil mi)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Göğüs kafesi hareketliliği</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Testler</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• 6 dakika yürüme testi:</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">     o </span></span>Kısa yürüme mesafesi (özellikle &lt; 250 m)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     <span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">o </span></span>Yürüme mesafesinde altı ayda 50 metre veya fazla azalma</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     <span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">o </span></span>Desatüre olma (SpO2 &lt; %90)  durumları görülebilir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Solunum fonksiyon testi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o Düşük FVC (özellikle &lt; %50)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o Düşük DLCO (özellikle &lt; %35)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o FVC’de 6-12 ayda %10 veya daha fazla düşüş</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o DLCO’da 6-12 ayda %15 veya fazla düşüş</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o Komposit fizyolojik indeks (FEV1, FVC ve DLCO’yu içeren karma skorlama sistemi)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hastaya yönelik uygulanabilecek ölçekler:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Yaşam kalitesi;</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o SF-36</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o Nottingham sağlık profili</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Dispneye yönelik;</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o Modifiye Borg Skalası</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Yorgunluk</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o Yorgunluk Şiddet Ölçeği (FSS)</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c19e00;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">İPF'DE FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.)Pulmoner Rehabilitasyon</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Pulmoner rehabilitasyon (PR), kronik akciğer hastalığı olan hastalarda öz yönetimi geliştirmek, semptomları azaltmak, fonksiyonel kapasiteyi optimize etmek ve katılımı artırmak için öğretim, danışmanlık ve davranış değiştirme tekniklerinin bir kombinasyonunu kullanan kapsamlı, çok disiplinli bir programdır. Tipik PR programları yoğun bir bileşen (değişken zaman periyodu, genellikle 6-10 hafta) ve ardından katılmaya devam etmek isteyen hastalar için bir idame bileşeni sunar. Genellikle rehabilitasyon personeli, kayıttan önce hastaların fiziksel güçleri ve eksiklikleri ile duygusal ve diğer ihtiyaçları hakkında kapsamlı bir değerlendirme yapar. Bir egzersiz ve genel müdahale (örneğin, psikososyal, beslenme) programı bireye göre düzenlenir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">a.)Diafragmatik Solunum Egzersizi:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Diyafram, inspirasyonun birincil kasıdır. İnspirasyonda etkin bir şekilde çalıştığında, ventilasyon etkilidir ayrıca rahat/tidal solunum sırasında ventilasyon kaslarının oksijen tüketimi düşüktür.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hasta yardımcı inspirasyon kaslarını daha çok kullanırsa solunumun mekanik işi yani oksijen tüketimi artar böylece ventilasyonun etkinliği azalmış olur</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Diyafram istemsiz bir düzeyde nefes almayı kontrol etse de, birincil veya ikincil pulmoner disfonksiyonu olan bir hastada diyaframın optimal kullanımı ve yardımcı kasların daha az kullanımı ile solunumun nasıl kontrol edileceği öğretilmelidir.Hastadan bir elini göğüs duvarına bir elini ise karnına koyup;göğsüne koyduğu elinin hareket etmemesi,karnına doğru nefes alıp vermesi istenir. </span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">b.)Segmental Solunum Egzersizleri: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Artmış ventilasyon veya hareket gerektiren bir akciğer segmentinde veya göğüs duvarının bir bölümünde gerçekleştirilir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hastadan ellerini ilgili akciğer lobuna yerleştirip,lokalize olarak ellerinin altına doğru nefes alınıp vermesi istenir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Burada önemli olan etkilenen akciğer lobunun lokalize olarak havalandırılmasıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Segmental solunum egzersizi şunlardır; Lateral kostal expansion</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Posterior bazal expansion</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sağ orta veya lingual expansion</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Apikal expansion </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">c.)Büzük Dudak Solunumu: </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hasta boyun ve omuz kaslarınızı gevşetir.Ağzını kapalı tutarak burnundan iki defaya kadar derin olmayan normal bir nefes yavaşça olacak şekilde alır.Ardından sanki ıslık çalacakmış gibi veya mum alevini hafifçe titretecekmiş gibi dudaklarını büzer.Sonra dörde kadar sayarak yavaşça ve nazikçe nefes verir.Bu teknikte amaç hava yollarındaki kollapsı önlemektir.B</span><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">üzük dudak solunumu (PLB), tidal hacmi ve oksijen satürasyonunu arttırırken solunum hızını (ekspirasyonu uzatmak) ve nefes darlığını azaltmayı amaçlar.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">d.)Aktif Solunum Teknikleri Döngüsü:</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">*Solunum kontrolü: havayolu</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">stabilizasyonu sağlar.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">*Torakal ekspansiyon egzersizleri (TEE): kollateral ventilasyon sağlar.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">*Zorlu ekspirasyon tekniği:Sekresyonların mobilizasyonu için önemlidir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">e.)Solunum Kas Eğitimi:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Amaç;inspiratuvar bir yüke karşı yapılan solunum maksimum inspiratuvar basınç ve kasların endurans kapasitesini artırmaktadır.İnspiratuvar kas güçsüzlüğü olan hastalarda egzersiz eğitimine eklendiğinde egzersiz kapasitesinin daha da artmasına yardımcı olur.Böylece dispne ve nokturnal desaturasyon azalır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Solunum kas kuvvetini ve enduransını artırmak, solunum kaslarının uzunluk gerilim ilişkisini düzeltmek ve solunum kapasitesini artırmak amacıyla inspiratuar ve ekspiratuar kaslara uygulanmaktadır. İnspiratuar kas egzersizi; inspiratuar kasların kuvvet ve enduransını, egzersiz kapasitesini, yaşam kalitesini arttırmakta ve dispne algısını azaltmaktadır.</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Therashold İMT ile hastalar inspirasyon yaparken bir direnç ile karşılaşır.PIMax'ın %30'u günde 30 dk olacak şekilde tedavi programına eklenebilir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">f.)Non-İnvaziv Ventilasyon Uygulamaları:</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Emir algısı ve bilinci yerinde olmayanhastalarda akciğerin havalanmasını sağlamak ve oksijenasyonu düzeltmek için tercih edilir. Devamlı pozitif havayolu basıncı (CPAP), iki seviyeli pozitif havayolu basıncı (BIPAP) uygulamaları; özel burun ve yüz maskeleriyle hastanın ihtiyacına göre, aralıklı ya da sürekli olarak uygulanır. Kusma ve aspirasyon riski açısından dikkatliolunmalıdır. Beslenme düzeni tedavi saatlerine göre ayarlanmalıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">NIMV inspiratuar kas kuvvetini, SO2’unu artırır ve küçük hava yolu fonksiyonlarını iyileştirirken, nefes darlığı algısını azaltır. Egzersizler veya mobilizasyon sırasında NIMV’den yararlanılabilir ve NIMV sırasında da aktif solunum teknikleri döngüsü uygulanabilir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">2.)Endurans Eğitimi</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dayanıklılık eğitiminde egzersiz hedefi seçilirken uygulanan teste göre;</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Tüketilen maksimum O2nmiktarı (VO2max)’nın %50–80’i</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• 6DYT sırasında ulaşılan ortalama hızın %60–80’i</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• AHMYT ile hesaplanan peak VO2  değerinin %65–85‘i</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Peak hızın %55–75‘ine eşit düzeyde egzersiz şiddeti hedeflenmelidir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yapılan çalışmalarda yüksek şiddette dayanıklılık egzersizleri (maksimal iş yükü≥%60) düşük şiddetli egzersizlere göre daha iyi sonuçlar vermiştir. Başlangıç için hesaplanan değerlerle başlanarak, seansların devamında Borg Dispne Skalası’na göre3–5 (orta-şiddetli) civarına ulaşıldığında sonlandırılacak şekilde artışlar yapılabilir. Egzersiz devamlı yapılabileceği gibi, düzenli aralıklarla da uygulanabilir. Buna hastanın tolerans durumuna göre karar vermek gerekir. Egzersiz süresi başlangıçta 10 dk ile başlanıp, seanslar içinde yine hastanın toleransına göre en az 20–30 dk sürdürülmelidir. Seansların sıklığı haftada 2-5 seans şeklinde düzenlenebilir. Koşu bandı, bisiklet ve kol ergometreleri dayanıklılığı artırmak amacıyla kullanılır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Alt ekstremite egzersizleri; özellikle koşu bandı, serbest zeminde yürüme ve bisiklet ergometresi ile yapılmaktadır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2020’de yapılan bir Meta-analizlerle yapılan Bbir sistematik derlemede tek başına aerobik eğitimi kullanan veya nefes egzersizleri veya inspiratuar kas kuvvetlendirme  ile kombine edilen PR'nin egzersiz kapasitesi, dispne ve HRQL'de önemli gelişmelere yol açtığını göstermiştir. Solunum egzersizleri ile birleştirilmiş aerobik eğitimi sadece egzersiz kapasitesini geliştirmekle kalmadı, aynı zamanda dispne skorlarını iyileştirmede tamamlayıcı bir etkiye sahip olduğu görüldü. Bu meta-analizde, egzersiz eğitimi 6DYM'de önemli bir gelişme gösterdi. Aerobik antrenmanın nefes egzersizleri ile birleştiğinde tamamlayıcı bir etki gösterdiği ortaya çıktı.Aerobik egzersizle beraber  inspiatuar kas kuvvetlendirme  yararlı olabilir çünkü artan inspiratuar kas kuvveti ventilasyon için gerekli olan solunum kaslarının verimliliğini artırabilir.Ayrıca, geliştirilmiş egzersiz dayanıklılığı, geliştirilmiş aerobik kapasite ile sonuçlanabilir ve dolayısıyla egzersiz sırasında solunum yükünün azalmasına neden olabilir. Aerobik antrenman artı solunum egzersizleri, HRQL puanlarını iyileştirmede tek başına aerobik egzersiz eğitimi veya aerobik egzersiz eğitimi artı IMT ile karşılaştırıldığında daha büyük faydalar göstermiştir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">3.)Aralıklı (Interval) Egzersiz</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Dispne, yorgunluk veya diğer semptomlar nedeniyle hedef egzersiz yoğunluğu ve süresine erişmekte zorluk yaşayan kronik solunum yetmezlikli hastalarda aralıklı egzersiz standart dayanıklılık egzersiz eğitimlerine alternatif olabilir. Aralıklı egzersiz, yüksek yoğunluklu egzersizin düzenli aralıklarla dinlenme veya daha düşük yoğunluklu egzersizin kombine edildiği endurans egzersiz modifikasyonudur. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">4.)Kuvvetlendirme Eğitimi</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hastanın yapılan kas testi değerlendirmeleri de göz önünde tutularak, üst ve alt ekstremite başta olmak üzere, tüm güçsüz kas gruplarına yönelik bir program düzenlenmelidir. Ekstremite kaslarına yönelik olarakplanlanacak kuvvetlendirme egzersizleri 1 maksimum tekrar ilebelirlenen değerin %50–85’inde, 2–4 set şeklinde, 6–12 tekrarlı olarak çalıştırılır.Tüm egzersiz programı boyunca; hastanın kalp ritmi ve SO2 devamlı olarak takipedilmelidir. Her farklı uygulamaya geçiş öncesi ve sonrası kan basıncı ölçümü yapılmalıdır. Böylelikle egzersizler sırasında hastanın vital bulguları takip edilip oluşabilecek desaturasyon, aritmi, hipertansif ya da hipotansif atak durumu erken tespit edilip önlem alınabilir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">5.)Esneklik</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Haftada en az 2 gün olmak üzere, özellikle büyük kas gruplarını içerengerme egzersizleri, her bir germe süresi 30–60 sn sürecek şekilde ve 2–4 tekrar yapılmalıdır. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">6.)ROM Egzersizleri</span></span></span><br />
<br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kalça Fleksiyon-Ekstansiyon</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">K</span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">alça Abduksiyon-Ekstansiyon</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Kalça İç rotasyon-Dış rotasyon</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Diz Fleksiyon-Ekstansiyon</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Omuz Fleksiyon-Ekstansiyon</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Omuz Abdüksiyon-Addüksiyon</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Omuz İç rotasyon-Dış rotasyon</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Dirsek Fleksiyon-Ekstansiyon</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">El bileği Fleksiyon-Ekstansiyon gibi egzersizler yapılabilir.</span></span></span><br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">  </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">7.)Solunum Egzersizleri:</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o Büzük dudak solunumu</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/9376rrv.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 9376rrv.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o Diyafram solunumu</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/6qmy7bo.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 6qmy7bo.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o Segmental solunum</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/kfqk2g8.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: kfqk2g8.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">     o Aktif solunum teknikleri döngüsü</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/na2d477.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: na2d477.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/2jbv635.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 2jbv635.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Hafif tempo yürüyüş</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Ayak bileği pompalama egzersizi</span><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/an6kdln.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: an6kdln.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynakça:</span></span><br />
• <a href="https://www.pahssc.org.tr/hastaliklar/3/idiopatik-pulmoner-fibrozis-ipf" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.pahssc.org.tr/hastaliklar/3/...brozis-ipf</a><br />
• <a href="https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0140673611600524" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.sciencedirect.com/science/ar...3611600524</a><br />
• <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4933618/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4933618/</a><br />
• <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3673288/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3673288/</a><br />
• TÜRK TORAKS DERNEĞİ İDİYOPATİK PULMONER FİBROZİS TANI VE TEDAVİ UZLAŞI RAPORU<br />
•<span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Swigris, Jeffrey J et al. “Pulmonary rehabilitation in idiopathic pulmonary fibrosis: a call for continued investigation.” Respiratory medicine vol. 102,12 (2008): 1675-80. doi:10.1016/j.rmed.2008.08.014</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ASTIM VE PULMONER REHABİLİTASYON]]></title>
			<link>https://www.fizyoplatforum.com/konu-astim-ve-pulmoner-rehabilitasyon.html</link>
			<pubDate>Fri, 12 Nov 2021 15:05:34 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fizyoplatforum.com/member.php?action=profile&uid=2167">Büşra Akbulut</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fizyoplatforum.com/konu-astim-ve-pulmoner-rehabilitasyon.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size">ASTIM VE PULMONER REHABİLİTASYON</span></span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yunanca’da soluksuzluk veya ağzı açık solumak anlamına gelen astım; çok eski çağlarda hava yollarının anatomik ve fizyolojik özellikleri bile keşfedilmeden önce bilinen çok eski bir akciğer hastalığıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Astım; geri dönüşümlü olarak vücuttaki mast hücreleri, eozinofiller ve T lenfositler başta olmak üzere birçok hücre ve hücre ürününün rol oynadığı hava yollarının daralması ile kendini gösteren, ataklar halinde gelen kronik inflamatuar bir hastalıktır. Bu ataklarda nefes darlığı, hışıltılı solunum (wheezing), göğüste sıkışma hissi ve öksürük gibi semptomlar karakteristiktir.</span><br />
<br />
<span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Epidemiyolojisi</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Astım dünya çapında yaklaşık 334 milyon kişiyi etkileyen önemli bir kronik hastalıktır. Dünyanın farklı bölgelerinden bildirilen çalışmalarda prevelans oranlarının farklılıklar gösterdiği bilinmektedir. İsviçre’de, 13-14 yaş arası çocuklarda astım prevelansı Global Astım Yükü Raporuna göre %2.3 iken yetişkin popülasyonun %7’sinde doktor tanılı astım mevcuttur . Avustralya’da doktor tanılı astım oranı %21, Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde ise %7.8 olarak bildirilmektedir. Son yıllarda atopik duyarlılık artışı ile allerjik rinit ve egzama gibi allerjik hastalıklarla beraber astım sıklığı da artmaktadır. Hastalık Kontrol Merkezinin yürüttüğü (Center for Disease Control-CDC) epidemiyolojik çalışmalar neticesinde ABD’de astım prevelansı 1970’te %3.0, 1996’da %5.5 ve 2008’de %7.8 olarak saptanmıştır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Türkiye’de astım prevelansı şehirler ve bölgeler arasında farklılıklar göstermektedir. Kıyı kesimleri, şehirler, metropoller ve düşük sosyoekonomik koşullarda astım daha sık izlenmektedir. Astım prevelansı erişkinlerde bölgesel prevelans sonuçlarına göre %2-17, çocuklarda %6-15 arasındadır . Türkiye’de astım prevelansı ve risk faktörlerini tespit etmek amacıyla yapılmış olan PARFAIT çalışmasında kırsal bölgede astım sıklığı kadınlarda %11.2, erkeklerde %8.5 olarak bulunmuştur. Kentsel alanlarda ise bu oran kadınlarda %7.5, erkeklerde %6.2’dir. Sağlık Bakanlığı 2017 yılı sağlık istatistiklerine göre onbeş yaş ve üzeri kişilerin son 12 ay içinde geçirdiği başlıca hastalık dağılımında, astım kadınlarda %10.3, erkeklerde %5.2 oranında görülmektedir. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Astımdan ölüm oranı diğer kronik hastalıklara göre daha düşüktür ve dünya genelinde ölümlerin %1’inden daha azını oluşturmaktadır. DSÖ verilerine göre, Güney Afrika düşük ve orta gelirli ülkeler arasında en yüksek astım mortalitesine sahipken, Hollanda yüksek gelirli ülkeler arasında en düşük astım mortalitesine sahip ülkedir. Sonuç olarak astım önemli bir sağlık sorunu olmaya devam etmektedir. Farklı topluluklarda ve coğrafi bölgelerde sıklığı ve seyri değişiklik göstermektedir.</span><br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/lqc3a1b.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: lqc3a1b.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Etiyolojisi</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Astımın nedeni bilinmemekle birlikte risk faktörleri tanımlanmış ve gen-çevre etkileşimleri önemlidir. Genetiğin astımda rol oynadığı bilinmektedir. Epigenetik genetik kodun nasıl çevrildiğiyle ilgili varyasyonlar da astım gelişiminde rolü olduğu gösterilmiştir. Solunum yolu enfeksiyonları, özellikle erken dönemde viral enfeksiyonlar Astım gelişme riskini artırır, özellikle semptomlar şiddetlidir. Hava yoluyla yayılan çevresel maruziyet tütün dumanı da dahil olmak üzere astım riskini artırır, kirleticiler ve ozon.  Atopik koşullar ve duyarlılık inhalan alerjenlere karşı da gelişme ile ilişkilidir. Mikrobiyomun etkileri de dahil olmak üzere astım gelişimi,D vitamini, kimyasal maruziyet, diyet değişiklikleri, stres, ve metabolitler sebep olabilir. Mevcut astım anlayışı, değişken bir şekilde aktarılabilen geniş miktarda genetik çeşitlilik, epigenetik ve çevresel olarak etkilenmiş ve daha az çeşitli histopata yol açan transkripsiyonel faktörler kardinal astım semptomlarıyla sonuçlanan mantıksal özelliklerdir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Risk Faktörleri </span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Risk faktörleri; kişiyi astıma yatkın kılan kişisel faktörler genetik olarak astıma yatkın olanlarda astım gelişimine yol açan çevresel faktörler olmak üzere iki grupta toplanmaktadır. Astım gelişmesine yol açan faktörlerin yanı sıra astım semptomlarını tetikleyen faktörler de vardır .Astımın ortaya çıkmasında etkili risk faktörlerinin başında genetik faktörler gelir. Astım alevlenmesine yol açan faktörler ise genellikle çevresel olanlardır. Genlerin hem kendi aralarında, hem de çevresel faktörler ile etkileşerek bireyin astıma eğilimini artırdıkları düşünülmektedir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/lvnt02x.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: lvnt02x.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color">Kişisel Etkenler: </span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Genetik, Ato</span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">pi, Bronş hiperreaktivitesi,  Epigenetik Cinsiyet, Obezite</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Çevresel Etkenler:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allerjenler</span>: İç ortam: Ev tozu akarları, ev hayvanları (kedi, köpek), hamamböceği ve küf mantarları Dış ortam: Polenler ve küf mantarları Mikroorganizmalar: Hava yolu ve bağırsak flora bakterileri İnfeksiyonlar: Özellikle viral etkenler</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sigara</span>: Aktif sigara içmenin astım gelişimi için risk faktörü olduğu bilinen bir gerçektir. Özellikle sigara içen kadınlarda astım gelişme riski daha fazladır. Sigara içen astım hastalarının prevelansının genel popülasyon ile aynı olduğu bulunmuştur. Bunun yanında sigara içen astım hastalarında astım kontrolünün sigara içmeyenlere göre daha zor olduğu gösterilmiştir .Aktif sigara içiciliği, allerjik erişkinlerde yeni başlangıçlı astım gelişimine zemin hazırlar. Buna ek olarak çocukluk çağı astımıyla, ebeveynlerin sigara içiciliği arasında direkt ilişki olduğu görülmüştür . 76 çalışmayı değerlendiren bir meta-analizde prenatal veya postnatal dönemde pasif sigara dumanına maruz kalan çocuklarda astım riskinin %21-85 oranında arttığı saptanmıştır .Sigaranın hava yollarında enflamasyonu arttırarak, inhaler ve sistemik steroid tedavisine direnç gelişimine yol açarak astım kontrolünü kötü yönde etkilediği düşünülmektedir Bu durumda sigara içen astım hastaları için tedavi rejimleri, daha yüksek dozda inhale kortikosteroidler (IKS), antilökotrienler ve bunların kombinasyonlarını içermelidir. Ayrıca sigara kullanımı, astım hastalarında akciğer kanseri, kalp-damar hastalıklarına bağlı mortalite ve mobiditeyi etkilediğinden kötü prognoz nedenidir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hava kirliliği</span>: iç ve dış ortam hava kirliliği </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Genetik:</span> Astımın genetik bir hastalık olduğuna dair yeterince veri bulunmaktadır. Anne babadan birinin astımlı olması durumunda çocukta astım görülme riski %20-30'a yükselmekte, anne ve babanın her ikisinin de astımlı olması durumunda bu risk %60-70'e ulaşmaktadır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Obezite; Obezite tek başına astım riski ve prognozunda etkili bir faktördür. Astım, vücut kitle indeksi &gt; 30 kg/m2 olanlarda daha sıklıkla gözlenmektedir ve daha güç kontrol edilmektedir. Obez astımlılar normal kilolu astımlılarla karşılaştırıldıklarında daha düşük solunum fonksiyonlarına ve daha fazla komorbid hastalıklara sahiptir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Patogenez</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="https://i.hizliresim.com/ti6ture.jpg" loading="lazy"  width="500" height="302" alt="[Resim: ti6ture.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hava yolu daralması semptom ve fizyolojik değişikliklere yol açan asıl olaydır. Hava yollarındaki düz kas kontraksiyonu, ödem, yeniden yapılanmaya bağlı duvar kalınlaşması, mukus sekresyonu artışı ve mukus tıkaçları hava yolu daralmasına sebep olur. Astım tanımının bileşenlerinden biri olan hava yolu aşırı duyarlılığı astımlı hastanın hava yollarının normalde zararsız olan bir uyarana karşı daralmayla cevap vermesidir. Bu daralma değişken hava akımı kısıtlanmasına ve aralıklı semptomlara neden olur.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Astımın ADAM-33 geni (astım geni) ile ilgili olduğu ileri sürülmektedir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> ADAM-33 akciğer fibroblastlarında ve bronş düz kasında bulunur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> ADAM-33 polimorfizmi (iki veya daha fazla farklı fenotipin aynı tür popülasyonunda bulunmasıdır.)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> bronşial düz kas proliferasyonuna </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> fibroblast aktivasyonuna neden olur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu da bronkokonstrüksiyon ve subepitelyal fibrozis ile sonuçlanır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Patolojik Bulgu</span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: Düz kas hiperplazisi, ödem, aşırı mukus, inflamasyon</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/cihp8tw.jpg" loading="lazy"  width="500" height="258" alt="[Resim: cihp8tw.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Bronşial inflamasyon: % 5-50 oranında eozinofil lökositler, nötrofil lökositler, bazofiller, mast hücreleri, plazma hücreleri ve CD4+TH2 lenfositler vardır</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Bazal membran kalınlaşması: Epitel altında - kollagen artışı</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Siliyalı epitelde azalma (epitel hücrelerinde dökülme ve nekroz)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Goblet hücrelerinde artış</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Mukoz glandlarda hiperplazi -» Aşırı  mukus salgısı</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Bronş düz kaslarında hipertrofi ve hiperplazi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Bronkokonstrüksiyon </span><br />
<br />
<span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Değerlendirme</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Astım tedavisinin başarılı olması için astım tanısının doğru konması çok önemlidir. Doğru tanı için; hışıltılı solunum, nefes darlığı, öksürük, göğüste sıkışma hissi gibi solunumsal semptomların karakteristik seyrinin ve değişken hava akımı kısıtlanmasının gösterilmesi gereklidir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Anamnez;</span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Astım tanısında anamnez çok önemlidir. Bununla birlikte, semptomların tipik olmadığı hastalarda sadece anamnez ile tanı koymak güçtür ve tanısal testlere ihtiyaç duyulabilir. Tanısal testlerin pozitif olması tanıyı destekler ancak negatif olması tanıyı dışlamaz.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Semptomlar;</span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Tanı, nöbetler halinde gelen nefes darlığı, hışıltılı solunum, öksürük ve göğüste sıkışma hissi gibi semptomların varlığı ile konur. Semptomların gün içinde veya mevsimsel değişkenlik göstermesi, sis, duman, çeşitli kokular veya egzersiz gibi nedenlerle tetiklenmesi, geceleri artış olması ve uygun astım tedavilerine yanıt vermesi astım tanısını destekler.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Komorbiditelerin sorgulanması;</span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Hastalar, eşlik edebilecek rinit, polip, sinüzit, gastroözofageal reflü, ilaç allerjisi yönünden mutlaka sorgulanmalıdır. Astımlı hastaların çoğunda rinit semptomları da vardır.Alerjik rinit veya atopik dermatiti olan hastalar solunum. semptomları açısından sorgulanmalıdır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Fizik Muayene; </span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hasta semptomatik değilse solunum sistemi muayenesi normal bulunabilir fakat fizik muayenenin normal olması astım tanısını dışlamaz. En sık rastlanan muayene bulgusu hava yolu obstrüksiyonunu gösteren hışıltı ve ronküslerdir. Solunum sesleri normal bulunan bazı astımlı hastalarda oskültasyon sırasında zorlu ekspirasyon yaptırılırsa ronküs işitilebilir. Anamnez ve fizik muayene sırasında hemen her derin inspirasyondan sonra öksürük gelişmesi, hava yolu duyarlılığının indirekt göstergesidir ve astımı düşündürür.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Solunum Fonksiyonlarının Ölçümü;</span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Astım, değişken ekspiratuar hava akımı kısıtlanması ile karakterizedir. Aynı hastada solunum fonksiyonlarındaki değişkenlik, tamamen normalden çok ağır obstrüksiyona kadar değişebilir. Kontrol altında olmayan astımda solunum fonksiyonları tam kontrol altındaki hastaya göre daha büyük değişkenlik gösterir. Solunum fonksiyonlarının ölçümü hava yolu kısıtlamasının ağırlığını, reverzibilitesini ve değişkenliğini göstererek astım tanısının desteklenmesini sağlamaktadır.  Fakat solunum fonksiyon testlerinin normal olması astım tanısını ekarte ettirmez. Hava yolu kısıtlamasını değerlendirmek için çeşitli yöntemler vardır ama beş yaş ve üzerindeki hastalarda özellikle bu yöntemlerden iki tanesi genel olarak kabul edilmektedir. Bunlar spirometre ile ölçülen zorlu ekspiratuar akım birinci saniye (FEV1) ve zorlu vital kapasite (FVC) değerleri ve PEFmetre ile ölçülen zirve ekspiratuar akim (PEF) ölçümleridir. FEV1, FVC ve PEF ölçümlerinin beklenen değerleri popülasyondan elde edilen yaş, cinsiyet ve boy parametrelerine göre belirlenir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Spirometrik İnceleme;  </span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İlk başvuruda hastalık tanısını koymak ve ağırlığını belirlemek, tedavi sırasında ise hastanın en iyi değerlerini belirlemek için uygulanır. Daha sonraki izlemlerinde rutin olarak yapılması önerilmemekle beraber semptomlar ortaya çıktığında tekrarlanabilir. Zorlu ekspirasyon manevrası ile FEV1, FVC, FEV1/FVC ve PEF ölçülebilir. Birçok hastalıkta FEV1 değeri düşük bulunabileceğinden, hava akımı kısıtlılığı tanısını koymak için en uygun test FEV1/FVC oranının kullanılmasıdır. Popülasyon çalışmalarında, bu oran erişkinlerde 0.75 - 0.80, çocuklarda ise 0.90'ın üzerinde bulunmuştur. Bu sınırların altındaki değerler hava akımı kısıtlanmasını gösterir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hava yolu obstrüksiyonu saptanan hastalarda kısa etkili betaagonist inhalasyonundan (200-400 µg salbutamol) 15-20 dakika sonra FEV1'de bazal değere göre &gt; % 12 ve &gt; 200 mL (eğer spirometre yok ise), PEF değerinde %20 artış olması hava akımı kısıtlılığının reverzibl olduğunu gösterir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">PEF Ölçümü; </span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">PEF metre ile elde edilen PEF ölçümü astımın tanısını doğrulanması ve takibinde önemlidir. Bununla birlikte spirometri ile FEV1 ölçümü, PEF ölçümünden daha güvenilirdir. Genellikle PEF değerleri sabah bronkodilatör ilaç kullanılmadan önce yani PEF değerinin en düşük olmasının beklendiği zamanda; akşam ise bronkodilatör kullanıldıktan sonra yani değerler en yüksek durumdayken ölçülür.Günlük PEF değişkenliğini göstermenin bir yolu, o gün içerisindeki en yüksek ve en düşük PEF değerleri arasındaki farkın yüzde olarak ifade edilmesidir. Günlük değişkenliğin erişkinlerde &gt; %10, çocuklarda ise &gt;%13 olması astım lehine kabul edilebilir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/51sg4t7.jpg" loading="lazy"  width="500" height="266" alt="[Resim: 51sg4t7.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ASTIM TEDAVİSİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Astım tedavisinin amacı, semptom kontrolünü sağlamak alevlenmeleri azaltmak, Fiks havayolu obstrüksiyonunu ve ilaç yan etkilerini azalmaktır. Bu amaçla hastaların Düzenli takipleri gereklidir. Bu takiplerde hasta hekim işbirliği sağlanmalı, astımı  Tetikleyen etkenlerden kaçınma önlemleri belirtilmeli, ilaçların doğru ve düzenli kullanımı anlatılmalıdır. Astım tedavisi, oral, parenteral ve inhalasyon yoluyla olabilmektedir. İnhalasyon Yoluyla olan tedaviler, ilaçların doğrudan havayollarına verilmesi ve burada birikmesi, etkisinin daha hızlı başlaması ve böylece daha düşük miktarlarda ilaç kullanılmasıyla yan etkilerin daha az görülmesinden dolayı diğer tedavi yollarına göre Daha avantajlıdır. Yapılan araştırmalarda, inhalasyon yolu ile oral ve subkutan yolları Karşılaştırıldığında; inhalasyon yoluyla olan tedavilerde etkinin daha erken başladığı Ve uzun süre devam ettiği gösterilmiştir. İnhalasyan cihazları içerdiği ilaçlar, partikül büyüklüğü, aerosolün cihaza bağlı hızına göre farklı tiplerde olabilmektedir. Hastanın kolay ve doğru kullanabileceği cihaz sadece ilaç uygulamasının başarısını  Artırmakla kalmaz hastanın tedaviye uyumunu ve astım kontrolünü de arttırır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Astım Tedavisini Başlama ve Basamak Tedavisinin Genel Prensipleri</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Astımda, basamak tedavisinin temelini hastalığın ağırlığına göre değişen inhalesteroidler oluşturmaktadır (Tablo 1) </span><br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/lbwc8tc.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: lbwc8tc.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hastanın semptomlarına uygun basamaktan başlanır. Tam kontrol sağlandıktan 2-3 ay sonra basamak inilir veya kontrol sağlanamadıysa basamak çıkılır. Tüm basamaklarda ihtiyaç halinde kullanılmak üzere kısa etkili beta2 agonist vardır .Astım tanısı konulduktan sonra kontrol edici tedaviye başlamak gerekir. İnhaler steroidlerin erken dönemde başlanması yanıtın daha iyi olmasını sağlayabilir. İKS’nin tanı konduktan yıllar sonra başlanması daha fazla akciğer fonksiyon kaybına, daha sık astım alevlenmelerine ve daha yüksek dozlarda İKS kullanım ihtiyacına sebep olmaktadır. Astım semptomları veya SABA ihtiyacı ayda iki defadan az olan son bir ayda Astım nedeni ile gece semptomu olmayan, alevlenme için risk olmadığı gibi son bir Yılda alevlenme olmadıysa kontrol edici tedavinin başlanmaması düşünülebilir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Astım semptomlarının az olduğu fakat, hastanın düşük akciğer fonksiyonlarının, Son bir yılda OKS gerektiren astım atağının olması veya astım sebepli yoğun bakım Ünitesi yatışının olması gibi alevlenme için bir veya daha fazla risk faktörünün olması Durumunda düşük doz İKS başlanması önerilir.Astım semptomlarının veya SABA ihtiyacının ayda veya haftada iki defadan fazla Olması veya son 1 ayda bir veya daha fazla astım nedeni ile uykudan uyanması olan Hastalarda düşük doz İKS başlanması önerilir. Astım semptomlarının veya SABA ihtiyacı haftada iki defadan fazla olması durumunda düşük doz İKS veya daha az etkili olmakla beraber LTRA veya teofilin Başlanması önerilir.Çoğu günlerde astım semptomları olan, haftada bir veya daha fazla astım nedeni ile uykudan uyanması olan ve özellikle de risk faktörleri olan hastalarda düşük Orta-yüksek dozda İKS veya düşük dozda İKS/LABA başlanması önerilir. Astım başlangıcı ağır kontrolsüz astım veya akut alevlenme ise kısa süreli OKS Ve yüksek dozda İKS veya orta dozda İKS/LABA gibi kontrol edici tedavi başlanması önerilir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Astımda Erişkinde Atak Tedavisi</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Astım atağı, astım tanısı olan bir kişide nefes darlığı, öksürük, hırıltılı solunum ve göğüste baskı hissi gibi astım semptomlarının aniden ortaya çıkması ve buna solunum Fonksiyon testlerinde bozulmanın eşlik etmesi olarak tanımlanmaktadır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hastada Atak akut olarak saatler içerinde ortaya çıkabileceği gibi subakut olarak günler içinde de ortaya çıkabilir. Bazen hastaya astım tanısı ilk kez atakla konulabilir. Çeşitli klinik semptom ve bulgular klinisyene astım atağının ciddiyetini belirlemede yardımcı olabilir. Öykü, mevcut semptomlar, fizik muayene, pulse oksimetri değerleri, arter kan gazı, solunum fonksiyon testleri atak şiddetini değerlendirmede yol göstericidir.</span><br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/34hg7nt.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 34hg7nt.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size">ASTIM VE EGZERSİZ<br />
 </span></span></span></div>
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">EGZERSİZ EĞİTİMİ</span></span></span></div>
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Pulmoner rehabilitasyonun temel taşı egzersiz eğitimidir. Astımlı  hastalarda egzersiz performansının iyileştirilmesinde egzersiz eğitiminin olumlu rolünü destekleyen kanıtlar vardır bununla birlikte, astım geniş bir aralıkta yer aldığından, spesifik programlar seçilmelidir.  Her şeyden önce hasta tam bir akciğer fonksiyon değerlendirmesinden geçmelidir, bronkodilatör öncesi ve sonrası spirometri dahil ve egzersiz kapasitesi testi yapılır. Astımı olan hastalar EIB ( Exercise-induced bronchoconstriction) olma olasılığı fazladır. Egzersiz kapasitesi genellikle kardiyopulmoner egzersiz testi veya 6 dakikalık veya mekik yürüme testi olarak saha testleridir. Egzersiz eğitiminin türü konusunda evrensel bir anlaşma yoktur. Kuvvet antrenmanı Solunum yolu hastalıklarında;  dayanıklılık antrenmanından farklı olabilir .Şimdiye kadar, ilki klinikte en çok çalışılandır.<br />
</span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kronik solunum yolu hastalıklarında nefessizlik hissi, öksürük, balgam, hava akımının kronik olarak Kısıtlanması gibi semptomlar bireyde anksiyete, korku ve Yorgunluğa neden olmaktadır. Ayrıca akciğer hastalığı Olan kişiler sürekli solunum sıkıntısı nedeni ile genel olarak gergin ve ajitedirler. Eşlik eden kas gerginliği solunum kaslarını da olumsuz etkilemekte ve bireyin solunumunu daha da güçleştirmektedir. Böylece artan solunum sıkıntısı hastanın aktivitesini azaltmakta, kondüsyon düzeyini düşürmekte ve günlük yaşamında da bireyi bağımlı hale getirebilmektedir. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">ABD’de Mancuso ve ark. 6 astımlı hasta ile yaptıkları çalışmada astımlı bireyler hastalıklarını fiziksel aktiviteye karşı bir engel olarak algıladıklarını ve böylece hareketsizliğe itildiklerini belirtmişlerdir. Demoly ve ark.çalışmalarında ise kontrol altında olmayan astımlı bireylerin % .8’inin en azından bazı zaman aktivite kısıtlaması yaşadıklarını saptamışlardır. Uzun yıllardır kronik akciğer hastalığı olan bireylere sağlık profesyonellerinin yaklaşımı da inaktivite, istirahat ve medikal tedavi ile sınırlı kalmıştır. DSÖ GARD Projesi ile düzenli fiziksel aktivitenin özendirilmesi ve yaygınlaştırılması, sağlıklı beslenmenin teşvik edilmesi, obezitenin engellenmesi gibi girişimler planlayarak, bireylerin bağımlılık düzeylerini ve hastalık yüklerini azaltmayı planlamaktadır. Kronik solunum yolu hastalıklarında düzenli fiziksel aktiviteye ek olarak yapılan solunum egzersizinin de yaşanılan nefessizlik hissinin azaltılmasında yardımcı olacağı bildirilmektedir.</span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Düzenli yapılan solunum egzersizi ise diyafragmanın kuvvetini artırır, dispneyi azaltır, akciğerlerin daha fazla havalanmasını ve balgam hareketliliğini sağlar.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Astım hastalarında yapılan çalışmalarda da örneğin Yüksel ve ark. astımlı çocukta kontrol gruplu olarak yaptıkları çalışmada, 8 haftalık program ile kondüsyon bisikleti kullanılarak, düzenli fiziksel aktivitenin yaşam kalitesi ve semptom skorlarına etkisini araştırmışlardır. Sonuçta düzenli fiziksel aktivitenin semptom skorlarını ve yaşam kalitesini iyileştirdiğini belirtmişlerdir. Ayrıca Başaran tarafından 5 astımlı çocukta fiziksel egzersizin etkileri sorgulanmış ve sonuçta düzenli fiziksel egzersizin yaşam kalitesi ve aerobik kapasite üzerine olumlu etkisi olduğu gösterilmiştir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İsveç’te Emtner ve Hedin erişkin astımlı bireyde yaptıkları çalışmada ise düzenli fiziksel aktivitenin bireyin kondüsyon düzeyinde olumlu etkiler oluşturduğunu saptamışlardır. Garcia-Aymerich ve ark. ileri yaş kadın astımlı da haftada 3 kez olmak üzere 2 dk süre ile tempolu yürüyüşe denk aktiviteleri baz alarak yaptıkları çalışma sonucunda yüksek fiziksel aktivitenin astım atak riskini azalttığını saptamışlardır. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Farid ve ark. çalışmalarında sekiz haftalık egzersiz programı sonunda solunum fonksiyon testi değerlerinin önemli değişiklik göstermesiyle astımlı hastalarda aerobik egzersiz programının akciğer fonksiyonlarını iyileştirmede önemli rol alabileceğini belirtmişlerdir. Özden astım hastalarında solunum, aerobik ve kuvvetlendirme egzersizlerini içeren egzersiz programının hastalığın kliniğini, semptomlarını iyileştirdiğini ayrıca fonksiyonel kapasitelerini ve hastalıkla ilişkili yaşam kalitelerini de geliştirdiği görülmüştür. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Mendes ve ark. çalışmalarında; inatçı astımı ve psikososyal sıkıntısı yüksek olan astımlıların hastalık yönetiminde aerobik eğitimin önerilmesinin önemli rol alabileceğini belirtmişlerdir. Kırtay'da düzenli yapılan fiziksel aktivite ve solunum egzersizi programı ile astım semptomlarının kontrol altına alınabilineceğini ve bireylerin fonksiyonel kapasitesinin artırılabileceğini saptamıştır. Ayrıca Emtner and Hedin 17 haftalık egzersiz programına alınan astımlı bireylerin 3 yıl sonunda ki bulguları ile de günlük yaşamdaki fiziksel aktivitelerin iyi bir fiziki durumda olmak için yeterli olduğunu ortaya koymuşlardır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bütün bu çalışmalarda düzenli yapılan fiziksel aktivitenin astım hastalığının yönetimini, semptom skorlarını, aerobik kapasite ve yaşam kalitesini olumlu yönde etkilediği görülmektedir. Rehabilitasyon programları; solunum terapisti, fizyoterapist tarafından hasta izlenerek, bireye özel düzenlenmektedir. Fakat imkanların kısıtlı olduğu, pulmoner rehabilitasyon programının mümkün olmadığı durumlarda bile bireyi yaşam tarzına uygun düzenli egzersiz yapması için eğiterek ve cesaretlendirerek fayda görmesini sağlamak mümkündür. Bellamy ve ark. pulmoner rehabilitasyon mümkün olmadığında neler yapılabileceğini aşağıdaki gibi özetlemişlerdir;</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Kısa süre ve mesafeli, kolayca başarılabilecek yürüyüşlerle başlayın</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Her gün yürüyün</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Yürüme hızınızı kendinize göre ayarlayın</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Düzenli egzersiz yapın ve gerçekçi hedefler belirleyin</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Öneriler isteyerek eğitim için çabalayın ve Bilgilendirme kitapçıklarını okuyun</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Soğuk yağışlı havalarda dahil tüm yıl boyunca Egzersiz yapmaya çalışın</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Zor dönemler süresince dirençli olmaya gayret edin</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Kilo, diyet ve yaşam tarzı konusunda önerileri araştırın.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Astımda egzersiz aynı zamanda ataklar için tetikleyici de olabilmektedir. Ataklar genellikle egzersiz sonrası görülebilmekte ve bu atakların oluşumunda kuru hava ve soğuğun tetikleyici olduğu düşünülmektedir. Ayrıca kirli hava, yüksek düzeyde polen varlığı ve viral enfeksiyonlarda tetikleyici olabilmektedir. Egzersiz sırasında astıma bağlı belirtileri azaltmak için bireye; kirli, kuru ve soğuk havadan kaçınması, tetikleyici hava şartlarında açık alanlar yerine kapalı alanlarda spor yapması, egzersize başlamadan önce ilaç kullanımı, rekabet sporlarından kaçınması ve çocuklarda ise öğretmeninin astım ve atakları konusunda bilgilendirilmesi önerilmektedir. Astımı kontrol altında olan bireye; rekabet ve macera sporları haricinde birçok egzersiz türü önerilmektedir. Dağcılık, kayak gibi yüksek irtifalarda yapılan macera sporlarında soğuk hava maruziyeti tehlikeli olabilmektedir. Rekabet sporlarında ise takım oyunları ve kısa öbekler halinde oynanan molalı oyunlar tavsiye edilmektedir. Birçok ülkede spor kulüpleri örneğin dalış için astımlı bireylerden tıbbi onay istemektedir. Astımlılara daha çok yürüyüş, yüzme, yoga, bisiklete binme gibi aerobik egzersizler önerilmektedir. Yüzme genellikle astımı olanlar ve diğer insanlara önerilebilecek mükemmel bir aktivitedir. Ancak klor ve soğuk su bazen astımı tetikleyebilmektedir. Astımı kontrol altında olan birçok kişi astım belirtileri göstermeden günlük faaliyetlerini sürdürebilmektedir. Astımının kontrol altında olması, bireye aktif ve sağlıklı bir yaşam sürdürme olanağı sağlamaktadır. Sonuç olarak astım hastalığı kontrol altında olduğu sürece astımlı bireylerin diğer sağlıklı kişiler gibi hareketli bir yaşam sürdürebilmesi için engel teşkil etmemektedir. Biz sağlık profesyonellerinin üzerine düşen görev ise bireyi aktif bir yaşam için bilinçlendirmek ve cesaretlendirebilmektir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">KAYNAKLAR</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">1. Göğüs Hastalıkları , Astım Tedavisi  Olgaç M., ÖzşekerZ.F.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2. Mancuso C, Sayles W, Robbins L, Phillips E: Barriers and facilitators to healthy physical activity in asthma patients. Journal of Asthma. 2006;43(2):137-143. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">3. Worsnop C J: Asthma and physical activity. Chest, 2003;124(2):421-422 </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">4. Sağlam M, Güçlü M, İnce D, Savcı S, Arıkan H: Solunum Sistemi Hastalıkları ve Egzersiz. s.7- , Klasmat Matbaacılık, Ankara (2008). </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">5. Yüksel H, Söğüt A, Yılmaz Ö, Günay Ö, Tıkız C, Dündar P, Onur E: Astımlı çocuklarda fizik egzersizin yaşam kalitesi, solunum fonksiyonları ve semptom skorlarına etkisi. Asthma Allergy Immunology, 2009;7:58-65.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">6. Başaran S: Astımlı Çocuklarda Fiziksel Egzersizin Yaşam Kalitesi, Aerobik Kapasite ve Solunum Fonksiyonları Üzerine Etkisi, Uysal F G (danışman): Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi, Fiziksel Tıp Rehabilatasyon. Anabilim Dalı. Uzmanlık Tezi, Adana (2003). </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">7. Emtner M, Hedin A: Adherence to and effects of physical activity on health in adults with asthma. Advances in Physiotherapy, 2005;7(3):123-134. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">8. Garcia AJ, Varraso R, Anto J M, Camargo C A: Prospective study of physical activity and risk of asthma exacerbations in older women. Am J Respir Crit Care Med, 2009; 179: 999-1003. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">9. Farid R, Azad F J, Atri A E, Rahimi M B, Khaledan A, Talaei-Khoei M, Ghafari J, Ghasemi R: Effect of aerobic exercise training on pulmonary function and tolerance of activity in asthmatic patients. Iran J Allergy Asthma Immunol, 2005; 4(3):133-138.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">10. Özden Ş A: Orta ve Ağır Şiddetli Astımlı Hastalarda Egzersizin Fonksiyonel Kapasiteye Etkisi. Özalevli S (danışman): Dokuz Eylül Üniversitesi. Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı. Doktora Tezi. İzmir (2 9).</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">11. Mendes FAR , Gonçalves R C, Maria PTN, Saraiva-Romanholo B M, Cukier A, Stelmach R, Jacob-Filho W, Martins M, Carvalho CRF: Effects of aerobic training on psychosocial morbidity and symptoms in asthmatic patients: a randomized clinical trial. Chest, 2010;138(2):331-337.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">12. Kırtay Ö F: Genç Erişkin Astım Hastalarında Düzenli Fiziksel Aktivite ve Solunum Egzersizinin Fonksiyonel Performansa Etkisi. Oğuz S (danışman): Marmara Üniversitesi. Sağlık Bilimleri Enstitüsü. İç Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı. Yüksek Lisans Bitirme Projesi. İstanbul (2 ).</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">13. Kasımay Ö, Metin G: Kronik hastalıklarda egzersiz. Klinik Gelişim Dergisi. 2009;:22(1):44-49.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">14. Bellamy D, Bouchard J, Henrichsen S, Johansson G, Langhammer A, Reid J, Van Weel C, Buist S: International Primary Care Respiratory Group (IPCRG- Uluslar Arası Birinci Basamak Solunum Grubu) Rehberleri, Kronik Obstruktif Akciğer Hastalığı (KOAH) Yönetimi: Yaman H (Çev Ed) : Primary Care Respiratory Journal, 2006 ;15 :48-57.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size">ASTIM VE PULMONER REHABİLİTASYON</span></span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yunanca’da soluksuzluk veya ağzı açık solumak anlamına gelen astım; çok eski çağlarda hava yollarının anatomik ve fizyolojik özellikleri bile keşfedilmeden önce bilinen çok eski bir akciğer hastalığıdır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Astım; geri dönüşümlü olarak vücuttaki mast hücreleri, eozinofiller ve T lenfositler başta olmak üzere birçok hücre ve hücre ürününün rol oynadığı hava yollarının daralması ile kendini gösteren, ataklar halinde gelen kronik inflamatuar bir hastalıktır. Bu ataklarda nefes darlığı, hışıltılı solunum (wheezing), göğüste sıkışma hissi ve öksürük gibi semptomlar karakteristiktir.</span><br />
<br />
<span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Epidemiyolojisi</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Astım dünya çapında yaklaşık 334 milyon kişiyi etkileyen önemli bir kronik hastalıktır. Dünyanın farklı bölgelerinden bildirilen çalışmalarda prevelans oranlarının farklılıklar gösterdiği bilinmektedir. İsviçre’de, 13-14 yaş arası çocuklarda astım prevelansı Global Astım Yükü Raporuna göre %2.3 iken yetişkin popülasyonun %7’sinde doktor tanılı astım mevcuttur . Avustralya’da doktor tanılı astım oranı %21, Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde ise %7.8 olarak bildirilmektedir. Son yıllarda atopik duyarlılık artışı ile allerjik rinit ve egzama gibi allerjik hastalıklarla beraber astım sıklığı da artmaktadır. Hastalık Kontrol Merkezinin yürüttüğü (Center for Disease Control-CDC) epidemiyolojik çalışmalar neticesinde ABD’de astım prevelansı 1970’te %3.0, 1996’da %5.5 ve 2008’de %7.8 olarak saptanmıştır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Türkiye’de astım prevelansı şehirler ve bölgeler arasında farklılıklar göstermektedir. Kıyı kesimleri, şehirler, metropoller ve düşük sosyoekonomik koşullarda astım daha sık izlenmektedir. Astım prevelansı erişkinlerde bölgesel prevelans sonuçlarına göre %2-17, çocuklarda %6-15 arasındadır . Türkiye’de astım prevelansı ve risk faktörlerini tespit etmek amacıyla yapılmış olan PARFAIT çalışmasında kırsal bölgede astım sıklığı kadınlarda %11.2, erkeklerde %8.5 olarak bulunmuştur. Kentsel alanlarda ise bu oran kadınlarda %7.5, erkeklerde %6.2’dir. Sağlık Bakanlığı 2017 yılı sağlık istatistiklerine göre onbeş yaş ve üzeri kişilerin son 12 ay içinde geçirdiği başlıca hastalık dağılımında, astım kadınlarda %10.3, erkeklerde %5.2 oranında görülmektedir. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Astımdan ölüm oranı diğer kronik hastalıklara göre daha düşüktür ve dünya genelinde ölümlerin %1’inden daha azını oluşturmaktadır. DSÖ verilerine göre, Güney Afrika düşük ve orta gelirli ülkeler arasında en yüksek astım mortalitesine sahipken, Hollanda yüksek gelirli ülkeler arasında en düşük astım mortalitesine sahip ülkedir. Sonuç olarak astım önemli bir sağlık sorunu olmaya devam etmektedir. Farklı topluluklarda ve coğrafi bölgelerde sıklığı ve seyri değişiklik göstermektedir.</span><br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/lqc3a1b.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: lqc3a1b.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Etiyolojisi</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Astımın nedeni bilinmemekle birlikte risk faktörleri tanımlanmış ve gen-çevre etkileşimleri önemlidir. Genetiğin astımda rol oynadığı bilinmektedir. Epigenetik genetik kodun nasıl çevrildiğiyle ilgili varyasyonlar da astım gelişiminde rolü olduğu gösterilmiştir. Solunum yolu enfeksiyonları, özellikle erken dönemde viral enfeksiyonlar Astım gelişme riskini artırır, özellikle semptomlar şiddetlidir. Hava yoluyla yayılan çevresel maruziyet tütün dumanı da dahil olmak üzere astım riskini artırır, kirleticiler ve ozon.  Atopik koşullar ve duyarlılık inhalan alerjenlere karşı da gelişme ile ilişkilidir. Mikrobiyomun etkileri de dahil olmak üzere astım gelişimi,D vitamini, kimyasal maruziyet, diyet değişiklikleri, stres, ve metabolitler sebep olabilir. Mevcut astım anlayışı, değişken bir şekilde aktarılabilen geniş miktarda genetik çeşitlilik, epigenetik ve çevresel olarak etkilenmiş ve daha az çeşitli histopata yol açan transkripsiyonel faktörler kardinal astım semptomlarıyla sonuçlanan mantıksal özelliklerdir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Risk Faktörleri </span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Risk faktörleri; kişiyi astıma yatkın kılan kişisel faktörler genetik olarak astıma yatkın olanlarda astım gelişimine yol açan çevresel faktörler olmak üzere iki grupta toplanmaktadır. Astım gelişmesine yol açan faktörlerin yanı sıra astım semptomlarını tetikleyen faktörler de vardır .Astımın ortaya çıkmasında etkili risk faktörlerinin başında genetik faktörler gelir. Astım alevlenmesine yol açan faktörler ise genellikle çevresel olanlardır. Genlerin hem kendi aralarında, hem de çevresel faktörler ile etkileşerek bireyin astıma eğilimini artırdıkları düşünülmektedir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/lvnt02x.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: lvnt02x.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color">Kişisel Etkenler: </span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Genetik, Ato</span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">pi, Bronş hiperreaktivitesi,  Epigenetik Cinsiyet, Obezite</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Çevresel Etkenler:</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allerjenler</span>: İç ortam: Ev tozu akarları, ev hayvanları (kedi, köpek), hamamböceği ve küf mantarları Dış ortam: Polenler ve küf mantarları Mikroorganizmalar: Hava yolu ve bağırsak flora bakterileri İnfeksiyonlar: Özellikle viral etkenler</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sigara</span>: Aktif sigara içmenin astım gelişimi için risk faktörü olduğu bilinen bir gerçektir. Özellikle sigara içen kadınlarda astım gelişme riski daha fazladır. Sigara içen astım hastalarının prevelansının genel popülasyon ile aynı olduğu bulunmuştur. Bunun yanında sigara içen astım hastalarında astım kontrolünün sigara içmeyenlere göre daha zor olduğu gösterilmiştir .Aktif sigara içiciliği, allerjik erişkinlerde yeni başlangıçlı astım gelişimine zemin hazırlar. Buna ek olarak çocukluk çağı astımıyla, ebeveynlerin sigara içiciliği arasında direkt ilişki olduğu görülmüştür . 76 çalışmayı değerlendiren bir meta-analizde prenatal veya postnatal dönemde pasif sigara dumanına maruz kalan çocuklarda astım riskinin %21-85 oranında arttığı saptanmıştır .Sigaranın hava yollarında enflamasyonu arttırarak, inhaler ve sistemik steroid tedavisine direnç gelişimine yol açarak astım kontrolünü kötü yönde etkilediği düşünülmektedir Bu durumda sigara içen astım hastaları için tedavi rejimleri, daha yüksek dozda inhale kortikosteroidler (IKS), antilökotrienler ve bunların kombinasyonlarını içermelidir. Ayrıca sigara kullanımı, astım hastalarında akciğer kanseri, kalp-damar hastalıklarına bağlı mortalite ve mobiditeyi etkilediğinden kötü prognoz nedenidir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hava kirliliği</span>: iç ve dış ortam hava kirliliği </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Genetik:</span> Astımın genetik bir hastalık olduğuna dair yeterince veri bulunmaktadır. Anne babadan birinin astımlı olması durumunda çocukta astım görülme riski %20-30'a yükselmekte, anne ve babanın her ikisinin de astımlı olması durumunda bu risk %60-70'e ulaşmaktadır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Obezite; Obezite tek başına astım riski ve prognozunda etkili bir faktördür. Astım, vücut kitle indeksi &gt; 30 kg/m2 olanlarda daha sıklıkla gözlenmektedir ve daha güç kontrol edilmektedir. Obez astımlılar normal kilolu astımlılarla karşılaştırıldıklarında daha düşük solunum fonksiyonlarına ve daha fazla komorbid hastalıklara sahiptir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Patogenez</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="https://i.hizliresim.com/ti6ture.jpg" loading="lazy"  width="500" height="302" alt="[Resim: ti6ture.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hava yolu daralması semptom ve fizyolojik değişikliklere yol açan asıl olaydır. Hava yollarındaki düz kas kontraksiyonu, ödem, yeniden yapılanmaya bağlı duvar kalınlaşması, mukus sekresyonu artışı ve mukus tıkaçları hava yolu daralmasına sebep olur. Astım tanımının bileşenlerinden biri olan hava yolu aşırı duyarlılığı astımlı hastanın hava yollarının normalde zararsız olan bir uyarana karşı daralmayla cevap vermesidir. Bu daralma değişken hava akımı kısıtlanmasına ve aralıklı semptomlara neden olur.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Astımın ADAM-33 geni (astım geni) ile ilgili olduğu ileri sürülmektedir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> ADAM-33 akciğer fibroblastlarında ve bronş düz kasında bulunur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> ADAM-33 polimorfizmi (iki veya daha fazla farklı fenotipin aynı tür popülasyonunda bulunmasıdır.)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> bronşial düz kas proliferasyonuna </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> fibroblast aktivasyonuna neden olur.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu da bronkokonstrüksiyon ve subepitelyal fibrozis ile sonuçlanır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Patolojik Bulgu</span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">: Düz kas hiperplazisi, ödem, aşırı mukus, inflamasyon</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/cihp8tw.jpg" loading="lazy"  width="500" height="258" alt="[Resim: cihp8tw.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Bronşial inflamasyon: % 5-50 oranında eozinofil lökositler, nötrofil lökositler, bazofiller, mast hücreleri, plazma hücreleri ve CD4+TH2 lenfositler vardır</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Bazal membran kalınlaşması: Epitel altında - kollagen artışı</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Siliyalı epitelde azalma (epitel hücrelerinde dökülme ve nekroz)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Goblet hücrelerinde artış</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Mukoz glandlarda hiperplazi -» Aşırı  mukus salgısı</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Bronş düz kaslarında hipertrofi ve hiperplazi</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Bronkokonstrüksiyon </span><br />
<br />
<span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Değerlendirme</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Astım tedavisinin başarılı olması için astım tanısının doğru konması çok önemlidir. Doğru tanı için; hışıltılı solunum, nefes darlığı, öksürük, göğüste sıkışma hissi gibi solunumsal semptomların karakteristik seyrinin ve değişken hava akımı kısıtlanmasının gösterilmesi gereklidir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Anamnez;</span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Astım tanısında anamnez çok önemlidir. Bununla birlikte, semptomların tipik olmadığı hastalarda sadece anamnez ile tanı koymak güçtür ve tanısal testlere ihtiyaç duyulabilir. Tanısal testlerin pozitif olması tanıyı destekler ancak negatif olması tanıyı dışlamaz.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Semptomlar;</span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Tanı, nöbetler halinde gelen nefes darlığı, hışıltılı solunum, öksürük ve göğüste sıkışma hissi gibi semptomların varlığı ile konur. Semptomların gün içinde veya mevsimsel değişkenlik göstermesi, sis, duman, çeşitli kokular veya egzersiz gibi nedenlerle tetiklenmesi, geceleri artış olması ve uygun astım tedavilerine yanıt vermesi astım tanısını destekler.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Komorbiditelerin sorgulanması;</span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Hastalar, eşlik edebilecek rinit, polip, sinüzit, gastroözofageal reflü, ilaç allerjisi yönünden mutlaka sorgulanmalıdır. Astımlı hastaların çoğunda rinit semptomları da vardır.Alerjik rinit veya atopik dermatiti olan hastalar solunum. semptomları açısından sorgulanmalıdır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Fizik Muayene; </span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hasta semptomatik değilse solunum sistemi muayenesi normal bulunabilir fakat fizik muayenenin normal olması astım tanısını dışlamaz. En sık rastlanan muayene bulgusu hava yolu obstrüksiyonunu gösteren hışıltı ve ronküslerdir. Solunum sesleri normal bulunan bazı astımlı hastalarda oskültasyon sırasında zorlu ekspirasyon yaptırılırsa ronküs işitilebilir. Anamnez ve fizik muayene sırasında hemen her derin inspirasyondan sonra öksürük gelişmesi, hava yolu duyarlılığının indirekt göstergesidir ve astımı düşündürür.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Solunum Fonksiyonlarının Ölçümü;</span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Astım, değişken ekspiratuar hava akımı kısıtlanması ile karakterizedir. Aynı hastada solunum fonksiyonlarındaki değişkenlik, tamamen normalden çok ağır obstrüksiyona kadar değişebilir. Kontrol altında olmayan astımda solunum fonksiyonları tam kontrol altındaki hastaya göre daha büyük değişkenlik gösterir. Solunum fonksiyonlarının ölçümü hava yolu kısıtlamasının ağırlığını, reverzibilitesini ve değişkenliğini göstererek astım tanısının desteklenmesini sağlamaktadır.  Fakat solunum fonksiyon testlerinin normal olması astım tanısını ekarte ettirmez. Hava yolu kısıtlamasını değerlendirmek için çeşitli yöntemler vardır ama beş yaş ve üzerindeki hastalarda özellikle bu yöntemlerden iki tanesi genel olarak kabul edilmektedir. Bunlar spirometre ile ölçülen zorlu ekspiratuar akım birinci saniye (FEV1) ve zorlu vital kapasite (FVC) değerleri ve PEFmetre ile ölçülen zirve ekspiratuar akim (PEF) ölçümleridir. FEV1, FVC ve PEF ölçümlerinin beklenen değerleri popülasyondan elde edilen yaş, cinsiyet ve boy parametrelerine göre belirlenir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Spirometrik İnceleme;  </span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İlk başvuruda hastalık tanısını koymak ve ağırlığını belirlemek, tedavi sırasında ise hastanın en iyi değerlerini belirlemek için uygulanır. Daha sonraki izlemlerinde rutin olarak yapılması önerilmemekle beraber semptomlar ortaya çıktığında tekrarlanabilir. Zorlu ekspirasyon manevrası ile FEV1, FVC, FEV1/FVC ve PEF ölçülebilir. Birçok hastalıkta FEV1 değeri düşük bulunabileceğinden, hava akımı kısıtlılığı tanısını koymak için en uygun test FEV1/FVC oranının kullanılmasıdır. Popülasyon çalışmalarında, bu oran erişkinlerde 0.75 - 0.80, çocuklarda ise 0.90'ın üzerinde bulunmuştur. Bu sınırların altındaki değerler hava akımı kısıtlanmasını gösterir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hava yolu obstrüksiyonu saptanan hastalarda kısa etkili betaagonist inhalasyonundan (200-400 µg salbutamol) 15-20 dakika sonra FEV1'de bazal değere göre &gt; % 12 ve &gt; 200 mL (eğer spirometre yok ise), PEF değerinde %20 artış olması hava akımı kısıtlılığının reverzibl olduğunu gösterir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">PEF Ölçümü; </span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">PEF metre ile elde edilen PEF ölçümü astımın tanısını doğrulanması ve takibinde önemlidir. Bununla birlikte spirometri ile FEV1 ölçümü, PEF ölçümünden daha güvenilirdir. Genellikle PEF değerleri sabah bronkodilatör ilaç kullanılmadan önce yani PEF değerinin en düşük olmasının beklendiği zamanda; akşam ise bronkodilatör kullanıldıktan sonra yani değerler en yüksek durumdayken ölçülür.Günlük PEF değişkenliğini göstermenin bir yolu, o gün içerisindeki en yüksek ve en düşük PEF değerleri arasındaki farkın yüzde olarak ifade edilmesidir. Günlük değişkenliğin erişkinlerde &gt; %10, çocuklarda ise &gt;%13 olması astım lehine kabul edilebilir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/51sg4t7.jpg" loading="lazy"  width="500" height="266" alt="[Resim: 51sg4t7.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ASTIM TEDAVİSİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Astım tedavisinin amacı, semptom kontrolünü sağlamak alevlenmeleri azaltmak, Fiks havayolu obstrüksiyonunu ve ilaç yan etkilerini azalmaktır. Bu amaçla hastaların Düzenli takipleri gereklidir. Bu takiplerde hasta hekim işbirliği sağlanmalı, astımı  Tetikleyen etkenlerden kaçınma önlemleri belirtilmeli, ilaçların doğru ve düzenli kullanımı anlatılmalıdır. Astım tedavisi, oral, parenteral ve inhalasyon yoluyla olabilmektedir. İnhalasyon Yoluyla olan tedaviler, ilaçların doğrudan havayollarına verilmesi ve burada birikmesi, etkisinin daha hızlı başlaması ve böylece daha düşük miktarlarda ilaç kullanılmasıyla yan etkilerin daha az görülmesinden dolayı diğer tedavi yollarına göre Daha avantajlıdır. Yapılan araştırmalarda, inhalasyon yolu ile oral ve subkutan yolları Karşılaştırıldığında; inhalasyon yoluyla olan tedavilerde etkinin daha erken başladığı Ve uzun süre devam ettiği gösterilmiştir. İnhalasyan cihazları içerdiği ilaçlar, partikül büyüklüğü, aerosolün cihaza bağlı hızına göre farklı tiplerde olabilmektedir. Hastanın kolay ve doğru kullanabileceği cihaz sadece ilaç uygulamasının başarısını  Artırmakla kalmaz hastanın tedaviye uyumunu ve astım kontrolünü de arttırır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Astım Tedavisini Başlama ve Basamak Tedavisinin Genel Prensipleri</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Astımda, basamak tedavisinin temelini hastalığın ağırlığına göre değişen inhalesteroidler oluşturmaktadır (Tablo 1) </span><br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/lbwc8tc.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: lbwc8tc.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hastanın semptomlarına uygun basamaktan başlanır. Tam kontrol sağlandıktan 2-3 ay sonra basamak inilir veya kontrol sağlanamadıysa basamak çıkılır. Tüm basamaklarda ihtiyaç halinde kullanılmak üzere kısa etkili beta2 agonist vardır .Astım tanısı konulduktan sonra kontrol edici tedaviye başlamak gerekir. İnhaler steroidlerin erken dönemde başlanması yanıtın daha iyi olmasını sağlayabilir. İKS’nin tanı konduktan yıllar sonra başlanması daha fazla akciğer fonksiyon kaybına, daha sık astım alevlenmelerine ve daha yüksek dozlarda İKS kullanım ihtiyacına sebep olmaktadır. Astım semptomları veya SABA ihtiyacı ayda iki defadan az olan son bir ayda Astım nedeni ile gece semptomu olmayan, alevlenme için risk olmadığı gibi son bir Yılda alevlenme olmadıysa kontrol edici tedavinin başlanmaması düşünülebilir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Astım semptomlarının az olduğu fakat, hastanın düşük akciğer fonksiyonlarının, Son bir yılda OKS gerektiren astım atağının olması veya astım sebepli yoğun bakım Ünitesi yatışının olması gibi alevlenme için bir veya daha fazla risk faktörünün olması Durumunda düşük doz İKS başlanması önerilir.Astım semptomlarının veya SABA ihtiyacının ayda veya haftada iki defadan fazla Olması veya son 1 ayda bir veya daha fazla astım nedeni ile uykudan uyanması olan Hastalarda düşük doz İKS başlanması önerilir. Astım semptomlarının veya SABA ihtiyacı haftada iki defadan fazla olması durumunda düşük doz İKS veya daha az etkili olmakla beraber LTRA veya teofilin Başlanması önerilir.Çoğu günlerde astım semptomları olan, haftada bir veya daha fazla astım nedeni ile uykudan uyanması olan ve özellikle de risk faktörleri olan hastalarda düşük Orta-yüksek dozda İKS veya düşük dozda İKS/LABA başlanması önerilir. Astım başlangıcı ağır kontrolsüz astım veya akut alevlenme ise kısa süreli OKS Ve yüksek dozda İKS veya orta dozda İKS/LABA gibi kontrol edici tedavi başlanması önerilir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Astımda Erişkinde Atak Tedavisi</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Astım atağı, astım tanısı olan bir kişide nefes darlığı, öksürük, hırıltılı solunum ve göğüste baskı hissi gibi astım semptomlarının aniden ortaya çıkması ve buna solunum Fonksiyon testlerinde bozulmanın eşlik etmesi olarak tanımlanmaktadır.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hastada Atak akut olarak saatler içerinde ortaya çıkabileceği gibi subakut olarak günler içinde de ortaya çıkabilir. Bazen hastaya astım tanısı ilk kez atakla konulabilir. Çeşitli klinik semptom ve bulgular klinisyene astım atağının ciddiyetini belirlemede yardımcı olabilir. Öykü, mevcut semptomlar, fizik muayene, pulse oksimetri değerleri, arter kan gazı, solunum fonksiyon testleri atak şiddetini değerlendirmede yol göstericidir.</span><br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/34hg7nt.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 34hg7nt.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size">ASTIM VE EGZERSİZ<br />
 </span></span></span></div>
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">EGZERSİZ EĞİTİMİ</span></span></span></div>
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Pulmoner rehabilitasyonun temel taşı egzersiz eğitimidir. Astımlı  hastalarda egzersiz performansının iyileştirilmesinde egzersiz eğitiminin olumlu rolünü destekleyen kanıtlar vardır bununla birlikte, astım geniş bir aralıkta yer aldığından, spesifik programlar seçilmelidir.  Her şeyden önce hasta tam bir akciğer fonksiyon değerlendirmesinden geçmelidir, bronkodilatör öncesi ve sonrası spirometri dahil ve egzersiz kapasitesi testi yapılır. Astımı olan hastalar EIB ( Exercise-induced bronchoconstriction) olma olasılığı fazladır. Egzersiz kapasitesi genellikle kardiyopulmoner egzersiz testi veya 6 dakikalık veya mekik yürüme testi olarak saha testleridir. Egzersiz eğitiminin türü konusunda evrensel bir anlaşma yoktur. Kuvvet antrenmanı Solunum yolu hastalıklarında;  dayanıklılık antrenmanından farklı olabilir .Şimdiye kadar, ilki klinikte en çok çalışılandır.<br />
</span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kronik solunum yolu hastalıklarında nefessizlik hissi, öksürük, balgam, hava akımının kronik olarak Kısıtlanması gibi semptomlar bireyde anksiyete, korku ve Yorgunluğa neden olmaktadır. Ayrıca akciğer hastalığı Olan kişiler sürekli solunum sıkıntısı nedeni ile genel olarak gergin ve ajitedirler. Eşlik eden kas gerginliği solunum kaslarını da olumsuz etkilemekte ve bireyin solunumunu daha da güçleştirmektedir. Böylece artan solunum sıkıntısı hastanın aktivitesini azaltmakta, kondüsyon düzeyini düşürmekte ve günlük yaşamında da bireyi bağımlı hale getirebilmektedir. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">ABD’de Mancuso ve ark. 6 astımlı hasta ile yaptıkları çalışmada astımlı bireyler hastalıklarını fiziksel aktiviteye karşı bir engel olarak algıladıklarını ve böylece hareketsizliğe itildiklerini belirtmişlerdir. Demoly ve ark.çalışmalarında ise kontrol altında olmayan astımlı bireylerin % .8’inin en azından bazı zaman aktivite kısıtlaması yaşadıklarını saptamışlardır. Uzun yıllardır kronik akciğer hastalığı olan bireylere sağlık profesyonellerinin yaklaşımı da inaktivite, istirahat ve medikal tedavi ile sınırlı kalmıştır. DSÖ GARD Projesi ile düzenli fiziksel aktivitenin özendirilmesi ve yaygınlaştırılması, sağlıklı beslenmenin teşvik edilmesi, obezitenin engellenmesi gibi girişimler planlayarak, bireylerin bağımlılık düzeylerini ve hastalık yüklerini azaltmayı planlamaktadır. Kronik solunum yolu hastalıklarında düzenli fiziksel aktiviteye ek olarak yapılan solunum egzersizinin de yaşanılan nefessizlik hissinin azaltılmasında yardımcı olacağı bildirilmektedir.</span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> Düzenli yapılan solunum egzersizi ise diyafragmanın kuvvetini artırır, dispneyi azaltır, akciğerlerin daha fazla havalanmasını ve balgam hareketliliğini sağlar.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Astım hastalarında yapılan çalışmalarda da örneğin Yüksel ve ark. astımlı çocukta kontrol gruplu olarak yaptıkları çalışmada, 8 haftalık program ile kondüsyon bisikleti kullanılarak, düzenli fiziksel aktivitenin yaşam kalitesi ve semptom skorlarına etkisini araştırmışlardır. Sonuçta düzenli fiziksel aktivitenin semptom skorlarını ve yaşam kalitesini iyileştirdiğini belirtmişlerdir. Ayrıca Başaran tarafından 5 astımlı çocukta fiziksel egzersizin etkileri sorgulanmış ve sonuçta düzenli fiziksel egzersizin yaşam kalitesi ve aerobik kapasite üzerine olumlu etkisi olduğu gösterilmiştir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İsveç’te Emtner ve Hedin erişkin astımlı bireyde yaptıkları çalışmada ise düzenli fiziksel aktivitenin bireyin kondüsyon düzeyinde olumlu etkiler oluşturduğunu saptamışlardır. Garcia-Aymerich ve ark. ileri yaş kadın astımlı da haftada 3 kez olmak üzere 2 dk süre ile tempolu yürüyüşe denk aktiviteleri baz alarak yaptıkları çalışma sonucunda yüksek fiziksel aktivitenin astım atak riskini azalttığını saptamışlardır. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Farid ve ark. çalışmalarında sekiz haftalık egzersiz programı sonunda solunum fonksiyon testi değerlerinin önemli değişiklik göstermesiyle astımlı hastalarda aerobik egzersiz programının akciğer fonksiyonlarını iyileştirmede önemli rol alabileceğini belirtmişlerdir. Özden astım hastalarında solunum, aerobik ve kuvvetlendirme egzersizlerini içeren egzersiz programının hastalığın kliniğini, semptomlarını iyileştirdiğini ayrıca fonksiyonel kapasitelerini ve hastalıkla ilişkili yaşam kalitelerini de geliştirdiği görülmüştür. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Mendes ve ark. çalışmalarında; inatçı astımı ve psikososyal sıkıntısı yüksek olan astımlıların hastalık yönetiminde aerobik eğitimin önerilmesinin önemli rol alabileceğini belirtmişlerdir. Kırtay'da düzenli yapılan fiziksel aktivite ve solunum egzersizi programı ile astım semptomlarının kontrol altına alınabilineceğini ve bireylerin fonksiyonel kapasitesinin artırılabileceğini saptamıştır. Ayrıca Emtner and Hedin 17 haftalık egzersiz programına alınan astımlı bireylerin 3 yıl sonunda ki bulguları ile de günlük yaşamdaki fiziksel aktivitelerin iyi bir fiziki durumda olmak için yeterli olduğunu ortaya koymuşlardır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bütün bu çalışmalarda düzenli yapılan fiziksel aktivitenin astım hastalığının yönetimini, semptom skorlarını, aerobik kapasite ve yaşam kalitesini olumlu yönde etkilediği görülmektedir. Rehabilitasyon programları; solunum terapisti, fizyoterapist tarafından hasta izlenerek, bireye özel düzenlenmektedir. Fakat imkanların kısıtlı olduğu, pulmoner rehabilitasyon programının mümkün olmadığı durumlarda bile bireyi yaşam tarzına uygun düzenli egzersiz yapması için eğiterek ve cesaretlendirerek fayda görmesini sağlamak mümkündür. Bellamy ve ark. pulmoner rehabilitasyon mümkün olmadığında neler yapılabileceğini aşağıdaki gibi özetlemişlerdir;</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Kısa süre ve mesafeli, kolayca başarılabilecek yürüyüşlerle başlayın</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Her gün yürüyün</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Yürüme hızınızı kendinize göre ayarlayın</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Düzenli egzersiz yapın ve gerçekçi hedefler belirleyin</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Öneriler isteyerek eğitim için çabalayın ve Bilgilendirme kitapçıklarını okuyun</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Soğuk yağışlı havalarda dahil tüm yıl boyunca Egzersiz yapmaya çalışın</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Zor dönemler süresince dirençli olmaya gayret edin</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">• Kilo, diyet ve yaşam tarzı konusunda önerileri araştırın.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Astımda egzersiz aynı zamanda ataklar için tetikleyici de olabilmektedir. Ataklar genellikle egzersiz sonrası görülebilmekte ve bu atakların oluşumunda kuru hava ve soğuğun tetikleyici olduğu düşünülmektedir. Ayrıca kirli hava, yüksek düzeyde polen varlığı ve viral enfeksiyonlarda tetikleyici olabilmektedir. Egzersiz sırasında astıma bağlı belirtileri azaltmak için bireye; kirli, kuru ve soğuk havadan kaçınması, tetikleyici hava şartlarında açık alanlar yerine kapalı alanlarda spor yapması, egzersize başlamadan önce ilaç kullanımı, rekabet sporlarından kaçınması ve çocuklarda ise öğretmeninin astım ve atakları konusunda bilgilendirilmesi önerilmektedir. Astımı kontrol altında olan bireye; rekabet ve macera sporları haricinde birçok egzersiz türü önerilmektedir. Dağcılık, kayak gibi yüksek irtifalarda yapılan macera sporlarında soğuk hava maruziyeti tehlikeli olabilmektedir. Rekabet sporlarında ise takım oyunları ve kısa öbekler halinde oynanan molalı oyunlar tavsiye edilmektedir. Birçok ülkede spor kulüpleri örneğin dalış için astımlı bireylerden tıbbi onay istemektedir. Astımlılara daha çok yürüyüş, yüzme, yoga, bisiklete binme gibi aerobik egzersizler önerilmektedir. Yüzme genellikle astımı olanlar ve diğer insanlara önerilebilecek mükemmel bir aktivitedir. Ancak klor ve soğuk su bazen astımı tetikleyebilmektedir. Astımı kontrol altında olan birçok kişi astım belirtileri göstermeden günlük faaliyetlerini sürdürebilmektedir. Astımının kontrol altında olması, bireye aktif ve sağlıklı bir yaşam sürdürme olanağı sağlamaktadır. Sonuç olarak astım hastalığı kontrol altında olduğu sürece astımlı bireylerin diğer sağlıklı kişiler gibi hareketli bir yaşam sürdürebilmesi için engel teşkil etmemektedir. Biz sağlık profesyonellerinin üzerine düşen görev ise bireyi aktif bir yaşam için bilinçlendirmek ve cesaretlendirebilmektir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">KAYNAKLAR</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">1. Göğüs Hastalıkları , Astım Tedavisi  Olgaç M., ÖzşekerZ.F.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2. Mancuso C, Sayles W, Robbins L, Phillips E: Barriers and facilitators to healthy physical activity in asthma patients. Journal of Asthma. 2006;43(2):137-143. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">3. Worsnop C J: Asthma and physical activity. Chest, 2003;124(2):421-422 </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">4. Sağlam M, Güçlü M, İnce D, Savcı S, Arıkan H: Solunum Sistemi Hastalıkları ve Egzersiz. s.7- , Klasmat Matbaacılık, Ankara (2008). </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">5. Yüksel H, Söğüt A, Yılmaz Ö, Günay Ö, Tıkız C, Dündar P, Onur E: Astımlı çocuklarda fizik egzersizin yaşam kalitesi, solunum fonksiyonları ve semptom skorlarına etkisi. Asthma Allergy Immunology, 2009;7:58-65.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">6. Başaran S: Astımlı Çocuklarda Fiziksel Egzersizin Yaşam Kalitesi, Aerobik Kapasite ve Solunum Fonksiyonları Üzerine Etkisi, Uysal F G (danışman): Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi, Fiziksel Tıp Rehabilatasyon. Anabilim Dalı. Uzmanlık Tezi, Adana (2003). </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">7. Emtner M, Hedin A: Adherence to and effects of physical activity on health in adults with asthma. Advances in Physiotherapy, 2005;7(3):123-134. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">8. Garcia AJ, Varraso R, Anto J M, Camargo C A: Prospective study of physical activity and risk of asthma exacerbations in older women. Am J Respir Crit Care Med, 2009; 179: 999-1003. </span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">9. Farid R, Azad F J, Atri A E, Rahimi M B, Khaledan A, Talaei-Khoei M, Ghafari J, Ghasemi R: Effect of aerobic exercise training on pulmonary function and tolerance of activity in asthmatic patients. Iran J Allergy Asthma Immunol, 2005; 4(3):133-138.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">10. Özden Ş A: Orta ve Ağır Şiddetli Astımlı Hastalarda Egzersizin Fonksiyonel Kapasiteye Etkisi. Özalevli S (danışman): Dokuz Eylül Üniversitesi. Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı. Doktora Tezi. İzmir (2 9).</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">11. Mendes FAR , Gonçalves R C, Maria PTN, Saraiva-Romanholo B M, Cukier A, Stelmach R, Jacob-Filho W, Martins M, Carvalho CRF: Effects of aerobic training on psychosocial morbidity and symptoms in asthmatic patients: a randomized clinical trial. Chest, 2010;138(2):331-337.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">12. Kırtay Ö F: Genç Erişkin Astım Hastalarında Düzenli Fiziksel Aktivite ve Solunum Egzersizinin Fonksiyonel Performansa Etkisi. Oğuz S (danışman): Marmara Üniversitesi. Sağlık Bilimleri Enstitüsü. İç Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı. Yüksek Lisans Bitirme Projesi. İstanbul (2 ).</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">13. Kasımay Ö, Metin G: Kronik hastalıklarda egzersiz. Klinik Gelişim Dergisi. 2009;:22(1):44-49.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">14. Bellamy D, Bouchard J, Henrichsen S, Johansson G, Langhammer A, Reid J, Van Weel C, Buist S: International Primary Care Respiratory Group (IPCRG- Uluslar Arası Birinci Basamak Solunum Grubu) Rehberleri, Kronik Obstruktif Akciğer Hastalığı (KOAH) Yönetimi: Yaman H (Çev Ed) : Primary Care Respiratory Journal, 2006 ;15 :48-57.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[AKCİĞER KANSERİNDE PULMONER REHABİLİTASYON]]></title>
			<link>https://www.fizyoplatforum.com/konu-akciger-kanserinde-pulmoner-rehabilitasyon.html</link>
			<pubDate>Sun, 12 Sep 2021 12:17:23 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fizyoplatforum.com/member.php?action=profile&uid=430">busra_ssahinn</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fizyoplatforum.com/konu-akciger-kanserinde-pulmoner-rehabilitasyon.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align">
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">AKCİĞER KANSERİNDE PULMONER REHABİLİTASYON<br />
</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/ktuayu2.png" loading="lazy"  width="450" height="350" alt="[Resim: ktuayu2.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akciğer kanseri kötü prognoza sahip , kansere bağlı ölümlerde birinci sırada yer alan ve en sık görülen kanser tipidir. </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">ABD’de 100,000 kişide akciğer kanseri görülme sıklığı kadın ve erkekte yılda 60.1 ölümler de her iki cins için 48,4’dür. Ülkemizde toplamda ve erkeklerde en sık görülmekte olan kanser tipidir, kadınlarda akciğer kanseri görülme sıklığı 5. sıradadır. Uluslararası Kanser Ajansı’nın 2012 yılı için yeni tanı alan kanser tahminlerine göre dünyada en çok tanı konulan kanser akciğer kanseri (%13,0) olurken , kanserden ölümlerin de en çok akciğer kanserinde (%19,4) gerçekleştiği belirtilmiştir. Kanser artış hızının bu şekilde devam etmesi durumunda, dünya nüfusunun artışına ve nüfustaki yaşlanmaya bağlı olarak 2025 yılında toplam 19,3 milyon yeni kanser vakası olacağı belirtilmiştir. Akciğer kanserinde hastaların yaklaşık  yarısı ileri evrede teşhis edilmektedir. Akciğer kanserinde 5 yıllık yaşam beklentisi %15’tir . Erken tanı konursa bu oran % 52,6’ya çıkabilmektedir. Fakat hastaların sadece %15’i erken evrede tanı alabilmektedir. <span style="color: black;" class="mycode_color">Akciğer kanseri ile başvuran hastaların %55'inden fazlası tanı anında uzak metastazlara , %25'i bölgesel düğüm tutulumuna sahiptir ve sadece yaklaşık %15'inde cerrahiye uygun lokalize hastalık vardır</span> ( Fauci 1998 ). Küçük hücreli olmayan akciğer kanseri (KHDAK) ve küçük hücreli akciğer kanseri (KHAK) akciğer kanserinin ana histolojik alt tipleri olmaktadır  ve tüm vakaların yaklaşık %85'ini KHDAK oluşturur. Son zamanlardaki anlamlı tanısal ve terapötik gelişmelere rağmen, akciğer kanserli hastalar için genel prognoz kötü gidişat göstermeye devam etmektedir. Akciğer kanseri için en önemli risk faktörü (vakaların yaklaşık %90'ını oluşturan ) sigaradır. Özellikle kadınlar ve gençler arasında son birkaç on yılda meydana gelen tütün kullanımındaki artışlar, şu anda birçok ülkede artan akciğer kanseri insidansına yansımaktadır.<br />
<br />
<span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yorgunluk, kanser ve tedavisi ile ilişkili hasta tarafından bildirilen en yaygın ve rahatsız edici semptomlardan biridir. Akciğer kanseri olan kişiler, diğer kanser hastalarına kıyasla yorgunluğun daha uzun ve şiddetli sürdüğünü bildirmektedir, bu da daha fazla işlevsel bozulmaya yol açmaktadır. Ayrıca, nefes darlığı, kas erimesi, ağrı, iştahsızlık ve fiziksel uygunluk ve akciğer fonksiyonlarının bozulması gibi kansere ve tedaviye bağlı çeşitli komplikasyonlar hastanın durumunu daha da bozabilir </span></span>.<br />
<br />
<span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kanser rehabilitasyonu ; kanserli olan bir hastaya , hastalığının ve tedavilerinin belirlediği sınırlar doğrultusunda maksimum fiziksel , sosyal , psikolojik ve mesleki fonksiyonlarının kazandırılmasını hedeflemek ve yardımcı olmak olarak tanımlanmaktadır. Kanser hastalarının tanı ve tedavilerinin her anında pulmoner rehabilitasyon yöntemlerinin yeri vardır. Akciğer kanserinde uzun sürebilecek hayatta kalma beklentisi olmadığından tedavi hedeflerinden biri yaşam kalitesini iyileştirmektir. Başka bir tedavi hedefi fonksiyonel kapasitenin arttırılmasıdır . Fonksiyonel kapasite akciğer kanser tanılı olgularda bazal performansın bir ölçütüdür bu sebeple egzersiz içeren tedavi kanserli hastalarda oldukça mantıklı bir yaklaşımdır. Akciğer kanserine fiziksel aktivite,  pulmoner fonksiyonu ve perfüzyonu iyileştirir . Fiziksel aktivitenin, sigara dumanının etkilerine karşı koymaya yardımcı olmak için antioksidanları ve serbest çöpçüleri yukarı regüle edebileceği varsayılır . Fiziksel aktivite ayrıca pnömoni ve venotrombotik olay riskini azaltır, böylece rezeke edilemeyen akciğer kanserli hastalarda genel sağ kalımı ve yaşam kalitesini iyileştirebilir. Pulmoner rehabilitasyon hizmetleri ; ayaktan hasta , yatan hasta , evde rehabilitasyon ve palyatif bakım merkezlerinde verilebilir. Pulmoner rehabilitasyonun başarılı olabilmesi kişiye özel organize edilebilmesiyle mümkündür. Pulmoner rehabilitasyon davranış değişikliğinin motive edilmesini sağlayarak bireysel becerinin güçlendirilmesine yardımcı olmaya çalışmaktadır. Akciğer kanserinde pulmoner rehabilitasyonun faydaları ;<br />
</span></span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Akciğer rezeksiyon sonuçlarının iyileştirilmesi, cerrahi sonrası iyileşmenin hızlandırılması</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Cerrahi için risk modifikasyonu sağlanması</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Kanserle ilişkili yetersizliğin ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesi</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Kemoterapi sürecinde performansın artırılması</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> Bireysel yeterliliği motive ederek semptom kontrolünün sağlanması</span></span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="color: #c00000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Calibri, sans-serif;" class="mycode_font">AKCİĞER KANSER CERRAHİSİ ÖNCE VE SONRASINDA PULMONER REHABİLİTASYON</span></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akciğer kanseri ameliyatından sonra postoperatif komplikasyonlar sık şekilde  görülmektedir. Cerrahiden sonra, sınırlı fiziksel aktivite yaygındır bu da hastanede kalış süresinin artmasıyla ilişkilidir. Düşük düzeyde fiziksel aktivitenin nedenleri arasında değişen solunum mekaniği, ağrı ve dispne yer almaktadır. Ameliyat olan akciğer kanserli hastaların sağlıklı bireylere kıyasla, ameliyattan 6-10 hafta sonra ölçülen günlük adım sayısı daha düşüktür, ayrıca uzun ve kesintisiz hareketsiz davranış dönemlerinde daha fazla zaman harcarlar ve hafif yoğunluklu fiziksel aktivitede daha az zaman harcarlar. ABD'de yapılan bir çalışmaya göre , akciğer kanseri ameliyatından ortalama dört yıl sonra hastaların sadece %25'inin yeterince aktif olduğunu bildirmiştir. NETT ( National Emphysema Treatment Trial )  çalışmalarına göre ciddi düzeyde amfizemi olan olgularda cerrahi öncesi pulmoner rehabilitasyon uygulanmasının risk kategorisinde değişimler sağladığını gösterilmiştir. Wilson’un kanser merkezinden bildirdiği sonuçlara göre KOAH ‘ı olup akciğer kanser cerrahisi uygulanacak olgularda preoperatif 3 haftalık pulmoner rehabilitasyon uygulamalarının cerrahi sonuçlarda iyileşme sağladığını göstermiştir. Akciğer kanser cerrahisi uygulanacak olgularda pre veya postoperatif pulmoner rehabilitasyonun temel ilkeleri cerrahi uygulanmayan olgulardan çokta farklı değildir. Preoperatif pulmoner rehabilitasyonun önemli bileşenlerinden birisi sigaranın bırakılmasıdır. Bu dönemde akciğer sekresyon temizleme tekniklerinden ; insentif spirometre ,derin soluma , öksürük gibi yöntemler öğretilmelidir.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Birleşik Krallık, Avustralya ve Yeni Zelanda'daki çeşitli merkezlerde fizyoterapistlerin %90'ından fazlası ameliyat sonrası göğüs cerrahisi geçiren hastaları rutin olarak tedavi etmektedir. Tedavi tipik olarak mobilizasyon, omuz egzersizleri , ağrı kontrolü yöntemleri  ve nefes egzersizlerinden oluşur. Akciğer kanseri ameliyatından sonra hastanede yapılan fizyoterapi tedavisinin ağrıyı azalttığı gösterilmiştir.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Calibri, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/opandeq.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: opandeq.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Calibri, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/jek5l9p.jpg" loading="lazy"  width="450" height="300" alt="[Resim: jek5l9p.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Calibri, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/tqrnh90.jpg" loading="lazy"  width="450" height="200" alt="[Resim: tqrnh90.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Calibri, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KANSERLE İLİŞKİLİ YORGUNLUK VE KEMOTERAPİ SIRASINDA PULMONER REHABİLİTASYON UYGULAMALARI</span></span></span></span><br />
<br />
</div>
<span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kanserle alakalı yorgunluk sendromu ; güçsüzlük , uyku bozukluğu , depresyon , bilişsel fonksiyon bozukluğu , sosyal izolasyon  ve devamlılık gösteren tükenmişlikle karakterizedir. Tedavide multisidipliner bir tedavi yaklaşımı olan pulmoner rehabilitasyon uygulamaları mutlaka yer almalıdır.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">
<img src="https://i.hizliresim.com/8s3pdmt.jpeg" loading="lazy"  width="600" height="450" alt="[Resim: 8s3pdmt.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Endurans egzersiz eğitimi kas kitlesi , gücü ve dayanıklılığında artış , ventilasyon / perfüzyon oranında düzelme , kardiyak reserv ve kaslarda oksidatif enzim kapasitesinde artış sağlar . Güçlendirme egzersizleri ayrıca kortikosteroid kullanımına bağlı olarak gelişen kas kitlesi kayıpları için etkin egzersiz yöntemidir. Yapılan çalışmalarda evde orta yoğunlukta yürüyüş egzersizi uygulanmasının bile yaşam kalitesinde artış sağlayabileceği gösterilmiştir. </span></span><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Her gün egzersiz yapılması önerilir. Egzersize başlamanın iyi bir yolu, kişinin yorgunluk düzeyine bağlı olarak her seferinde on dakikalık küçük artışlardır. Yavaş ilerlemek, hedefler belirlemek ve vücut üzerindeki etkilerinin farkında olmak akıllı noktalardır fakat bireylerin zindelik düzeyini geliştirmek zaman alabilir. İlk başta, hasta yorgunluk ve düşük dayanıklılıktan muzdarip olabilir ve sadece kısa bir süre egzersiz yapabilir. Her gün seanslar uzatılabilir.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/fs1vht4.jpg" loading="lazy"  width="400" height="300" alt="[Resim: fs1vht4.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span><br />
<span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kuvvet eğitimi </span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/6j1qoaj.jpg" loading="lazy"  width="550" height="350" alt="[Resim: 6j1qoaj.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kanser nedeniyle nefes darlığı ve nefes alma kapasitesi kısıtlı olan hastalar, akciğer kapasitesini artırmak için günlük olarak üst vücut germe egzersizleri yapmalıdır. Germe programı, akciğerlerin ve diyaframın daha serbest hareket etmesine izin vererek göğüs ve sırttaki hareketliliği geri getirmektedir. Kas ve fasyayı gererek uzatmak dolaşımı iyileştirir, kasın elastikiyetini artırır, kaslara giden oksijeni artırır ve vücudun onarılmasına yardımcı olur. Kaslara giden kan dolaşımını artırarak, daha az kan akışına sahip olan kasların gerginleşmesini engeller ve iltihabı azaltır. Radyasyondan sonra, vücudun esnek kalmasına yardımcı olmak için germe egzersizleri yapmak çok önemlidir. Radyasyon tipik olarak ek sıkılaşmaya sebep olur. Radyasyon, tedavinin tamamlanmasını takip eden en az bir yıl boyunca etkilenen bölgeyi aktif olabilmektedir.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/st3l9yw.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: st3l9yw.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Düşük yoğunluklu yürüme aerobik egzersize başlamak için güvenli bir yoldur. Akciğer kanserli hastalar </span></span><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">keyifli bir aktiviteye katılmalıdır bunun için aerobik egzersiz etkili yollardan birisidir. Aerobik egzersiz sadece kalp fonksiyonunu iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda oksijen kapasitesini de geliştirir. Aerobik egzersiz örnekleri arasında yürüyüş, dans, bisiklet ergometresi , kol ergometresi veya kalp atış hızını artıran herhangi bir aktivite bulunur.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/76s3asj.jpeg" loading="lazy"  alt="[Resim: 76s3asj.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Nefes stres ve kaygıyı azaltmaya yardımcı olur. </span></span><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akciğer kapasitesini tam kullanmak ve yavaş ve derin nefes almak önemlidir. Gevşeme nefesi, hastanın tüm enerjisini iyileşmeye odaklamasına izin verdiğinden dolayı ameliyattan hemen sonra kullanılabilir.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/3reqzq2.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 3reqzq2.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Diyafragmatik solunum</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/pjanzx1.png" loading="lazy"  alt="[Resim: pjanzx1.png]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Büzük dudak solunumu </span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kanserli hastaların ne kadar iyi veya ne kadar kötü olduklarının belirlenmesinde vücut kompozisyonu değerlendirilmesi önemli bir noktadır. Kanser anormal hücreler tarafından başlatılan , artan metabolizma hızı ile karakterize bir hastalıktır ve immün sistemde baskılanma , dehidratasyon , beslenme alışkanlığı ve aktivitede değişim , nörolojik bozukluklar tedavinin yan etkilerinden sadece birkaçıdır. Bu yüzden akciğer kanserli hastalara multidisipliner çalışmayla yaklaşmak önemlidir. </span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KAYNAKÇA <br />
</span></span></span></div>
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Pınar ERGÜN. Akciğer Kanseri ve Pulmoner Rehabilitasyon Uygulamaları.</span></span><br />
</li>
<li><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Rueda, José-Ramón et al. “Non-invasive interventions for improving well-being and quality of life in patients with lung cancer.” <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">The Cochrane database of systematic reviews</span> vol. 2011,9 CD004282. 7 Sep. 2011, doi:10.1002/14651858.CD004282.pub3.</span></span><br />
</li>
<li><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dhillon, Haryana M et al. “The impact of physical activity on fatigue and quality of life in lung cancer patients: a randomised controlled trial protocol.” <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">BMC cancer</span> vol. 12 572. 5 Dec. 2012, doi:10.1186/1471-2407-12-572.</span></span><br />
</li>
<li><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Avancini, A., Sartori, G., Gkountakos, A., Casali, M., Trestini, I., Tregnago, D., Bria, E., Jones, L. W., Milella, M., Lanza, M., &amp; Pilotto, S. (2020). Physical Activity and Exercise in Lung Cancer Care: Will Promises Be Fulfilled?. <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">The oncologist</span>, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">25</span>(3), e555–e569.</span></span><br />
</li>
<li><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Michaels C. (2016). The importance of exercise in lung cancer treatment. </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Translational lung cancer research</span>, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">5</span>(3), 235–238. <a href="https://doi.org/10.21037/tlcr.2016.03.02" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://doi.org/10.21037/tlcr.2016.03.02</a></span><br />
</li>
<li><span style="color: #000000;" class="mycode_color">S. AKIN , G. TEMİZ. Akciğer Hastalıklarında Semptom Yönetimi. DERLEME. Sağlık ve Toplum 2021.</span><br />
</li>
<li><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">F. Kendall</span>, P. Abreu, P. Pinho  , J. Oliveira  , P. Bastos . The role of physiotherapy in patients undergoing pulmonary surgery for lung cancer. A literature review. November - December 2017</span>.<br />
<br />
<br />
</li>
</ol>
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
 <br />
 <br />
</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align">
<span style="color: #7030a0;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">AKCİĞER KANSERİNDE PULMONER REHABİLİTASYON<br />
</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/ktuayu2.png" loading="lazy"  width="450" height="350" alt="[Resim: ktuayu2.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akciğer kanseri kötü prognoza sahip , kansere bağlı ölümlerde birinci sırada yer alan ve en sık görülen kanser tipidir. </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">ABD’de 100,000 kişide akciğer kanseri görülme sıklığı kadın ve erkekte yılda 60.1 ölümler de her iki cins için 48,4’dür. Ülkemizde toplamda ve erkeklerde en sık görülmekte olan kanser tipidir, kadınlarda akciğer kanseri görülme sıklığı 5. sıradadır. Uluslararası Kanser Ajansı’nın 2012 yılı için yeni tanı alan kanser tahminlerine göre dünyada en çok tanı konulan kanser akciğer kanseri (%13,0) olurken , kanserden ölümlerin de en çok akciğer kanserinde (%19,4) gerçekleştiği belirtilmiştir. Kanser artış hızının bu şekilde devam etmesi durumunda, dünya nüfusunun artışına ve nüfustaki yaşlanmaya bağlı olarak 2025 yılında toplam 19,3 milyon yeni kanser vakası olacağı belirtilmiştir. Akciğer kanserinde hastaların yaklaşık  yarısı ileri evrede teşhis edilmektedir. Akciğer kanserinde 5 yıllık yaşam beklentisi %15’tir . Erken tanı konursa bu oran % 52,6’ya çıkabilmektedir. Fakat hastaların sadece %15’i erken evrede tanı alabilmektedir. <span style="color: black;" class="mycode_color">Akciğer kanseri ile başvuran hastaların %55'inden fazlası tanı anında uzak metastazlara , %25'i bölgesel düğüm tutulumuna sahiptir ve sadece yaklaşık %15'inde cerrahiye uygun lokalize hastalık vardır</span> ( Fauci 1998 ). Küçük hücreli olmayan akciğer kanseri (KHDAK) ve küçük hücreli akciğer kanseri (KHAK) akciğer kanserinin ana histolojik alt tipleri olmaktadır  ve tüm vakaların yaklaşık %85'ini KHDAK oluşturur. Son zamanlardaki anlamlı tanısal ve terapötik gelişmelere rağmen, akciğer kanserli hastalar için genel prognoz kötü gidişat göstermeye devam etmektedir. Akciğer kanseri için en önemli risk faktörü (vakaların yaklaşık %90'ını oluşturan ) sigaradır. Özellikle kadınlar ve gençler arasında son birkaç on yılda meydana gelen tütün kullanımındaki artışlar, şu anda birçok ülkede artan akciğer kanseri insidansına yansımaktadır.<br />
<br />
<span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yorgunluk, kanser ve tedavisi ile ilişkili hasta tarafından bildirilen en yaygın ve rahatsız edici semptomlardan biridir. Akciğer kanseri olan kişiler, diğer kanser hastalarına kıyasla yorgunluğun daha uzun ve şiddetli sürdüğünü bildirmektedir, bu da daha fazla işlevsel bozulmaya yol açmaktadır. Ayrıca, nefes darlığı, kas erimesi, ağrı, iştahsızlık ve fiziksel uygunluk ve akciğer fonksiyonlarının bozulması gibi kansere ve tedaviye bağlı çeşitli komplikasyonlar hastanın durumunu daha da bozabilir </span></span>.<br />
<br />
<span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kanser rehabilitasyonu ; kanserli olan bir hastaya , hastalığının ve tedavilerinin belirlediği sınırlar doğrultusunda maksimum fiziksel , sosyal , psikolojik ve mesleki fonksiyonlarının kazandırılmasını hedeflemek ve yardımcı olmak olarak tanımlanmaktadır. Kanser hastalarının tanı ve tedavilerinin her anında pulmoner rehabilitasyon yöntemlerinin yeri vardır. Akciğer kanserinde uzun sürebilecek hayatta kalma beklentisi olmadığından tedavi hedeflerinden biri yaşam kalitesini iyileştirmektir. Başka bir tedavi hedefi fonksiyonel kapasitenin arttırılmasıdır . Fonksiyonel kapasite akciğer kanser tanılı olgularda bazal performansın bir ölçütüdür bu sebeple egzersiz içeren tedavi kanserli hastalarda oldukça mantıklı bir yaklaşımdır. Akciğer kanserine fiziksel aktivite,  pulmoner fonksiyonu ve perfüzyonu iyileştirir . Fiziksel aktivitenin, sigara dumanının etkilerine karşı koymaya yardımcı olmak için antioksidanları ve serbest çöpçüleri yukarı regüle edebileceği varsayılır . Fiziksel aktivite ayrıca pnömoni ve venotrombotik olay riskini azaltır, böylece rezeke edilemeyen akciğer kanserli hastalarda genel sağ kalımı ve yaşam kalitesini iyileştirebilir. Pulmoner rehabilitasyon hizmetleri ; ayaktan hasta , yatan hasta , evde rehabilitasyon ve palyatif bakım merkezlerinde verilebilir. Pulmoner rehabilitasyonun başarılı olabilmesi kişiye özel organize edilebilmesiyle mümkündür. Pulmoner rehabilitasyon davranış değişikliğinin motive edilmesini sağlayarak bireysel becerinin güçlendirilmesine yardımcı olmaya çalışmaktadır. Akciğer kanserinde pulmoner rehabilitasyonun faydaları ;<br />
</span></span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Akciğer rezeksiyon sonuçlarının iyileştirilmesi, cerrahi sonrası iyileşmenin hızlandırılması</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Cerrahi için risk modifikasyonu sağlanması</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Kanserle ilişkili yetersizliğin ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesi</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Kemoterapi sürecinde performansın artırılması</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> Bireysel yeterliliği motive ederek semptom kontrolünün sağlanması</span></span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="color: #c00000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Calibri, sans-serif;" class="mycode_font">AKCİĞER KANSER CERRAHİSİ ÖNCE VE SONRASINDA PULMONER REHABİLİTASYON</span></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akciğer kanseri ameliyatından sonra postoperatif komplikasyonlar sık şekilde  görülmektedir. Cerrahiden sonra, sınırlı fiziksel aktivite yaygındır bu da hastanede kalış süresinin artmasıyla ilişkilidir. Düşük düzeyde fiziksel aktivitenin nedenleri arasında değişen solunum mekaniği, ağrı ve dispne yer almaktadır. Ameliyat olan akciğer kanserli hastaların sağlıklı bireylere kıyasla, ameliyattan 6-10 hafta sonra ölçülen günlük adım sayısı daha düşüktür, ayrıca uzun ve kesintisiz hareketsiz davranış dönemlerinde daha fazla zaman harcarlar ve hafif yoğunluklu fiziksel aktivitede daha az zaman harcarlar. ABD'de yapılan bir çalışmaya göre , akciğer kanseri ameliyatından ortalama dört yıl sonra hastaların sadece %25'inin yeterince aktif olduğunu bildirmiştir. NETT ( National Emphysema Treatment Trial )  çalışmalarına göre ciddi düzeyde amfizemi olan olgularda cerrahi öncesi pulmoner rehabilitasyon uygulanmasının risk kategorisinde değişimler sağladığını gösterilmiştir. Wilson’un kanser merkezinden bildirdiği sonuçlara göre KOAH ‘ı olup akciğer kanser cerrahisi uygulanacak olgularda preoperatif 3 haftalık pulmoner rehabilitasyon uygulamalarının cerrahi sonuçlarda iyileşme sağladığını göstermiştir. Akciğer kanser cerrahisi uygulanacak olgularda pre veya postoperatif pulmoner rehabilitasyonun temel ilkeleri cerrahi uygulanmayan olgulardan çokta farklı değildir. Preoperatif pulmoner rehabilitasyonun önemli bileşenlerinden birisi sigaranın bırakılmasıdır. Bu dönemde akciğer sekresyon temizleme tekniklerinden ; insentif spirometre ,derin soluma , öksürük gibi yöntemler öğretilmelidir.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Birleşik Krallık, Avustralya ve Yeni Zelanda'daki çeşitli merkezlerde fizyoterapistlerin %90'ından fazlası ameliyat sonrası göğüs cerrahisi geçiren hastaları rutin olarak tedavi etmektedir. Tedavi tipik olarak mobilizasyon, omuz egzersizleri , ağrı kontrolü yöntemleri  ve nefes egzersizlerinden oluşur. Akciğer kanseri ameliyatından sonra hastanede yapılan fizyoterapi tedavisinin ağrıyı azalttığı gösterilmiştir.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Calibri, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/opandeq.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: opandeq.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Calibri, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/jek5l9p.jpg" loading="lazy"  width="450" height="300" alt="[Resim: jek5l9p.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Calibri, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/tqrnh90.jpg" loading="lazy"  width="450" height="200" alt="[Resim: tqrnh90.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Calibri, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KANSERLE İLİŞKİLİ YORGUNLUK VE KEMOTERAPİ SIRASINDA PULMONER REHABİLİTASYON UYGULAMALARI</span></span></span></span><br />
<br />
</div>
<span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kanserle alakalı yorgunluk sendromu ; güçsüzlük , uyku bozukluğu , depresyon , bilişsel fonksiyon bozukluğu , sosyal izolasyon  ve devamlılık gösteren tükenmişlikle karakterizedir. Tedavide multisidipliner bir tedavi yaklaşımı olan pulmoner rehabilitasyon uygulamaları mutlaka yer almalıdır.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">
<img src="https://i.hizliresim.com/8s3pdmt.jpeg" loading="lazy"  width="600" height="450" alt="[Resim: 8s3pdmt.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Endurans egzersiz eğitimi kas kitlesi , gücü ve dayanıklılığında artış , ventilasyon / perfüzyon oranında düzelme , kardiyak reserv ve kaslarda oksidatif enzim kapasitesinde artış sağlar . Güçlendirme egzersizleri ayrıca kortikosteroid kullanımına bağlı olarak gelişen kas kitlesi kayıpları için etkin egzersiz yöntemidir. Yapılan çalışmalarda evde orta yoğunlukta yürüyüş egzersizi uygulanmasının bile yaşam kalitesinde artış sağlayabileceği gösterilmiştir. </span></span><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Her gün egzersiz yapılması önerilir. Egzersize başlamanın iyi bir yolu, kişinin yorgunluk düzeyine bağlı olarak her seferinde on dakikalık küçük artışlardır. Yavaş ilerlemek, hedefler belirlemek ve vücut üzerindeki etkilerinin farkında olmak akıllı noktalardır fakat bireylerin zindelik düzeyini geliştirmek zaman alabilir. İlk başta, hasta yorgunluk ve düşük dayanıklılıktan muzdarip olabilir ve sadece kısa bir süre egzersiz yapabilir. Her gün seanslar uzatılabilir.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/fs1vht4.jpg" loading="lazy"  width="400" height="300" alt="[Resim: fs1vht4.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span><br />
<span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kuvvet eğitimi </span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><br />
<img src="https://i.hizliresim.com/6j1qoaj.jpg" loading="lazy"  width="550" height="350" alt="[Resim: 6j1qoaj.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kanser nedeniyle nefes darlığı ve nefes alma kapasitesi kısıtlı olan hastalar, akciğer kapasitesini artırmak için günlük olarak üst vücut germe egzersizleri yapmalıdır. Germe programı, akciğerlerin ve diyaframın daha serbest hareket etmesine izin vererek göğüs ve sırttaki hareketliliği geri getirmektedir. Kas ve fasyayı gererek uzatmak dolaşımı iyileştirir, kasın elastikiyetini artırır, kaslara giden oksijeni artırır ve vücudun onarılmasına yardımcı olur. Kaslara giden kan dolaşımını artırarak, daha az kan akışına sahip olan kasların gerginleşmesini engeller ve iltihabı azaltır. Radyasyondan sonra, vücudun esnek kalmasına yardımcı olmak için germe egzersizleri yapmak çok önemlidir. Radyasyon tipik olarak ek sıkılaşmaya sebep olur. Radyasyon, tedavinin tamamlanmasını takip eden en az bir yıl boyunca etkilenen bölgeyi aktif olabilmektedir.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/st3l9yw.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: st3l9yw.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Düşük yoğunluklu yürüme aerobik egzersize başlamak için güvenli bir yoldur. Akciğer kanserli hastalar </span></span><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">keyifli bir aktiviteye katılmalıdır bunun için aerobik egzersiz etkili yollardan birisidir. Aerobik egzersiz sadece kalp fonksiyonunu iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda oksijen kapasitesini de geliştirir. Aerobik egzersiz örnekleri arasında yürüyüş, dans, bisiklet ergometresi , kol ergometresi veya kalp atış hızını artıran herhangi bir aktivite bulunur.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/76s3asj.jpeg" loading="lazy"  alt="[Resim: 76s3asj.jpeg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Nefes stres ve kaygıyı azaltmaya yardımcı olur. </span></span><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akciğer kapasitesini tam kullanmak ve yavaş ve derin nefes almak önemlidir. Gevşeme nefesi, hastanın tüm enerjisini iyileşmeye odaklamasına izin verdiğinden dolayı ameliyattan hemen sonra kullanılabilir.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/3reqzq2.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 3reqzq2.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Diyafragmatik solunum</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/pjanzx1.png" loading="lazy"  alt="[Resim: pjanzx1.png]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Büzük dudak solunumu </span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kanserli hastaların ne kadar iyi veya ne kadar kötü olduklarının belirlenmesinde vücut kompozisyonu değerlendirilmesi önemli bir noktadır. Kanser anormal hücreler tarafından başlatılan , artan metabolizma hızı ile karakterize bir hastalıktır ve immün sistemde baskılanma , dehidratasyon , beslenme alışkanlığı ve aktivitede değişim , nörolojik bozukluklar tedavinin yan etkilerinden sadece birkaçıdır. Bu yüzden akciğer kanserli hastalara multidisipliner çalışmayla yaklaşmak önemlidir. </span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KAYNAKÇA <br />
</span></span></span></div>
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Pınar ERGÜN. Akciğer Kanseri ve Pulmoner Rehabilitasyon Uygulamaları.</span></span><br />
</li>
<li><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Rueda, José-Ramón et al. “Non-invasive interventions for improving well-being and quality of life in patients with lung cancer.” <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">The Cochrane database of systematic reviews</span> vol. 2011,9 CD004282. 7 Sep. 2011, doi:10.1002/14651858.CD004282.pub3.</span></span><br />
</li>
<li><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dhillon, Haryana M et al. “The impact of physical activity on fatigue and quality of life in lung cancer patients: a randomised controlled trial protocol.” <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">BMC cancer</span> vol. 12 572. 5 Dec. 2012, doi:10.1186/1471-2407-12-572.</span></span><br />
</li>
<li><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Avancini, A., Sartori, G., Gkountakos, A., Casali, M., Trestini, I., Tregnago, D., Bria, E., Jones, L. W., Milella, M., Lanza, M., &amp; Pilotto, S. (2020). Physical Activity and Exercise in Lung Cancer Care: Will Promises Be Fulfilled?. <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">The oncologist</span>, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">25</span>(3), e555–e569.</span></span><br />
</li>
<li><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Michaels C. (2016). The importance of exercise in lung cancer treatment. </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Translational lung cancer research</span>, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">5</span>(3), 235–238. <a href="https://doi.org/10.21037/tlcr.2016.03.02" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://doi.org/10.21037/tlcr.2016.03.02</a></span><br />
</li>
<li><span style="color: #000000;" class="mycode_color">S. AKIN , G. TEMİZ. Akciğer Hastalıklarında Semptom Yönetimi. DERLEME. Sağlık ve Toplum 2021.</span><br />
</li>
<li><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">F. Kendall</span>, P. Abreu, P. Pinho  , J. Oliveira  , P. Bastos . The role of physiotherapy in patients undergoing pulmonary surgery for lung cancer. A literature review. November - December 2017</span>.<br />
<br />
<br />
</li>
</ol>
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
 <br />
 <br />
</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Koroner Arter Bypass Greft Cerrahisi Kardiyopulmoner Rehabilitasyon Faz 1]]></title>
			<link>https://www.fizyoplatforum.com/konu-koroner-arter-bypass-greft-cerrahisi-kardiyopulmoner-rehabilitasyon-faz-1.html</link>
			<pubDate>Wed, 05 May 2021 12:20:55 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fizyoplatforum.com/member.php?action=profile&uid=456">Fzt.İldem</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fizyoplatforum.com/konu-koroner-arter-bypass-greft-cerrahisi-kardiyopulmoner-rehabilitasyon-faz-1.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial Black;" class="mycode_font">KORONER ARTER BYPASS GREFT CERRAHİSİ SONRASI FAZ 1 KARDİYOPULMONER REHABİLİTASYON </span></span></span></div>
</div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Koroner arter hastalığı en sık görülen kardiyovasküler problemdir. Kanı miyokarda ileten koroner arterlerin ateroskleroz sebebiyle miyokardın oksijenizasyonunun bozulmasından kaynaklanmaktadır. <span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Koroner Arter Bypass Greft (KABG) ameliyatı k</span></span></span>oroner arter hastalarına uygulanan cerrahi teknikler arasında en sık kullanılan yöntemdir. Koroner arter bypass greftleri, damarlardaki tıkanıklığın etrafından dolaşarak kanın doğrudan aorttan kalp kasına akmasına izin verir. Böylelikle koroner damar/damarlardaki tıkanıklık, bypass tekniği ile aşılmış olur. Bu cerrahi operasyon ile kan miyokarda gönderilerek miyokardın perfüzyonu sağlanmış olunur. </span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">KABG ile mortalite ve morbiditeye neden olabilecek risk faktörlerini Santos ve ark (2014) şöyle sıralamışlardır: </span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Erkek cinsiyet, </span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Pulmoner komplikasyonların gelişmesi,</span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">İntra-aortik balon pompası </span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tip I nörolojik lezyon olması. </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Bypassda uzun kalmak,</span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Diyaliz gereksinimi,,</span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Kreatinin &gt; 0.4 mg/dL olması </span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">65 yaş üstü olmak da risk faktörleri arasında yer almaktadır. </span></span></span></span><br />
</li>
</ul>
</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">
<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/6mujy4d.png" loading="lazy"  width="600" height="400" alt="[Resim: 6mujy4d.png]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial Black;" class="mycode_font">KABG Cerrahisi Endikasyonları </span></span><br />
</span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">KABG endikasyonu klinik özellikler, koroner kateterizasyon bulguları, kardiyak fonksiyon ve hastanın genel durumu dikkatlice değerlendirildikten sonra belirlenir. Endikasyonlar arasında şu durumlar sayılabilir:</span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Yüksek dereceli sol ana kök koroner arter darlığı olması,</span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">2 veya 3 damar hastalığı olan proksimal sol ön inen arterin önemli darlığı (&gt;% 70),</span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Semptomatik 2 veya 3 damar hastalığı,</span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Uygulanan yoğun tedaviye rağmen anjinanın ortadan kalkmaması,</span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Revaskülarizasyondan sonra fonksiyona geri dönebilen miyokardlı zayıf sol ventrikül fonksiyonu olması,</span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Enfarktüs sonrası anjinanın devam etmesidir.</span></span></span></span><br />
</li>
</ul>
</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><br />
Acil durum KABG endikasyonları ise:</span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Medikal tedaviye yanıt vermeyen devam eden iskemi ile non-ST segment yükselmesi görülen miyokard enfarktüsü,</span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Tüm cerrahi dışı tedaviye yetersiz yanıt alınan ST elevasyonlu MI olması,</span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Başarısız bir perkutan koroner girişim veya önceki KABG'den sonra ST elevasyonlu MI'de belirgin devam eden iskemi,</span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">travmatik komplikasyonlar veya tehdit altında tıkanma tehlikesi olmasıdır (Bilal 2014, Tan 2017) </span></span></span></span><br />
</li>
</ul>
</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial Black;" class="mycode_font">KABG Cerrahisi İçin Kontraendikasyonlar </span></span><br />
</span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">KABG için mutlak kontraendikasyon yoktur. Ancak nisbeten kontraendikasyon olarak kabul edilen durumlar, miyokard enfarktüsü veya ölüm riski düşük olan asemptomatik hastalar, komorbiditeler (örneğin, KOAH, pulmoner hipertansiyon, sistemik hastalıklar), ilerlemiş yaş (çok yaşlı, ileri derecede düşkün, hareketleri kısıtlı hastalarda), hastaların ameliyatı kabul etmemesi halinde ameliyat yapılmaz (Shan vd 2013) </span></span></span></span><br />
<br />
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial Black;" class="mycode_font">KABG Cerrahisinde Kullanılan Greftler </span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">KABG operasyonlarında arteriyel greftler, venöz greftler ve artifisiyel (yapay) greftler olmak üzere pek çok farklı greft çeşidi kullanılmaktadır. Arteriyel greftler, venöz greftlere göre daha küçük kalibrasyonda olmaktadırlar. Ayrıca ateriyel greftlerin, venöz greftlere oranla plak gelişimine ve oklüzyona karşı daha dirençli olmasına rağmen, venöz greftler daha kolay temin edilebilmesinden dolayı daha sık olarak kullanılmaktadır (Cox vd 1991) </span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ARTERİYAL GREFTLER</span></span></span><br />
</span><br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnternal torasik arter (İTA): </span></span><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Cerrahi operasyon sırasında greft hazırlanırken mediyan sternotomi sonrası sternal retraktör ile İTA’nın alınacağı sternal kısım yukarı kaldırılır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken konu sternumun aşırı yukarı kaldırılmamasıdır. Çünkü sternumun aşırı yukarı kaldırılması post-operatif dönemde ağrıların artmasına bazen de brakial pleksus hasarına yol açabilmektedir (He vd 1999, Işık vd 2004). </span></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnternal mammarian arter (İMA): </span>S</span><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">ol ön inen koroner artere greft olarak İMA kullanımı operatif mortaliteyi, anjinayı ve tekrar ameliyat olma riskini azalttığı ve yaşam süresini uzattığı gösterilmiştir (Smith ve Ball 1998). Bununla birlikte, İMA kullanımı diyafragma paralizisini tetikleyen bir faktördür (Weiman vd 1993)<br />
</span></span></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Radial arter (RA): </span></span><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">RA, önkol musküler arteri olması nedeniyle, belirgin bir media tabakası bulunur ve bundan dolayı vazospazma oldukça duyarlıdır. Ancak bu vazospazmın çeşitli medikal tedaviler ile üstesinden gelinebilmektedir (RoyP vd 1989). Günümüzde İTA’dan sonra en sık kullanılan arteryal grefttir (Barner 1985, Barner 1998, Katrancıoglu vd 2005).</span></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font"> </span></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gastroepiploik arter (GEA): </span></span><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">İTA ve RA’den sonra en sık kullanılan arteriyel grefttir (Barner 1998).</span></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font"> </span></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnferior epigastrik arter (İEA): </span></span><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Günümüzde KABG operasyonlarında greft olarak nadiren kullanılmaktadır (Puig vd 1990) </span></span></span></span></span></div>
<br />
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">VENÖZ GREFTLER</span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vena saphena manga (VSM):</span> VSM’nın kolay ulaşılabilir olması, çıkarılma kolaylığı ve spazma karşı dirençli olması gibi avantajlarından dolayı halen bir çok cerrahi merkezde büyük safen ven ve bir İTA greft ile birlikte KABG cerrahisinde en çok kullanılan greft olma özelliğini korumaktadır (Joseph vd 1998). Buna karşın damar açıklık oranlarının düşük olması, distal ve proksimal uçlar arasında çap uyumsuzluğu, varikozite, skleroz gelişimi, özellikle periferik arter hastalığı olan olgularda yara yeri iyileşmesi ile ilgili problemlerin gelişebilmesi dezavantajlarıdır (He ve Yang 1995, He vd 1999, Sönmez vd 2004). Safen ven greft olarak kullanıldığında yeniden tıkanma oranı ameliyattan sonraki 10 yıl içerisinde %50 oranındadır. Ayrıca cerrahi sonrası dönemde bacakta ödem, ciltte nekrozu, bacakta uyuşukluk gibi komplikasyonlar da görülebilmektedir (Sabuncu vd 2008)</span></span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><img src="https://i.hizliresim.com/cqmvhfa.jpg" loading="lazy"  width="300" height="500" alt="[Resim: cqmvhfa.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial Black;" class="mycode_font">KABG Cerrahisi Sonrası Ortaya Çıkan Komplikasyonlar </span></span></span></div>
</div>
</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">KABG uygulanarak yapılan açık kalp cerrahisi sonrası ölüm oranı aazalmıştır. Ancak ameliyat sonrası bireylerde, ameliyat öncesine göre fiziksel, emosyonel ve sosyal farklılıklar gözlemlenmektedir. Bunlardan bazıları beslenme, dinlenme, boşaltım, hareket etme gibi fiziksel aktivitelerini yerine getirmekte yaşanan farkılıklardır. Bunlara ek olarak; pulmoner komplikasyonlar, bacak ve göğüsteki insizyon bölgesinde ağrı, yorgunluk, vücut hareketlerinde kısıtlılık gibi fiziksel problemler ve anksiyete, depresyon, mutsuzluk, stresle başa çıkmada güçlükler, aile içinde rol karmaşıklığı, iş yaşamında değişiklikler, sosyal ilişkilerde ve cinsel yaşamda farklılıklar gibi psikososyal problemler de gözlemlenmektedir. Bu gibi <span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">komplikasyonların cerrahi sonrası görülmesi, rehabilitasyon programına alınan hastanın eforunun düşük seyretmesine ve özellikle günlük yaşamdaki ambulasyonunun bu durumdan etkilenmesine neden olur. Sonuç olarak ise hastada uzamış immobilizasyon ile birlikte daha yüksek oranda seyreden solunum yolu komplikasyonlarının ve diğer olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına neden olur.</span></span></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><div style="text-align: left;" class="mycode_align"><div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"> </span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Tüm bu komplikasyonları azaltmak için uygulanan farmakolojik olmayan yöntemlerin en başta geleni kardiyopulmoner rehabilitasyondur. Yapılan çalışmalar ile KAH'lı yaşlı hastalarda, uygulanan kardiyopulmoner rehabilitasyon programının büyük fayda sağladığı ayrıca kişiye özel hazırlanmış rehabilitasyon programı ve yapılan düzenli kontroller sayesinde hastalarda iyileşme gözlendiği kanıtlanmıştır.</span></span></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial Black;" class="mycode_font">Hastaların Preoperatif ve Postoperatif Değerlendirilmesi </span></span></span></span></div>
</div>
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Hastalara uygulanan preoperatif ve postoperatif değerlendirmelerin amacı, fizyoterapiste hastanın prognozu hakkında geniş bilgi vererek fonksiyonel yetersizliği belirlemesini sağlar. Ayrıca yapılan değerlendirmeler sonucunda hastanın kardiyovasküler ve pulmoner hemodinamikleri belirlenerek hastanın rehabilitasyon programına verdiği cevap gözlenebilir.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Bir egzersiz programına başlamadan önce egzersiz eğitimi ile ilgili kardiyovasküler komplikasyon riski değerlendirilmelidir. Amerikan Kalp Derneği tarafından yayınlanan risk sınıflandırması kılavuzları klinik özelliklere göre dört risk kategorisi kullanmaktadır ve egzersiz için kontrendikasyonları içermektedir. Bunlar:</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">A sınıfı </span>bireyler görünüşte sağlıklıdır ve artmış kardiyovasküler egzersiz riskine dair klinik bir kanıta sahip değildir.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">B sınıfı</span> bireylerde klinik olarak stabil koroner kalp hastalığı vardır. Bu bireyler, yüksek yoğunluklu egzersizin kardiyovasküler komplikasyonları açısından düşük risk altındadır.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">C sınıfı</span> bireyler, multipl miyokard infarktüsü veya kardiyak arrest öyküsü olması, New York Kalp Derneği sınıflamasında III veya IV derinde olması, egzersiz kapasitesinin 6 metabolik eşdeğerden (MET) az olması ve egzersiz testinde belirgin iskemi görülmesi nedeniyle egzersiz sırasında orta veya yüksek kardiyak komplikasyon riski taşırlar (1 MET, oturma pozisyonunda istirahat oksijen alımı olan dakika başına 3.5 mL O2 alımı / kg olarak tanımlanır).</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Sınıf D</span> hastaları, aktivite kısıtlaması gerektiren ve egzersizin kontrendike olduğu unstabil hastalığı olanlardır (Fletcher vd 2001). </span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Preoperatif dönemde KABG hastalarına uygun rehabilitasyon programı oluşturmak amacıyla pulmoner fonksiyonların düzeyini ve gelişebilecek riskleri belirlemek için solunum fonksiyon testleri (SFT) uygulanır. Burada önemli olan zorlu vital kapasite (FVC), birinci saniyedeki zorlu ekspiratuar volüm (FEV1) ve maksimum solunum kapasitesi gibi parametrelerdir. Solunum fonksiyon test parametreleri normalin %70’ inden fazla olursa sonuç normaldir, %40-70 arası ise hastada orta derecede solunum sıkıntısı var demektir. Eğer parametreler %40’ın altındaysa cerrahiye pulmoner açıdan engel olduğu anlaşılır ve cerrahi yeniden planlanır (Kunduracılar 1998). </span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/enf4opo.jpg" loading="lazy"  width="400" height="300" alt="[Resim: enf4opo.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Solunum fonksiyon testleri ile yapılan pulmoner değerlendirmenin yanı sıra hastanın egzersiz kapasitesini ve kalbin iş yükünü belirlemek için egzersiz testleri de preoperatif dönemde yapılır. Standardize edilmiş yöntemler olan egzersiz testlerini koşubandı, bisiklet ergometresi ve basamak testi olarak sayabiliriz. Ancak bu testler belirli cihazlara, mekana ihtiyaç duyulan, zaman alan, pahalı yöntemler olarak da bilinirler. Tüm bu nedenlerden dolayı egzersiz kapasitesini maliyeti az, özel mekanlar gerektirmeyen ve daha az zaman alan bazı yöntemlerle de değerlendirebilmek mümkündür. Bu yöntemler, 12 dakika yürüme testi, 6 dakika yürüme testi ve 2 dakika yürüme testi olarak geliştirilmiştir (Fowler vd 2004). Geliştirilen bu zamanlı yürüyüş testleri ciddi egzersiz limitasyonu olan hastalarda fonksiyonel egzersiz kapasitesi ve egzersiz toleransının belirlenmesi için kullanışlı testlerdir (ATS 2002, Opasich vd 2004, Brooks vd 2004) </span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/5wmi2ux.jpg" loading="lazy"  width="200" height="400" alt="[Resim: 5wmi2ux.jpg]" class="mycode_img img-responsive" />         <img src="https://i.hizliresim.com/68vxfgs.jpg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: 68vxfgs.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Yürüme testlerinin yanı sıra hastalarda postürel kontrol (Lord vd 2002), düşme riski (Campbell vd 1989), alt ekstremite kuvveti (Chandler vd 1998) propriosepsiyon (Hesse vd 1998) ve dizabilitenin (Gill vd 1995) düzeyine sandalyede yapılan 30 saniye otur kalk testi ile bakılabilir. </span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/2mlz5eu.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: 2mlz5eu.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tüm bu testlerin dışında hastaların yaş, cinsiyet, eşlik eden hastalık (diyabet, hipertansiyon, hiperlipidemi, solunumsal hastalıklar, artrit, psikolojik rahatsızlıklar vs.)olup olmadığı ve mesleki açıdan da değerlendirmeye alınması gerekir. Çünkü kardiyovasküler hastalıklar için birçok risk faktörü, belli tedbirler alınarak değiştirilebilir. Bu konuda dünya çapında yapılan INTERHEART çalışmasında 52 ülkeden gelen hastalarda, ilk kez MI geçirmiş hastaların %90’nında potansiyel olarak değiştirilebilen dokuz faktör tespit edilmiştir. Bu faktörleri şöyle sıralayabiliriz: sigara, dislipidemi, hipertansiyon, diyabet, abdominal obezite, psikososyal faktörler, günlük meyve ve sebze tüketimi, düzenli alkol tüketimi ve düzenli fiziksel aktivitedir (Yusuf vd 2004). </span></div>
</div>
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Postoperatif dönemde egzersiz programını uygularken hastanın daha önce saydığımız değerlendirmelere ek olarak kan basıncı, kalp hızı, solunum frekansı ve oksijen satürasyonu gibi değerleri fizyoterapist tarafından takip edilmelidir. K</span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">an basıncı </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">manuel ya da otomatik tansiyon aletleri ile ölçülebilir. K</span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">alp hızı manuel olarak hastanın 1 dakika boyunca nabzı sayılarak ya da otomatik tansiyon aleti ile ölçülebilir. S</span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">olunum frekansı 1 dakika boyunca hastanın aldığı nefes sayısı takip edilerek ölçülebilir. </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Oksijen satürasyonu parmak probu ile ölçülebilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Solunumun Değerlendirilmesi  </span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Solunum değerlendirmesi solunum tipi ve göğüs çevre ölçümünden oluşur. Solunum 3 tiptir. Birincisi kişinin istirahat sırasındaki solunumunu abdominal kaslarını kullanarak yaptığı abdominal solunumdur. İkincisi kişinin istirahat sırasındaki solunumunu göğüs kaslarını kullanarak yaptığı göğüs solunumu ve üçüncüsü hem abdominal hem de göğüs kaslarını kullandığı miks tip solunumdur. Hasta gözlemlenerek ne tip solunum yaptığı kaydedilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Göğüs çevre ölçümü ise aksillar, epigastrik ve subkostal bölgelerden; normal solunum, derin inspirasyon ve maksimum ekspirasyon sırasındaki gögüs çevresi mezura ile ölçülerek, inspirasyon ve ekspirasyon arasındaki fark cm cinsinden kaydedilir. Her bölgeden üç kez ölçüm yapılarak, en yüksek puan, ölçüm değeri olarak alınır. </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu testler hastalara preoperatif döenm, postoperatif 1. gün ve taburculukta fizyoterapist tarafından yapılabilir.</span></div>
<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kardiyak Rehabilitasyon</span></span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Kardiyak rehabilitasyon uygulamaları süre ile ele alındığında dört fazdan oluşur: </span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color">Faz I: </span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Akut kardiyak hastalık veya KABG gibi hastanede yatmayı gerektiren durumlardan sonra, taburcu olana kadarki hastane içi dönemdir. Yaklaşık 7- 10 günlük bir süreyi kapsamaktadır. <span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Bu faz yatağa bağımlı olmanın getirdiği kısıtlamanın etkisini en aza indirmeyi amaçlar. B</span></span></span></span></span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">u fazda hastanın ve ailenin hastalık hakkında bilgilendirilmesi önemlidir. </span></span></span>Bu dönemde hastaya özgü planlanmış kendine bakım aktiviteleri, eklem hareket açıklığı egzersizleri, esneme egzersizleri, progresif ambulasyon ve dinamik egzersizler uygulanır. </span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Faz II:</span></span></span> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Bu faz hastanın evine geçtiğinde başlayan taburculuk sonrası erken dönemi kapsamaktadır. E<span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">n fazla 12 hafta sürmektedir. </span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Hastaların bu dönemde yaşam stili ve risk faktörleri ile ilgili modifikasyonları en etkin şekilde yapacağı dönemdir. Hastalara kademeli olarak artan süreyi, mesafeyi ve ısınma-soğuma dönemleri içeren yürüme programı hazırlanmalıdır (Knapton 2000). Bu fazda MI ve KABG hastalarında aritmi, dispne ve angina pectorisin çok sık görülür. Bu yüzden dikkatli davranılmalıdır. İnfarkt alanında sağlam bir skatris dokusunun oluşması veya KABG hastalarında operasyon yarasının iyileşmesi için gerekli süre 6 haftadır. Bu dönemde bu süre dikkate alınmadan hastalara önerilen yoğun egzersiz kişide ventriküler anevrizma veya duvar rüptürüne yol açabilir (Scottish Intercollegiate Guidelines Network 2000, New Zeland Guidelines Group 2000). </span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Faz III:</span></span> <span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Geç hasta dışı evre olarak bilinir. S<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">üresi değişkendir. </span></span></span></span></span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Yaklaşık 2-12. haftayı kapsar. </span></span></span></span></span></span></span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Kardiyovasküler enduransı artırma amacıyla yoğun aerobik egzersizin yapıldığı fazdır. Bu dönemde MI geçiren hastanın miyokarda salam bir skatris dokusu gelişirken KABG cerrahisi geçiren hastanın sternotomi ve insizyon skatrisi iyileşmiş olur. Hastaya egzersiz testi yapılarak yaşına göre en yüksek kalp hızına ulaşması beklenir. Egzersiz testi ile hastanın egzersiz kapasitesi belirlenerek 3-9 aylık sürecek olan bu dönemde monitorizasyon uygulayarak aerobik egzersiz yaptırılır.</span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color">Faz IV:</span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> Kardiyak rehabilitasyon fazları içinde en önemli fazdır. Çünkü bir önceki fazda kazanılan kondüsyon ve sağlıklı yaşam tarzı ile ilgili alışkanlıkların hasta tarafından idame ettirileceği ve hekim kontrollerinin sıklığının azalacağı bir dönemdir. Hastanın haftada 2 veya 3 defa 30 dk süre ile zevk alarak kolaylıkla uygulayabileceği türde bir aerobik egzersiz, kazanılan kondüsyonun devam ettirilebilmesi için yeterli olacaktır. Eğer egzersiz testinde hastanın düzeyi 7 MET ve üzeri çıkarsa ağır sanayi işçiliği hariç diğer tüm mesleki ve günlük yaşam aktivitelerini yerine getirebilir. Ancak 3- 4 MET düzeyinde kalan hastaların işe dönüşleri uygun değildir (Scottish Intercollegiate Guidelines Network 2000, New Zeland Guidelines Group 2000).</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Egzersiz Eğitimi </span></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Bir kardiyak rehabilitasyon programında egzersiz hedefleri hastanın temel yeteneklerini ve kısıtlamalarını değerlendirerek hastaya özgü bir egzersiz reçetesi geliştirip hastanın bu reçeteye verdiği yanıtını gözlemlemek ve hastayı düzenli olarak yapacağı uzun dönem egzersize teşvik etmektir (Thompson 2005). İnsanların beceri, ilgi ve yaşam tarzındaki farklılıklarından dolayı, tüm hastaları tatmin edecek belirli bir egzersiz reçetesi yoktur. Ancak kardiyovasküler hastalık risk faktörlerine ve mortaliteye fayda sağlamak için uygulanan egzersiz çeşitleri birbiri ile kıyaslandığında hiçbirinin diğerine herhangi bir üstünlüğü olmadığı gösterilmiştir. Burada önemli olan egzersizin en az haftada bir saat olarak yapılmamasına özen gösterilmesidir (Tanasescu vd 2002, Lee vd 2014).</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">2018'de ABD Sağlık ve İnsani Hizmetler Bakanlığı (US Department of Health and Human Services) yetişkinlerde ve yaşlılarda sağlıklı aktivite seviyeleri için kılavuzlar yayınladı. Buna göre fiziksel aktivitenin, düşük kardiyovasküler hastalık mortalitesine ve kardiyovasküler hastalıklara fayda sağladığı belirtilmiştir. Ayrıca aerobik fitnessda önemli kazanımlar için gerekli olan yüksek yoğunluklu yapılan egzersizin aksine, kan basıncını azaltmak, yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) kolesterol seviyesini artırmak gibi bazı kardiyovasküler sağlık faydaları için sadece orta yoğunlukta egzersiz gerekli olduğunun da altı çizilmiştir (Piercy vd 2018). </span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pulmoner Rehabilitasyon</span></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">KABG cerrahisi sonrası  postoperatif pulmoner komplikasyonlar morbidite ve mortalite için büyük bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Pulmoner fonksiyonların bozulması ve postoperatif dönemde ortaya çıkan atelektazi tüm KABG geçiren hastaların ortak sorunudur (Tenling vd 1998). Kardiyak cerrahiler sonrasında görülen pulmoner komplikasyondan korunmak ve bunların tedavisi için rutin olarak pulmoner rehabilitasyon uygulanmaktadır. Burada amaç ventilasyon-perfüzyon oranını eşitlemek, akciğer kapasitesini arttırmak, mukosiliar aktiviteyi geliştirmek ve ağrıyı azaltmaktır (Stiller ve Munday 1992). </span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Postoperatif pulmoner rehabilitasyon teknikleri içinde erken mobilizasyon, pozisyonlama, solunum egzersizleri, öksürme, huffing, aktif solunum döngüsü uygulamalarına ek olarak insentif spirometre, pozitif havayolu basıncı maskesi, sürekli havayolu basıncını sağlayan çeşitli mekanik cihazlar da kullanılmaktadır (Crowe ve Bradley 1997). Cerrahi sonrası hastalarda pulmoner komplikasyonların profilaksisi ve tedavisi için genellikle insentif spirometre ve aktif solunum döngüsü teknikleri kullanılır (Kunduracılar 1998).</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aktif Solunum Teknikleri Döngüsü:</span>  </span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">A</span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">şırı bronsiyal sekresyonu mobilize etmek ve temizlemek için kullanılan aktif solunum teknikleri döngüsü, hipoksemi veya hava yolu obstrüksiyonuna neden olmadığından dolayı kullanımı avantajlıdır. Herhangi bir hastanın uygulaması için modifiye edilebilir olması bu yöntemin esnek olduğunun bir göstergesidir. Ayrıca hastaların yalnızken de yapabilecekleri kadar basit bir tekniktir (Pryor 2004). Aktif solunum teknikleri döngüsü, solunum kontrolü, torakal ekspansiyon egzersizleri ve zorlu ekspirasyon tekniğinden oluşur (Goodfellow ve Jones 2002). </span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/5e4uf55.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 5e4uf55.png]" class="mycode_img img-responsive" /> </span></span></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/19bsg5m.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 19bsg5m.png]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Solunum kontrolü</span>; döngünün aktif solunum yapılan kısımları arasında yorgunluk ve hava yolu obstrüksiyonundaki artışı azaltmak amacıyla hastanın alt göğsü ve omuzları gevşek iken, kendi hızı ve derinliğiyle üst göğsünü kullanarak solunum yapmasıdır. Merdiven çıkarken ya da yokuş yürürken nefes darlığı çeken kişilerin egzersiz toleransını geliştirmek için de kullanılan solunum kontrolü, hastaya doğru bir şekilde öğretilerek solunum iş yükünün artması önlenmelidir (Pryor 2004).</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Torakal ekspansiyon egzersizleri</span> ile akciğer hacimleri artırılarak, kollateral kanallar yoluyla hava akışına olan direnç azaltılır ve oluşan pozitif ekspiratuar basınç geride kalan sekresyonların mobilizasyonunu sağlar. Unilateral, bilateral apikal ve posterior bazal olarak uygulanır. <span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Toraksın hareketliliğini artırmaya ve sekresyon atımına yardımcı olan bu teknikte bireyden derin bir nefes alması istenir, ekspirasyon fazının son aşamasında atelektazik bölgeye basınç uygulanır ve bir sonraki inpirasyon fazının sonunda basınç düşürülür. </span></span></span>Torakal ekspansiyon egzersizleri 3-4 kez solunum kontrolü ile birlikte yapılması yeterlidir. Aksi taktirde hastada yorgunluğa hatta hiperventilasyona neden olabilir (Goodfellow ve Jones 2002).</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zorlu ekspirasyon tekniği</span> ise rahat yapılmış bir diyafragmatik solunumu takiben glottis açıklığı ile orta-düşük akciğer hacminde yapılan 2-3 tekrarlı “huffıng” uygulamasıdır. Orta düzeyde bir akciğer hacmi ile zorlu ekspirasyon tekniği yapılırsa periferdeki sekresyonlar mobilize olurken, yüksek akciğer hacmiyle yapılırsa üst solunum yollarındaki sekresyonlar temizlenir (Heas 2002). Öksürme ile karşılaştırıldığında, zorlu ekspirasyon tekniği transpulmoner basıncı düşürerek hava yolu baskısını azaltır (Hasani vd 1994). </span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Solunum Egzersizleri</span></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Postoperatif dönemde solunum egzersizleri ve yardımcı cihaz kullanımı maksimum inpirasyonu uyararak olması gereken solunum paternine ulaşmayı, böylelikle  sekresyonun atılmasını, pulmoner enfeksiyon ve atelektazi gelişiminin önlenmesini hedeflemektedir.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diafragmatik solunum egzersizleri:</span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> Diyafram kası, solunumun en önemli kasıdır ve düşük hacimli akciğerde temel inspiratuar pompa görevi yapar. Diyafragmatik solunum uygulamasında Bir el göğüs diğer el abdomen üzerine yerleştirilir. Hastaya elimin altına burundan derin nefes al ve uzun sürede ver komutu veriliri.</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/ovkkfge.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: ovkkfge.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color">Büzük Dudak Solunumu:</span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> Burundan alınan nefesin dudakları büzerek uzun bir ekspirasyonla dışarı verildiği bu teknikte havayolu kollapsını önlemek, gaz transferini iyileştirmek için kullanılır. </span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/fxi34tk.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: fxi34tk.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Postüral Drenaj:</span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> Etkilenen akciğer segmentlerinin yerçekimi yardımlı pozisyonlara yerleştirilmesi sekresyonların atılımını kolaylaştırır ve ventilasyon perfüzyon dengesini düzeltir.</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/btt7ybi.png" loading="lazy"  alt="[Resim: btt7ybi.png]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color">Perküsyon:</span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> Akciğerin etkilenen segmenti üzerine fizyoterapistin elini kubbeleştirip ritmik vuruşlar yaparak sekresyon mobilizasyonunu sağlayan tekniktir. Bu teknikte etkili sonuçlar almak için postüral drenajdan faydalanılır. </span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><img src="https://i.hizliresim.com/ioagjpj.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: ioagjpj.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /> <br />
,</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnsentif Spirometre (İS); </span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Görsellikten yararlanarak hastanın derin bir nefes alıp maksimum inspirasyonunun sürdürülmesini sağlayan bir alettir<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">.</span></span></span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> Yüksek inspirasyonla, pulmoner volümleri ve diyafram kasının aktivitesinin artmasına yardımcı olan bu cihaz, kullanan bireyin tedaviye aktif katılımını da sağlamaktadır.  Solunum kontrolünü ve total akciğer kapasitesini arttırıp atelektaziyi önlemede yararlı ve düşük maliyetli bir cihazdır. İnsentif spirometre derin solunuma, diafragmatik fonksiyonun iyileşmesine, ağrı ve bozulan mukosiliyer klirensi iyileştirici etkisi sebebiyle pulmoner komplikasyon insidansını düşürmek için solunum rehabilitasyonuna dahil edilir.</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><img src="https://i.hizliresim.com/epdw592.png" loading="lazy"  width="500" height="400" alt="[Resim: epdw592.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
</span></span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KABG SONRASI FAZ 1 EGZERSİZ PROGRAMI<br />
</span></span></span></span></div>
<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İLK 24 SAAT İSTİRAHAT </span></span></span><br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color">POST-OP 2-3. GÜN</span></span></span></div><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Havayolu temizleme teknikleri:</span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> </span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Aktif solunum döngüsü ile başladığımız egzersizde hastadan elini </span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">ksifoid</span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> çıkıntının altına yerleştirip, 3-5 kez rahat nefes alıp vermesini isteriz. Sonrasında 3-4 tekrarlı </span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">torakal</span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> </span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">ekspansiyon</span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> egzersizleri </span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">unilateral</span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> bazal ve </span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">posterior</span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> bazal bölgelere perküsyonla birlikte yaptırılır. Hastadan tekrar 3-5 kez solunum kontrolü isteriz. Hastaya 1-2 kez zorlu </span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">ekspirasyon</span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> manevrası yaptırılıp tekrar solunum kontrolüne geçeriz. Hastadan aktif solunum döngüsünü günde 3 kez 10 dakika ara vererek sonrasında </span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">insentif</span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> </span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">spirometreyi</span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> kullanmasını isteriz.</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aktif eklem hareketleri:</span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> Yatak içinde omuz flexion-extansion, abduksiyon-adduksiyon, dirsek flexion-extansion, el bileği flexion-extansion, parmak flexion-extansion günde 5 tekrarlı çalışabiliriz. </span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Yatak kenarında otururken kalça </span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">flexion-extansion</span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">, </span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">abduksiyon-adduksiyon</span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">, diz </span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">flexion-extansion</span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">, ayak bileği </span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">dorsi-plantar</span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"> </span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">flexion</span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">, ayak parmakları </span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">flexion-extansion</span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"> günde 5 tekrarlı çalışabiliriz.</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Yatak kenarında günde 2 kere 15 dakika oturma çalışabiliriz.</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Hastayı oda içerisinde nabız kontrollü 10-30 metre yürütebiliriz.</span></span></span><br />
</li>
</ul>
</div>
</div>
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/3qw5z7h.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 3qw5z7h.png]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></div>
<br />
<br />
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color">POST-OP 4-5. GÜN</span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2-3. günlerde yapılan havayolu temizleme tekniklerini günde 2 kez 5 tekrarlı çalışabiliriz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Pursed-lip (büzük dudak) solunum egzersizini günde 2 kez 5 tekrarlı çalışabiliriz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2-3. günlerde yatak içinde yapılan aktif eklem hareketlerini günde 2 kez 5 tekrarlı çalışabiliriz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2-3. günlerde oturarak yapılan aktif eklem hareketlerini 5 tekrarlı çalışmaya devam edebiliriz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yürüme mesafesi 30-50 metre olacak şekilde hastayı yürütebiliriz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Oturma süresini 30 dakikaya çıkarabiliriz.</span><br />
</li>
</ul>
</div>
<br />
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color">POST-OP 6-8. GÜN</span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">4-5. güne ek olarak yürüme mesafesini 50-70 metreye çıkarabiliriz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Oturma süresini 45 dakikaya çıkarabiliriz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Oturma pozisyonunda yapılan aktif eklem hareketlerini günde 2 kez 5 tekrarlı çalışmaya başlayabiliriz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Postür egzersizleri: omuz elevasyon-depresyonu, omuzların geriye ve öne çevrilmesi, scapular adduksiyon, boyun eklem hareket açıklığı egzersizlerini solunum ile kombine olarak günde 5 tekrarlı uygulayabiliriz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">5 basamak merdiven inip çıkma çalışabiliriz.</span><br />
</li>
</ul>
</div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/917xeii.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 917xeii.png]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">POST-OP 8-10. GÜN</span></span></span><br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yürüme mesafesini 70-100 metreye çıkarabiliriz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Solunumla kombine postür egzersizlerini günde 2 kez 5 tekrarlı çalışmaya devam edebiliriz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ayakta gövde her iki tarafa lateral flexion, kalça abduksiyon-adduksiyonu, kalça hiperekstansiyonu, omuz abduksiyon-adduksiyonu, yerinde sayma, çömelip kalkma 5 tekrarlı çalışabiliriz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Günde 2 kere 5 basamak merdiven inip çıkma çalışabiliriz.</span><br />
</li>
</ul>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/pg4xf80.png" loading="lazy"  alt="[Resim: pg4xf80.png]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
</div>
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/fveskjy.png" loading="lazy"  alt="[Resim: fveskjy.png]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KAYNAKÇA</span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Öcal, B. (2019). <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Koroner arter bypass greft yapılan hastaların fizyoterapi beklentileri ve kaygı düzeylerinin incelenmesi</span> (Master's thesis, Hasan Kalyoncu Üniversitesi).</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Tasci, Z. (2020). <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Açık kalp ameliyatı geçiren hastalarda sanal gerçeklik uygulamasının akut dönemde etkisi</span> (Master's thesis, İstinye Üniversitesi/Sağlık Bilimleri Enstitüsü).</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Özüberk, B. (2019). Koroner arter bypass greft cerrahi̇si̇ sonrası erken dönem hastalarında faz I, faz II kardi̇yak rehabi̇li̇tasyon ve nmes kullanımının fonksi̇yonel kapasi̇te üzeri̇ne etki̇leri̇ni̇n mi̇yokard doku doppleri̇ ve i̇ki̇ daki̇ka yürüme testi̇ i̇le değerlendi̇ri̇lmesi̇.</span></span></span><br />
</li>
</ol>
</div>
</div>
</div>
<br />
</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial Black;" class="mycode_font">KORONER ARTER BYPASS GREFT CERRAHİSİ SONRASI FAZ 1 KARDİYOPULMONER REHABİLİTASYON </span></span></span></div>
</div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Koroner arter hastalığı en sık görülen kardiyovasküler problemdir. Kanı miyokarda ileten koroner arterlerin ateroskleroz sebebiyle miyokardın oksijenizasyonunun bozulmasından kaynaklanmaktadır. <span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Koroner Arter Bypass Greft (KABG) ameliyatı k</span></span></span>oroner arter hastalarına uygulanan cerrahi teknikler arasında en sık kullanılan yöntemdir. Koroner arter bypass greftleri, damarlardaki tıkanıklığın etrafından dolaşarak kanın doğrudan aorttan kalp kasına akmasına izin verir. Böylelikle koroner damar/damarlardaki tıkanıklık, bypass tekniği ile aşılmış olur. Bu cerrahi operasyon ile kan miyokarda gönderilerek miyokardın perfüzyonu sağlanmış olunur. </span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">KABG ile mortalite ve morbiditeye neden olabilecek risk faktörlerini Santos ve ark (2014) şöyle sıralamışlardır: </span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Erkek cinsiyet, </span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Pulmoner komplikasyonların gelişmesi,</span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">İntra-aortik balon pompası </span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tip I nörolojik lezyon olması. </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Bypassda uzun kalmak,</span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Diyaliz gereksinimi,,</span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Kreatinin &gt; 0.4 mg/dL olması </span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">65 yaş üstü olmak da risk faktörleri arasında yer almaktadır. </span></span></span></span><br />
</li>
</ul>
</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">
<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/6mujy4d.png" loading="lazy"  width="600" height="400" alt="[Resim: 6mujy4d.png]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial Black;" class="mycode_font">KABG Cerrahisi Endikasyonları </span></span><br />
</span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">KABG endikasyonu klinik özellikler, koroner kateterizasyon bulguları, kardiyak fonksiyon ve hastanın genel durumu dikkatlice değerlendirildikten sonra belirlenir. Endikasyonlar arasında şu durumlar sayılabilir:</span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Yüksek dereceli sol ana kök koroner arter darlığı olması,</span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">2 veya 3 damar hastalığı olan proksimal sol ön inen arterin önemli darlığı (&gt;% 70),</span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Semptomatik 2 veya 3 damar hastalığı,</span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Uygulanan yoğun tedaviye rağmen anjinanın ortadan kalkmaması,</span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Revaskülarizasyondan sonra fonksiyona geri dönebilen miyokardlı zayıf sol ventrikül fonksiyonu olması,</span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Enfarktüs sonrası anjinanın devam etmesidir.</span></span></span></span><br />
</li>
</ul>
</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><br />
Acil durum KABG endikasyonları ise:</span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Medikal tedaviye yanıt vermeyen devam eden iskemi ile non-ST segment yükselmesi görülen miyokard enfarktüsü,</span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Tüm cerrahi dışı tedaviye yetersiz yanıt alınan ST elevasyonlu MI olması,</span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Başarısız bir perkutan koroner girişim veya önceki KABG'den sonra ST elevasyonlu MI'de belirgin devam eden iskemi,</span></span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">travmatik komplikasyonlar veya tehdit altında tıkanma tehlikesi olmasıdır (Bilal 2014, Tan 2017) </span></span></span></span><br />
</li>
</ul>
</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial Black;" class="mycode_font">KABG Cerrahisi İçin Kontraendikasyonlar </span></span><br />
</span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">KABG için mutlak kontraendikasyon yoktur. Ancak nisbeten kontraendikasyon olarak kabul edilen durumlar, miyokard enfarktüsü veya ölüm riski düşük olan asemptomatik hastalar, komorbiditeler (örneğin, KOAH, pulmoner hipertansiyon, sistemik hastalıklar), ilerlemiş yaş (çok yaşlı, ileri derecede düşkün, hareketleri kısıtlı hastalarda), hastaların ameliyatı kabul etmemesi halinde ameliyat yapılmaz (Shan vd 2013) </span></span></span></span><br />
<br />
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial Black;" class="mycode_font">KABG Cerrahisinde Kullanılan Greftler </span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">KABG operasyonlarında arteriyel greftler, venöz greftler ve artifisiyel (yapay) greftler olmak üzere pek çok farklı greft çeşidi kullanılmaktadır. Arteriyel greftler, venöz greftlere göre daha küçük kalibrasyonda olmaktadırlar. Ayrıca ateriyel greftlerin, venöz greftlere oranla plak gelişimine ve oklüzyona karşı daha dirençli olmasına rağmen, venöz greftler daha kolay temin edilebilmesinden dolayı daha sık olarak kullanılmaktadır (Cox vd 1991) </span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ARTERİYAL GREFTLER</span></span></span><br />
</span><br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnternal torasik arter (İTA): </span></span><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Cerrahi operasyon sırasında greft hazırlanırken mediyan sternotomi sonrası sternal retraktör ile İTA’nın alınacağı sternal kısım yukarı kaldırılır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken konu sternumun aşırı yukarı kaldırılmamasıdır. Çünkü sternumun aşırı yukarı kaldırılması post-operatif dönemde ağrıların artmasına bazen de brakial pleksus hasarına yol açabilmektedir (He vd 1999, Işık vd 2004). </span></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnternal mammarian arter (İMA): </span>S</span><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">ol ön inen koroner artere greft olarak İMA kullanımı operatif mortaliteyi, anjinayı ve tekrar ameliyat olma riskini azalttığı ve yaşam süresini uzattığı gösterilmiştir (Smith ve Ball 1998). Bununla birlikte, İMA kullanımı diyafragma paralizisini tetikleyen bir faktördür (Weiman vd 1993)<br />
</span></span></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Radial arter (RA): </span></span><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">RA, önkol musküler arteri olması nedeniyle, belirgin bir media tabakası bulunur ve bundan dolayı vazospazma oldukça duyarlıdır. Ancak bu vazospazmın çeşitli medikal tedaviler ile üstesinden gelinebilmektedir (RoyP vd 1989). Günümüzde İTA’dan sonra en sık kullanılan arteryal grefttir (Barner 1985, Barner 1998, Katrancıoglu vd 2005).</span></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font"> </span></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gastroepiploik arter (GEA): </span></span><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">İTA ve RA’den sonra en sık kullanılan arteriyel grefttir (Barner 1998).</span></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font"> </span></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnferior epigastrik arter (İEA): </span></span><span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Günümüzde KABG operasyonlarında greft olarak nadiren kullanılmaktadır (Puig vd 1990) </span></span></span></span></span></div>
<br />
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">VENÖZ GREFTLER</span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vena saphena manga (VSM):</span> VSM’nın kolay ulaşılabilir olması, çıkarılma kolaylığı ve spazma karşı dirençli olması gibi avantajlarından dolayı halen bir çok cerrahi merkezde büyük safen ven ve bir İTA greft ile birlikte KABG cerrahisinde en çok kullanılan greft olma özelliğini korumaktadır (Joseph vd 1998). Buna karşın damar açıklık oranlarının düşük olması, distal ve proksimal uçlar arasında çap uyumsuzluğu, varikozite, skleroz gelişimi, özellikle periferik arter hastalığı olan olgularda yara yeri iyileşmesi ile ilgili problemlerin gelişebilmesi dezavantajlarıdır (He ve Yang 1995, He vd 1999, Sönmez vd 2004). Safen ven greft olarak kullanıldığında yeniden tıkanma oranı ameliyattan sonraki 10 yıl içerisinde %50 oranındadır. Ayrıca cerrahi sonrası dönemde bacakta ödem, ciltte nekrozu, bacakta uyuşukluk gibi komplikasyonlar da görülebilmektedir (Sabuncu vd 2008)</span></span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><img src="https://i.hizliresim.com/cqmvhfa.jpg" loading="lazy"  width="300" height="500" alt="[Resim: cqmvhfa.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial Black;" class="mycode_font">KABG Cerrahisi Sonrası Ortaya Çıkan Komplikasyonlar </span></span></span></div>
</div>
</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">KABG uygulanarak yapılan açık kalp cerrahisi sonrası ölüm oranı aazalmıştır. Ancak ameliyat sonrası bireylerde, ameliyat öncesine göre fiziksel, emosyonel ve sosyal farklılıklar gözlemlenmektedir. Bunlardan bazıları beslenme, dinlenme, boşaltım, hareket etme gibi fiziksel aktivitelerini yerine getirmekte yaşanan farkılıklardır. Bunlara ek olarak; pulmoner komplikasyonlar, bacak ve göğüsteki insizyon bölgesinde ağrı, yorgunluk, vücut hareketlerinde kısıtlılık gibi fiziksel problemler ve anksiyete, depresyon, mutsuzluk, stresle başa çıkmada güçlükler, aile içinde rol karmaşıklığı, iş yaşamında değişiklikler, sosyal ilişkilerde ve cinsel yaşamda farklılıklar gibi psikososyal problemler de gözlemlenmektedir. Bu gibi <span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">komplikasyonların cerrahi sonrası görülmesi, rehabilitasyon programına alınan hastanın eforunun düşük seyretmesine ve özellikle günlük yaşamdaki ambulasyonunun bu durumdan etkilenmesine neden olur. Sonuç olarak ise hastada uzamış immobilizasyon ile birlikte daha yüksek oranda seyreden solunum yolu komplikasyonlarının ve diğer olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına neden olur.</span></span></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><div style="text-align: left;" class="mycode_align"><div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"> </span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Tüm bu komplikasyonları azaltmak için uygulanan farmakolojik olmayan yöntemlerin en başta geleni kardiyopulmoner rehabilitasyondur. Yapılan çalışmalar ile KAH'lı yaşlı hastalarda, uygulanan kardiyopulmoner rehabilitasyon programının büyük fayda sağladığı ayrıca kişiye özel hazırlanmış rehabilitasyon programı ve yapılan düzenli kontroller sayesinde hastalarda iyileşme gözlendiği kanıtlanmıştır.</span></span></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial Black;" class="mycode_font">Hastaların Preoperatif ve Postoperatif Değerlendirilmesi </span></span></span></span></div>
</div>
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Hastalara uygulanan preoperatif ve postoperatif değerlendirmelerin amacı, fizyoterapiste hastanın prognozu hakkında geniş bilgi vererek fonksiyonel yetersizliği belirlemesini sağlar. Ayrıca yapılan değerlendirmeler sonucunda hastanın kardiyovasküler ve pulmoner hemodinamikleri belirlenerek hastanın rehabilitasyon programına verdiği cevap gözlenebilir.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Bir egzersiz programına başlamadan önce egzersiz eğitimi ile ilgili kardiyovasküler komplikasyon riski değerlendirilmelidir. Amerikan Kalp Derneği tarafından yayınlanan risk sınıflandırması kılavuzları klinik özelliklere göre dört risk kategorisi kullanmaktadır ve egzersiz için kontrendikasyonları içermektedir. Bunlar:</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">A sınıfı </span>bireyler görünüşte sağlıklıdır ve artmış kardiyovasküler egzersiz riskine dair klinik bir kanıta sahip değildir.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">B sınıfı</span> bireylerde klinik olarak stabil koroner kalp hastalığı vardır. Bu bireyler, yüksek yoğunluklu egzersizin kardiyovasküler komplikasyonları açısından düşük risk altındadır.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">C sınıfı</span> bireyler, multipl miyokard infarktüsü veya kardiyak arrest öyküsü olması, New York Kalp Derneği sınıflamasında III veya IV derinde olması, egzersiz kapasitesinin 6 metabolik eşdeğerden (MET) az olması ve egzersiz testinde belirgin iskemi görülmesi nedeniyle egzersiz sırasında orta veya yüksek kardiyak komplikasyon riski taşırlar (1 MET, oturma pozisyonunda istirahat oksijen alımı olan dakika başına 3.5 mL O2 alımı / kg olarak tanımlanır).</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Sınıf D</span> hastaları, aktivite kısıtlaması gerektiren ve egzersizin kontrendike olduğu unstabil hastalığı olanlardır (Fletcher vd 2001). </span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Preoperatif dönemde KABG hastalarına uygun rehabilitasyon programı oluşturmak amacıyla pulmoner fonksiyonların düzeyini ve gelişebilecek riskleri belirlemek için solunum fonksiyon testleri (SFT) uygulanır. Burada önemli olan zorlu vital kapasite (FVC), birinci saniyedeki zorlu ekspiratuar volüm (FEV1) ve maksimum solunum kapasitesi gibi parametrelerdir. Solunum fonksiyon test parametreleri normalin %70’ inden fazla olursa sonuç normaldir, %40-70 arası ise hastada orta derecede solunum sıkıntısı var demektir. Eğer parametreler %40’ın altındaysa cerrahiye pulmoner açıdan engel olduğu anlaşılır ve cerrahi yeniden planlanır (Kunduracılar 1998). </span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/enf4opo.jpg" loading="lazy"  width="400" height="300" alt="[Resim: enf4opo.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Solunum fonksiyon testleri ile yapılan pulmoner değerlendirmenin yanı sıra hastanın egzersiz kapasitesini ve kalbin iş yükünü belirlemek için egzersiz testleri de preoperatif dönemde yapılır. Standardize edilmiş yöntemler olan egzersiz testlerini koşubandı, bisiklet ergometresi ve basamak testi olarak sayabiliriz. Ancak bu testler belirli cihazlara, mekana ihtiyaç duyulan, zaman alan, pahalı yöntemler olarak da bilinirler. Tüm bu nedenlerden dolayı egzersiz kapasitesini maliyeti az, özel mekanlar gerektirmeyen ve daha az zaman alan bazı yöntemlerle de değerlendirebilmek mümkündür. Bu yöntemler, 12 dakika yürüme testi, 6 dakika yürüme testi ve 2 dakika yürüme testi olarak geliştirilmiştir (Fowler vd 2004). Geliştirilen bu zamanlı yürüyüş testleri ciddi egzersiz limitasyonu olan hastalarda fonksiyonel egzersiz kapasitesi ve egzersiz toleransının belirlenmesi için kullanışlı testlerdir (ATS 2002, Opasich vd 2004, Brooks vd 2004) </span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/5wmi2ux.jpg" loading="lazy"  width="200" height="400" alt="[Resim: 5wmi2ux.jpg]" class="mycode_img img-responsive" />         <img src="https://i.hizliresim.com/68vxfgs.jpg" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: 68vxfgs.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Yürüme testlerinin yanı sıra hastalarda postürel kontrol (Lord vd 2002), düşme riski (Campbell vd 1989), alt ekstremite kuvveti (Chandler vd 1998) propriosepsiyon (Hesse vd 1998) ve dizabilitenin (Gill vd 1995) düzeyine sandalyede yapılan 30 saniye otur kalk testi ile bakılabilir. </span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/2mlz5eu.jpg" loading="lazy"  width="400" height="500" alt="[Resim: 2mlz5eu.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tüm bu testlerin dışında hastaların yaş, cinsiyet, eşlik eden hastalık (diyabet, hipertansiyon, hiperlipidemi, solunumsal hastalıklar, artrit, psikolojik rahatsızlıklar vs.)olup olmadığı ve mesleki açıdan da değerlendirmeye alınması gerekir. Çünkü kardiyovasküler hastalıklar için birçok risk faktörü, belli tedbirler alınarak değiştirilebilir. Bu konuda dünya çapında yapılan INTERHEART çalışmasında 52 ülkeden gelen hastalarda, ilk kez MI geçirmiş hastaların %90’nında potansiyel olarak değiştirilebilen dokuz faktör tespit edilmiştir. Bu faktörleri şöyle sıralayabiliriz: sigara, dislipidemi, hipertansiyon, diyabet, abdominal obezite, psikososyal faktörler, günlük meyve ve sebze tüketimi, düzenli alkol tüketimi ve düzenli fiziksel aktivitedir (Yusuf vd 2004). </span></div>
</div>
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Postoperatif dönemde egzersiz programını uygularken hastanın daha önce saydığımız değerlendirmelere ek olarak kan basıncı, kalp hızı, solunum frekansı ve oksijen satürasyonu gibi değerleri fizyoterapist tarafından takip edilmelidir. K</span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">an basıncı </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">manuel ya da otomatik tansiyon aletleri ile ölçülebilir. K</span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">alp hızı manuel olarak hastanın 1 dakika boyunca nabzı sayılarak ya da otomatik tansiyon aleti ile ölçülebilir. S</span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">olunum frekansı 1 dakika boyunca hastanın aldığı nefes sayısı takip edilerek ölçülebilir. </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Oksijen satürasyonu parmak probu ile ölçülebilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> </span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Solunumun Değerlendirilmesi  </span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Solunum değerlendirmesi solunum tipi ve göğüs çevre ölçümünden oluşur. Solunum 3 tiptir. Birincisi kişinin istirahat sırasındaki solunumunu abdominal kaslarını kullanarak yaptığı abdominal solunumdur. İkincisi kişinin istirahat sırasındaki solunumunu göğüs kaslarını kullanarak yaptığı göğüs solunumu ve üçüncüsü hem abdominal hem de göğüs kaslarını kullandığı miks tip solunumdur. Hasta gözlemlenerek ne tip solunum yaptığı kaydedilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Göğüs çevre ölçümü ise aksillar, epigastrik ve subkostal bölgelerden; normal solunum, derin inspirasyon ve maksimum ekspirasyon sırasındaki gögüs çevresi mezura ile ölçülerek, inspirasyon ve ekspirasyon arasındaki fark cm cinsinden kaydedilir. Her bölgeden üç kez ölçüm yapılarak, en yüksek puan, ölçüm değeri olarak alınır. </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu testler hastalara preoperatif döenm, postoperatif 1. gün ve taburculukta fizyoterapist tarafından yapılabilir.</span></div>
<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kardiyak Rehabilitasyon</span></span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Kardiyak rehabilitasyon uygulamaları süre ile ele alındığında dört fazdan oluşur: </span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color">Faz I: </span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Akut kardiyak hastalık veya KABG gibi hastanede yatmayı gerektiren durumlardan sonra, taburcu olana kadarki hastane içi dönemdir. Yaklaşık 7- 10 günlük bir süreyi kapsamaktadır. <span style="color: #111111;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Bu faz yatağa bağımlı olmanın getirdiği kısıtlamanın etkisini en aza indirmeyi amaçlar. B</span></span></span></span></span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">u fazda hastanın ve ailenin hastalık hakkında bilgilendirilmesi önemlidir. </span></span></span>Bu dönemde hastaya özgü planlanmış kendine bakım aktiviteleri, eklem hareket açıklığı egzersizleri, esneme egzersizleri, progresif ambulasyon ve dinamik egzersizler uygulanır. </span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Faz II:</span></span></span> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Bu faz hastanın evine geçtiğinde başlayan taburculuk sonrası erken dönemi kapsamaktadır. E<span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">n fazla 12 hafta sürmektedir. </span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Hastaların bu dönemde yaşam stili ve risk faktörleri ile ilgili modifikasyonları en etkin şekilde yapacağı dönemdir. Hastalara kademeli olarak artan süreyi, mesafeyi ve ısınma-soğuma dönemleri içeren yürüme programı hazırlanmalıdır (Knapton 2000). Bu fazda MI ve KABG hastalarında aritmi, dispne ve angina pectorisin çok sık görülür. Bu yüzden dikkatli davranılmalıdır. İnfarkt alanında sağlam bir skatris dokusunun oluşması veya KABG hastalarında operasyon yarasının iyileşmesi için gerekli süre 6 haftadır. Bu dönemde bu süre dikkate alınmadan hastalara önerilen yoğun egzersiz kişide ventriküler anevrizma veya duvar rüptürüne yol açabilir (Scottish Intercollegiate Guidelines Network 2000, New Zeland Guidelines Group 2000). </span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Faz III:</span></span> <span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Geç hasta dışı evre olarak bilinir. S<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">üresi değişkendir. </span></span></span></span></span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Yaklaşık 2-12. haftayı kapsar. </span></span></span></span></span></span></span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Kardiyovasküler enduransı artırma amacıyla yoğun aerobik egzersizin yapıldığı fazdır. Bu dönemde MI geçiren hastanın miyokarda salam bir skatris dokusu gelişirken KABG cerrahisi geçiren hastanın sternotomi ve insizyon skatrisi iyileşmiş olur. Hastaya egzersiz testi yapılarak yaşına göre en yüksek kalp hızına ulaşması beklenir. Egzersiz testi ile hastanın egzersiz kapasitesi belirlenerek 3-9 aylık sürecek olan bu dönemde monitorizasyon uygulayarak aerobik egzersiz yaptırılır.</span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color">Faz IV:</span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> Kardiyak rehabilitasyon fazları içinde en önemli fazdır. Çünkü bir önceki fazda kazanılan kondüsyon ve sağlıklı yaşam tarzı ile ilgili alışkanlıkların hasta tarafından idame ettirileceği ve hekim kontrollerinin sıklığının azalacağı bir dönemdir. Hastanın haftada 2 veya 3 defa 30 dk süre ile zevk alarak kolaylıkla uygulayabileceği türde bir aerobik egzersiz, kazanılan kondüsyonun devam ettirilebilmesi için yeterli olacaktır. Eğer egzersiz testinde hastanın düzeyi 7 MET ve üzeri çıkarsa ağır sanayi işçiliği hariç diğer tüm mesleki ve günlük yaşam aktivitelerini yerine getirebilir. Ancak 3- 4 MET düzeyinde kalan hastaların işe dönüşleri uygun değildir (Scottish Intercollegiate Guidelines Network 2000, New Zeland Guidelines Group 2000).</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Egzersiz Eğitimi </span></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Bir kardiyak rehabilitasyon programında egzersiz hedefleri hastanın temel yeteneklerini ve kısıtlamalarını değerlendirerek hastaya özgü bir egzersiz reçetesi geliştirip hastanın bu reçeteye verdiği yanıtını gözlemlemek ve hastayı düzenli olarak yapacağı uzun dönem egzersize teşvik etmektir (Thompson 2005). İnsanların beceri, ilgi ve yaşam tarzındaki farklılıklarından dolayı, tüm hastaları tatmin edecek belirli bir egzersiz reçetesi yoktur. Ancak kardiyovasküler hastalık risk faktörlerine ve mortaliteye fayda sağlamak için uygulanan egzersiz çeşitleri birbiri ile kıyaslandığında hiçbirinin diğerine herhangi bir üstünlüğü olmadığı gösterilmiştir. Burada önemli olan egzersizin en az haftada bir saat olarak yapılmamasına özen gösterilmesidir (Tanasescu vd 2002, Lee vd 2014).</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">2018'de ABD Sağlık ve İnsani Hizmetler Bakanlığı (US Department of Health and Human Services) yetişkinlerde ve yaşlılarda sağlıklı aktivite seviyeleri için kılavuzlar yayınladı. Buna göre fiziksel aktivitenin, düşük kardiyovasküler hastalık mortalitesine ve kardiyovasküler hastalıklara fayda sağladığı belirtilmiştir. Ayrıca aerobik fitnessda önemli kazanımlar için gerekli olan yüksek yoğunluklu yapılan egzersizin aksine, kan basıncını azaltmak, yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) kolesterol seviyesini artırmak gibi bazı kardiyovasküler sağlık faydaları için sadece orta yoğunlukta egzersiz gerekli olduğunun da altı çizilmiştir (Piercy vd 2018). </span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pulmoner Rehabilitasyon</span></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">KABG cerrahisi sonrası  postoperatif pulmoner komplikasyonlar morbidite ve mortalite için büyük bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Pulmoner fonksiyonların bozulması ve postoperatif dönemde ortaya çıkan atelektazi tüm KABG geçiren hastaların ortak sorunudur (Tenling vd 1998). Kardiyak cerrahiler sonrasında görülen pulmoner komplikasyondan korunmak ve bunların tedavisi için rutin olarak pulmoner rehabilitasyon uygulanmaktadır. Burada amaç ventilasyon-perfüzyon oranını eşitlemek, akciğer kapasitesini arttırmak, mukosiliar aktiviteyi geliştirmek ve ağrıyı azaltmaktır (Stiller ve Munday 1992). </span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Postoperatif pulmoner rehabilitasyon teknikleri içinde erken mobilizasyon, pozisyonlama, solunum egzersizleri, öksürme, huffing, aktif solunum döngüsü uygulamalarına ek olarak insentif spirometre, pozitif havayolu basıncı maskesi, sürekli havayolu basıncını sağlayan çeşitli mekanik cihazlar da kullanılmaktadır (Crowe ve Bradley 1997). Cerrahi sonrası hastalarda pulmoner komplikasyonların profilaksisi ve tedavisi için genellikle insentif spirometre ve aktif solunum döngüsü teknikleri kullanılır (Kunduracılar 1998).</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aktif Solunum Teknikleri Döngüsü:</span>  </span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">A</span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">şırı bronsiyal sekresyonu mobilize etmek ve temizlemek için kullanılan aktif solunum teknikleri döngüsü, hipoksemi veya hava yolu obstrüksiyonuna neden olmadığından dolayı kullanımı avantajlıdır. Herhangi bir hastanın uygulaması için modifiye edilebilir olması bu yöntemin esnek olduğunun bir göstergesidir. Ayrıca hastaların yalnızken de yapabilecekleri kadar basit bir tekniktir (Pryor 2004). Aktif solunum teknikleri döngüsü, solunum kontrolü, torakal ekspansiyon egzersizleri ve zorlu ekspirasyon tekniğinden oluşur (Goodfellow ve Jones 2002). </span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/5e4uf55.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 5e4uf55.png]" class="mycode_img img-responsive" /> </span></span></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><img src="https://i.hizliresim.com/19bsg5m.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 19bsg5m.png]" class="mycode_img img-responsive" /></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Solunum kontrolü</span>; döngünün aktif solunum yapılan kısımları arasında yorgunluk ve hava yolu obstrüksiyonundaki artışı azaltmak amacıyla hastanın alt göğsü ve omuzları gevşek iken, kendi hızı ve derinliğiyle üst göğsünü kullanarak solunum yapmasıdır. Merdiven çıkarken ya da yokuş yürürken nefes darlığı çeken kişilerin egzersiz toleransını geliştirmek için de kullanılan solunum kontrolü, hastaya doğru bir şekilde öğretilerek solunum iş yükünün artması önlenmelidir (Pryor 2004).</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Torakal ekspansiyon egzersizleri</span> ile akciğer hacimleri artırılarak, kollateral kanallar yoluyla hava akışına olan direnç azaltılır ve oluşan pozitif ekspiratuar basınç geride kalan sekresyonların mobilizasyonunu sağlar. Unilateral, bilateral apikal ve posterior bazal olarak uygulanır. <span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Toraksın hareketliliğini artırmaya ve sekresyon atımına yardımcı olan bu teknikte bireyden derin bir nefes alması istenir, ekspirasyon fazının son aşamasında atelektazik bölgeye basınç uygulanır ve bir sonraki inpirasyon fazının sonunda basınç düşürülür. </span></span></span>Torakal ekspansiyon egzersizleri 3-4 kez solunum kontrolü ile birlikte yapılması yeterlidir. Aksi taktirde hastada yorgunluğa hatta hiperventilasyona neden olabilir (Goodfellow ve Jones 2002).</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zorlu ekspirasyon tekniği</span> ise rahat yapılmış bir diyafragmatik solunumu takiben glottis açıklığı ile orta-düşük akciğer hacminde yapılan 2-3 tekrarlı “huffıng” uygulamasıdır. Orta düzeyde bir akciğer hacmi ile zorlu ekspirasyon tekniği yapılırsa periferdeki sekresyonlar mobilize olurken, yüksek akciğer hacmiyle yapılırsa üst solunum yollarındaki sekresyonlar temizlenir (Heas 2002). Öksürme ile karşılaştırıldığında, zorlu ekspirasyon tekniği transpulmoner basıncı düşürerek hava yolu baskısını azaltır (Hasani vd 1994). </span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Solunum Egzersizleri</span></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Postoperatif dönemde solunum egzersizleri ve yardımcı cihaz kullanımı maksimum inpirasyonu uyararak olması gereken solunum paternine ulaşmayı, böylelikle  sekresyonun atılmasını, pulmoner enfeksiyon ve atelektazi gelişiminin önlenmesini hedeflemektedir.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diafragmatik solunum egzersizleri:</span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> Diyafram kası, solunumun en önemli kasıdır ve düşük hacimli akciğerde temel inspiratuar pompa görevi yapar. Diyafragmatik solunum uygulamasında Bir el göğüs diğer el abdomen üzerine yerleştirilir. Hastaya elimin altına burundan derin nefes al ve uzun sürede ver komutu veriliri.</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/ovkkfge.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: ovkkfge.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color">Büzük Dudak Solunumu:</span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> Burundan alınan nefesin dudakları büzerek uzun bir ekspirasyonla dışarı verildiği bu teknikte havayolu kollapsını önlemek, gaz transferini iyileştirmek için kullanılır. </span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/fxi34tk.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: fxi34tk.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Postüral Drenaj:</span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> Etkilenen akciğer segmentlerinin yerçekimi yardımlı pozisyonlara yerleştirilmesi sekresyonların atılımını kolaylaştırır ve ventilasyon perfüzyon dengesini düzeltir.</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/btt7ybi.png" loading="lazy"  alt="[Resim: btt7ybi.png]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color">Perküsyon:</span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> Akciğerin etkilenen segmenti üzerine fizyoterapistin elini kubbeleştirip ritmik vuruşlar yaparak sekresyon mobilizasyonunu sağlayan tekniktir. Bu teknikte etkili sonuçlar almak için postüral drenajdan faydalanılır. </span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><img src="https://i.hizliresim.com/ioagjpj.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: ioagjpj.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /> <br />
,</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnsentif Spirometre (İS); </span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Görsellikten yararlanarak hastanın derin bir nefes alıp maksimum inspirasyonunun sürdürülmesini sağlayan bir alettir<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">.</span></span></span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> Yüksek inspirasyonla, pulmoner volümleri ve diyafram kasının aktivitesinin artmasına yardımcı olan bu cihaz, kullanan bireyin tedaviye aktif katılımını da sağlamaktadır.  Solunum kontrolünü ve total akciğer kapasitesini arttırıp atelektaziyi önlemede yararlı ve düşük maliyetli bir cihazdır. İnsentif spirometre derin solunuma, diafragmatik fonksiyonun iyileşmesine, ağrı ve bozulan mukosiliyer klirensi iyileştirici etkisi sebebiyle pulmoner komplikasyon insidansını düşürmek için solunum rehabilitasyonuna dahil edilir.</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><img src="https://i.hizliresim.com/epdw592.png" loading="lazy"  width="500" height="400" alt="[Resim: epdw592.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
</span></span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KABG SONRASI FAZ 1 EGZERSİZ PROGRAMI<br />
</span></span></span></span></div>
<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İLK 24 SAAT İSTİRAHAT </span></span></span><br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color">POST-OP 2-3. GÜN</span></span></span></div><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Havayolu temizleme teknikleri:</span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> </span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Aktif solunum döngüsü ile başladığımız egzersizde hastadan elini </span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">ksifoid</span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> çıkıntının altına yerleştirip, 3-5 kez rahat nefes alıp vermesini isteriz. Sonrasında 3-4 tekrarlı </span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">torakal</span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> </span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">ekspansiyon</span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> egzersizleri </span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">unilateral</span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> bazal ve </span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">posterior</span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> bazal bölgelere perküsyonla birlikte yaptırılır. Hastadan tekrar 3-5 kez solunum kontrolü isteriz. Hastaya 1-2 kez zorlu </span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">ekspirasyon</span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> manevrası yaptırılıp tekrar solunum kontrolüne geçeriz. Hastadan aktif solunum döngüsünü günde 3 kez 10 dakika ara vererek sonrasında </span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">insentif</span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> </span><span style="color: #000000;" class="mycode_color">spirometreyi</span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> kullanmasını isteriz.</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aktif eklem hareketleri:</span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"> Yatak içinde omuz flexion-extansion, abduksiyon-adduksiyon, dirsek flexion-extansion, el bileği flexion-extansion, parmak flexion-extansion günde 5 tekrarlı çalışabiliriz. </span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Yatak kenarında otururken kalça </span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">flexion-extansion</span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">, </span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">abduksiyon-adduksiyon</span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">, diz </span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">flexion-extansion</span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">, ayak bileği </span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">dorsi-plantar</span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"> </span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">flexion</span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">, ayak parmakları </span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">flexion-extansion</span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"> günde 5 tekrarlı çalışabiliriz.</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Yatak kenarında günde 2 kere 15 dakika oturma çalışabiliriz.</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Hastayı oda içerisinde nabız kontrollü 10-30 metre yürütebiliriz.</span></span></span><br />
</li>
</ul>
</div>
</div>
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><img src="https://i.hizliresim.com/3qw5z7h.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 3qw5z7h.png]" class="mycode_img img-responsive" /></span></span></span></div>
<br />
<br />
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color">POST-OP 4-5. GÜN</span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2-3. günlerde yapılan havayolu temizleme tekniklerini günde 2 kez 5 tekrarlı çalışabiliriz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Pursed-lip (büzük dudak) solunum egzersizini günde 2 kez 5 tekrarlı çalışabiliriz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2-3. günlerde yatak içinde yapılan aktif eklem hareketlerini günde 2 kez 5 tekrarlı çalışabiliriz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2-3. günlerde oturarak yapılan aktif eklem hareketlerini 5 tekrarlı çalışmaya devam edebiliriz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yürüme mesafesi 30-50 metre olacak şekilde hastayı yürütebiliriz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Oturma süresini 30 dakikaya çıkarabiliriz.</span><br />
</li>
</ul>
</div>
<br />
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color">POST-OP 6-8. GÜN</span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">4-5. güne ek olarak yürüme mesafesini 50-70 metreye çıkarabiliriz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Oturma süresini 45 dakikaya çıkarabiliriz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Oturma pozisyonunda yapılan aktif eklem hareketlerini günde 2 kez 5 tekrarlı çalışmaya başlayabiliriz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Postür egzersizleri: omuz elevasyon-depresyonu, omuzların geriye ve öne çevrilmesi, scapular adduksiyon, boyun eklem hareket açıklığı egzersizlerini solunum ile kombine olarak günde 5 tekrarlı uygulayabiliriz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">5 basamak merdiven inip çıkma çalışabiliriz.</span><br />
</li>
</ul>
</div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/917xeii.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 917xeii.png]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">POST-OP 8-10. GÜN</span></span></span><br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yürüme mesafesini 70-100 metreye çıkarabiliriz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Solunumla kombine postür egzersizlerini günde 2 kez 5 tekrarlı çalışmaya devam edebiliriz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ayakta gövde her iki tarafa lateral flexion, kalça abduksiyon-adduksiyonu, kalça hiperekstansiyonu, omuz abduksiyon-adduksiyonu, yerinde sayma, çömelip kalkma 5 tekrarlı çalışabiliriz.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Günde 2 kere 5 basamak merdiven inip çıkma çalışabiliriz.</span><br />
</li>
</ul>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/pg4xf80.png" loading="lazy"  alt="[Resim: pg4xf80.png]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
</div>
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/fveskjy.png" loading="lazy"  alt="[Resim: fveskjy.png]" class="mycode_img img-responsive" /></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KAYNAKÇA</span></span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Öcal, B. (2019). <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Koroner arter bypass greft yapılan hastaların fizyoterapi beklentileri ve kaygı düzeylerinin incelenmesi</span> (Master's thesis, Hasan Kalyoncu Üniversitesi).</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Tasci, Z. (2020). <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Açık kalp ameliyatı geçiren hastalarda sanal gerçeklik uygulamasının akut dönemde etkisi</span> (Master's thesis, İstinye Üniversitesi/Sağlık Bilimleri Enstitüsü).</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Özüberk, B. (2019). Koroner arter bypass greft cerrahi̇si̇ sonrası erken dönem hastalarında faz I, faz II kardi̇yak rehabi̇li̇tasyon ve nmes kullanımının fonksi̇yonel kapasi̇te üzeri̇ne etki̇leri̇ni̇n mi̇yokard doku doppleri̇ ve i̇ki̇ daki̇ka yürüme testi̇ i̇le değerlendi̇ri̇lmesi̇.</span></span></span><br />
</li>
</ol>
</div>
</div>
</div>
<br />
</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Akciğer Hacim ve Kapasiteleri]]></title>
			<link>https://www.fizyoplatforum.com/konu-akciger-hacim-ve-kapasiteleri.html</link>
			<pubDate>Sat, 01 May 2021 22:18:30 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.fizyoplatforum.com/member.php?action=profile&uid=1">FztAdmin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.fizyoplatforum.com/konu-akciger-hacim-ve-kapasiteleri.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size">Akciğer Hacim ve Kapasiteleri</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akciğer hacimleri, solunum hacimleri olarak da bilinir. Solunum döngüsü sırasında belirli bir zamanda akciğerlerdeki gaz hacmini ifade eder. Akciğer kapasiteleri, farklı akciğer hacimlerinin toplamından elde edilir. Yetişkin bir erkeğin ortalama toplam akciğer kapasitesi yaklaşık 6 litredir. Akciğer hacimleri ölçümü, solunum fonksiyon testinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu hacimler, solunum derinliği, etnik köken, cinsiyet, yaş, vücut kompozisyonu ve bazı solunum yolu hastalıklarına bağlı olarak değişme eğilimindedir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akciğer volümleri <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color">statik </span></span>ve <span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">dinamik </span></span>akciğer volümleri olarak tanımlanmaktadır. Statik akciğer volümleri manevraların zamanla ilişkilendirilmeden tamamlanması esasına dayanır, dinamik akciğer volümleri ise zorlu inspirasyon ve ekspirasyon manevraları sırasında alınan ölçümlerden elde edilir.</span> <br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size">Statik Akciğer Hacimleri</span></span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akciğerler ve intratorasik hava yollarında bulunan hava volümü akciğer parankimi ve onu çevreleyen organ ve dokuların elastik özellikleri, yüzey gerilimi, solunum kaslarının oluşturduğu güç, akciğer refleksleri ve hava yollarına ait özellikler tarafından belirlenmektedir. Tidal solunum sırasında akciğerler ve göğüs duvarı arasındaki etkileşim akciğer volümlerini belirleyen en önemli faktördür. Zamanla ilişkilendirilmeden manevraların tamamlanması esasına dayanır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Statik Akciğer Hacimleri;</span></span><br />
<br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Soluk hacmi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnspirasyon yedek hacmi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ekspirasyon yedek hacmi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Rezidüel (artık) hacim</span><br />
</li>
</ol>
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/r70hzq.png" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: r70hzq.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Soluk Hacmi - Tidal Volüm (TV)</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Normal solunum sırasında inspirasyon ile alınan veya ekspirasyon ile verilen hava hacmidir. Bu, solunum merkezlerinin, solunum kaslarının ve akciğer ile göğüs duvarının mekaniğinin işlevlerini gösterir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Normal yetişkin değeri vital kapasitenin (VC) %10'u, yaklaşık 300-500ml (6-8 ml / kg) civarındadır; ancak egzersizde % 50'ye kadar artabilir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">İnspirasyon Rezerv-Yedek Hacmi (IRV)</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Normal bir inspirasyondan sonra maksimal inspirasyonla akciğerlere giren hava hacmidir. IRV genellikle yedekte tutulur, ancak derin nefes alma sırasında kullanılır. Normal yetişkin değeri 1900-3300ml'dir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Ekspirasyon Rezerv-Yedek Hacmi (ERV)</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Normal tidal hacmin ekspirasyonundan sonra zorla verilebilen hava hacmidir. Normal yetişkin değeri 700-1200ml'dir. ERV obezite veya üst batın cerrahisi ile azalır.</span><br />
<br />
<span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rezidüel (Artık) Volüm (RV)</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yapılması mümkün en kuvvetli ekspirasyondan sonra akciğerlerde kalan hava hacmidir. Normal yetişkin değerinin ortalaması 1200ml civarındadır. Dolaylı olarak ölçülür ve spirometri ile ölçülemez. (RV=FRC-ERV)</span><br />
<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dinamik Akciğer Hacimleri</span></span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Havanın akciğerlerden çıkış hızına bağlı olan akciğer hacimleri, dinamik akciğer hacimleri olarak adlandırılır. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dinamik Akciğer Hacimleri;</span></span><br />
<br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Zorlu ekspirasyon hacmi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Maksimum istemli ventilasyon</span><br />
</li>
</ol>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Zorlu Ekspirasyon Hacmi (FEV1)<br />
</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Zamana karşı akciğerlerden çıkartılan hava miktarını tanımlamak için kullanılır. Ekspirasyonun 1. saniyesinde çıkarılan hava miktarı ölçülür.(FEV1) Normal hacimlerin %80'i ilk saniyede atılır. Obstrüktif hastalıklarda belirgin azalır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Maksimum İstemli Ventilasyon</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Maksimum istemli ventilasyon; kişinin bir dakikada alabileceği maksimum hava miktarıdır. Kişi 15 sn süresince hızlı ve derin soluk alıp verir. Bu süre </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">içerisinde alabildiği hava miktarı 4 ile çarpılarak maksimum hava </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">miktarı saptanır.</span><br />
<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #008e02;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size">Akciğer Kapasiteleri</span></span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akciğer kapasiteleri, farklı akciğer hacimlerinin toplamından elde edilir. Yetişkin bir erkeğin ortalama toplam akciğer kapasitesi yaklaşık 6 litredir. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Akciğer Kapasiteleri;</span></span><br />
<br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Vital kapasite</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnspirasyon kapasitesi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Fonksiyonel rezidüel kapasite</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Toplam akciğer kapasitesi</span><br />
</li>
</ol>
<img src="https://i.hizliresim.com/tbvaj0.png" loading="lazy"  alt="[Resim: tbvaj0.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Vital Kapasite (VC)</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Maksimum inspirasyondan sonra dışarı verilen maksimum hava miktarının toplamıdır. Değer yaklaşık 4800mL'dir ve yaşa ve vücut ölçüsüne göre değişir. Tidal hacim, inspiratuar rezerv hacmi ve ekspiratuar rezerv hacminin toplanmasıyla hesaplanır. VC = TV + IRV + ERV.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">İnspirasyon Kapasitesi (IC)</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Normal istirahat ekspirasyon </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">düzeyinden sonra maksimal bir inspirasyonla alınan hava </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">hacmidir. </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnspiratuar rezerv hacmi ve tidal hacmin toplamından hesaplanır. (IC = IRV + TV) Vital kapasitenin yaklaşık %75'idir.</span><br />
<br />
<span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fonksiyonel Rezidüel Kapasite (FRC)</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Normal bir ekspirasyon sonunda akciğerlerde kalan hava miktarıdır. Rezidüel ve ekspiratuar rezerv hacimleri toplanarak hesaplanır. Normal değer yaklaşık 1800 - 2200 mL'dir. (FRC = RV + ERV.)</span><br />
<br />
<span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Toplam Akciğer Kapasitesi (TLC)</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Maksimal inspirasyon sonrasında akciğerlerin tüm bölümlerinde bulunan toplam hava miktarıdır. Vital kapasite ve rezidüel hacim toplamıdır. (TLC=VC+RV) Yaklaşık 6 litredir.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size">Akciğer Volüm ve Kapasitelerinde Değişimler</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Obstrüktif Hastalıklarda;</span></span></span><br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Toplam </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akciğer Kapasitesi </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(TLC) :</span> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Değişmez ya da Artar</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vital Kapasite (VC) :</span> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Azalır </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fonksiyonel Rezidüel Kapasite (FRC) :</span> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Artar</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rezidüel Volüm (RV) :</span> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Artar </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zorlu Vital Kapasite (FVC) :</span> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Azalır</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zorlu Ekspirasyon Hacmi (FEV1) : </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">A</span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">zalır</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">FEV1/FVC :</span> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Azalır</span><br />
</li>
</ul>
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Restriktif Hastalıklarda;</span></span></span><br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Toplam Akciğer Kapasitesi (TLC) : </span>Azalır </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vital Kapasite (VC) : </span>Azalır</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fonksiyonel Rezidüel Kapasite (FRC) :</span> Azalır</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rezidüel Volüm (RV) :</span> Azalır </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zorlu Vital Kapasite (FVC) : </span>Azalır</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zorlu Ekspirasyon Hacmi (FEV1) :</span> Azalır</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">FEV1/FVC :</span> Değişmez ya da Artar</span><br />
</li>
</ul>
<img src="https://i.hizliresim.com/qt8fsm.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: qt8fsm.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Kaynakça</span></span></span><br />
<br />
1. Saryal, Sevgi. "AKCİĞER VOLÜMLERİ." Bulletin of Thoracic Surgery/Toraks Cerrahisi Bülteni 10.1 (2017).<br />
2. Guyton C, Hall, E. Test book of medical physiology. Elsevier Inc. Philadelphia, Pennsylvania. 2006; p.475-477.<br />
3. Ranu H, Wilde M, Madden B. Pulmonary function tests. Ulster Med J. 2011;80(2):84-90.<br />
4. Lutfi MF. The physiological basis and clinical significance of lung volume measurements. Multidiscip Respir Med. 2017;12:3. Published 2017 Feb 9. doi:10.1186/s40248-017-0084-5]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size">Akciğer Hacim ve Kapasiteleri</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akciğer hacimleri, solunum hacimleri olarak da bilinir. Solunum döngüsü sırasında belirli bir zamanda akciğerlerdeki gaz hacmini ifade eder. Akciğer kapasiteleri, farklı akciğer hacimlerinin toplamından elde edilir. Yetişkin bir erkeğin ortalama toplam akciğer kapasitesi yaklaşık 6 litredir. Akciğer hacimleri ölçümü, solunum fonksiyon testinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu hacimler, solunum derinliği, etnik köken, cinsiyet, yaş, vücut kompozisyonu ve bazı solunum yolu hastalıklarına bağlı olarak değişme eğilimindedir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akciğer volümleri <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color">statik </span></span>ve <span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">dinamik </span></span>akciğer volümleri olarak tanımlanmaktadır. Statik akciğer volümleri manevraların zamanla ilişkilendirilmeden tamamlanması esasına dayanır, dinamik akciğer volümleri ise zorlu inspirasyon ve ekspirasyon manevraları sırasında alınan ölçümlerden elde edilir.</span> <br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size">Statik Akciğer Hacimleri</span></span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akciğerler ve intratorasik hava yollarında bulunan hava volümü akciğer parankimi ve onu çevreleyen organ ve dokuların elastik özellikleri, yüzey gerilimi, solunum kaslarının oluşturduğu güç, akciğer refleksleri ve hava yollarına ait özellikler tarafından belirlenmektedir. Tidal solunum sırasında akciğerler ve göğüs duvarı arasındaki etkileşim akciğer volümlerini belirleyen en önemli faktördür. Zamanla ilişkilendirilmeden manevraların tamamlanması esasına dayanır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Statik Akciğer Hacimleri;</span></span><br />
<br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Soluk hacmi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnspirasyon yedek hacmi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ekspirasyon yedek hacmi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Rezidüel (artık) hacim</span><br />
</li>
</ol>
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/r70hzq.png" loading="lazy"  width="400" height="400" alt="[Resim: r70hzq.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Soluk Hacmi - Tidal Volüm (TV)</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Normal solunum sırasında inspirasyon ile alınan veya ekspirasyon ile verilen hava hacmidir. Bu, solunum merkezlerinin, solunum kaslarının ve akciğer ile göğüs duvarının mekaniğinin işlevlerini gösterir.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Normal yetişkin değeri vital kapasitenin (VC) %10'u, yaklaşık 300-500ml (6-8 ml / kg) civarındadır; ancak egzersizde % 50'ye kadar artabilir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">İnspirasyon Rezerv-Yedek Hacmi (IRV)</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Normal bir inspirasyondan sonra maksimal inspirasyonla akciğerlere giren hava hacmidir. IRV genellikle yedekte tutulur, ancak derin nefes alma sırasında kullanılır. Normal yetişkin değeri 1900-3300ml'dir. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Ekspirasyon Rezerv-Yedek Hacmi (ERV)</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Normal tidal hacmin ekspirasyonundan sonra zorla verilebilen hava hacmidir. Normal yetişkin değeri 700-1200ml'dir. ERV obezite veya üst batın cerrahisi ile azalır.</span><br />
<br />
<span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rezidüel (Artık) Volüm (RV)</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yapılması mümkün en kuvvetli ekspirasyondan sonra akciğerlerde kalan hava hacmidir. Normal yetişkin değerinin ortalaması 1200ml civarındadır. Dolaylı olarak ölçülür ve spirometri ile ölçülemez. (RV=FRC-ERV)</span><br />
<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dinamik Akciğer Hacimleri</span></span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Havanın akciğerlerden çıkış hızına bağlı olan akciğer hacimleri, dinamik akciğer hacimleri olarak adlandırılır. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dinamik Akciğer Hacimleri;</span></span><br />
<br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Zorlu ekspirasyon hacmi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Maksimum istemli ventilasyon</span><br />
</li>
</ol>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Zorlu Ekspirasyon Hacmi (FEV1)<br />
</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Zamana karşı akciğerlerden çıkartılan hava miktarını tanımlamak için kullanılır. Ekspirasyonun 1. saniyesinde çıkarılan hava miktarı ölçülür.(FEV1) Normal hacimlerin %80'i ilk saniyede atılır. Obstrüktif hastalıklarda belirgin azalır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Maksimum İstemli Ventilasyon</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Maksimum istemli ventilasyon; kişinin bir dakikada alabileceği maksimum hava miktarıdır. Kişi 15 sn süresince hızlı ve derin soluk alıp verir. Bu süre </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">içerisinde alabildiği hava miktarı 4 ile çarpılarak maksimum hava </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">miktarı saptanır.</span><br />
<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #008e02;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size">Akciğer Kapasiteleri</span></span></span></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akciğer kapasiteleri, farklı akciğer hacimlerinin toplamından elde edilir. Yetişkin bir erkeğin ortalama toplam akciğer kapasitesi yaklaşık 6 litredir. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Akciğer Kapasiteleri;</span></span><br />
<br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Vital kapasite</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnspirasyon kapasitesi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Fonksiyonel rezidüel kapasite</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Toplam akciğer kapasitesi</span><br />
</li>
</ol>
<img src="https://i.hizliresim.com/tbvaj0.png" loading="lazy"  alt="[Resim: tbvaj0.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Vital Kapasite (VC)</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Maksimum inspirasyondan sonra dışarı verilen maksimum hava miktarının toplamıdır. Değer yaklaşık 4800mL'dir ve yaşa ve vücut ölçüsüne göre değişir. Tidal hacim, inspiratuar rezerv hacmi ve ekspiratuar rezerv hacminin toplanmasıyla hesaplanır. VC = TV + IRV + ERV.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">İnspirasyon Kapasitesi (IC)</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Normal istirahat ekspirasyon </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">düzeyinden sonra maksimal bir inspirasyonla alınan hava </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">hacmidir. </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnspiratuar rezerv hacmi ve tidal hacmin toplamından hesaplanır. (IC = IRV + TV) Vital kapasitenin yaklaşık %75'idir.</span><br />
<br />
<span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fonksiyonel Rezidüel Kapasite (FRC)</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Normal bir ekspirasyon sonunda akciğerlerde kalan hava miktarıdır. Rezidüel ve ekspiratuar rezerv hacimleri toplanarak hesaplanır. Normal değer yaklaşık 1800 - 2200 mL'dir. (FRC = RV + ERV.)</span><br />
<br />
<span style="color: #419dc1;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Toplam Akciğer Kapasitesi (TLC)</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Maksimal inspirasyon sonrasında akciğerlerin tüm bölümlerinde bulunan toplam hava miktarıdır. Vital kapasite ve rezidüel hacim toplamıdır. (TLC=VC+RV) Yaklaşık 6 litredir.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size">Akciğer Volüm ve Kapasitelerinde Değişimler</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Obstrüktif Hastalıklarda;</span></span></span><br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Toplam </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Akciğer Kapasitesi </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(TLC) :</span> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Değişmez ya da Artar</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vital Kapasite (VC) :</span> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Azalır </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fonksiyonel Rezidüel Kapasite (FRC) :</span> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Artar</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rezidüel Volüm (RV) :</span> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Artar </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zorlu Vital Kapasite (FVC) :</span> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Azalır</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zorlu Ekspirasyon Hacmi (FEV1) : </span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">A</span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">zalır</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">FEV1/FVC :</span> </span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Azalır</span><br />
</li>
</ul>
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Restriktif Hastalıklarda;</span></span></span><br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Toplam Akciğer Kapasitesi (TLC) : </span>Azalır </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vital Kapasite (VC) : </span>Azalır</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fonksiyonel Rezidüel Kapasite (FRC) :</span> Azalır</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rezidüel Volüm (RV) :</span> Azalır </span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zorlu Vital Kapasite (FVC) : </span>Azalır</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zorlu Ekspirasyon Hacmi (FEV1) :</span> Azalır</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">FEV1/FVC :</span> Değişmez ya da Artar</span><br />
</li>
</ul>
<img src="https://i.hizliresim.com/qt8fsm.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: qt8fsm.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #00369b;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Kaynakça</span></span></span><br />
<br />
1. Saryal, Sevgi. "AKCİĞER VOLÜMLERİ." Bulletin of Thoracic Surgery/Toraks Cerrahisi Bülteni 10.1 (2017).<br />
2. Guyton C, Hall, E. Test book of medical physiology. Elsevier Inc. Philadelphia, Pennsylvania. 2006; p.475-477.<br />
3. Ranu H, Wilde M, Madden B. Pulmonary function tests. Ulster Med J. 2011;80(2):84-90.<br />
4. Lutfi MF. The physiological basis and clinical significance of lung volume measurements. Multidiscip Respir Med. 2017;12:3. Published 2017 Feb 9. doi:10.1186/s40248-017-0084-5]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>